İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

يوسف

Yusuf

The Finest of Accounts

Sure 12 · 111 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

12:1

Alif. Lam. Ra.

الر

12:1

İşte açıklayan Yazı'nın işaretleri.

تلك ءايت ٱلكتب ٱلمبين

12:2

Onu, kusursuz bir Okuma olarak indirdik, belki akıl yürütürsünüz.

إنآ أنزلنه قرءنا عربيا لعلكم تعقلون

12:3

Sana bu Okuma'yı vahyederek, anlatıların en güzelini anlatıyoruz; oysa sen bundan önce elbette umursamazlardan biriydin.

نحن نقص عليك أحسن ٱلقصص بمآ أوحينآ إليك هذا ٱلقرءان وإن كنت من قبله لمن ٱلغفلين

12:4

Yusuf babasına dediği zaman: “Ey babacığım, ben on bir gök cismi gördüm, güneşi ve ayı da,

إذ قال يوسف لأبيه يأبت إني رأيت أحد عشر كوكبا وٱلشمس وٱلقمر

12:4

onları önümde yere kapanırken gördüm.”

رأيتهم لي سجدين

12:5

Dedi: “Ey yavrum, görünü kardeşlerine anlatma, yoksa sana karşı bir hile kurarlar,

قال يبنى لا تقصص رءياك على إخوتك فيكيدوا لك كيدا

12:5

çünkü Saptırıcı, insanoğlu için apaçık bir düşmandır.

إن ٱلشيطن للإنسن عدو مبين

12:6

Ve Vasin seni böyle seçecek ve sana olayların öngörüsünü öğretecek,

وكذلك يجتبيك ربك ويعلمك من تأويل ٱلأحاديث

12:6

ve O, lütfunu senin üzerine ve Yakup'un klanı üzerine tamamlayacak, daha önce iki atan İbrahim ve İshak üzerine tamamladığı gibi;

ويتم نعمته عليك وعلى ءال يعقوب كمآ أتمها على أبويك من قبل إبرهيم وإسحق

çünkü Vasin Her Şeyi Bilendir, Bilgedir.”

إن ربك عليم حكيم

12:7

Yusuf'ta ve kardeşlerinde, soranlar için şüphesiz işaretler vardı.

لقد كان في يوسف وإخوته ءايت للسآئلين

12:8

Dedikleri zaman: “Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir, oysa biz kenetlenmiş bir birlikiz:

إذ قالوا ليوسف وأخوه أحب إلى أبينا منا ونحن عصبة

12:8

babamız elbette apaçık bir şaşkınlık içindedir.

إن أبانا لفي ضلل مبين

12:9

Yusuf'u öldürün, ya da onu yeryüzünün bir yerine sürüp atın; öyle ki babanızın yüzü yalnız size kalsın ve bundan sonra sağlam insanlar olasınız.”

ٱقتلوا يوسف أو ٱطرحوه أرضا يخل لكم وجه أبيكم وتكونوا من بعده قوما صلحين

12:10

İçlerinden biri dedi: “Yusuf'u öldürmeyin, ama onu kuyunun dibine atın: bir kafile onu yanına alır, eğer eylemde bulunacaksanız.”

قال قآئل منهم لا تقتلوا يوسف وألقوه في غيبت ٱلجب يلتقطه بعض ٱلسيارة إن كنتم فعلين

Dediler: “Ey babamız, sana ne oluyor ki Yusuf konusunda bize güvenmiyorsun, oysa biz onun için elbette samimi akıl verenleriz?

قالوا يأبانا ما لك لا تأمنا على يوسف وإنا له لنصحون

Onu yarın bizimle gönder, eğlensin ve oynasın; biz onun için elbette saklayıcılarız.”

أرسله معنا غدا يرتع ويلعب وإنا له لحفظون

Dedi: “Onu götürmeniz beni elbette üzer ve siz ona karşı umursamazken kurdun onu yiyip bitirmesinden korkarım.”

قال إني ليحزنني أن تذهبوا به وأخاف أن يأكله ٱلذئب وأنتم عنه غفلون

Dediler: “Biz kenetlenmiş bir birlikken kurt onu yiyip bitirse, o zaman elbette kaybedenler oluruz.”

قالوا لئن أكله ٱلذئب ونحن عصبة إنآ إذا لخسرون

Onu götürüp kuyunun dibine koymayı kararlaştırdıklarında — ve Biz ona vahyettik: “Sen onlara bu işi elbette aktaracaksın, onlar ise bunu hissetmeyecekken” —

فلما ذهبوا به وأجمعوا أن يجعلوه في غيبت ٱلجب وأوحينآ إليه لتنبئنهم بأمرهم هذا وهم لا يشعرون

akşam ağlayarak babalarına geldiler ve dediler: “Ey babamız, biz şüphesiz yarışmaya gittik ve Yusuf'u eşyalarımızın yanında bıraktık, ve kurt onu yiyip bitirdi.

وجآءو أباهم عشآء يبكون قالوا يأبانآ إنا ذهبنا نستبق وتركنا يوسف عند متعنا فأكله ٱلذئب

Ama doğru söylesek bile bize güven duymayacaksın.”

ومآ أنت بمؤمن لنا ولو كنا صدقين

Ve onun gömleğini yalan bir kanla lekelenmiş olarak getirdiler.

وجآءو على قميصه بدم كذب

12:18

Dedi: “Özünüz size, aksine, bir iş önermiştir.

قال بل سولت لكم أنفسكم أمرا

Onurlu sabır!

فصبر جميل

Ve betimlediğiniz şeye karşı yardımı Tanrı'nın katında aramak gerekir.”

وٱلله ٱلمستعان على ما تصفون

Ve bir kafile geldi; su çekicilerini gönderdiler, o da kovasını aşağı saldı. Dedi: “Müjde! İşte bir oğlan!”

وجآءت سيارة فأرسلوا واردهم فأدلى دلوه قال يبشرى هذا غلم

Ve onu bir ticaret malı gibi gizli tuttular —

وأسروه بضعة

ama Tanrı, onların yaptıklarını Her Şeyi Bilendi.

وٱلله عليم بما يعملون

Ve onu kırpılmış bir bedelle, sayılı birkaç sikke karşılığında sattılar: ona pek önem vermiyorlardı.

وشروه بثمن بخس درهم معدودة وكانوا فيه من ٱلزهدين

Ve onu Mısır'da satın alan, karısına dedi: “Kalışını onurlu kıl; bize yararlı olabilir, ya da onu evlat ediniriz.”

وقال ٱلذي ٱشترىه من مصر لٱمرأته أكرمي مثوىه عسى أن ينفعنآ أو نتخذه ولدا

12:21

Ve Yusuf'u bu yeryüzünde böyle yerleştirdik, ve ona olayların öngörüsünü öğretmek için —

وكذلك مكنا ليوسف في ٱلأرض ولنعلمه من تأويل ٱلأحاديث

Tanrı Kendi tasarısında galiptir,

وٱلله غالب على أمره

ama insanların çoğu bilmez.

ولكن أكثر ٱلناس لا يعلمون

Ve tam erginliğine eriştiğinde, ona hüküm ve bilgi verdik:

ولما بلغ أشده ءاتينه حكما وعلما

iyilik yapanların karşılığını böyle veririz.

وكذلك نجزي ٱلمحسنين

Ve evinde bulunduğu kadın, onu kendisinden elde etmeye çalıştı; kapıları sürgüledi ve dedi: “Gel buraya.”

ورودته ٱلتي هو في بيتها عن نفسه وغلقت ٱلأبوب وقالت هيت لك

Dedi: “Tanrı'nın himayesine girerim!

قال معاذ ٱلله

O benim efendimdir: kalışımı güzelleştirdi,

إنه ربي أحسن مثواي

çünkü zalimler başarıya ermez.”

إنه لا يفلح ٱلظلمون

Ve şüphesiz, kadın ona yönelik bir niyet taşımıştı,

ولقد همت به

ve o da, Vasisinin ispatını görmeseydi, ona yönelik bir niyet taşırdı:

وهم بها لولآ أن رءا برهن ربه

böyle oldu, ondan kötülüğü ve alçaklığı uzaklaştırmamız için,

كذلك لنصرف عنه ٱلسوء وٱلفحشآء

çünkü o Bizim buyruğa uyan, arındırılmış olanlarımızdandı.

إنه من عبادنا ٱلمخلصين

Ve ikisi kapıya doğru birbirinin önüne geçmeye çalıştı, ve kadın gömleğini arkadan yırttı, ve kapının yanında onun reisini buldular.

وٱستبقا ٱلباب وقدت قميصه من دبر وألفيا سيدها لدا ٱلباب

Dedi: “Ailene kötülük dileyenin karşılığı, hapis ya da acı verici bir ceza dışında nedir?”

قالت ما جزآء من أراد بأهلك سوءا إلآ أن يسجن أو عذاب أليم

Dedi: “Beni kendimden elde etmeye çalışan odur.”

قال هي رودتني عن نفسي

Ve ailesinden bir tanık tanıklık etti: “Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, ve o yalancılardandır; ama eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir,

وشهد شاهد من أهلهآ إن كان قميصه قد من قبل فصدقت وهو من ٱلكذبين وإن كان قميصه قد من دبر فكذبت

ve o doğru sözlülerdendir.”

وهو من ٱلصدقين

Gömleğinin arkadan yırtıldığını gördüğünde dedi: “Bu sizin hilenizdendir: hileniz şüphesiz muazzamdır.

فلما رءا قميصه قد من دبر قال إنه من كيدكن إن كيدكن عظيم

Yusuf, bundan sıyrıl;

يوسف أعرض عن هذا

ve sen, yanlışın için bağışlanma dile, çünkü sen hatalılardansın.”

وٱستغفري لذنبك إنك كنت من ٱلخاطين

12:30

Ve Başkent'te kadınlar dediler: “Güçlü'nün karısı genç adamını kendisinden elde etmeye çalışıyor: onu elbette aşkla esir etmiş;

وقال نسوة في ٱلمدينة ٱمرأت ٱلعزيز ترود فتىها عن نفسه قد شغفها حبا

biz onu elbette apaçık bir şaşkınlık içinde görüyoruz.”

إنا لنرىها في ضلل مبين

Onların komplolarını işittiğinde, onları davet etti ve onlara dirsek dayayacakları şeyler hazırladı; her birine bir bıçak verdi ve dedi: “Karşılarına çık.”

