مريم
Maryam
A Remembrance of Benevolence
بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Kaf. Ha. Ya. ʿAyn. Ṣad.
كهيعص
Vasinin, buyruğuna uyan Zekeriya'ya esirgemesinin hatırlatması: o Vasisine gizli bir seslenişle seslendiğinde,
ذكر رحمت ربك عبده زكريآ إذ نادى ربه ندآء خفيا
dedi: “Vasim, kemik bende şüphesiz kırılganlaştı, baş beyazlıkla tutuştu, ve Sana yakararak, Vasim, hiç sefil olmadım.
قال رب إني وهن ٱلعظم مني وٱشتعل ٱلرأس شيبا ولم أكن بدعآئك رب شقيا
Ve ben şüphesiz benden sonra yakınlarımdan korktum, karım da kısırdır. Öyleyse bana katından, benden miras alacak ve Yakup'un klanından miras alacak bir koruyucu hibe et,
وإني خفت ٱلمولي من ورآءي وكانت ٱمرأتي عاقرا فهب لي من لدنك وليا يرثني ويرث من ءال يعقوب
ve onu, Vasim, beğenilmiş kıl.”
وٱجعله رب رضيا
“Ey Zekeriya, Biz sana şüphesiz bir oğlan müjdeliyoruz: niteliği Yahya'dır; Biz ondan önce hiç kimseyi bu niteliği paylaşan kılmadık.”
يزكريآ إنا نبشرك بغلم ٱسمه يحيى لم نجعل له من قبل سميا
Dedi: “Vasim, karım kısırken ve ben ileri yaşta aşırı bir çöküntüye ulaşmışken, nasıl olur da benim bir oğlum olur?”
قال رب أنى يكون لي غلم وكانت ٱمرأتي عاقرا وقد بلغت من ٱلكبر عتيا
Dedi: “Öyle olacak. Vasin dedi: Bu Bana kolaydır, ve daha önce seni yarattım, sen hiçbir şey değildin.”
قال كذلك قال ربك هو على هين وقد خلقتك من قبل ولم تك شيا
Dedi ki: “Vasim, bana bir işaret tayin et.”
قال رب ٱجعل لي ءاية
Dedi: “Senin işaretin, tam üç gece boyunca insanlarla konuşmamandır.”
قال ءايتك ألا تكلم ٱلناس ثلث ليال سويا
Bunun üzerine yakarış yerinden halkının yanına çıktı ve onlara ima etti: “Sabah erken ve akşam şanını anın.”
فخرج على قومه من ٱلمحراب فأوحى إليهم أن سبحوا بكرة وعشيا
“Ey Yahya, Yazı'yı güçle al.”
ييحيى خذ ٱلكتب بقوة
Ve Biz ona hükmü verdik, o küçücük bir çocukken,
وءاتينه ٱلحكم صبيا
ve Bizden gelen bir şefkat ve bir arılık da;
وحنانا من لدنا وزكوة
ve o sakınırdı.
وكان تقيا
Ve anne babasına karşı erdemliydi; ne ölçüsüzdü ne de karşı gelen biriydi.
وبرا بولديه ولم يكن جبارا عصيا
Ve esenlik onun üzerine, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak uyandırılacağı gün.
وسلم عليه يوم ولد ويوم يموت ويوم يبعث حيا
Ve Yazı'da Meryem'i an: ailesinden doğuda bir yere çekildiğinde ve onlardan ayrı bir perde edindiğinde.
وٱذكر في ٱلكتب مريم إذ ٱنتبذت من أهلها مكانا شرقيا فٱتخذت من دونهم حجابا
Bunun üzerine ona Esinimizi gönderdik; o ona tam bir insan biçiminde göründü.
فأرسلنآ إليها روحنا فتمثل لها بشرا سويا
Dedi: “Ben şüphesiz senden Tümüyle Esirgeyen'in himayesine girerim! Sakınıyorsan…”
قالت إني أعوذ بٱلرحمن منك إن كنت تقيا
Dedi: “Ben yalnızca Vasinin elçisiyim; O sana arı bir oğlan hibe etsin diye.”
قال إنمآ أنا رسول ربك لأهب لك غلما زكيا
Dedi: “Hiçbir insan bana dokunmamışken ve ben utanmaz olmamışken, nasıl olur da benim bir oğlum olur?”
قالت أنى يكون لي غلم ولم يمسسني بشر ولم أك بغيا
Dedi: “Öyle olacak. Vasin dedi: Bu Bana kolaydır.
قال كذلك قال ربك هو على هين
Ve Biz onu insanlar için bir işaret ve Bizden gelen bir esirgeme kılacağız.
ولنجعله ءاية للناس ورحمة منا
Bu, önceden kararlaştırılmış bir iştir.”
وكان أمرا مقضيا
Onu taşıdı, sonra onunla uzak bir yere çekildi.
فحملته فٱنتبذت به مكانا قصيا
Doğum sancıları onu hurma ağacının gövdesine itti. Dedi: “Ah, keşke bundan önce ölseydim ve unutulmuş, tümüyle unutulmuş bir şey olsaydım!”
فأجآءها ٱلمخاض إلى جذع ٱلنخلة قالت يليتني مت قبل هذا وكنت نسيا منسيا
Bunun üzerine ona altından seslendi: “Hüzünlenme! Vasin altına bir döşek koydu.
فنادىها من تحتهآ ألا تحزني قد جعل ربك تحتك سريا
Ve hurma ağacının gövdesini kendine doğru salla: üzerine taze, tam kıvamında hurmalar düşürür.
وهزي إليك بجذع ٱلنخلة تسقط عليك رطبا جنيا
Öyleyse ye, iç ve bakışın durulsun.
فكلي وٱشربي وقري عينا
Öyleyse insanlardan birini görürsen, de ki: ‘Ben Tümüyle Esirgeyen'e bir perhiz adadım; öyleyse bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.’”
فإما ترين من ٱلبشر أحدا فقولي إني نذرت للرحمن صوما فلن أكلم ٱليوم إنسيا
Bunun üzerine onu taşıyarak onunla halkının yanına geldi.
فأتت به قومها تحمله
Dediler: “Ey Meryem, sen elbette dehşet verici bir şeye girişmişsin!
قالوا يمريم لقد جئت شيا فريا
Ey Harun'un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de utanmaz bir kadın değildi.”
يأخت هرون ما كان أبوك ٱمرأ سوء وما كانت أمك بغيا
Bunun üzerine ona eliyle gösterdi.
فأشارت إليه
Dediler: “Beşikteki küçücük bir çocukla nasıl konuşuruz?”
قالوا كيف نكلم من كان في ٱلمهد صبيا
Çocuk dedi: “Ben şüphesiz Tanrı'nın buyruğuna uyanıyım. O bana Yazı'yı verdi ve beni aktarıcı kıldı; nerede olursam olayım beni bereketli kıldı, ve yaşadığım sürece bana Temas'ı ve katışıksız cömertliği salık verdi, anneme karşı erdemli olmayı da.
قال إني عبد ٱلله ءاتىني ٱلكتب وجعلني نبيا وجعلني مباركا أين ما كنت وأوصني بٱلصلوة وٱلزكوة ما دمت حيا وبرا بولدتي
Ve beni ne ölçüsüz ne de sefil kıldı.
ولم يجعلني جبارا شقيا
Ve esenlik üzerime, doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak uyandırılacağım gün.”
وٱلسلم على يوم ولدت ويوم أموت ويوم أبعث حيا
İşte Meryem oğlu İsa —
ذلك عيسى ٱبن مريم
hakkın sözü, onun hakkında uzlaşmazlığa girerler.
قول ٱلحق ٱلذي فيه يمترون
Tanrı'ya, Kendisine bir çocuk edinmek yakışmaz.
ما كان لله أن يتخذ من ولد
O'na şan olsun!
سبحنه
Bir şeye hükmettiğinde, ona yalnızca “Ol” der,
إذا قضى أمرا فإنما يقول له كن
ve o olur.
فيكون
Ve Tanrı şüphesiz benim Vasim ve sizin Vasinizdir; öyleyse O'nun buyruğuna uyun.
وإن ٱلله ربي وربكم فٱعبدوه
İşte dosdoğru bir güzergâh.
هذا صرط مستقيم
Ama bölükler aralarında ayrıştı.
فٱختلف ٱلأحزاب من بينهم
Yadsıyanların vay hâline, muazzam bir günün tanığı olacakları zaman!
فويل للذين كفروا من مشهد يوم عظيم
Bize geldikleri gün ne kadar iyi işitecekler ve ne kadar açık görecekler!
أسمع بهم وأبصر يوم يأتوننا
Ama zalimler bugün apaçık bir şaşkınlık içindedir.
لكن ٱلظلمون ٱليوم في ضلل مبين
Ve onları, iş sonuca bağlandığında Perişanlık Günü'yle uyar; onlar umursamazlık içindedir ve inanmazlar.
وأنذرهم يوم ٱلحسرة إذ قضي ٱلأمر وهم في غفلة وهم لا يؤمنون
Yeryüzünü ve üzerindekileri miras alacak olan Biziz,
إنا نحن نرث ٱلأرض ومن عليها
ve onlar Bize döndürülecekler.
