İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

الانبياء

Al-Anbiya

We Answered Him

Sure 21 · 112 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

21:1

İnsanların hesabı yaklaştı, onlar ise umursamazlık içinde, sıyrılarak.

ٱقترب للناس حسابهم وهم في غفلة معرضون

21:2–3

Vasilerinden onlara hiçbir yeni hatırlatma gelmez ki, çekirdekleri dalgın hâlde oynayarak dinlemesinler.

ما يأتيهم من ذكر من ربهم محدث إلا ٱستمعوه وهم يلعبون لاهية قلوبهم

Ve zulmedenler fısıldaşmalarını gizli tuttular: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey mi?

وأسروا ٱلنجوى ٱلذين ظلموا هل هذآ إلا بشر مثلكم

Açıkça görüyorken yanılsamaya mı geliyorsunuz?”

أفتأتون ٱلسحر وأنتم تبصرون

21:4

De ki: “Vasim göklerdeki ve yerdeki sözü bilir,

قال ربي يعلم ٱلقول في ٱلسمآء وٱلأرض

ve O, Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilendir.”

وهو ٱلسميع ٱلعليم

21:5

Dediler ki: “Daha doğrusu karmakarışık rüyalar yığını! Daha doğrusu onu uydurdu! Daha doğrusu o dil döken bir hatip!

بل قالوا أضغث أحلم بل ٱفترىه بل هو شاعر

21:5

Öyleyse bize bir işaret getirsin, öncekilerin gönderildiği gibi!”

فليأتنا باية كمآ أرسل ٱلأولون

Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir kent inanmadı.

مآ ءامنت قبلهم من قرية أهلكنهآ

Şimdi inanacak olanlar onlar mı?

أفهم يؤمنون

21:7

Ve Biz senden önce yalnızca vahyettiğimiz erkekler gönderdik: öyleyse bilmiyorsanız Hatırlatma sahiplerine sorun.

ومآ أرسلنا قبلك إلا رجالا نوحي إليهم فسلوا أهل ٱلذكر إن كنتم لا تعلمون

21:8

Biz onları yiyecek yemeyen bedenler yapmadık,

وما جعلنهم جسدا لا يأكلون ٱلطعام

21:8

ve onlar sonsuz değillerdi.

وما كانوا خلدين

Sonra onlara verdiğimiz vaadi yerine getirdik: onları ve dilediğimiz kimseleri kurtardık, ve aşırıya kaçanları yok ettik.

ثم صدقنهم ٱلوعد فأنجينهم ومن نشآء وأهلكنا ٱلمسرفين

Size, hatırlatmanızın içinde bulunduğu bir Yazı indirdik.

لقد أنزلنآ إليكم كتبا فيه ذكركم

Akıl yürütmüyor musunuz?

أفلا تعقلون

Zulmeden nice kenti paramparça ettik ve onlardan sonra başka bir halk ortaya çıkardık!

وكم قصمنا من قرية كانت ظالمة وأنشأنا بعدها قوما ءاخرين

Sonra Bizim sertliğimizi sezdiklerinde, işte ondan uzağa kaçışıyorlardı.

فلمآ أحسوا بأسنآ إذا هم منها يركضون

“Kaçışmayın, bolluk içinde yaşadığınız şeye ve konutlarınıza geri dönün — belki sorgulanırsınız!”

لا تركضوا وٱرجعوا إلى مآ أترفتم فيه ومسكنكم لعلكم تسلون

Dediler ki: “Vay hâlimize, biz şüphesiz zalimdik!”

قالوا يويلنآ إنا كنا ظلمين

Bu feryat, onları biçilmiş, sönmüş bir ekin yapana dek hiç dinmedi.

فما زالت تلك دعوىهم حتى جعلنهم حصيدا خمدين

Biz göğü, yeri ve ikisinin arasındakini oynayarak yaratmadık.

وما خلقنا ٱلسمآء وٱلأرض وما بينهما لعبين

Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu Kendimizden edinirdik,

لو أردنآ أن نتخذ لهوا لٱتخذنه من لدنآ

eğer böyle yapacak olsaydık.

إن كنا فعلين

Biz hakkı sahtenin üzerine fırlatırız: onu ezer ve işte o dağılıp gider.