فلما سمعت بمكرهن أرسلت إليهن وأعتدت لهن متكا وءاتت كل وحدة منهن سكينا وقالت ٱخرج عليهن

Onu gördüklerinde onu o kadar büyük buldular ki ellerini kestiler ve dediler: “Tanrı bundan korunmuştur! Bu bir beşer değil:

فلما رأينه أكبرنه وقطعن أيديهن وقلن حش لله ما هذا بشرا

bu ancak soylu bir Görevlidir.”

إن هذآ إلا ملك كريم

Dedi: “İşte hakkında beni kınadığınız kişi.

قالت فذلكن ٱلذي لمتنني فيه

Şüphesiz onu kendisinden elde etmeye çalıştım, ama o kendi korunmasına sıkıca sarıldı;

ولقد رودته عن نفسه فٱستعصم

ve ona emrettiğimi yapmazsa, elbette hapsedilecek ve elbette alçaltılmışlardan olacaktır.”

ولئن لم يفعل مآ ءامره ليسجنن وليكونا من ٱلصغرين

Dedi: “Vasim, hapis, onların beni çağırdığı şeyden bana daha sevgilidir; ve Sen onların hilesini benden uzaklaştırmazsan, onlara yöneleceğim ve cahillerden olacağım.”

قال رب ٱلسجن أحب إلى مما يدعونني إليه وإلا تصرف عني كيدهن أصب إليهن وأكن من ٱلجهلين

Vasisi ona yanıt verdi ve onların hilesini ondan uzaklaştırdı,

فٱستجاب له ربه فصرف عنه كيدهن

çünkü O'dur, Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilen.

إنه هو ٱلسميع ٱلعليم

Sonra, işaretleri gördükten sonra, onu bir zamana kadar elbette hapsedecekleri kendilerine belli oldu.

ثم بدا لهم من بعد ما رأوا ٱلءايت ليسجننه حتى حين

Ve onunla birlikte hapse iki genç girdi.

ودخل معه ٱلسجن فتيان

İçlerinden biri dedi: “Kendimi şarap sıkarken görüyordum.”

قال أحدهمآ إني أرىني أعصر خمرا

Ve diğeri dedi: “Kendimi başımın üstünde ekmek taşırken görüyordum, kuşlar ondan yiyordu.

وقال ٱلءاخر إني أرىني أحمل فوق رأسي خبزا تأكل ٱلطير منه

Bize onun öngörüsünü aktar: seni iyilik yapanların arasında görüyoruz.”

نبئنا بتأويله إنا نرىك من ٱلمحسنين

Dedi: “Size geçim olarak verilen hiçbir yiyecek, size ulaşmadan önce ben size onun öngörüsünü aktarmadıkça getirilmeyecek:

قال لا يأتيكما طعام ترزقانه إلا نبأتكما بتأويله قبل أن يأتيكما

bu, Vasimin bana öğrettiklerindendir,

ذلكما مما علمني ربي

12:37

çünkü Tanrı'ya inanmayan ve son yaşamı yadsıyan bir halkın öğretisini bıraktım,

إني تركت ملة قوم لا يؤمنون بٱلله وهم بٱلءاخرة هم كفرون

12:38

ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakup'un öğretisini izledim:

وٱتبعت ملة ءابآءي إبرهيم وإسحق ويعقوب

Tanrı'ya herhangi bir şeyi ortak koşmak bize düşmez.

ما كان لنآ أن نشرك بٱلله من شىء

Bu, Tanrı'nın bizim üzerimizdeki ve insanlar üzerindeki ikramındandır,

ذلك من فضل ٱلله علينا وعلى ٱلناس

ama insanların çoğu minnettar değildir.

ولكن أكثر ٱلناس لا يشكرون

Ey iki hapis arkadaşım, bölünmüş efendiler mi daha iyidir, yoksa Tanrı, Tek Olan, Hükmeden mi?

يصحبى ٱلسجن ءأرباب متفرقون خير أم ٱلله ٱلوحد ٱلقهار

12:40

O'nun dışında buyruğuna uyduğunuz şeyler, sizin ve atalarınızın adlandırdığı niteliklerden başka bir şey değildir; Tanrı bunlar hakkında hiçbir yetki indirmemiştir:

ما تعبدون من دونه إلآ أسمآء سميتموهآ أنتم وءابآؤكم مآ أنزل ٱلله بها من سلطن

12:40

hüküm ancak Tanrı'ya aittir:

إن ٱلحكم إلا لله

O, yalnızca O'nun buyruğuna uymanızı emretti:

أمر ألا تعبدوا إلآ إياه

12:40

işte dosdoğru Yasa,

ذلك ٱلدين ٱلقيم

ama insanların çoğu bilmez.

ولكن أكثر ٱلناس لا يعلمون

Ey iki hapis arkadaşım, ikinizden biri efendisine şarap içirecek;

يصحبى ٱلسجن أمآ أحدكما فيسقي ربه خمرا

diğerine gelince, çarmıha gerilecek ve kuşlar onun başından yiyecek.

وأما ٱلءاخر فيصلب فتأكل ٱلطير من رأسه

Hakkında bana danıştığınız iş karara bağlanmıştır.”

قضي ٱلأمر ٱلذي فيه تستفتيان

Ve ikisinden kurtulacağını varsaydığı kişiye dedi: “Efendinin yanında beni hatırlat.”

وقال للذي ظن أنه ناج منهما ٱذكرني عند ربك

12:42

Ama Saptırıcı ona bunu efendisine söz etmeyi unutturdu ve hapiste birkaç sene kaldı.

فأنسىه ٱلشيطن ذكر ربه فلبث في ٱلسجن بضع سنين

Ve kral dedi: “Yedi yağlı ineği yedi zayıfın yiyip bitirdiğini, ve yedi yeşil başak ile başka kurumuşları görüyorum:

وقال ٱلملك إني أرى سبع بقرت سمان يأكلهن سبع عجاف وسبع سنبلت خضر وأخر يابست

Ey saray çevresi, görüm hakkında bana görüşünüzü verin, eğer görüleri çözmeyi biliyorsanız.”

يأيها ٱلملأ أفتوني في رءيي إن كنتم للرءيا تعبرون

Dediler: “Karışık rüyalardan bir yığın,

قالوا أضغث أحلم

ve biz rüyaların öngörüsünde bilgili değiliz.”

وما نحن بتأويل ٱلأحلم بعلمين

Ve ikisinden kurtulmuş olan, uzun bir süre sonra hatırlayarak dedi: “Size onun öngörüsünü aktaracağım: öyleyse beni gönderin.”

وقال ٱلذي نجا منهما وٱدكر بعد أمة أنا أنبئكم بتأويله فأرسلون

12:46

“Yusuf, doğru sözlü adam, bize yedi yağlı ineği yedi zayıfın yiyip bitirdiği ve yedi yeşil başak ile başka kurumuşlar hakkında görüşünü ver, belki insanlara dönerim, belki bilirler.”

يوسف أيها ٱلصديق أفتنا في سبع بقرت سمان يأكلهن سبع عجاف وسبع سنبلت خضر وأخر يابست لعلي أرجع إلى ٱلناس لعلهم يعلمون

Dedi: “Yedi sene boyunca aralıksız ekeceksiniz;

قال تزرعون سبع سنين دأبا

ve biçtiğinizi, yiyeceğiniz az bir şey dışında, başağında ambarlayın.

فما حصدتم فذروه في سنبله إلا قليلا مما تأكلون

Sonra bunun ardından yedi şiddetli sene gelecek, onlar için önden gönderdiğinizi yiyecekler, koruyacağınız az bir şey dışında.

ثم يأتي من بعد ذلك سبع شداد يأكلن ما قدمتم لهن إلا قليلا مما تحصنون

Sonra bunun ardından, insanların kurtarıcı yağmuru alacağı ve sıkacağı bir yıl gelecek.”

ثم يأتي من بعد ذلك عام فيه يغاث ٱلناس وفيه يعصرون

Ve kral dedi: “Onu bana getirin.”

وقال ٱلملك ٱئتوني به

12:50

Elçi ona geldiğinde dedi: “Efendine dön ve ona ellerini kesen kadınların nasıl olduğunu sor,

فلما جآءه ٱلرسول قال ٱرجع إلى ربك فسله ما بال ٱلنسوة ٱلتي قطعن أيديهن

çünkü Vasim onların hilesi hakkında Her Şeyi Bilendir.”

إن ربي بكيدهن عليم

12:51

Dedi: “Yusuf'u kendisinden elde etmeye çalıştığınızda durumunuz neydi?”

قال ما خطبكن إذ رودتن يوسف عن نفسه

12:51

Dediler: “Tanrı bundan korunmuştur! Onda hiçbir kötülük bilmiyoruz.”

قلن حش لله ما علمنا عليه من سوء

12:51

Güçlü'nün karısı dedi: “Şimdi hak ortaya çıktı: onu kendisinden elde etmeye çalışan bendim, ve o elbette doğru sözlülerdendir.

قالت ٱمرأت ٱلعزيز ٱلن حصحص ٱلحق أنا رودته عن نفسه وإنه لمن ٱلصدقين

12:52

Bu, onun yokluğunda ona ihanet etmediğimi ve Tanrı'nın hainlerin hilesine yol göstermediğini bilmesi içindir.

ذلك ليعلم أني لم أخنه بٱلغيب وأن ٱلله لا يهدي كيد ٱلخآئنين

Ve Özümü ibra etmiyorum:

ومآ أبرئ نفسي

12:53

Öz elbette kötülüğe kışkırtır, Vasimin esirgediği kişi dışında,

إن ٱلنفس لأمارة بٱلسوء إلا ما رحم ربي

çünkü Vasim Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.”

إن ربي غفور رحيم

Ve kral dedi: “Onu bana getirin: onu yalnızca kendime ait kılacağım.”

وقال ٱلملك ٱئتوني به أستخلصه لنفسي

12:54

Onunla konuştuğunda dedi: “Sen bugün bizim yanımızda yetki ve güven konumundasın.”

فلما كلمه قال إنك ٱليوم لدينا مكين أمين

Dedi: “Beni bu toprakların depolarının başına yerleştir, çünkü ben bilgili bir saklayıcıyım.”

قال ٱجعلني على خزآئن ٱلأرض إني حفيظ عليم

12:56

Ve Yusuf'u bu yeryüzünde böyle yerleştirdik, orada dilediği yere kurularak:

وكذلك مكنا ليوسف في ٱلأرض يتبوأ منها حيث يشآء

Bizim esirgememizi, dilediğimiz kişiye veririz, ve iyilik yapanların ödülünün dağılmasına izin vermeyiz.

نصيب برحمتنا من نشآء ولا نضيع أجر ٱلمحسنين

Ve son yaşamın ödülü, inanan ve sakınanlar için elbette daha iyidir.

ولأجر ٱلءاخرة خير للذين ءامنوا وكانوا يتقون

12:58

Ve Yusuf'un kardeşleri geldi ve yanına girdiler; o onları tanıdı, ama onlar onu tanımıyordu.

وجآء إخوة يوسف فدخلوا عليه فعرفهم وهم له منكرون

Onları azıklarıyla donattığında dedi: “Bana babanız tarafından olan bir kardeşinizi getirin.

ولما جهزهم بجهازهم قال ٱئتوني بأخ لكم من أبيكم

Görmüyor musunuz, ölçüyü sadakatle verdiğimi ve konuk edenlerin en iyisi olduğumu?

ألا ترون أني أوفي ٱلكيل وأنا خير ٱلمنزلين

Ve onu bana getirmezseniz, benim yanımda artık ölçünüz olmayacak ve bana yaklaşmayacaksınız.”

فإن لم تأتوني به فلا كيل لكم عندي ولا تقربون

Dediler: “Onu babasından elde etmeye çalışacağız, bunu elbette yapacağız.”

قالوا سنرود عنه أباه وإنا لفعلون

Ve gençlerine dedi: “Onların ticaret mallarını heybelerine yerleştirin, belki yakınlarına doğru yön değiştirdiklerinde onu tanırlar, belki dönerler.”

وقال لفتينه ٱجعلوا بضعتهم في رحالهم لعلهم يعرفونهآ إذا ٱنقلبوا إلى أهلهم لعلهم يرجعون

Babalarına döndüklerinde dediler: “Ey babamız, ölçüye sahip olmamız engellendi; öyleyse kardeşimizi bizimle gönder, ölçü elde ederiz, ve biz onun için elbette saklayıcılarız.”

فلما رجعوا إلى أبيهم قالوا يأبانا منع منا ٱلكيل فأرسل معنآ أخانا نكتل وإنا له لحفظون

Dedi: “Onun için size, daha önce kardeşi için size güvendiğimden başka türlü mü güvenirim?

قال هل ءامنكم عليه إلا كمآ أمنتكم على أخيه من قبل

Tanrı en iyi saklayıcıdır,

فٱلله خير حفظا

ve O, esirgeyenlerin en esirgeyenidir.”

وهو أرحم ٱلرحمين

Eşyalarını açtıklarında, kendilerine geri verilmiş ticaret mallarını buldular. Dediler: “Ey babamız, daha ne arayalım?

ولما فتحوا متعهم وجدوا بضعتهم ردت إليهم قالوا يأبانا ما نبغي

İşte ticaret malımız, bize geri verildi; ailemize erzak sağlarız, kardeşimizi saklarız ve üstüne bir devenin ölçüsünü elde ederiz:

هذه بضعتنا ردت إلينا ونمير أهلنا ونحفظ أخانا ونزداد كيل بعير

bu kolay bir ölçüdür.”

ذلك كيل يسير

Dedi: “Onu bana elbette geri getireceğinize dair Tanrı önünde bana ciddi bir taahhüt getirmedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim, kuşatılmanız dışında.”

قال لن أرسله معكم حتى تؤتون موثقا من ٱلله لتأتنني به إلآ أن يحاط بكم

Ona taahhütlerini getirdiklerinde dedi: “Tanrı, dediğimiz şeyin vekilidir.”

فلمآ ءاتوه موثقهم قال ٱلله على ما نقول وكيل

Ve dedi: “Ey oğullarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı kapılardan girin;

وقال يبني لا تدخلوا من باب وحد وٱدخلوا من أبوب متفرقة

Tanrı'ya karşı size hiçbir işe yaramam:

ومآ أغني عنكم من ٱلله من شىء

12:67

hüküm ancak Tanrı'ya aittir;

إن ٱلحكم إلا لله

O'na vekâlet veririm,

عليه توكلت

ve vekâlet verenler de O'na versin.”

وعليه فليتوكل ٱلمتوكلون

12:68

Babalarının onlara emrettiği gibi girdiklerinde, bu, Tanrı'ya karşı onlara hiçbir işe yaramadı, Yakup'un Özünde, onu karşıladığı bir ihtiyaç dışında;

ولما دخلوا من حيث أمرهم أبوهم ما كان يغني عنهم من ٱلله من شىء إلا حاجة في نفس يعقوب قضىها

o, elbette Bizim ona öğrettiğimiz bir bilgiye sahipti,

وإنه لذو علم لما علمنه

ama insanların çoğu bilmez.

ولكن أكثر ٱلناس لا يعلمون

Yusuf'un yanına girdiklerinde, kardeşini yanına kabul etti,

ولما دخلوا على يوسف ءاوى إليه أخاه

ve dedi: “Şüphesiz ben, senin kardeşinim: öyleyse onların yaptıklarına kahrolma.”

