القصص
Al-Qasas
The Story
بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Ṭa. Sin. Mim.
طسم
İşte açıklayan Yazı'nın işaretleri.
تلك ءايت ٱلكتب ٱلمبين
Biz sana, hak ile, Musa ve Firavun'un aktarımından bir bölümü seslendiriyoruz, inanan bir halk için.
نتلوا عليك من نبإ موسى وفرعون بٱلحق لقوم يؤمنون
Firavun yerde yükseldi ve ehlini gruplara böldü; onlardan bir grubu zayıf düşürüyordu, oğullarını boğazlayıp kadınlarının hayâsına saldırarak,
إن فرعون علا في ٱلأرض وجعل أهلها شيعا يستضعف طآئفة منهم يذبح أبنآءهم ويستحي نسآءهم
çünkü o şüphesiz bozgunculardandı.
إنه كان من ٱلمفسدين
Ve Biz yerde zayıf düşürülmüş olanlara ihsanda bulunmak, onları kılavuzlar yapmak, onları mirasçılar kılmak, onları yerde sağlamca yerleştirmek ve Firavun'a, Haman'a ve ordularına, onlar aracılığıyla, çekindikleri şeyi göstermek istiyorduk.
ونريد أن نمن على ٱلذين ٱستضعفوا في ٱلأرض ونجعلهم أئمة ونجعلهم ٱلورثين ونمكن لهم في ٱلأرض ونري فرعون وهمن وجنودهما منهم ما كانوا يحذرون
Ve Biz Musa'nın annesine vahyettik: “Onun bakımını üstlen; ve onun için korktuğunda, onu dalgaya at, korkusuz ve üzüntüsüz olarak,
وأوحينآ إلى أم موسى أن أرضعيه فإذا خفت عليه فألقيه في ٱليم ولا تخافي ولا تحزني
çünkü Biz onu sana şüphesiz geri vereceğiz ve onu gönderilenlerden biri kılacağız.”
إنا رآدوه إليك وجاعلوه من ٱلمرسلين
Firavun'un klanı onu yanına aldı, sonunda onlar için bir düşman ve bir üzüntü kaynağı olsun diye —
فٱلتقطه ءال فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا
Firavun, Haman ve orduları şüphesiz hatalıydılar.
إن فرعون وهمن وجنودهما كانوا خطين
Ve Firavun'un karısı dedi ki: “Benim için ve senin için bakışın durulması; onu öldürmeyin;
وقالت ٱمرأت فرعون قرت عين لي ولك لا تقتلوه
belki bize yararı dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Onlar sezmiyorlardı.
عسى أن ينفعنآ أو نتخذه ولدا وهم لا يشعرون
Ve Musa'nın annesinin Vicdanı boş kaldı; çekirdeğini bağlamasaydık, inananlardan olsun diye, neredeyse onu ortaya çıkaracaktı.
وأصبح فؤاد أم موسى فرغا إن كادت لتبدي به لولآ أن ربطنا على قلبها لتكون من ٱلمؤمنين
Ve kız kardeşine dedi ki: “Onun izini sür.” O da onu uzaktan açıkça gördü, onlar sezmeden.
وقالت لأخته قصيه فبصرت به عن جنب وهم لا يشعرون
Ve Biz ona önceden, başka birinin bütün bakımını üstlenmesini yasaklamıştık; o zaman dedi ki: “Size, sizin için ona bakacak ve ona içten olacak bir aile göstereyim mi?”
وحرمنا عليه ٱلمراضع من قبل فقالت هل أدلكم على أهل بيت يكفلونه لكم وهم له نصحون
Böylece Biz onu annesine geri verdik; bakışı durulsun, üzülmesin ve Tanrı'nın vaadinin hak olduğunu bilsin diye —
فرددنه إلى أمه كى تقر عينها ولا تحزن ولتعلم أن وعد ٱلله حق
ama onların çoğu bilmez.
ولكن أكثرهم لا يعلمون
Tam erginliğine erişip yerleştiğinde, Biz ona hüküm ve bilgi verdik —
ولما بلغ أشده وٱستوى ءاتينه حكما وعلما
iyilik yapanların karşılığını böyle veririz.
