Metinde arama
48 sonuç
-
2:17 Sure 2 · Guidance for Those Who Guard Themselves Ayeti aç →
Tanrı onların ışığını alıp götürür ve onları artık net göremedikleri karanlıklarda bırakır.
ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍۢ لَّا يُبْصِرُونَ -
2:180 Sure 2 · Guidance for Those Who Guard Themselves Ayeti aç →
Size yazılmıştır: sizden birine ölüm gelip çattığında, eğer bir mal bırakıyorsa,
كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا -
2:248 Sure 2 · Guidance for Those Who Guard Themselves Ayeti aç →
Ve aktarıcıları onlara dedi ki: “Onun krallığının işareti, içinde Vasinizden bir dinginlik ve Musa klanının ve Harun klanının geride bıraktığından bir kalıntı bulunan, Görevlilerin taşıdığı sandığın size gelmesidir.”
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌۭ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ -
2:264 Sure 2 · Guidance for Those Who Guard Themselves Ayeti aç →
Onun örneği, üzeri toprakla örtülü pürüzsüz bir kayanın örneğidir: ona şiddetli bir yağmur gelir ve onu çıplak bırakır.
فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌۭ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌۭ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًۭا -
4:7 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Erkeklere, ana babanın ve yakınların bıraktıklarından bir hisse düşer, kadınlara da ana babanın ve yakınların bıraktıklarından bir hisse düşer, ister az olsun ister çok —
لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌۭ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌۭ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ -
4:9 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ve arkalarında zayıf bir soy bıraksalar onlar için korkacak olanlar çekinsin:
وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا۟ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةًۭ ضِعَٰفًا خَافُوا۟ عَلَيْهِمْ -
4:11 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ama ikiden fazla kadınlarsa, bırakılanın üçte ikisi onlara düşer;
فَإِن كُنَّ نِسَآءًۭ فَوْقَ ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ -
4:11 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ve annesine ve babasına, her birine, çocuğu varsa bıraktığının altıda biri düşer;
وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَٰحِدٍۢ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٌۭ -
4:12 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ve eşlerinizin bıraktığının yarısı size düşer, çocukları yoksa;
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌۭ -
4:12 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
ama çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri size düşer, yapacakları bir vasiyetten ya da bir borçtan sonra.
فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌۭ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍۢ -
4:12 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ve sizin bıraktığınızın dörtte biri onlara düşer, çocuğunuz yoksa;
وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌۭ -
4:12 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
ama çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlara düşer, yapmış olacağınız bir vasiyetten ya da bir borçtan sonra.
فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌۭ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍۢ -
4:33 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ve herkes için, bıraktıklarından mirasçılar ayırdık,
وَلِكُلٍّۢ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ -
4:176 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Bir adam çocuksuz yok olursa, ama bir kız kardeşi varsa, bıraktığının yarısı ona düşer;
إِنِ ٱمْرُؤٌا۟ هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌۭ وَلَهُۥٓ أُخْتٌۭ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ -
4:176 Sure 4 · Reduced to Weakness Ayeti aç →
Ama iki iseler, o zaman bıraktığının üçte ikisi onlara düşer;
فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ -
6:94 Sure 6 · The Guardian of Every Thing Ayeti aç →
İşte Bize, ilk kez sizi yarattığımız gibi şüphesiz tek tek geldiniz, ve size bahşettiğimiz şeyi sırtınızın ardında bıraktınız;
وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ وَتَرَكْتُم مَّا خَوَّلْنَٰكُمْ وَرَآءَ ظُهُورِكُمْ -
7:176 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Onun örneği köpeğin örneğidir: üzerine yüklenirsen soluyor, bırakırsan yine soluyor.
فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث -
9:16 Sure 9 · God Suffices Me Ayeti aç →
Yoksa içinizden mücadele edenleri, ve Tanrı'nın, O'nun elçisinin ve inançlıların dışında hiçbir sırdaş edinmeyenleri Tanrı henüz ayırt etmemişken, bırakılacağınızı mı sandınız?
أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةًۭ -
11:87 Sure 11 · Stand Straight Ayeti aç →
Dediler ki: “Ey Şuayb, Temas'ın mı sana atalarımızın buyruğuna uyduğu şeyi bırakmamızı, ya da mallarımızla dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor?
قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُا۟ -
11:113 Sure 11 · Stand Straight Ayeti aç →
Ve zulmetmiş olanlara yaslanmayın, yoksa Ateş size dokunur,
وَلَا تَرْكَنُوٓا۟ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ -
12:17 Sure 12 · The Finest of Accounts Ayeti aç →
akşam ağlayarak babalarına geldiler ve dediler: “Ey babamız, biz şüphesiz yarışmaya gittik ve Yusuf'u eşyalarımızın yanında bıraktık, ve kurt onu yiyip bitirdi.
وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءًۭ يَبْكُونَ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ -
12:37 Sure 12 · The Finest of Accounts Ayeti aç →
çünkü Tanrı'ya inanmayan ve son yaşamı yadsıyan bir halkın öğretisini bıraktım,
إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍۢ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ -
16:8 Sure 16 · A Drink in Which There Is Healing Ayeti aç →
Ve atlar, katırlar ve eşekler, onlara binesiniz diye, ve süs olarak.
وَٱلْخَيْلَ وَٱلْبِغَالَ وَٱلْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةًۭ -
16:61 Sure 16 · A Drink in Which There Is Healing Ayeti aç →
Ve Tanrı insanları zulümleri yüzünden yakalasaydı, yeryüzünde kımıldayan hiçbir varlık bırakmazdı;
وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍۢ -
17:74 Sure 17 · To What Is Most Upright Ayeti aç →
Ve seni pekiştirmeseydik, onlara azıcık da olsa şüphesiz neredeyse yaslanacaktın.
وَلَوْلَآ أَن ثَبَّتْنَٰكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْـًۭٔا قَلِيلًا -
18:99 Sure 18 · Unless God Wills Ayeti aç →
Ve Biz o gün, bir kısmını bir kısmının üzerine dalga dalga akmaya bırakacağız,
وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ يَمُوجُ فِى بَعْضٍۢ -
21:13 Sure 21 · We Answered Him Ayeti aç →
“Kaçışmayın, bolluk içinde yaşadığınız şeye ve konutlarınıza geri dönün — belki sorgulanırsınız!”
لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ -
23:100 Sure 23 · Have Attained Success Ayeti aç →
Onlardan birine ölüm geldiği ana kadar, der ki: “Vasim, beni döndürün, belki geride bıraktığım şeyde sağlam bir iş yaparım.” Hayır, asla!
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًۭا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ -
26:149 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Burada, bahçeler ve pınarlar, ve ekinler ve kınları yumuşak hurma ağaçları arasında, güvenlik içinde mi bırakılacaksınız, dağlarda evler yontarken, becerikli uzmanlar olarak?
أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ وَزُرُوعٍۢ وَنَخْلٍۢ طَلْعُهَا هَضِيمٌۭ وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًۭا فَٰرِهِينَ -
29:2 Sure 29 · The Spider Ayeti aç →
İnsanlar, “Biz inanıyoruz” dedikleri için sınanmadan bırakılacaklarını mı düşünüyorlar?
أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا۟ أَن يَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ -
29:35 Sure 29 · The Spider Ayeti aç →
Biz ondan, akıl yürüten bir halk için şüphesiz apaçık bir işaret bıraktık.
وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةًۭ لِّقَوْمٍۢ يَعْقِلُونَ -
35:45 Sure 35 · The Poor Before God Ayeti aç →
Ve Tanrı insanları kazandıkları yüzünden yakalasaydı, yerin yüzünde kımıldayan hiçbir varlık bırakmazdı;
وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍۢ -
37:33 Sure 37 · Peace upon the Envoys Ayeti aç →
O gün onlar şüphesiz cezada ortaktırlar.