بل نقذف بٱلحق على ٱلبطل فيدمغه فإذا هو زاهق

Ve nitelediğiniz şey yüzünden vay hâlinize!

ولكم ٱلويل مما تصفون

Ve göklerde ve yerde kim varsa O'nundur.

وله من في ٱلسموت وٱلأرض

Ve O'nun katında olanlar, O'nun buyruğuna uymayı reddedecek kadar kibirlenmezler ve soluksuz kalmazlar.

ومن عنده لا يستكبرون عن عبادته ولا يستحسرون

Gece gündüz O'nun şanını anarlar, hiç gevşemezler.

يسبحون ٱليل وٱلنهار لا يفترون

Yoksa yerden, Yayılış'ı gerçekleştiren tanrılar mı edindiler?

أم ٱتخذوا ءالهة من ٱلأرض هم ينشرون

Eğer göklerde ve yerde Tanrı'dan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu.

لو كان فيهمآ ءالهة إلا ٱلله لفسدتا

Öyleyse Tanrı'ya, Bina'nın Vasisine, onların nitelediği şeyin üstünde şan olsun!

فسبحن ٱلله رب ٱلعرش عما يصفون

O, yaptığı şeyden sorgulanmaz,

لا يسل عما يفعل

oysa onlar sorgulanacaklar.

وهم يسلون

Yoksa O'nun dışında tanrılar mı edindiler?

أم ٱتخذوا من دونه ءالهة

De ki: “İspatınızı getirin!

قل هاتوا برهنكم

İşte benimle olanların hatırlatması ve benden öncekilerin hatırlatması.”

هذا ذكر من معي وذكر من قبلي

Ama onların çoğu hakkı bilmiyor ve ondan sıyrılıyorlar.

بل أكثرهم لا يعلمون ٱلحق فهم معرضون

Senden önce hiçbir elçi göndermedik, ona şunu vahyetmedikçe: “Benden başka hiçbir tanrı yoktur, öyleyse Benim buyruğuma uyun.”

ومآ أرسلنا من قبلك من رسول إلا نوحي إليه أنه لآ إله إلآ أنا فٱعبدون

Ve dediler: “Tümüyle Esirgeyen Kendisine bir çocuk edindi.”

وقالوا ٱتخذ ٱلرحمن ولدا

O'na şan olsun!

سبحنه

Onlar daha doğrusu şerefli, buyruğa uyanlardır,

بل عباد مكرمون

O'nun sözünün önüne geçmezler ve O'nun emrine göre iş görürler.

لا يسبقونه بٱلقول وهم بأمره يعملون

Onların önünde olanı ve arkalarında olanı bilir,

يعلم ما بين أيديهم وما خلفهم

ve onlar yalnızca O'nun uygun gördüğü kimse için aracılık ederler, kendileri ise O'ndan çekinerek kaygı doludurlar.

ولا يشفعون إلا لمن ٱرتضى وهم من خشيته مشفقون

Ve onlardan kim “Ben O'nun dışında bir tanrıyım” derse, işte onun karşılığını Cehennem'le verirdik —

ومن يقل منهم إني إله من دونه فذلك نجزيه جهنم

zalimlerin karşılığını Biz böyle veririz.

كذلك نجزي ٱلظلمين

21:30

Yadsıyanlar, göklerin ve yerin bitişik tek bir kütle olduğunu ve Bizim onları ayırdığımızı görmediler mi?

أولم ير ٱلذين كفروا أن ٱلسموت وٱلأرض كانتا رتقا ففتقنهما

Ve Biz her canlı şeyi sudan yaptık.

وجعلنا من ٱلمآء كل شىء حى

Yine de inanmayacaklar mı?

أفلا يؤمنون

Ve yeryüzüne, onlarla birlikte sallanmasın diye sağlam çapalar koyduk,

وجعلنا في ٱلأرض روسي أن تميد بهم

ve orada geçitler, yollar koyduk; belki yollarını bulurlar.

وجعلنا فيها فجاجا سبلا لعلهم يهتدون

Ve göğü korunmuş bir tavan yaptık,

وجعلنا ٱلسمآء سقفا محفوظا

oysa onlar onun işaretlerinden sıyrılıyorlar.