وكذلك نجزي ٱلمحسنين
Ve ehlinin dikkatsizliği anında Başkent'e girdi ve orada dövüşen iki adam buldu: biri kendi tarafından, diğeri düşmanlarından.
ودخل ٱلمدينة على حين غفلة من أهلها فوجد فيها رجلين يقتتلان هذا من شيعته وهذا من عدوه
Kendi tarafından olan, düşmanlarından olana karşı onu yardıma çağırdı; Musa ona yumruk vurdu ve işini bitirdi.
فٱستغثه ٱلذي من شيعته على ٱلذي من عدوه فوكزه موسى فقضى عليه
Dedi ki: “Bu, Saptırıcı'nın işidir;
قال هذا من عمل ٱلشيطن
o şüphesiz bir düşmandır, açık bir yolunu şaşırtan.”
إنه عدو مضل مبين
Dedi ki: “Vasim, ben şüphesiz kendime karşı zalimdim; beni bağışla.”
قال رب إني ظلمت نفسي فٱغفر لي
Onu bağışladı,
فغفر له
çünkü şüphesiz Çok Bağışlayan, Esirgeyen O'dur.
إنه هو ٱلغفور ٱلرحيم
Dedi ki: “Vasim, bana verdiğin lütufla, artık asla koparılmışlara bir dayanak olmayacağım.”
قال رب بمآ أنعمت على فلن أكون ظهيرا للمجرمين
Başkent'te kendini korku içinde, tetikte buldu; ve işte dün ondan yardım istemiş olan, onu yeniden yardıma çağırıyordu.
فأصبح في ٱلمدينة خآئفا يترقب فإذا ٱلذي ٱستنصره بٱلأمس يستصرخه
Musa ona dedi ki: “Sen elbette apaçık bir sapkınsın.”
قال له موسى إنك لغوي مبين
Sonra, ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isteyince dedi ki: “Ey Musa, dün bir Özü öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?
فلمآ أن أراد أن يبطش بٱلذي هو عدو لهما قال يموسى أتريد أن تقتلني كما قتلت نفسا بٱلأمس
Sen yalnızca yerde bir ölçüsüz olmak istiyorsun ve sağlamlaştıranlardan olmak istemiyorsun.”
إن تريد إلآ أن تكون جبارا في ٱلأرض وما تريد أن تكون من ٱلمصلحين
Ve Başkent'in ucundan bir adam aceleyle geldi.
وجآء رجل من أقصا ٱلمدينة يسعى
Dedi ki: “Ey Musa, saray çevresi seni öldürmek için sana karşı görüşüyor; çık, ben sana şüphesiz içten bir öğütçüyüm.”
قال يموسى إن ٱلملأ يأتمرون بك ليقتلوك فٱخرج إني لك من ٱلنصحين
Oradan korkulu, gözetleyerek çıktı,
فخرج منها خآئفا يترقب
ve dedi ki: “Vasim, beni zalim halktan kurtar.”
قال رب نجني من ٱلقوم ٱلظلمين
Medyen'e doğru yöneldiği sırada dedi ki: “Vasimin bana dosdoğru yola kılavuzluk etmesi mümkündür.”
ولما توجه تلقآء مدين قال عسى ربي أن يهديني سوآء ٱلسبيل
Medyen'in suyuna vardığında, orada su içiren insanlardan bir topluluk buldu ve onlardan ayrı, sürülerini geri tutan iki kadın buldu.
ولما ورد مآء مدين وجد عليه أمة من ٱلناس يسقون ووجد من دونهم ٱمرأتين تذودان
Dedi ki: “Durumunuz nedir?”
قال ما خطبكما
Dediler ki: “Biz ancak çobanlar gittikten sonra su içiririz; ve babamız çok yaşlı bir ihtiyardır.”
قالتا لا نسقي حتى يصدر ٱلرعآء وأبونا شيخ كبير
Onlar için su içirdi, sonra gölgeye çekildi ve dedi ki: “Vasim, bana indireceğin en küçük iyiye ben şüphesiz çok muhtacım.”
فسقى لهما ثم تولى إلى ٱلظل فقال رب إني لمآ أنزلت إلى من خير فقير
Onlardan biri ona geldi, çekingen bir hayâyla yürüyerek.
فجآءته إحدىهما تمشي على ٱستحيآء
Dedi ki: “Babam, bizim için su içirmenin ücretinin karşılığını sana vermek için seni çağırıyor.”
قالت إن أبي يدعوك ليجزيك أجر ما سقيت لنا
Ona gelip ona öyküsünü anlattığında dedi ki: “Korkma, zalim halktan kurtuldun.”
فلما جآءه وقص عليه ٱلقصص قال لا تخف نجوت من ٱلقوم ٱلظلمين
Onlardan biri dedi ki: “Ey babacığım, onu işe al;
قالت إحدىهما يأبت ٱستجره
işe alabileceğin en iyi kişi, güçlü ve güvenilir olandır.”
إن خير من ٱستجرت ٱلقوي ٱلأمين
Dedi ki: “Seni, şu iki kızımdan biriyle evlendirmek istiyorum, sekiz yıl hizmetime girmen koşuluyla;
قال إني أريد أن أنكحك إحدى ٱبنتى هتين على أن تأجرني ثمني حجج
ve eğer on tamamlarsan, bu senden olur;
فإن أتممت عشرا فمن عندك
ve sana bir zorlama dayatmak istemiyorum —
ومآ أريد أن أشق عليك
beni, Tanrı dilerse, sağlam olanlardan bulacaksın.”
ستجدني إن شآء ٱلله من ٱلصلحين
Dedi ki: “Bu, seninle benim aramda anlaşılmıştır;
قال ذلك بيني وبينك
iki süreden hangisini bitirirsem bitireyim, bana karşı hiçbir düşmanlık olmasın;
أيما ٱلأجلين قضيت فلا عدون على
ve Tanrı, dediğimiz şeyin vekilidir.”
وٱلله على ما نقول وكيل
Musa süreyi bitirip yakınlarıyla yola çıktığında, Dağ'ın yanından bir ateş fark etti.
فلما قضى موسى ٱلأجل وسار بأهله ءانس من جانب ٱلطور نارا
Yakınlarına dedi ki: “Burada kalın; bir ateş fark ettim; belki size ondan bir haber getiririm, ya da kızgın bir kor, belki ısınırsınız.”
قال لأهله ٱمكثوا إني ءانست نارا لعلي ءاتيكم منها بخبر أو جذوة من ٱلنار لعلكم تصطلون
Oraya vardığında, vadinin sağ kıyısından, kutlu yerde, ağaçtan ona seslenildi: “Ey Musa, şüphesiz Benim, Tanrı, bütün varlıkların Vasisi! Ve asanı at.”
فلمآ أتىها نودي من شطئ ٱلواد ٱلأيمن في ٱلبقعة ٱلمبركة من ٱلشجرة أن يموسى إني أنا ٱلله رب ٱلعلمين وأن ألق عصاك
Onu bir Gizli gibi titreşirken gördüğünde, kaçmak için arkasını döndü ve geri dönmedi.
فلما رءاها تهتز كأنها جآن ولى مدبرا ولم يعقب
“Ey Musa, yüzleş ve korkma;
يموسى أقبل ولا تخف
sen şüphesiz güvende olanlardansın.
إنك من ٱلءامنين
Elini yakanın açıklığına sok, beyaz çıkacak, hiçbir kötülük olmadan;
ٱسلك يدك في جيبك تخرج بيضآء من غير سوء
ve kanadını kendine sık, saygıya karşı.
وٱضمم إليك جناحك من ٱلرهب
İşte Vasinin Firavun ve saray çevresi için iki ispatı;
فذنك برهنان من ربك إلى فرعون وملإيه
onlar sınırı aşanlardan oluşan bir halktı.”
إنهم كانوا قوما فسقين
Dedi ki: “Vasim, ben şüphesiz onlardan bir Özü öldürdüm ve beni öldürmelerinden korkuyorum; oysa kardeşim Harun'un dili benimkinden daha açıktır — onu, beni doğrulayan bir destek olarak benimle birlikte gönder;
قال رب إني قتلت منهم نفسا فأخاف أن يقتلون وأخي هرون هو أفصح مني لسانا فأرسله معي ردءا يصدقني
ben onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
إني أخاف أن يكذبون
Dedi ki: “Biz senin kolunu kardeşinle pekiştireceğiz ve ikinize de bir yetki vereceğiz, öyle ki size erişemeyecekler — Bizim işaretlerimiz sayesinde,
قال سنشد عضدك بأخيك ونجعل لكما سلطنا فلا يصلون إليكما بايتنآ
siz ikiniz ve sizi izleyenler galip gelenler olacaksınız.”
أنتما ومن ٱتبعكما ٱلغلبون
Musa onlara Bizim açık işaretlerimizi getirdiğinde dediler ki: “Bu, uydurulmuş bir yanılsamadan başka bir şey değil; ilk atalarımız arasında bunu hiç duymadık.”
فلما جآءهم موسى بايتنا بينت قالوا ما هذآ إلا سحر مفترى وما سمعنا بهذا في ءابآئنا ٱلأولين
Ve Musa dedi ki: “Vasim, O'ndan kılavuzlukla kimin geldiğini ve yurdun sonucunun kime düşeceğini en iyi bilendir —
وقال موسى ربي أعلم بمن جآء بٱلهدى من عنده ومن تكون له عقبة ٱلدار
şüphesiz zalimler başarıya ermez.”
إنه لا يفلح ٱلظلمون
Ve Firavun dedi ki: “Ey saray çevresi, sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum. Öyleyse, ey Haman, bana kil üzerinde bir ateş yak ve bana bir köşk yap, belki çıkıp Musa'nın tanrısına bakarım; ben onun yalancılardan olduğunu elbette varsayıyorum.”
وقال فرعون يأيها ٱلملأ ما علمت لكم من إله غيري فأوقد لي يهمن على ٱلطين فٱجعل لي صرحا لعلي أطلع إلى إله موسى وإني لأظنه من ٱلكذبين
Ve o ve orduları, yerde hiçbir hak olmaksızın kibirle şiştiler ve Bize asla geri döndürülmeyeceklerini varsayıyorlardı.
وٱستكبر هو وجنوده في ٱلأرض بغير ٱلحق وظنوا أنهم إلينا لا يرجعون
Biz onu ve ordularını yakaladık ve onları dalgaya attık —
فأخذنه وجنوده فنبذنهم في ٱليم
öyleyse zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak.
فٱنظر كيف كان عقبة ٱلظلمين
Ve Biz onları Ateş'e çağıran kılavuzlar kıldık,
وجعلنهم أئمة يدعون إلى ٱلنار
ve Huzura Çıkış Günü'nde yardım edilmeyecekler.
ويوم ٱلقيمة لا ينصرون
Ve Biz onların ardına, bu dünyadaki yaşamda, bir lanet ekledik,
وأتبعنهم في هذه ٱلدنيا لعنة
ve Huzura Çıkış Günü'nde biçimi bozulmuşlar arasında olacaklar.
ويوم ٱلقيمة هم من ٱلمقبوحين
Biz Musa'ya, ilk nesilleri mahvettikten sonra, insanlar için aydınlatmalar, kılavuzluk ve esirgeme olarak Yazı'yı şüphesiz verdik, belki hatırlarlar.
ولقد ءاتينا موسى ٱلكتب من بعد مآ أهلكنا ٱلقرون ٱلأولى بصآئر للناس وهدى ورحمة لعلهم يتذكرون
Biz Musa'ya emri hükmettiğimizde sen batı yanında değildin,
وما كنت بجانب ٱلغربي إذ قضينآ إلى موسى ٱلأمر
tanıklık edenlerden değildin.
وما كنت من ٱلشهدين
Ama Biz nesiller doğurduk ve onlar için ömür uzadı;
ولكنآ أنشأنا قرونا فتطاول عليهم ٱلعمر
ve sen Medyen ehli arasında, onlara Bizim işaretlerimizi seslendirerek, kalmıyordun,
وما كنت ثاويا في أهل مدين تتلوا عليهم ءايتنا
ama seni gönderen Biziz.
ولكنا كنا مرسلين
Biz ona seslendiğimizde sen Dağ'ın yanında da değildin;
وما كنت بجانب ٱلطور إذ نادينا
ama bu, Vasinden bir esirgemedir, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir halkı uyarasın diye, hatırlayacakları umuduyla.