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ -
37:78 Sure 37 · Peace upon the Envoys Ayeti aç →
Ve onun üzerinde, sonraki kuşaklar arasında bıraktık:
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ -
37:119 Sure 37 · Peace upon the Envoys Ayeti aç →
Ve ikisi üzerinde, sonraki kuşaklar arasında bıraktık:
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ -
37:129 Sure 37 · Peace upon the Envoys Ayeti aç →
Ve onun üzerinde, sonraki kuşaklar arasında bıraktık:
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ -
40:79 Sure 40 · My Guardian Is God Ayeti aç →
Davarı sizin için yapan, bazılarına binmeniz ve bazılarını yemeniz için Tanrı'dır;
ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَنْعَٰمَ لِتَرْكَبُوا۟ مِنْهَا وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ -
43:14 Sure 43 · In the Footsteps of the Ancestors Ayeti aç →
ve bütün çiftleri yaratan, ve sizin için gemilerden ve davarlardan bindiklerinizi yapan; sırtlarına yerleşesiniz, sonra üzerlerine yerleştiğinizde Vasinizin lütfunu hatırlayıp şöyle diyesiniz: “Bunu bize boyun eğdirene şan olsun, oysa bizim kendi başımıza buna gücümüz yetmezdi; ve biz elbette Vasimize doğru yüzümüzü çevireceğiz.”
وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْفُلْكِ وَٱلْأَنْعَٰمِ مَا تَرْكَبُونَ لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ -
43:39 Sure 43 · In the Footsteps of the Ancestors Ayeti aç →
Ve zulmettiğiniz için, bugün cezada ortak olmanız size hiçbir yarar sağlamaz.
وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلْيَوْمَ إِذ ظَّلَمْتُمْ أَنَّكُمْ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ -
44:24 Sure 44 · You Will Relapse Ayeti aç →
“Buyruğuma uyanlarla geceleyin yola çık, takip edileceksiniz; ve denizi durgun bırak,
فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا -
44:27 Sure 44 · You Will Relapse Ayeti aç →
Ne çok bahçe ve pınar bıraktılar, ve ekili alanlar, ve soylu makamlar, ve içinde tadını çıkardıkları refah.
كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ وَزُرُوعٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ وَنَعْمَةٍۢ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ -
47:35 Sure 47 · Locks Upon the Cores Ayeti aç →
ve O sizi işlerinizden asla yoksun bırakmayacaktır.
وَلَن يَتِرَكُمْ أَعْمَٰلَكُمْ -
51:37 Sure 51 · So Flee to God Ayeti aç →
Orada inananları dışarı çıkardık, ama orada Tanrı'ya karşı dürüstlerden yalnızca tek bir ev bulduk; ve orada, acı verici cezadan korkanlar için bir işaret bıraktık.
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ -
54:15 Sure 54 · Is There Anyone to Remember? Ayeti aç →
Biz onu bir işaret olarak şüphesiz bıraktık: peki hatırlatma çıkaracak biri var mı?
وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةًۭ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ -
59:5 Sure 59 · The First Gathering Ayeti aç →
Kesintiye uğrattığınız ya da köklerinin üzerinde ayakta bıraktığınız her iyi tarz, Tanrı'nın izniyledir ve sınırı aşanları utanca boğmak içindir.
مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَآئِمَةً عَلَىٰٓ أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيُخْزِىَ ٱلْفَٰسِقِينَ -
62:11 Sure 62 · The Day of Gathering Ayeti aç →
Ve bir ticaret ya da bir oyalanma gördüklerinde ona doğru dağılırlar ve seni ayakta bırakırlar.
وَإِذَا رَأَوْا۟ تِجَٰرَةً أَوْ لَهْوًا ٱنفَضُّوٓا۟ إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَآئِمًۭا -
75:36 Sure 75 · The Appearance Ayeti aç →
İnsan, amaçsız bırakılacağını mı sanıyor?
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى -
84:19 Sure 84 · The Sky Splits Open Ayeti aç →
Hayır! Akşam alacasına, geceye ve onun kuşattığına, tamamlandığında aya andolsun! Aşama aşama geçeceksiniz elbette.
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍۢ