ابراهيم
Ibrahim
A Good Word
بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Alif. Lam. Ra.
الر
Sana indirdiğimiz bir Yazı; insanları, Vasilerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, Mutlak Güçlü'nün, Övülen'in güzergâhına çıkarasın diye.
كتب أنزلنه إليك لتخرج ٱلناس من ٱلظلمت إلى ٱلنور بإذن ربهم إلى صرط ٱلعزيز ٱلحميد
Tanrı ki, göklerdeki ve yerdeki her şey O'na aittir.
ٱلله ٱلذي له ما في ٱلسموت وما في ٱلأرض
Ve yadsıyanların vay hâline, şiddetli bir ceza yüzünden —
وويل للكفرين من عذاب شديد
bu dünyadaki yaşamı son yaşama yeğleyenler, Tanrı'nın yolunu tıkayanlar ve onu eğri kılmaya çalışanlar: işte bunlar uzak bir yol şaşırması içindedir.
ٱلذين يستحبون ٱلحيوة ٱلدنيا على ٱلءاخرة ويصدون عن سبيل ٱلله ويبغونها عوجا أولئك في ضلل بعيد
Hiçbir elçiyi kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik, onlara işleri açıklasın diye;
ومآ أرسلنا من رسول إلا بلسان قومه ليبين لهم
Tanrı da böylece dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir:
فيضل ٱلله من يشآء ويهدي من يشآء
ve O, Mutlak Güçlüdür, Bilgedir.
وهو ٱلعزيز ٱلحكيم
Musa'yı işaretlerimizle şüphesiz gönderdik: “Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Tanrı'nın günlerini hatırlat.”
ولقد أرسلنا موسى بايتنآ أن أخرج قومك من ٱلظلمت إلى ٱلنور وذكرهم بأيىم ٱلله
Elbette bunda, çok sabırlı, çok minnettar olan herkes için işaretler vardır.
إن في ذلك لءايت لكل صبار شكور
Ve Musa halkına dediği zaman: “Tanrı'nın size olan lütfunu hatırlayın; sizi Firavun klanından kurtardığı zaman — onlar size kötü cezayı uyguluyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızın namusuna el uzatıyorlardı:
وإذ قال موسى لقومه ٱذكروا نعمة ٱلله عليكم إذ أنجىكم من ءال فرعون يسومونكم سوء ٱلعذاب ويذبحون أبنآءكم ويستحيون نسآءكم
ve orada Vasinizden gelen muazzam bir sınav vardı.”
وفي ذلكم بلآء من ربكم عظيم
Ve Vasiniz duyurduğu zaman: “Minnettar olursanız sizi elbette artıracağım; ama yadsırsanız, Benim cezam elbette şiddetlidir.”
وإذ تأذن ربكم لئن شكرتم لأزيدنكم ولئن كفرتم إن عذابي لشديد
Ve Musa dedi ki: “Siz ve yeryüzündeki herkes birlikte yadsıyacak olsanız bile, Tanrı elbette Zengindir, O Övülendir.”
وقال موسى إن تكفروا أنتم ومن في ٱلأرض جميعا فإن ٱلله لغني حميد
Size gelmedi mi sizden öncekilerin aktarımı: Nuh'un halkı, Adlılar, Semudlular ve onlardan sonra gelenler,
ألم يأتكم نبؤا ٱلذين من قبلكم قوم نوح وعاد وثمود وٱلذين من بعدهم
ki onları Tanrı'dan başkası bilmez?
لا يعلمهم إلا ٱلله
Elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldi, ama onlar ellerini ağızlarına götürdüler ve dediler ki: “Sizinle gönderildiğiniz şeyi yadsıyoruz ve bizi çağırdığınız şey konusunda elbette kuşku verici bir kararsızlık içindeyiz.”
جآءتهم رسلهم بٱلبينت فردوا أيديهم في أفوههم وقالوا إنا كفرنا بمآ أرسلتم به وإنا لفي شك مما تدعوننآ إليه مريب
Elçileri dedi ki: “Göklerin ve yerin Kökeni olan Tanrı hakkında bir kararsızlık mı var? O sizi, yanlışlarınızın bir kısmını bağışlamak ve belirtilmiş bir süreye kadar ertelemek için çağırıyor.”
قالت رسلهم أفي ٱلله شك فاطر ٱلسموت وٱلأرض يدعوكم ليغفر لكم من ذنوبكم ويؤخركم إلى أجل مسمى
Dediler ki: “Siz bizim gibi beşerlerden başka bir şey değilsiniz; atalarımızın buyruğuna uyduğu şeye erişmemizi engellemek istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir yetki getirin.”
قالوا إن أنتم إلا بشر مثلنا تريدون أن تصدونا عما كان يعبد ءابآؤنا فأتونا بسلطن مبين
Elçileri onlara dedi ki: “Biz sizin gibi beşerlerden başka bir şey değiliz, ama Tanrı, buyruğuna uyanlar arasından dilediğine ihsanda bulunur.
قالت لهم رسلهم إن نحن إلا بشر مثلكم ولكن ٱلله يمن على من يشآء من عباده
Tanrı'nın izni olmadıkça size bir yetki getirmek bize düşmez.
وما كان لنآ أن نأتيكم بسلطن إلا بإذن ٱلله
Ve inananlar yalnızca Tanrı'ya vekâlet vermelidirler.
وعلى ٱلله فليتوكل ٱلمؤمنون
Ve bizi yollarımıza ileten O iken, neden Tanrı'ya vekâlet vermeyelim?
وما لنآ ألا نتوكل على ٱلله وقد هدىنا سبلنا
Ve bize çektirdiğiniz sıkıntılara karşı elbette sabredeceğiz;
ولنصبرن على مآ ءاذيتمونا
öyleyse vekâlet verenler de Tanrı'ya versinler.”
وعلى ٱلله فليتوكل ٱلمتوكلون
Ve yadsıyanlar elçilerine dedi ki: “Sizi elbette topraklarımızdan çıkaracağız, ya da öğretimize geri döneceksiniz!”
وقال ٱلذين كفروا لرسلهم لنخرجنكم من أرضنآ أو لتعودن في ملتنا
Bunun üzerine Vasileri onlara vahyetti: “Zalimleri elbette yok edeceğiz ve sizi onlardan sonra bu topraklara elbette yerleştireceğiz.
فأوحى إليهم ربهم لنهلكن ٱلظلمين ولنسكننكم ٱلأرض من بعدهم
Bu, Benim huzurumda durmaktan korkan ve Benim tehdidimden korkan içindir.”
ذلك لمن خاف مقامي وخاف وعيد
Ve açılış istediler,
وٱستفتحوا
ve her ölçüsüz, inatçı kişi hüsrana uğradı; onun ardında Cehennem vardır, orada irinli bir sudan içirilecek, onu yudum yudum yutacak ve neredeyse geçiremeyecek; ölüm ona her yandan gelecek, oysa ölmeyecek; ve bunun ardında sert bir ceza vardır.
وخاب كل جبار عنيد من ورآئه جهنم ويسقى من مآء صديد يتجرعه ولا يكاد يسيغه ويأتيه ٱلموت من كل مكان وما هو بميت ومن ورآئه عذاب غليظ
Vasilerini yadsıyanların örneği:
مثل ٱلذين كفروا بربهم
işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir kül gibidir: kazandıklarından hiçbir şeyi elde tutamazlar.
أعملهم كرماد ٱشتدت به ٱلريح في يوم عاصف لا يقدرون مما كسبوا على شىء
İşte uzak yol şaşırması budur.
ذلك هو ٱلضلل ٱلبعيد
Görmedin mi, Tanrı gökleri ve yeri hakla yarattı?
ألم تر أن ٱلله خلق ٱلسموت وٱلأرض بٱلحق
Dileseydi sizi götürür ve yeni bir yaratılış getirirdi,
إن يشأ يذهبكم ويأت بخلق جديد
ve bu Tanrı için hiç de erişilmez değildir.
وما ذلك على ٱلله بعزيز
Ve hepsi birlikte açıkta Tanrı'nın önüne çıkacaklar, zayıflar kibirlenenlere diyecek ki: “Biz şüphesiz size uyanlardık; Tanrı'nın cezasından bir şeyi bizden savmaya yarar mısınız?”
وبرزوا لله جميعا فقال ٱلضعفؤا للذين ٱستكبروا إنا كنا لكم تبعا فهل أنتم مغنون عنا من عذاب ٱلله من شىء
Diyecekler ki: “Tanrı bizi doğru yola iletseydi, sizi şüphesiz biz de iletirdik.
قالوا لو هدىنا ٱلله لهدينكم
Telaşlansak da sabretsek de bizim için fark etmez: bizim için hiçbir kaçış yoktur.”
سوآء علينآ أجزعنآ أم صبرنا ما لنا من محيص
Ve iş hükme bağlandığında Saptırıcı diyecek ki: “Tanrı size şüphesiz hak bir söz verdi, ben de size bir söz verdim ama onu tutmadım; sizin üzerinizde çağırmaktan başka hiçbir yetkim yoktu, siz de bana karşılık verdiniz. Öyleyse beni suçlamayın, kendinizi suçlayın: ben sizin feryadınıza yetişemem, siz de benimkine yetişemezsiniz. Daha önce beni Tanrı'ya ortak koşmanızı şüphesiz yadsıyorum.”
وقال ٱلشيطن لما قضي ٱلأمر إن ٱلله وعدكم وعد ٱلحق ووعدتكم فأخلفتكم وما كان لي عليكم من سلطن إلآ أن دعوتكم فٱستجبتم لي فلا تلوموني ولوموا أنفسكم مآ أنا بمصرخكم ومآ أنتم بمصرخي إني كفرت بمآ أشركتمون من قبل
Zalimlere şüphesiz acı verici bir ceza vardır.
إن ٱلظلمين لهم عذاب أليم
Ve inanan ve sağlam işler yapanlar, Vasilerinin izniyle, altlarından ırmaklar akan bahçelere sokulacak, orada sonsuza dek kalacaklar.
وأدخل ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت جنت تجري من تحتها ٱلأنهر خلدين فيها بإذن ربهم
Orada selamlaşmaları: “Esenlik!” olacak.
تحيتهم فيها سلم
Görmedin mi, Tanrı bir örneği nasıl çoğaltır? İyi bir söz, kökü sağlam ve dalları gökte olan iyi bir ağaç gibidir; Vasisinin izniyle her zaman yiyeceklerini verir.
ألم تر كيف ضرب ٱلله مثلا كلمة طيبة كشجرة طيبة أصلها ثابت وفرعها في ٱلسمآء تؤتي أكلها كل حين بإذن ربها
Ve Tanrı insanlar için örnekleri çoğaltır, belki hatırlarlar.
ويضرب ٱلله ٱلأمثال للناس لعلهم يتذكرون
Ve değersiz bir sözün örneği, yeryüzünün üstünden sökülüp atılmış, hiçbir kalıcılığı olmayan değersiz bir ağaç gibidir.
ومثل كلمة خبيثة كشجرة خبيثة ٱجتثت من فوق ٱلأرض ما لها من قرار
Tanrı, inananları bu dünyadaki yaşamda ve son yaşamda sağlam bir sözle pekiştirir,
يثبت ٱلله ٱلذين ءامنوا بٱلقول ٱلثابت في ٱلحيوة ٱلدنيا وفي ٱلءاخرة
ve Tanrı zalimleri saptırır,
ويضل ٱلله ٱلظلمين
ve Tanrı dilediğini yapar.