قال إني أنا أخوك فلا تبتئس بما كانوا يعملون

Onları azıklarıyla donattığında, kupayı kardeşinin heybesine yerleştirdi; sonra bir tellal kamuya ilan etti: “Ey kervan, siz elbette hırsızlarsınız!”

فلما جهزهم بجهازهم جعل ٱلسقاية في رحل أخيه ثم أذن مؤذن أيتها ٱلعير إنكم لسرقون

Onlara yüzlerini dönerek dediler: “Neyiniz eksik?”

قالوا وأقبلوا عليهم ماذا تفقدون

Dediler: “Kralın ölçeği bizden eksik;

قالوا نفقد صواع ٱلملك

onu getirene bir devenin yükü olacak ve ben buna kefilim.”

ولمن جآء به حمل بعير وأنا به زعيم

Dediler: “Tanrı adına, bu yeryüzünde bozgunculuk yaymaya gelmediğimizi ve hırsız olmadığımızı şüphesiz biliyorsunuz.”

قالوا تٱلله لقد علمتم ما جئنا لنفسد في ٱلأرض وما كنا سرقين

Dediler: “Öyleyse eğer yalancılarsanız, onun karşılığı ne olacak?”

قالوا فما جزؤه إن كنتم كذبين

Dediler: “Onun karşılığı: heybesinde bulunan kimse, bizzat onun karşılığıdır.

قالوا جزؤه من وجد في رحله فهو جزؤه

Zalimlerin karşılığını böyle veririz.”

كذلك نجزي ٱلظلمين

Kardeşinin çuvalından önce onların çuvallarıyla başladı, sonra onu kardeşinin çuvalından çıkardı:

فبدأ بأوعيتهم قبل وعآء أخيه ثم ٱستخرجها من وعآء أخيه

12:76

Yusuf için işte böyle hile kurduk:

كذلك كدنا ليوسف

12:76

kralın yasasına göre kardeşini alamazdı, Tanrı dilemedikçe.

ما كان ليأخذ أخاه في دين ٱلملك إلآ أن يشآء ٱلله

Dilediğimiz kişiyi derecelerle yükseltiriz,

نرفع درجت من نشآء

ve her bilgi sahibinin üstünde bilgili bir kişi vardır.

وفوق كل ذي علم عليم

Dediler: “O çalmışsa, onun bir kardeşi daha önce de çalmıştı.”

قالوا إن يسرق فقد سرق أخ له من قبل

Yusuf bunu kendi içinde gizli tuttu ve onlara belli etmedi;

فأسرها يوسف في نفسه ولم يبدها لهم

dedi: “Yerlerin en kötüsü sizindir,

قال أنتم شر مكانا

ve Tanrı betimlediğiniz şeyi en iyi bilir.”

وٱلله أعلم بما تصفون

Dediler: “Ey Güçlü, onun bir babası var, çok yaşlı bir ihtiyar; öyleyse bizden birini onun yerine al: seni iyilik yapanların arasında görüyoruz.”

قالوا يأيها ٱلعزيز إن له أبا شيخا كبيرا فخذ أحدنا مكانه إنا نرىك من ٱلمحسنين

Dedi: “Nesnemizi yanında bulduğumuz kişiden başkasını almamak için Tanrı'nın himayesine gireriz: o zaman elbette zalim olurduk.”

قال معاذ ٱلله أن نأخذ إلا من وجدنا متعنا عنده إنآ إذا لظلمون

Ondan bütün umudu yitirdiklerinde, gizli bir görüşme için kenara çekildiler.

فلما ٱستيسوا منه خلصوا نجيا

Aralarında en yaşlı olan dedi: “Babanızın sizden Tanrı önünde ciddi bir taahhüt aldığını bilmiyor musunuz,

قال كبيرهم ألم تعلموا أن أباكم قد أخذ عليكم موثقا من ٱلله

ve daha önce Yusuf konusunda ödevinizi savsakladığınızı?

ومن قبل ما فرطتم في يوسف

Öyleyse babam bana izin verene ya da Tanrı lehime hükmedene dek bu yeryüzünden ayrılmayacağım:

فلن أبرح ٱلأرض حتى يأذن لي أبي أو يحكم ٱلله لي

O, hüküm verenlerin en iyisidir.

وهو خير ٱلحكمين

Babanıza dönün ve deyin ki: ‘Ey babamız, oğlun şüphesiz hırsız ilan edildi;

ٱرجعوا إلى أبيكم فقولوا يأبانآ إن ٱبنك سرق

ve biz yalnızca bildiğimize tanıklık ediyoruz, ve algılardan kaçanı saklayamazdık.

وما شهدنآ إلا بما علمنا وما كنا للغيب حفظين

Ve içinde bulunduğumuz kenti sor, ve birlikte döndüğümüz kervanı: biz elbette doğru sözlüleriz.’”

وسل ٱلقرية ٱلتي كنا فيها وٱلعير ٱلتي أقبلنا فيها وإنا لصدقون

12:83

Dedi: “Özünüz size, aksine, bir iş önermiştir.