وهم عن ءايتها معرضون

Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur:

وهو ٱلذي خلق ٱليل وٱلنهار وٱلشمس وٱلقمر

her biri bir yörüngede yüzer.

كل في فلك يسبحون

Senden önce hiçbir insana sonsuzluk vermedik.

وما جعلنا لبشر من قبلك ٱلخلد

Şimdi sen ölecek olursan, onlar mı sonsuz olacaklar?

أفإين مت فهم ٱلخلدون

21:35

Her Öz ölümü tadacaktır,

كل نفس ذآئقة ٱلموت

ve Biz sizi kötülükle ve iyilikle bir sınav olarak deniyoruz;

ونبلوكم بٱلشر وٱلخير فتنة

ve Bize geri döndürüleceksiniz.

وإلينا ترجعون

Ve yadsıyanlar seni gördüklerinde, seni alaydan başka bir şey saymazlar:

وإذا رءاك ٱلذين كفروا إن يتخذونك إلا هزوا

“Tanrılarınızı anan bu mu yani?” — oysa kendileri Tümüyle Esirgeyen'in hatırlatmasını yadsıyorlar.

أهذا ٱلذي يذكر ءالهتكم وهم بذكر ٱلرحمن هم كفرون

İnsan aceleden yaratıldı.

خلق ٱلإنسن من عجل

Size işaretlerimi göstereceğim; öyleyse Benden onları acele ettirmemi istemeyin.

سأوريكم ءايتي فلا تستعجلون

Ve diyorlar ki: “Bu vaat ne zaman, doğru sözlüyseniz?”

ويقولون متى هذا ٱلوعد إن كنتم صدقين

Keşke yadsıyanlar bilselerdi, Ateş'i ne yüzlerinden ne sırtlarından uzak tutamayacakları ve kendilerine yardım edilmeyeceği o anı...

لو يعلم ٱلذين كفروا حين لا يكفون عن وجوههم ٱلنار ولا عن ظهورهم ولا هم ينصرون

Daha doğrusu o onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek; onu geri çeviremeyecekler ve onlara hiçbir mühlet verilmeyecek.

بل تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردها ولا هم ينظرون

Senden önceki elçilerle şüphesiz alay edildi; bunun üzerine alay ettikleri şey, içlerinden dalga geçenleri sardı.

ولقد ٱستهزئ برسل من قبلك فحاق بٱلذين سخروا منهم ما كانوا به يستهزءون

De ki: “Gece ve gündüz sizi Tümüyle Esirgeyen'e karşı kim gözetir?”

قل من يكلؤكم بٱليل وٱلنهار من ٱلرحمن

Dahası, Vasilerinin hatırlatmasından sıyrılıyorlar.

بل هم عن ذكر ربهم معرضون

Yoksa Bizden onları koruyan tanrıları mı var?

أم لهم ءالهة تمنعهم من دوننا

Onlar kendilerine yardım edemezler ve onlara Bizden hiçbir destek gelmez.

لا يستطيعون نصر أنفسهم ولا هم منا يصحبون

Daha doğrusu Biz bunları ve atalarını, ömür onlara uzayana dek yararlandırdık.

بل متعنا هؤلآء وءابآءهم حتى طال عليهم ٱلعمر

Bizim yere gelip onu uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı?

أفلا يرون أنا نأتي ٱلأرض ننقصها من أطرافهآ

Galip gelenler onlar mı?

أفهم ٱلغلبون

De ki: “Ben sizi yalnızca vahiyle uyarırım.”

قل إنمآ أنذركم بٱلوحي

Oysa sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.

ولا يسمع ٱلصم ٱلدعآء إذا ما ينذرون

Ve Vasinin cezasından bir soluk onlara dokunsaydı, elbette derlerdi ki: “Vay hâlimize, biz şüphesiz zalimdik!”

ولئن مستهم نفحة من عذاب ربك ليقولن يويلنآ إنا كنا ظلمين

21:47

Ve Huzura Çıkış Günü için insafın terazilerini koyacağız; hiçbir Öz en küçük bir zulme uğramayacak,

ونضع ٱلموزين ٱلقسط ليوم ٱلقيمة فلا تظلم نفس شيا

ve bir hardal tanesinin tartısı kadar olsa bile onu getirirdik; ve hesap tutan olarak Biz yeteriz.