وإلينا يرجعون
Ve Yazı'da İbrahim'i an: o doğru sözlü biriydi, bir aktarıcıydı; babasına dediği zaman: “Ey babacığım, neden işitmeyen, açık görmeyen ve sana hiçbir şeye yaramayanın buyruğuna uyuyorsun?
وٱذكر في ٱلكتب إبرهيم إنه كان صديقا نبيا إذ قال لأبيه يأبت لم تعبد ما لا يسمع ولا يبصر ولا يغني عنك شيا
Ey babacığım, bana bilgiden, sana ulaşmayan şey şüphesiz geldi; öyleyse beni izle, sana düz bir güzergâh üzerinde rehberlik edeyim.
يأبت إني قد جآءني من ٱلعلم ما لم يأتك فٱتبعني أهدك صرطا سويا
Ey babacığım, Saptırıcı'nın buyruğuna uyma:
يأبت لا تعبد ٱلشيطن
Saptırıcı şüphesiz Tümüyle Esirgeyen'e karşı gelendir.
إن ٱلشيطن كان للرحمن عصيا
Ey babacığım, Tümüyle Esirgeyen'den bir ceza sana dokunacak diye ve Saptırıcı'nın müttefiki olacaksın diye korkuyorum.”
يأبت إني أخاف أن يمسك عذاب من ٱلرحمن فتكون للشيطن وليا
Babası dedi: “Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun, ey İbrahim?
قال أراغب أنت عن ءالهتي
Vazgeçmezsen elbette seni sürgün edeceğim! Benden uzun bir müddet uzaklaş.”
يإبرهيم لئن لم تنته لأرجمنك وٱهجرني مليا
İbrahim dedi: “Esenlik üzerine. Senin için Vasimden bağışlanma dileyeceğim: O bana karşı hep özenliydi. Ben sizden ve Tanrı'nın dışında yakardığınız şeylerden ayrılıyorum ve Vasime yakarıyorum; Vasime yakarmakla sefil olmamam mümkündür.”
قال سلم عليك سأستغفر لك ربي إنه كان بي حفيا وأعتزلكم وما تدعون من دون ٱلله وأدعوا ربي عسى ألآ أكون بدعآء ربي شقيا
Onlardan ve Tanrı'nın dışında buyruğuna uydukları şeylerden ayrıldığında, ona İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik,
فلما ٱعتزلهم وما يعبدون من دون ٱلله وهبنا له إسحق ويعقوب
ve her birini aktarıcı kıldık.
وكلا جعلنا نبيا
Ve onlara esirgememizden hibe ettik, ve onlara doğru sözlü, yüce bir dil sağladık.
ووهبنا لهم من رحمتنا وجعلنا لهم لسان صدق عليا
Ve Yazı'da Musa'yı an: o kendini yalnızca Tanrı'ya adamıştı, ve bir elçiydi, bir aktarıcıydı.
وٱذكر في ٱلكتب موسى إنه كان مخلصا وكان رسولا نبيا
Ve Biz ona Dağ'ın sağ yanından hitap ettik, ve onu baş başa yaklaştırdık.
وندينه من جانب ٱلطور ٱلأيمن وقربنه نجيا
Ve Biz ona esirgememizle kardeşi Harun'u aktarıcı olarak hibe ettik.
ووهبنا له من رحمتنآ أخاه هرون نبيا
Ve Yazı'da İsmail'i an: o vaadinde doğru sözlüydü, ve bir elçiydi, bir aktarıcıydı. Ailesine Temas'ı ve katışıksız cömertliği emrederdi,
وٱذكر في ٱلكتب إسمعيل إنه كان صادق ٱلوعد وكان رسولا نبيا وكان يأمر أهله بٱلصلوة وٱلزكوة
ve Vasisinin katında beğenilmişti.
وكان عند ربه مرضيا
Ve Yazı'da İdris'i an: o doğru sözlü biriydi, bir aktarıcıydı.
وٱذكر في ٱلكتب إدريس إنه كان صديقا نبيا
Ve Biz onu yüce bir makama yükselttik.
ورفعنه مكانا عليا
İşte Tanrı'nın aktarıcılar arasından lütufta bulunduğu kişiler bunlardır: Âdem'in soyundan, Nuh'la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim'in ve İsrail'in soyundan, ve rehberlik ettiklerimizden ve seçtiklerimizden.
أولئك ٱلذين أنعم ٱلله عليهم من ٱلنبين من ذرية ءادم وممن حملنا مع نوح ومن ذرية إبرهيم وإسرءيل وممن هدينا وٱجتبينآ
Tümüyle Esirgeyen'in işaretleri onlara seslendirildiğinde, yere kapanarak, ağlayarak düşerlerdi.