قال بل سولت لكم أنفسكم أمرا

Onurlu sabır!

فصبر جميل

Tanrı'nın onların hepsini bana geri getirmesi olabilir,

عسى ٱلله أن يأتيني بهم جميعا

çünkü O'dur, Her Şeyi Bilen, Bilge.”

إنه هو ٱلعليم ٱلحكيم

12:84

Ve onlara sırtını döndü ve dedi: “Ey burukluğum, Yusuf için!”

وتولى عنهم وقال يأسفى على يوسف

12:84

Ve gözleri kederden ağardı, o ise tasasını yutuyordu.

وٱبيضت عيناه من ٱلحزن فهو كظيم

12:85

Dediler: “Tanrı adına, sen Yusuf'u hatırlayıp durmaktan, bitkin düşene ya da kendini yok edene dek vazgeçmeyeceksin.”

قالوا تٱلله تفتؤا تذكر يوسف حتى تكون حرضا أو تكون من ٱلهلكين

Dedi: “Ben iç dökmemi ve kederimi yalnızca Tanrı'ya şikâyet ederim,

قال إنمآ أشكوا بثي وحزني إلى ٱلله

ve ben, Tanrı tarafından, sizin bilmediğinizi bilirim.

وأعلم من ٱلله ما لا تعلمون

12:87

Ey oğullarım, gidin ve Yusuf'u ve kardeşini araştırın, ve Tanrı'nın soluklanmasından umudunuzu yitirmeyin,

يبني ٱذهبوا فتحسسوا من يوسف وأخيه ولا تايسوا من روح ٱلله

12:87

çünkü Tanrı'nın soluklanmasından, yadsıyan halk dışında kimse umudunu yitirmez.”

إنه لا يايس من روح ٱلله إلا ٱلقوم ٱلكفرون

Yanına girdiklerinde dediler: “Ey Güçlü, zarar bize ve ailemize dokundu, ve az değerli bir ticaret malıyla geldik:

فلما دخلوا عليه قالوا يأيها ٱلعزيز مسنا وأهلنا ٱلضر وجئنا ببضعة مزجىة

öyleyse bize ölçüyü sadakatle ver, ve bize sadaka ver,

فأوف لنا ٱلكيل وتصدق علينآ

çünkü Tanrı sadaka verenlerin karşılığını verir.”

إن ٱلله يجزي ٱلمتصدقين

Dedi: “Siz cahilken Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?”

قال هل علمتم ما فعلتم بيوسف وأخيه إذ أنتم جهلون

Dediler: “Sen gerçekten Yusuf musun?”

قالوا أءنك لأنت يوسف

Dedi: “Ben Yusuf'um, ve bu da kardeşim.

قال أنا يوسف وهذآ أخي

Tanrı bize ihsanda bulundu:

قد من ٱلله علينآ

kim sakınır ve sabırlı olursa — Tanrı, iyilik yapanların ödülünün dağılmasına şüphesiz izin vermez.”

إنه من يتق ويصبر فإن ٱلله لا يضيع أجر ٱلمحسنين

Dediler: “Tanrı adına, Tanrı seni şüphesiz bize tercih etti, ve biz elbette hatalıydık.”

قالوا تٱلله لقد ءاثرك ٱلله علينا وإن كنا لخطين

Dedi: “Üzerinize hiçbir sitem yoktur:

قال لا تثريب عليكم

bugün Tanrı sizi bağışlar,

ٱليوم يغفر ٱلله لكم

O, esirgeyenlerin en esirgeyenidir.

وهو أرحم ٱلرحمين

Şu gömleğimle gidin ve onu babamın yüzüne atın: görme yetisini geri kazanacak. Sonra bana bütün ailenizi getirin.”

ٱذهبوا بقميصي هذا فألقوه على وجه أبي يأت بصيرا وأتوني بأهلكم أجمعين

Kervan yola çıktığında, babaları dedi: “Ben Yusuf'un kokusunu elbette hissediyorum, eğer beni bunak yargılamazsanız.”

ولما فصلت ٱلعير قال أبوهم إني لأجد ريح يوسف لولآ أن تفندون

Dediler: “Tanrı adına, sen elbette eski yol şaşırmanın içindesin.”

قالوا تٱلله إنك لفي ضللك ٱلقديم

Müjdeci geldiğinde onu yüzüne attı ve hemen görme yetisini geri kazandı.

فلمآ أن جآء ٱلبشير ألقىه على وجهه فٱرتد بصيرا

Dedi: “Size, Tanrı tarafından sizin bilmediğinizi bildiğimi söylememiş miydim?”

قال ألم أقل لكم إني أعلم من ٱلله ما لا تعلمون

Dediler: “Ey babamız, yanlışlarımız için bağışlanma dile, çünkü biz hatalıydık.”

قالوا يأبانا ٱستغفر لنا ذنوبنآ إنا كنا خطين

Dedi: “Yakında sizin için Vasimden bağışlanma dileyeceğim:

قال سوف أستغفر لكم ربي

şüphesiz O'dur, Çok Bağışlayan, Esirgeyen.”

إنه هو ٱلغفور ٱلرحيم

Yusuf'un yanına girdiklerinde, annesini ve babasını yanına kabul etti, ve dedi: “Tanrı dilerse, güvenlik içinde Mısır'a girin.”