ولكن رحمة من ربك لتنذر قوما مآ أتىهم من نذير من قبلك لعلهم يتذكرون
Ve ellerinin önden gönderdiği şey yüzünden onlara bir talihsizlik geldiğinde, şöyle demeselerdi: “Vasimiz, bize neden bir elçi göndermedin? Senin işaretlerini izler ve inananlardan olurduk” —
ولولآ أن تصيبهم مصيبة بما قدمت أيديهم فيقولوا ربنا لولآ أرسلت إلينا رسولا فنتبع ءايتك ونكون من ٱلمؤمنين
Bizden hak onlara geldiğinde dediler ki: “Keşke Musa'ya verilenin benzeri ona verilseydi!”
فلما جآءهم ٱلحق من عندنا قالوا لولآ أوتي مثل مآ أوتي موسى
Daha önce Musa'ya verileni yadsımadılar mı?
أولم يكفروا بمآ أوتي موسى من قبل
Dediler ki: “Birbirini destekleyen iki yanılsama!”
قالوا سحران تظهرا
ve dediler ki: “Biz bunların hepsini şüphesiz yadsıyoruz.”
وقالوا إنا بكل كفرون
De ki: “Öyleyse Tanrı'nın yanından, bu ikisinden daha iyi yol gösteren bir yazı getirin, ben onu izleyeceğim, eğer doğru sözlüyseniz.”
قل فأتوا بكتب من عند ٱلله هو أهدى منهمآ أتبعه إن كنتم صدقين
Sana yanıt vermezlerse, bil ki onlar yalnızca duygularını izlerler —
فإن لم يستجيبوا لك فٱعلم أنما يتبعون أهوآءهم
ve Tanrı'dan kılavuzluk olmaksızın duygusunu izleyenden daha çok yolunu şaşırmış kim vardır?
ومن أضل ممن ٱتبع هوىه بغير هدى من ٱلله
Tanrı zalim halka şüphesiz yol göstermez.
إن ٱلله لا يهدي ٱلقوم ٱلظلمين
Biz onlara sözü kesintiye uğratmadan ulaştırdık, belki hatırlarlar.
ولقد وصلنا لهم ٱلقول لعلهم يتذكرون
Ondan önce Yazı verdiğimiz kimseler ona inanırlar;
ٱلذين ءاتينهم ٱلكتب من قبله هم به يؤمنون
ve onlara seslendirildiğinde derler ki: “Ona inanıyoruz; bu, Vasimizden gelen şüphesiz haktır; biz ondan önce de Tanrı'ya karşı dürüsttük.”
وإذا يتلى عليهم قالوا ءامنا به إنه ٱلحق من ربنآ إنا كنا من قبله مسلمين
İşte bunlar, sabrettikleri için, kötüyü iyiyle savdıkları için ve geçimlerini sağladığımız şeyden harcadıkları için ücretlerini iki kez alacaklar.
أولئك يؤتون أجرهم مرتين بما صبروا ويدرءون بٱلحسنة ٱلسيئة ومما رزقنهم ينفقون
Ve boşu işittiklerinde ondan sıyrılırlar ve derler ki: “Bize kendi işlerimiz, size sizinkiler; esenlik üzerinize, biz cahilleri aramayız.”
وإذا سمعوا ٱللغو أعرضوا عنه وقالوا لنآ أعملنا ولكم أعملكم سلم عليكم لا نبتغي ٱلجهلين
Sen sevdiğin kimseye şüphesiz kılavuzluk etmezsin;
إنك لا تهدي من أحببت
ama Tanrı dilediği kimseye kılavuzluk eder,
ولكن ٱلله يهدي من يشآء
ve yol bulanları en iyi bilen O'dur.
وهو أعلم بٱلمهتدين
Ve dediler ki: “Seninle birlikte kılavuzluğu izlersek, toprağımızdan alınıp götürüleceğiz.”
وقالوا إن نتبع ٱلهدى معك نتخطف من أرضنآ
Biz onları, her şeyin meyvelerinin oraya akın ettiği, Kendimizden gelen bir geçim olarak, dokunulmaz ve güvenli bir yerde sağlamca yerleştirmedik mi?
أولم نمكن لهم حرما ءامنا يجبى إليه ثمرت كل شىء رزقا من لدنا
Ama onların çoğu bilmez.
ولكن أكثرهم لا يعلمون
Kendi varoluşlarından sarhoş olmuş kaç kenti mahvettik!