ويفعل ٱلله ما يشآء
Görmedin mi, Tanrı'nın lütfunu yadsımayla değiştirenleri ve halklarını çöküş yurduna yerleştirenleri — Cehennem'e, orada yanacaklar:
ألم تر إلى ٱلذين بدلوا نعمت ٱلله كفرا وأحلوا قومهم دار ٱلبوار جهنم يصلونها
ne berbat bir konaklama yeri!
وبئس ٱلقرار
Ve Tanrı'ya, O'nun yolundan saptırmak için rakipler atadılar:
وجعلوا لله أندادا ليضلوا عن سبيله
De ki: “Tadını çıkarın, çünkü varış yeriniz Ateş'tir.”
قل تمتعوا فإن مصيركم إلى ٱلنار
Buyruğuma uyan inananlara de ki: Temas'ı sürdürsünler ve alışverişin de dostluğun da olmayacağı bir gün gelmeden önce, onlara geçim olarak verdiğimiz şeylerden gizlice ve açıkça harcasınlar.
قل لعبادي ٱلذين ءامنوا يقيموا ٱلصلوة وينفقوا مما رزقنهم سرا وعلانية من قبل أن يأتي يوم لا بيع فيه ولا خلل
Gökleri ve yeri yaratan, gökten bir su indiren ve onunla sizin için geçim olarak ürünler çıkaran Tanrı'dır; ve emriyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin için boyun eğdirdi,
ٱلله ٱلذي خلق ٱلسموت وٱلأرض وأنزل من ٱلسمآء مآء فأخرج به من ٱلثمرت رزقا لكم وسخر لكم ٱلفلك لتجري في ٱلبحر بأمره
ve ırmakları sizin için boyun eğdirdi.
وسخر لكم ٱلأنهر
Ve güneşi ve ayı, yörüngelerinde durmaksızın çalışırken, sizin için boyun eğdirdi,
وسخر لكم ٱلشمس وٱلقمر دآئبين
ve geceyi ve gündüzü sizin için boyun eğdirdi.
وسخر لكم ٱليل وٱلنهار
Ve O'ndan istediğiniz her şeyden size verdi;
وءاتىكم من كل ما سألتموه
ve Tanrı'nın lütfunu saysanız, onu sayıp bitiremezsiniz.
وإن تعدوا نعمت ٱلله لا تحصوهآ
İnsan elbette çok zalimdir, büyük bir yadsıyıcıdır.
إن ٱلإنسن لظلوم كفار
Ve İbrahim dedi ki: “Vasim, bu diyarı güvenli kıl ve beni ve oğullarımı putların buyruğuna uymaktan uzak tut.
وإذ قال إبرهيم رب ٱجعل هذا ٱلبلد ءامنا وٱجنبني وبني أن نعبد ٱلأصنام
Vasim, onlar insanlardan çoğunu şüphesiz saptırdı. Kim beni izlerse artık benimdir, kim bana karşı gelirse — Sen o zaman şüphesiz Çok Bağışlayansın, Esirgeyensin.
رب إنهن أضللن كثيرا من ٱلناس فمن تبعني فإنه مني ومن عصاني فإنك غفور رحيم
Bizim Vasimiz, soyumdan bir kısmını, ekin bitmeyen bir vadiye, Senin dokunulmaz kılınmış Evinin yanına yerleştirdim,
ربنآ إني أسكنت من ذريتي بواد غير ذي زرع عند بيتك ٱلمحرم
Bizim Vasimiz, Temas'ı sürdürsünler diye; insanlardan bazı Vicdanları onlara doğru eğilimli kıl ve onlara ürünlerden geçim ver, belki minnettar olurlar.
ربنا ليقيموا ٱلصلوة فٱجعل أفدة من ٱلناس تهوي إليهم وٱرزقهم من ٱلثمرت لعلهم يشكرون
Bizim Vasimiz, Sen gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin;
ربنآ إنك تعلم ما نخفي وما نعلن
ve ne yerde ne gökte hiçbir şey Tanrı'dan gizli kalmaz.
وما يخفى على ٱلله من شىء في ٱلأرض ولا في ٱلسمآء
Övgü Tanrı'ya, ki ileri yaşıma rağmen bana İsmail'i ve İshak'ı hibe etti!