وإن كان مثقال حبة من خردل أتينا بها وكفى بنا حسبين

21:48–49

Biz şüphesiz Musa'ya ve Harun'a Ayırt Etme'yi, sakınanlar için bir aydınlık ve bir hatırlatma verdik; onlar ki O algılarından kaçsa da Vasilerinden çekinirler ve Saat'ten kaygı duyarlar.

ولقد ءاتينا موسى وهرون ٱلفرقان وضيآء وذكرا للمتقين ٱلذين يخشون ربهم بٱلغيب وهم من ٱلساعة مشفقون

Ve bu, Bizim indirdiğimiz bereketli bir hatırlatmadır.

وهذا ذكر مبارك أنزلنه

Şimdi onu onaylamayacak mısınız?

أفأنتم له منكرون

Biz şüphesiz İbrahim'e doğruluğunu daha önceden verdik ve onu iyi bilirdik.

ولقد ءاتينآ إبرهيم رشده من قبل وكنا به علمين

Babasına ve halkına şöyle dediği zaman: “Başında dikilip durduğunuz bu heykeller nedir?”

إذ قال لأبيه وقومه ما هذه ٱلتماثيل ٱلتي أنتم لها عكفون

Dediler ki: “Atalarımızı onların buyruğuna uyarken bulduk.”

قالوا وجدنآ ءابآءنا لها عبدين

Dedi ki: “Siz de atalarınız da şüphesiz apaçık bir şaşkınlık içindeydiniz.”

قال لقد كنتم أنتم وءابآؤكم في ضلل مبين

Dediler ki: “Bize hak ile mi geldin, yoksa oynayanlardan mısın?”

قالوا أجئتنا بٱلحق أم أنت من ٱللعبين

Dedi ki: “Vasiniz daha doğrusu göklerin ve yerin Vasisidir, onları ilk baştan yaratandır,

قال بل ربكم رب ٱلسموت وٱلأرض ٱلذي فطرهن

ve buna ben tanıklardan biriyim.”

وأنا على ذلكم من ٱلشهدين

Ve Tanrı'ya andolsun, siz arkanızı dönüp gittikten sonra putlarınıza karşı elbette bir şey tezgâhlayacağım.

وتٱلله لأكيدن أصنمكم بعد أن تولوا مدبرين

Onları paramparça etti, kendilerinin olan büyük bir tane hariç; belki ona dönerler.

فجعلهم جذذا إلا كبيرا لهم لعلهم إليه يرجعون

Dediler ki: “Tanrılarımıza bunu kim yaptı? O elbette zalimlerdendir!”

قالوا من فعل هذا بالهتنآ إنه لمن ٱلظلمين

Dediler ki: “Onları anan bir genç işittik; ona İbrahim denir.”

قالوا سمعنا فتى يذكرهم يقال له إبرهيم

Dediler ki: “Öyleyse onu insanların gözleri önüne getirin, belki tanıklık ederler.”

قالوا فأتوا به على أعين ٱلناس لعلهم يشهدون

Dediler ki: “Tanrılarımıza bunu yapan sen misin, İbrahim?”

قالوا ءأنت فعلت هذا بالهتنا يإبرهيم

Dedi ki: “Daha doğrusu onların büyüğü, şu, yaptı; öyleyse onlara sorun, bir şey dile getirebiliyorlarsa.”

قال بل فعله كبيرهم هذا فسلوهم إن كانوا ينطقون

Bunun üzerine kendilerine döndüler ve dediler ki: “Zalimler şüphesiz sizlersiniz.”

فرجعوا إلى أنفسهم فقالوا إنكم أنتم ٱلظلمون

Sonra başları üstüne düştüler:

ثم نكسوا على رءوسهم

“Bunların hiçbir şey dile getirmediğini sen çok iyi biliyorsun!”

لقد علمت ما هؤلآء ينطقون

Dedi ki: “Öyleyse Tanrı'nın dışında, size hiçbir yarar sağlamayan ve size zarar vermeyen şeyin buyruğuna mı uyuyorsunuz?