فلما دخلوا على يوسف ءاوى إليه أبويه وقال ٱدخلوا مصر إن شآء ٱلله ءامنين

Ve annesini ve babasını binanın üzerine yükseltti, ve onun önünde yere kapanmış olarak düştüler.

ورفع أبويه على ٱلعرش وخروا له سجدا

Ve dedi: “Ey babacığım, işte benim eski görümün öngörüsü: Vasim onu hak kıldı.

وقال يأبت هذا تأويل رءيي من قبل قد جعلها ربي حقا

12:100

Ve O, bana iyilik yaptı, beni hapisten çıkardığında ve Saptırıcı benimle kardeşlerim arasına anlaşmazlık ektikten sonra sizi kırsaldan getirdiğinde.

وقد أحسن بي إذ أخرجني من ٱلسجن وجآء بكم من ٱلبدو من بعد أن نزغ ٱلشيطن بيني وبين إخوتي

Vasim, dilediği şeyde İnceliklidir,

إن ربي لطيف لما يشآء

çünkü O'dur, Her Şeyi Bilen, Bilge.

إنه هو ٱلعليم ٱلحكيم

Vasim, Sen bana krallıktan bir pay verdin ve bana olayların öngörüsünü öğrettin.

رب قد ءاتيتني من ٱلملك وعلمتني من تأويل ٱلأحاديث

12:101

Göklerin ve yeryüzünün Kökeni, Sen bu dünyadaki yaşamda ve son yaşamda benim Sorumlumsun: beni sadakatle gözet, Sana karşı dürüst olarak, ve beni sağlam olanlara kat.”

فاطر ٱلسموت وٱلأرض أنت ولي في ٱلدنيا وٱلءاخرة توفني مسلما وألحقني بٱلصلحين

12:102

Bu, sana vahyettiğimiz, algılardan kaçana dair aktarımlardandır:

ذلك من أنبآء ٱلغيب نوحيه إليك

işlerinde anlaşıp komplo kurarlarken sen onların yanında değildin.

وما كنت لديهم إذ أجمعوا أمرهم وهم يمكرون

Ve insanların çoğu, sen buna ısrar etsen bile, inananlardan değildir.

ومآ أكثر ٱلناس ولو حرصت بمؤمنين

Ve sen onlardan bunun için hiçbir ödül istemiyorsun:

وما تسلهم عليه من أجر

bu ancak bütün varlıklar için bir hatırlatmadır.

إن هو إلا ذكر للعلمين

Göklerde ve yeryüzünde, sıyrılarak önünden geçip gittikleri ne çok işaret var!

وكأين من ءاية في ٱلسموت وٱلأرض يمرون عليها وهم عنها معرضون

Ve onların çoğu, ancak O'na ortak koşarak Tanrı'ya inanırlar.

وما يؤمن أكثرهم بٱلله إلا وهم مشركون

Tanrı'nın cezasından, onları kaplayan şeyin kendilerine gelmeyeceğinden, ya da Saat'in, hissetmeden, ansızın kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler?

أفأمنوا أن تأتيهم غشية من عذاب ٱلله أو تأتيهم ٱلساعة بغتة وهم لا يشعرون

De ki: “İşte benim yolum: Tanrı'ya çağırıyorum.

قل هذه سبيلي أدعوا إلى ٱلله

12:108

Tam bir açık görüşle, ben ve beni izleyenler.

على بصيرة أنا ومن ٱتبعني

12:108

Ve Tanrı'ya şan olsun!

وسبحن ٱلله

Ve ben ortak koşanlardan değilim.”

ومآ أنا من ٱلمشركين

Ve senden önce, kentlerin ehlinden, kendilerine vahyettiğimiz insanlardan başkasını göndermedik.

ومآ أرسلنا من قبلك إلا رجالا نوحي إليهم من أهل ٱلقرى

Yeryüzünü gezip kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı?

أفلم يسيروا في ٱلأرض فينظروا كيف كان عقبة ٱلذين من قبلهم

Ve son yaşamın yurdu, sakınanlar için elbette daha iyidir:

ولدار ٱلءاخرة خير للذين ٱتقوا

öyleyse akıl yürütmüyor musunuz?

أفلا تعقلون

Sonunda, elçiler bütün umudu yitirdiklerinde ve yalanlandıklarını varsaydıklarında, Bizim imdadımız onlara geldi ve dilediğimiz kişi kurtarıldı,

حتى إذا ٱستيس ٱلرسل وظنوا أنهم قد كذبوا جآءهم نصرنا فنجي من نشآء

ve Bizim sertliğimiz koparılmış halktan geri alınmaz.

ولا يرد بأسنا عن ٱلقوم ٱلمجرمين

Onların anlatısında, zekâ sahipleri için şüphesiz bir ders vardı:

لقد كان في قصصهم عبرة لأولي ٱلألبب

bu uydurulmuş bir söylem değildi,

ما كان حديثا يفترى

ama kendinden öncekinin doğrulanması, her şeyin ayrıntısı, ve inanan bir halk için bir kılavuzluk ve bir esirgeme.

ولكن تصديق ٱلذي بين يديه وتفصيل كل شىء وهدى ورحمة لقوم يؤمنون

← Sure dizini