إذا تتلى عليهم ءايت ٱلرحمن خروا سجدا وبكيا
Sonra onların ardından bir kuşak geldi: Temas'ın boşa gitmesine izin verdiler ve arzuları izlediler; öyleyse başıboşlukla karşılaşacaklar — pişman olan, inanan ve sağlam bir iş yapan hariç; işte onlar Bahçe'ye sokulacaklar ve hiçbir zulme uğramayacaklar: Tümüyle Esirgeyen'in, algılarından kaçsalar da, buyruğuna uyanlarına vaat ettiği kalıcılık Bahçeleri.
فخلف من بعدهم خلف أضاعوا ٱلصلوة وٱتبعوا ٱلشهوت فسوف يلقون غيا إلا من تاب وءامن وعمل صلحا فأولئك يدخلون ٱلجنة ولا يظلمون شيا جنت عدن ٱلتي وعد ٱلرحمن عباده بٱلغيب
O'nun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.
إنه كان وعده مأتيا
Orada hiçbir boş söz işitmeyecekler,
لا يسمعون فيها لغوا
yalnızca “Esenlik!” işitecekler.
إلا سلما
Ve orada sabah erken ve akşam geçimleri onlarındır.
ولهم رزقهم فيها بكرة وعشيا
İşte Bizim, buyruğuna uyanlarımızdan sakınmakta olana miras ettireceğimiz Bahçe.
تلك ٱلجنة ٱلتي نورث من عبادنا من كان تقيا
“Biz ancak Vasinin emriyle ineriz.
وما نتنزل إلا بأمر ربك
Önümüzde olan, arkamızda olan ve bunların arasında olan O'nundur.
له ما بين أيدينا وما خلفنا وما بين ذلك
Ve Vasin unutkan değildir.”
وما كان ربك نسيا
Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Vasisi: öyleyse O'nun buyruğuna uy ve O'nun buyruğuna uymada kararlı ol.
رب ٱلسموت وٱلأرض وما بينهما فٱعبده وٱصطبر لعبدته
O'nun niteliğini paylaşan birini biliyor musun?
هل تعلم له سميا
Ve insan der ki: “Öldüğümde gerçekten diri olarak çıkarılacak mıyım?”
ويقول ٱلإنسن أءذا ما مت لسوف أخرج حيا
İnsan, Bizim onu daha önce yarattığımızı, onun hiçbir şey olmadığı halde, hatırlamıyor mu?
أولا يذكر ٱلإنسن أنا خلقنه من قبل ولم يك شيا
Vasine andolsun, Biz onları elbette toplayacağız, Saptırıcılarla birlikte; sonra onları Cehennem'in çevresine, diz çökmüş olarak elbette getireceğiz.
فوربك لنحشرنهم وٱلشيطين ثم لنحضرنهم حول جهنم جثيا
Sonra her hizipten, Tümüyle Esirgeyen'e karşı en küstah olanları elbette sökeceğiz.
ثم لننزعن من كل شيعة أيهم أشد على ٱلرحمن عتيا
Sonra orada yanmaya en çok layık olanları en iyi bilen Biziz.
ثم لنحن أعلم بٱلذين هم أولى بها صليا
Ve sizden oraya varmayacak kimse yoktur: bu, Vasin için geri alınamaz bir fermandır.
وإن منكم إلا واردها كان على ربك حتما مقضيا
Sonra sakınanları kurtaracağız, ve zalimleri orada, diz çökmüş olarak terk edeceğiz.
ثم ننجي ٱلذين ٱتقوا ونذر ٱلظلمين فيها جثيا
Ve apaçık işaretlerimiz onlara seslendirildiğinde, yadsıyanlar inananlara derler: “İki kesimden hangisi konum bakımından daha iyi ve halka bakımından daha güzel?”
وإذا تتلى عليهم ءايتنا بينت قال ٱلذين كفروا للذين ءامنوا أى ٱلفريقين خير مقاما وأحسن نديا
Onlardan önce ne çok kuşağı yok ettik; onlar mal ve görünüş bakımından daha güzeldi!
وكم أهلكنا قبلهم من قرن هم أحسن أثثا ورءيا
De ki: “Yolunu şaşırmış olan kim varsa, Tümüyle Esirgeyen onun süresini uzun uzun uzatsın,
قل من كان في ٱلضللة فليمدد له ٱلرحمن مدا
kendilerine vaat edileni — ya cezayı ya da Saat'i — görünceye dek; o zaman kimin yerinin en kötü, kimin ordusunun en zayıf olduğunu bilecekler.”