قال أفتعبدون من دون ٱلله ما لا ينفعكم شيا ولا يضركم

Size ve Tanrı'nın dışında buyruğuna uyduğunuz şeylere öf olsun!

أف لكم ولما تعبدون من دون ٱلله

Akıl yürütmüyor musunuz?”

أفلا تعقلون

Dediler ki: “Onu yakın ve eğer yapacaksanız tanrılarınıza yardım edin!”

قالوا حرقوه وٱنصروا ءالهتكم إن كنتم فعلين

21:69

Dedik ki: “Ey ateş, İbrahim için serinlik ve esenlik ol!”

قلنا ينار كوني بردا وسلما على إبرهيم

Ve ona karşı hile yapmak istediler, ama Biz onları en çok kaybedenler yaptık.

وأرادوا به كيدا فجعلنهم ٱلأخسرين

21:71

Ve onu ve Lut'u, bütün varlıklar için bereketli kıldığımız yere kurtardık.

ونجينه ولوطا إلى ٱلأرض ٱلتي بركنا فيها للعلمين

Ve ona İshak'ı hibe ettik,

ووهبنا له إسحق

ve ek olarak Yakup'u.

ويعقوب نافلة

Ve hepsini sağlam kıldık.

وكلا جعلنا صلحين

Ve onları Bizim emrimize göre yön veren önderler yaptık,

وجعلنهم أئمة يهدون بأمرنا

ve onlara en iyi olanı yapmayı, Temas'ı sürdürmeyi ve katışıksız cömertliği vermeyi vahyettik.

وأوحينآ إليهم فعل ٱلخيرت وإقام ٱلصلوة وإيتآء ٱلزكوة

Ve onlar Bizim buyruğumuza uyanlardı.

وكانوا لنا عبدين

Ve Lut'a hüküm ve bilgi verdik,

ولوطا ءاتينه حكما وعلما

ve onu çirkin uygulamalar yapan kentten kurtardık.

ونجينه من ٱلقرية ٱلتي كانت تعمل ٱلخبئث

Onlar kötü bir halktı, sınırı aşanlardı.

إنهم كانوا قوم سوء فسقين

Ve onu Bizim esirgememize soktuk,

وأدخلنه في رحمتنآ

çünkü o sağlam olanlardandı.

إنه من ٱلصلحين

21:76

Ve Nuh, daha önce çağırdığında: ona karşılık verdik ve onu ve kendi insanlarını o muazzam ıstıraptan kurtardık.

ونوحا إذ نادى من قبل فٱستجبنا له فنجينه وأهله من ٱلكرب ٱلعظيم

Ve ona, işaretlerimizi yalanlayan halka karşı yardım ettik;

ونصرنه من ٱلقوم ٱلذين كذبوا بايتنآ

onlar kötü bir halktı, bu yüzden hepsini birlikte boğduk.

إنهم كانوا قوم سوء فأغرقنهم أجمعين

21:78

Ve Davut ile Süleyman, halkın koyunlarının geceleyin içine daldığı ekin hakkında hüküm verdiklerinde,

وداود وسليمن إذ يحكمان في ٱلحرث إذ نفشت فيه غنم ٱلقوم

ve Biz onların hükmüne tanıktık.

وكنا لحكمهم شهدين

21:79

Bunun kavrayışını Süleyman'a verdik,

ففهمنها سليمن

ve ikisinin her birine hüküm ve bilgi verdik.

وكلا ءاتينا حكما وعلما

Ve dağları, Davut'la birlikte şanını anmaları için boyun eğdirdik, kuşları da;

وسخرنا مع داود ٱلجبال يسبحن وٱلطير

ve bunu yapan Biz idik.

وكنا فعلين

Ve ona sizin için bir zırh yapımını öğrettik, sizi kendi şiddetinizden korusun diye —

وعلمنه صنعة لبوس لكم لتحصنكم من بأسكم

şimdi minnettar olacak mısınız?

فهل أنتم شكرون

Ve Süleyman'a, kendi emriyle Bizim bereketli kıldığımız yere doğru koşan sert rüzgârı,

ولسليمن ٱلريح عاصفة تجري بأمره إلى ٱلأرض ٱلتي بركنا فيها

ve Biz her şeyi biliyorduk.