ٱلحمد لله ٱلذي وهب لي على ٱلكبر إسمعيل وإسحق
Vasim yakarışı elbette işitir.
إن ربي لسميع ٱلدعآء
Vasim, beni Temas'ı sürdüren yap, soyumdan da;
رب ٱجعلني مقيم ٱلصلوة ومن ذريتي
bizim Vasimiz, ve yakarışımı kabul et.
ربنا وتقبل دعآء
Bizim Vasimiz, Hesap'ın kurulacağı gün beni, ana babamı ve inananları bağışla.”
ربنا ٱغفر لي ولولدى وللمؤمنين يوم يقوم ٱلحساب
Ve sakın Tanrı'yı zalimlerin yaptıklarından umursamaz sanma:
ولا تحسبن ٱلله غفلا عما يعمل ٱلظلمون
O onları ancak görme yetilerinin donup kalacağı bir güne kadar erteler; başları yukarıda, koşarak gelirler, bakışları kendilerine dönmez ve Vicdanları bomboştur.
إنما يؤخرهم ليوم تشخص فيه ٱلأبصر مهطعين مقنعي رءوسهم لا يرتد إليهم طرفهم وأفدتهم هوآء
Ve insanları, cezanın kendilerine geleceği gün konusunda uyar; o gün zulmedenler diyecek ki: “Bizim Vasimiz, bizi yakın bir süreye kadar ertele: çağrına karşılık vereceğiz ve elçileri izleyeceğiz.”
وأنذر ٱلناس يوم يأتيهم ٱلعذاب فيقول ٱلذين ظلموا ربنآ أخرنآ إلى أجل قريب نجب دعوتك ونتبع ٱلرسل
“Daha önce, yok oluşunuz olmayacağına yemin etmemiş miydiniz?
أولم تكونوا أقسمتم من قبل ما لكم من زوال
Ve kendilerine zulmedenlerin konutlarında oturdunuz, onlara nasıl davrandığımız size belli oldu ve size örnekleri çoğalttık.”
وسكنتم في مسكن ٱلذين ظلموا أنفسهم وتبين لكم كيف فعلنا بهم وضربنا لكم ٱلأمثال
Ve onlar komplolarını kurdular,
وقد مكروا مكرهم
ama komploları Tanrı'nın katındadır,
وعند ٱلله مكرهم
komploları dağları yok edecek nitelikte olsa bile.
وإن كان مكرهم لتزول منه ٱلجبال
Öyleyse sakın Tanrı'nın elçilerine verdiği vaatten caydığını sanma,
فلا تحسبن ٱلله مخلف وعده رسله
çünkü Tanrı Mutlak Güçlüdür, öç sahibidir.
إن ٱلله عزيز ذو ٱنتقام
Yerin başka bir yere dönüştürüleceği gün, göklerin de,
يوم تبدل ٱلأرض غير ٱلأرض وٱلسموت
ve hepsinin açıkta, Tek Olan, Hükmeden Tanrı'nın önüne çıkacağı gün.
وبرزوا لله ٱلوحد ٱلقهار
Ve o gün koparılmışları göreceksin: demirler içinde birbirine zincirlenmiş, gömlekleri katrandan, ve Ateş yüzlerini kaplıyor, Tanrı her Öze kazandığının karşılığını versin diye,
وترى ٱلمجرمين يومئذ مقرنين في ٱلأصفاد سرابيلهم من قطران وتغشى وجوههم ٱلنار ليجزي ٱلله كل نفس ما كسبت
çünkü Tanrı hesapta çabuktur.
إن ٱلله سريع ٱلحساب
Bu, insanlar için bir iletimdir: onunla uyarılsınlar, O'nun yalnızca tek bir tanrı olduğunu bilsinler ve zekâ sahipleri hatırlasınlar.
هذا بلغ للناس ولينذروا به وليعلموا أنما هو إله وحد وليذكر أولوا ٱلألبب