Metinde arama
60 sonuç
-
2:102 Sure 2 · Guidance for Those Who Guard Themselves Ayeti aç →
ama yadsıyanlar Saptırıcılardı: insanlara yanılsamayı ve Babil'de iki kral Harut ve Marut üzerine indirileni öğretiyorlardı;
وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ -
3:17 Sure 3 · The Rope of God Ayeti aç →
sabırlılar, doğru sözlüler, bağlı olanlar, harcayanlar ve gecenin son saatlerinde bağışlanma dileyenler.
ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ -
5:110 Sure 5 · Faithful to Contracts Ayeti aç →
ve Ben İsrailoğulları'nı senden alıkoyduğumda, onlara açık kanıtlarla geldiğinde ve içlerinden yadsıyanlar: ‘Bu, açık bir yanılsamadan başka bir şey değildir’ dediğinde.”
وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
6:7 Sure 6 · The Guardian of Every Thing Ayeti aç →
Ve sana bir parşömen üzerine bir yazı indirseydik ve elleriyle ona dokunsalardı, yadsıyanlar kesinlikle derlerdi: “Bu, açık bir yanılsamadan başka bir şey değildir.”
وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَٰبًۭا فِى قِرْطَاسٍۢ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
7:110 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Firavun halkının saray çevresi dedi ki: “Bu elbette bilgin bir yanılsama ustası, sizi topraklarınızdan çıkarmak istiyor.”
قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُمْ -
7:112 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Dediler ki: “Onu ve kardeşini askıda tut ve başkentlere toplayıcılar gönder, sana her bilgin yanılsama ustasını getirsinler.”
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَأَرْسِلْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍۢ -
7:113 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Ve yanılsama ustaları Firavun'a geldiler; dediler ki: “Eğer biz galip gelenler olursak elbette bir ödülümüz olacak mı?”
وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرْعَوْنَ قَالُوٓا۟ إِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ -
7:116 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Attıklarında insanların gözlerini yanılsamayla yanılttılar ve onları saygıyla doldurdular,
فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ -
7:116 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
ve muazzam bir yanılsama getirdiler.
وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍۢ -
7:120 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Ve yanılsama ustaları yere kapanmış olarak atıldılar.
وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ -
7:132 Sure 7 · Am I Not Your Guardian? Ayeti aç →
Ve dediler ki: “Bize getirdiğin işaret ne olursa olsun, bizi onunla yanılsamaya düşürmek için, sana itibar etmeyeceğiz.”
وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍۢ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ -
10:2 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Yadsıyanlar der ki: “İşte bu, elbette apaçık bir yanılsamadır.”
قَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌۭ مُّبِينٌ -
10:76 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Hak onlara Bizim tarafımızdan gelince dediler ki: “Bu elbette apaçık bir yanılsamadır.”
فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰذَا لَسِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
10:77 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Bu yanılsama mı?
أَسِحْرٌ هَٰذَا -
10:77 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Oysa yanılsama ustaları başarıya ermez.”
وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّٰحِرُونَ -
10:79 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Ve Firavun dedi ki: “Bana her bilgili yanılsama ustasını getirin.”
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍۢ -
10:80 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Yanılsama ustaları gelince Musa onlara dedi ki: “Atacağınız şeyi atın.”
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ -
10:81 Sure 10 · The Abode of Peace Ayeti aç →
Attıklarında Musa dedi ki: “Getirdiğiniz şey yanılsamadır;
فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ -
11:7 Sure 11 · Stand Straight Ayeti aç →
Ve sen “ölümden sonra uyandırılacaksınız” dersen, yadsıyanlar elbette şöyle diyecek: “Bu, apaçık bir yanılsamadan başka bir şey değildir.”
وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِنۢ بَعْدِ ٱلْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
15:15 Sure 15 · Until Certainty Comes Ayeti aç →
Ve onlara gökten bir kapı açsak, içinden çıkmaya devam etseler, diyecekler ki: “Bizim görme yetilerimiz yalnızca perdelenmiş; biz daha çok bir yanılsamaya kapılmış bir halkız.”
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌۭ مَّسْحُورُونَ -
17:47 Sure 17 · To What Is Most Upright Ayeti aç →
Biz, seni dinlerken ne dinlediklerini ve fısıldaşırlarken, zalimler “Siz yalnızca bir yanılsamaya kapılmış bir adamın ardından gidiyorsunuz” derken, en iyi biliriz.
نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰٓ إِذْ يَقُولُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًۭا مَّسْحُورًا -
17:101 Sure 17 · To What Is Most Upright Ayeti aç →
öyleyse İsrailoğulları'na sor: ona geldiğinde Firavun ona dedi ki: “Ben seni elbette bir yanılsamaya kapılmış varsayıyorum, ey Musa.”
فَسْـَٔلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِذْ جَآءَهُمْ فَقَالَ لَهُۥ فِرْعَوْنُ إِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسْحُورًۭا -
20:58 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
Dedi: “Bizi toprağımızdan yanılsamanla çıkarmak için mi geldin, Musa? Biz sana elbette benzeri bir yanılsama getireceğiz.
قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍۢ مِّثْلِهِۦ -
20:63 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
Dediler: “Bu ikisi elbette iki yanılsama ustası; yanılsamalarıyla sizi toprağınızdan çıkarmak ve örnek davranış çizginizi alıp götürmek istiyorlar.
قَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخْرِجَاكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلْمُثْلَىٰ -
20:66 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
Bir de baktı ki, onların ipleri ve değnekleri, yanılsamaları yüzünden ona hızla fırlıyor gibi görünüyordu.
فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَىٰ -
20:69 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
İmal ettikleri ancak bir yanılsama ustasının hilesidir,
إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍۢ -
20:69 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
ve yanılsama ustası nereden gelirse gelsin başarıya ermez.”
وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ -
20:70 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
Yanılsama ustaları yere kapanmış olarak atıldılar.
فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًۭا -
20:71 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
Dedi: “Ben size izin vermeden önce ona güven gösterdiniz! O elbette sizin en büyüğünüz, size yanılsamayı öğreten.
قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ -
20:73 Sure 20 · That You May Not Toil Ayeti aç →
Biz şüphesiz Vasimize inanıyoruz; hatalarımızı ve yanılsama konusunda bizi zorladığın şeyi bize bağışlasın diye.
إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ -
21:3 Sure 21 · We Answered Him Ayeti aç →
Açıkça görüyorken yanılsamaya mı geliyorsunuz?”
أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ -
23:89 Sure 23 · Have Attained Success Ayeti aç →
De ki: “Öyleyse nasıl yanılsamayla aldatılıyorsunuz?”
قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ -
25:8 Sure 25 · The Discernment Ayeti aç →
Ve zalimler derler ki: “Siz yalnızca bir yanılsamaya kapılmış bir adamı izliyorsunuz.”
وَقَالَ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًۭا مَّسْحُورًا -
26:35 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Çevresindeki saray çevresine dedi ki: “Bu elbette bilgili bir yanılsama ustasıdır, yanılsamasıyla sizi yerinizden çıkarmak istiyor. Peki ne öğütlersiniz?”
قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ -
26:37 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Dediler ki: “Onu ve kardeşini bekletmeye al, ve başkentlere toplayıcılar uyandır, sana her büyük bilgili yanılsama ustasını getirsinler.”
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍۢ -
26:38 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Yanılsama ustaları bilinen bir günün verilmiş randevusu için bir araya getirildiler.
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ -
26:40 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Ve insanlara denildi ki: “Siz bir araya gelecek misiniz, yanılsama ustaları galip olurlarsa onları izleyeceğimiz umuduyla?”
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ -
26:41 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Yanılsama ustaları geldiklerinde Firavun'a dediler ki: “Biz galip olursak, gerçekten bir ödül olacak mı bize?”
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ -
26:46 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Yanılsama ustaları bunun üzerine yere kapanmış olarak atıldılar.
فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ -
26:49 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona güven gösterdiniz! O elbette sizin en büyüğünüz, size yanılsamayı öğreten.
قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ -
26:154 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Dediler ki: “Sen yalnızca yanılsamaya kapılmışlardansın; sen bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin; öyleyse bir işaret getir, doğru sözlülerin arasındaysan.”
قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ -
26:187 Sure 26 · The Rhetoricians Ayeti aç →
Dediler ki: “Sen yalnızca yanılsamaya kapılmışlardansın; sen bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin, ve biz seni elbette yalancılardan varsayıyoruz. Öyleyse üzerimize gökten bir parça düşür, doğru sözlülerin arasındaysan.”
قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ -
27:13 Sure 27 · The Ants Ayeti aç →
Bizim işaretlerimiz onlara, açıkça görünür olarak geldiğinde, dediler ki: “Bu apaçık bir yanılsamadır.”
فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةًۭ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
28:36 Sure 28 · The Story Ayeti aç →
Musa onlara Bizim açık işaretlerimizi getirdiğinde dediler ki: “Bu, uydurulmuş bir yanılsamadan başka bir şey değil; ilk atalarımız arasında bunu hiç duymadık.”
فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا بَيِّنَٰتٍۢ قَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّفْتَرًۭى وَمَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ -
28:48 Sure 28 · The Story Ayeti aç →
Dediler ki: “Birbirini destekleyen iki yanılsama!”
قَالُوا۟ سِحْرَانِ تَظَٰهَرَا -
34:43 Sure 34 · Saba' Ayeti aç →
Ve yadsıyanlar, hak kendilerine geldiğinde, onun için derler ki: “Bu, apaçık bir yanılsamadan başkası değildir.”
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
37:17 Sure 37 · Peace upon the Envoys Ayeti aç →
ve derler: “Bu, apaçık bir yanılsamadan başka bir şey değil. Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuzda, gerçekten uyandırılacak mıyız? Ve ilk atalarımız da mı?”
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ -
38:5 Sure 38 · The One Who Keeps Turning Back Ayeti aç →
ve yadsıyıcılar dediler: “Bu bir yanılsama ustası, büyük bir yalancı. Tanrıları tek bir tanrı mı kıldı? Bu elbette şaşırtıcı bir şey!”
وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌ أَجَعَلَ ٱلْءَالِهَةَ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌۭ -
40:24 Sure 40 · My Guardian Is God Ayeti aç →
Biz Musa'yı işaretlerimizle ve apaçık bir yetkiyle Firavun'a, Haman'a ve Karun'a şüphesiz gönderdik; dediler ki: “Bir yanılsama ustası, büyük bir yalancı.”
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُوا۟ سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌۭ -
43:30 Sure 43 · In the Footsteps of the Ancestors Ayeti aç →
Ve onlara hak geldiğinde dediler ki: “Bu bir yanılsamadır ve biz onu şüphesiz yadsıyoruz.”
وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌۭ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ -
43:49 Sure 43 · In the Footsteps of the Ancestors Ayeti aç →
Ve dediler ki: “Ey yanılsama ustası, Vasine bizim için dua et, seninle yaptığı ahit uyarınca; biz elbette yol bulacağız.”
وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ -
46:7 Sure 46 · No Novelty Among the Messengers Ayeti aç →
Ve işaretlerimiz onlara açık açık seslendirildiğinde, yadsıyanlar, kendilerine geldiği zaman hak için: “Bu apaçık bir yanılsamadır” derler.
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍۢ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَٰذَا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ -
51:18 Sure 51 · So Flee to God Ayeti aç →
ve gecenin son saatlerinde bağışlanma diliyorlardı.
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ -
51:39 Sure 51 · So Flee to God Ayeti aç →
Ve Musa'da: Biz onu Firavun'a apaçık bir yetkiyle gönderdiğimizde, o dayanağıyla arkasını döndü ve dedi ki: “Bir yanılsama ustası, ya da zihni bulanık biri.”
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ -
51:52 Sure 51 · So Flee to God Ayeti aç →
onlardan öncekilere hiçbir elçi gelmedi ki: “Bir yanılsama ustası, ya da zihni bulanık biri” demiş olmasınlar.
مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ -
52:15 Sure 52 · The Punishment Will Fall Ayeti aç →
Peki bu bir yanılsama mı, yoksa açık görmüyor musunuz?
أَفَسِحْرٌ هَٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ -
54:2 Sure 54 · Is There Anyone to Remember? Ayeti aç →
Ve bir işaret görürlerse, ondan sıyrılırlar ve derler: “Sürüp giden bir yanılsama.”
وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةًۭ يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌۭ مُّسْتَمِرٌّۭ -
54:34 Sure 54 · Is There Anyone to Remember? Ayeti aç →
Biz üzerlerine bir taş sağnağı gönderdik, gecenin son saatlerinde kurtardığımız Lut'un kabilesi hariç,
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۢ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍۢ -
61:6 Sure 61 · The Close Rank Ayeti aç →
Sonra onlara açık kanıtları getirdiğinde, dediler ki: “Bu apaçık bir yanılsamadır.”
فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ -
74:25 Sure 74 · The Cloaked One Ayeti aç →
O düşündü ve ölçüp biçti — ölçüp biçişi kahrolsun! Bir kez daha, ölçüp biçişi kahrolsun! Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı ve yüzünü sertleştirdi, sonra sırt çevirdi ve kibirle şişindi ve dedi ki: “Bu, iletilen bir yanılsamadan başka bir şey değildir, bu bir insanın sözünden başka bir şey değildir.”
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ثُمَّ نَظَرَ ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