وكنا بكل شىء علمين

Ve Saptırıcılardan, onun için dalan ve bundan başka işler de yapanlar vardı;

ومن ٱلشيطين من يغوصون له ويعملون عملا دون ذلك

ve Biz onların saklayıcısıydık.

وكنا لهم حفظين

21:83

Ve Eyüp, Vasisini çağırdığında: “Zarar bana dokundu ve Sen esirgeyenlerin en esirgeyenisin!”

وأيوب إذ نادى ربه أني مسني ٱلضر وأنت أرحم ٱلرحمين

Ona karşılık verdik ve üzerindeki zararı giderdik,

فٱستجبنا له فكشفنا ما به من ضر

ve ona yakınlarını geri verdik, onlarla birlikte bir o kadar daha, Bizden gelen bir esirgeme olarak ve buyruğa uyanlar için bir hatırlatma olarak.

وءاتينه أهله ومثلهم معهم رحمة من عندنا وذكرى للعبدين

21:85

Ve İsmail, ve İdris, ve Zülkifl:

وإسمعيل وإدريس وذا ٱلكفل

hepsi sabredenlerdendi.

كل من ٱلصبرين

Ve onları Bizim esirgememize soktuk,

وأدخلنهم في رحمتنآ

çünkü onlar sağlam olanlardandı.

إنهم من ٱلصلحين

21:87

Ve Zünnun, öfkeyle gidip Bizim ona karşı hiçbir güce sahip olmayacağımızı varsaydığında: karanlıklar içinde çağırdı: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur! Sana şan olsun! Ben şüphesiz zalimlerden oldum!”

وذا ٱلنون إذ ذهب مغضبا فظن أن لن نقدر عليه فنادى في ٱلظلمت أن لآ إله إلآ أنت سبحنك إني كنت من ٱلظلمين

21:88

Ona karşılık verdik ve onu bunalımdan kurtardık;

فٱستجبنا له ونجينه من ٱلغم

ve inananları Biz böyle kurtarırız.

وكذلك نجي ٱلمؤمنين

21:89

Ve Zekeriya, Vasisini çağırdığında: “Vasim, beni tek başıma bırakma, oysa Sen varislerin en iyisisin!”

وزكريآ إذ نادى ربه رب لا تذرني فردا وأنت خير ٱلورثين

21:90

Ona karşılık verdik, ona Yahya'yı hibe ettik ve eşini onun için sağlam kıldık;

فٱستجبنا له ووهبنا له يحيى وأصلحنا له زوجه

onlar en iyiye koşuyorlardı, Bize hem istekle hem saygıyla yakarıyorlardı ve Bize karşı alçakgönüllü idiler.

إنهم كانوا يسرعون في ٱلخيرت ويدعوننا رغبا ورهبا وكانوا لنا خشعين

21:91

Ve iffetini koruyan Meryem: onda Bizim Esinimizden üfledik ve onu ve oğlunu bütün varlıklar için bir işaret yaptık.

وٱلتي أحصنت فرجها فنفخنا فيها من روحنا وجعلنها وٱبنهآ ءاية للعلمين

Sizin bu topluluğunuz şüphesiz tek bir topluluktur ve Ben sizin Vasinizim: öyleyse Benim buyruğuma uyun.

إن هذه أمتكم أمة وحدة وأنا ربكم فٱعبدون

Ama işlerini aralarında ayrıştırdılar:

وتقطعوا أمرهم بينهم

hepsi Bize dönecek.

كل إلينا رجعون

Kim inanan olarak sağlam işler yaparsa, çabası asla yadsınmaz;

فمن يعمل من ٱلصلحت وهو مؤمن فلا كفران لسعيه

ve Biz onu şüphesiz onun için kaydederiz.

وإنا له كتبون

Ve yok ettiğimiz bir kent için, geri dönmemeleri yasaktır —

وحرم على قرية أهلكنهآ أنهم لا يرجعون

Yecüc ve Mecüc açılıp her yükseklikten akın edinceye ve hak vaat yaklaşıncaya kadar; işte o zaman yadsıyanların görme yetileri donar: “Vay hâlimize! Biz buna karşı umursamazdık; daha doğrusu zalimdik!”