حتى إذا رأوا ما يوعدون إما ٱلعذاب وإما ٱلساعة فسيعلمون من هو شر مكانا وأضعف جندا
Ve Tanrı, yol bulanlara yol göstermeyi artırır.
ويزيد ٱلله ٱلذين ٱهتدوا هدى
Ve dayanıklı ve sağlam işler, Vasinin katında getiri bakımından daha iyi ve geri verdikleri bakımından daha iyidir.
وٱلبقيت ٱلصلحت خير عند ربك ثوابا وخير مردا
Bizim işaretlerimizi yadsıyan ve “Bana elbette mal ve çocuk verilecek” diyeni gördün mü? Algılardan kaçanı mı delip geçti, yoksa Tümüyle Esirgeyen'in katında bir ahit mi edindi? Hiç de değil!
أفرءيت ٱلذي كفر بايتنا وقال لأوتين مالا وولدا أطلع ٱلغيب أم ٱتخذ عند ٱلرحمن عهدا كلا
Onun dediğini yazacağız ve onun için cezayı uzun uzun uzatacağız.
سنكتب ما يقول ونمد له من ٱلعذاب مدا
Ve onun dediğinden Biz miras alacağız, ve o Bize tek başına gelecek.
ونرثه ما يقول ويأتينا فردا
Ve Tanrı'nın dışında, kendileri için bir güç olsunlar diye tanrılar edindiler. Hiç de değil!
وٱتخذوا من دون ٱلله ءالهة ليكونوا لهم عزا كلا
Onlar, kendilerine buyruğa uymalarını yadsıyacak ve onlara karşı çıkacak.
سيكفرون بعبادتهم ويكونون عليهم ضدا
Görmedin mi: Biz Saptırıcıları yadsıyanların üzerine saldık, onlar da onları durmaksızın körüklüyor?
ألم تر أنآ أرسلنا ٱلشيطين على ٱلكفرين تؤزهم أزا
Öyleyse onlara karşı acele etme:
فلا تعجل عليهم
Biz yalnızca onlar için teker teker sayıyoruz.
إنما نعد لهم عدا
Sakınanları Tümüyle Esirgeyen'e bir heyet olarak topladığımız ve koparılmışları Cehennem'e, oraya varsınlar diye götürdüğümüz gün.
يوم نحشر ٱلمتقين إلى ٱلرحمن وفدا ونسوق ٱلمجرمين إلى جهنم وردا
Tümüyle Esirgeyen'in katında bir ahit edinmiş olan hariç, hiçbir aracılığa sahip olmayacaklar.
لا يملكون ٱلشفعة إلا من ٱتخذ عند ٱلرحمن عهدا
Ve dediler: “Tümüyle Esirgeyen Kendisine bir çocuk edindi.”
وقالوا ٱتخذ ٱلرحمن ولدا
Siz elbette devasa bir şeye girişmişsiniz! Neredeyse gökler bundan çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar çöküp yıkılacak — Tümüyle Esirgeyen'e bir çocuk atfettikleri için.
لقد جئتم شيا إدا تكاد ٱلسموت يتفطرن منه وتنشق ٱلأرض وتخر ٱلجبال هدا أن دعوا للرحمن ولدا
Tümüyle Esirgeyen'e Kendisine bir çocuk edinmek yaraşmaz.
وما ينبغي للرحمن أن يتخذ ولدا
Göklerde ve yerde, Tümüyle Esirgeyen'e buyruğuna uyarak gelmeyen hiç kimse yoktur.
إن كل من في ٱلسموت وٱلأرض إلآ ءاتي ٱلرحمن عبدا
Onları elbette sayıp dökmüştür ve teker teker saymıştır.
لقد أحصىهم وعدهم عدا
Ve hepsi O'na Huzura Çıkış Günü tek başına gelecek.
وكلهم ءاتيه يوم ٱلقيمة فردا
İnananlara ve sağlam işler yapanlara Tümüyle Esirgeyen şüphesiz sevgi verecek.
إن ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت سيجعل لهم ٱلرحمن ودا
Biz onu ancak senin dilinle kolaylaştırdık; sakınanlara onunla müjde veresin ve inatçı bir halkı onunla uyarasın diye.
فإنما يسرنه بلسانك لتبشر به ٱلمتقين وتنذر به قوما لدا
Onlardan önce ne çok kuşağı yok ettik! Onlardan tek birini algılıyor musun, ya da onlardan en ufak bir mırıltı işitiyor musun?
وكم أهلكنا قبلهم من قرن هل تحس منهم من أحد أو تسمع لهم ركزا