حتى إذا فتحت يأجوج ومأجوج وهم من كل حدب ينسلون وٱقترب ٱلوعد ٱلحق فإذا هي شخصة أبصر ٱلذين كفروا يويلنا قد كنا في غفلة من هذا بل كنا ظلمين

Siz ve Tanrı'nın dışında buyruğuna uyduğunuz şeyler, şüphesiz Cehennem'in yakıtısınız; oraya varacaksınız.

إنكم وما تعبدون من دون ٱلله حصب جهنم أنتم لها وردون

Eğer bunlar tanrı olsalardı, oraya varmazlardı;

لو كان هؤلآء ءالهة ما وردوها

ve hepsi orada sonsuza dek kalacak.

وكل فيها خلدون

Orada hırıltı çıkaracaklar ve orada hiçbir şey işitmeyecekler.

لهم فيها زفير وهم فيها لا يسمعون

Kendilerine daha önce en güzel payı verdiklerimiz ise, işte onlar ondan şüphesiz uzak tutulacaklar:

إن ٱلذين سبقت لهم منا ٱلحسنى أولئك عنها مبعدون

onun en ufak bir tıslamasını işitmeyecekler ve Özlerinin arzuladığı şeyin içinde sonsuza dek kalacaklar.

لا يسمعون حسيسها وهم في ما ٱشتهت أنفسهم خلدون

Büyük dehşet onları üzmeyecek,

لا يحزنهم ٱلفزع ٱلأكبر

ve Görevliler onları karşılayacak: “İşte size vaat edilen gününüz.”

وتتلقىهم ٱلملئكة هذا يومكم ٱلذي كنتم توعدون

21:104

Göğü, bir dosyanın içerdiği yazılar üzerine kapanması gibi dürdüğümüz gün,

يوم نطوي ٱلسمآء كطى ٱلسجل للكتب

ilk yaratışa başladığımız gibi onu yeniden yapacağız —

كما بدأنآ أول خلق نعيده

bu, Bize düşen bir vaattir:

وعدا علينآ

Biz şüphesiz bunu yapacağız.

إنا كنا فعلين

Biz Hatırlatma'dan sonra Formlar Defteri'nde şüphesiz yazdık ki, yeryüzü miras olarak Benim buyruğuma uyan sağlam kişilere kalacaktır.

ولقد كتبنا في ٱلزبور من بعد ٱلذكر أن ٱلأرض يرثها عبادي ٱلصلحون

Elbette bunda buyruğa uyanlar halkı için bir iletim vardır.

إن في هذا لبلغا لقوم عبدين

Ve Biz seni yalnızca bütün varlıklar için bir esirgeme olarak gönderdik.

ومآ أرسلنك إلا رحمة للعلمين

De ki: “Bana yalnızca, sizin tanrınızın tek bir tanrı olduğu vahyediliyor.

قل إنما يوحى إلى أنمآ إلهكم إله وحد

Şimdi O'na karşı dürüst olacak mısınız?”

فهل أنتم مسلمون

Eğer sırt çevirirlerse, o zaman de ki: “Ben hepinize aynı biçimde aktardım,

فإن تولوا فقل ءاذنتكم على سوآء

ve size vaat edilenin yakın mı uzak mı olduğu hakkında bir fikrim yok.

وإن أدري أقريب أم بعيد ما توعدون

O, yüksek sesle söylenen şeyi şüphesiz bilir ve gizlediğiniz şeyi bilir.

إنه يعلم ٱلجهر من ٱلقول ويعلم ما تكتمون

Ve bir fikrim yok: belki bu sizin için bir sınavdır ve bir zamana kadar bir yararlanmadır.”

وإن أدري لعله فتنة لكم ومتع إلى حين

De ki: “Vasim, hak ile hükmet;

قل رب ٱحكم بٱلحق

ve Vasimiz Tümüyle Esirgeyendir, nitelediğiniz şeye karşı kendisinden yardım istenendir.”

وربنا ٱلرحمن ٱلمستعان على ما تصفون

← Sure dizini