وكم أهلكنا من قرية بطرت معيشتها
İşte onların konutları; onlardan sonra, çok az dışında, bir daha oturulmadı — ve mirasçılar Biz olduk.
فتلك مسكنهم لم تسكن من بعدهم إلا قليلا وكنا نحن ٱلورثين
Senin Vasin, metropollerinde onlara Bizim işaretlerimizi seslendiren bir elçi uyandırmadan kentleri asla mahvetmez;
وما كان ربك مهلك ٱلقرى حتى يبعث في أمها رسولا يتلوا عليهم ءايتنا
Biz kentleri, ancak orada ehli zalimken mahvettik.
وما كنا مهلكي ٱلقرى إلا وأهلها ظلمون
Size verilen her şey, bu dünyadaki yaşamdan yararlanmadan ve onun süsünden başka bir şey değildir;
ومآ أوتيتم من شىء فمتع ٱلحيوة ٱلدنيا وزينتها
Tanrı'nın yanındaki daha iyi ve daha kalıcıdır.
وما عند ٱلله خير وأبقى
Öyleyse akıl yürütmüyor musunuz?
أفلا تعقلون
Kendisine güzel bir vaat ettiğimiz ve ona kavuşacak olan kimse, bu dünyadaki yaşamdan yararlandırdığımız ve sonra Huzura Çıkış Günü'nde getirilenlerden olacak kimseyle benzer midir?
أفمن وعدنه وعدا حسنا فهو لقيه كمن متعنه متع ٱلحيوة ٱلدنيا ثم هو يوم ٱلقيمة من ٱلمحضرين
Ve O'nun onlara seslenip diyeceği gün: “Benim ortaklarım, iddia ettiğiniz kimseler, nerede?”
ويوم يناديهم فيقول أين شركآءي ٱلذين كنتم تزعمون
Aleyhlerine söz kesinleşmiş olanlar diyecek ki: “Vasimiz, işte yolunu yitirttiklerimiz; onları, kendimiz yolunu yitirdiğimiz gibi yolunu yitirttik;
قال ٱلذين حق عليهم ٱلقول ربنا هؤلآء ٱلذين أغوينآ أغوينهم كما غوينا
Senin önünde kendimizi ibra edilmiş ilan ediyoruz;
تبرأنآ إليك
onlar bizim buyruğumuza uymuyorlardı.”
ما كانوا إيانا يعبدون
Ve denilecek ki: “Ortaklarınızı çağırın.” Onları çağıracaklar, ama onlar yanıt vermeyecekler; cezayı görecekler — keşke yol bulsalardı...
وقيل ٱدعوا شركآءكم فدعوهم فلم يستجيبوا لهم ورأوا ٱلعذاب لو أنهم كانوا يهتدون
Ve O'nun onlara seslenip diyeceği gün: “Gönderilenlere ne yanıt verdiniz?”
ويوم يناديهم فيقول ماذآ أجبتم ٱلمرسلين
O gün aktarımlar onlara karanlık olacak ve kendi aralarında soru sormayacaklar.
فعميت عليهم ٱلأنبآء يومئذ فهم لا يتسآءلون
Pişman olan, inanan ve sağlam bir iş yapan kimse ise, başarıya erenlerden olması mümkündür.
فأما من تاب وءامن وعمل صلحا فعسى أن يكون من ٱلمفلحين
Senin Vasin dilediğini yaratır ve tercih eder;
وربك يخلق ما يشآء ويختار
tercih onlara ait değildir.
ما كان لهم ٱلخيرة
Tanrı'ya şan olsun, O onların O'na ortak koştuğu şeyin çok üstündedir.
سبحن ٱلله وتعلى عما يشركون
Senin Vasin göğüslerinin barındırdığını ve açığa vurduklarını bilir.
وربك يعلم ما تكن صدورهم وما يعلنون
Tanrı O'dur; O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur;
وهو ٱلله لآ إله إلا هو
ilkinde de sonuncusunda da övgü O'nadır;
له ٱلحمد في ٱلأولى وٱلءاخرة
ve hüküm O'nundur,
وله ٱلحكم
ve siz O'na döndürüleceksiniz.
وإليه ترجعون
De ki: “Gördünüz mü: Tanrı sizin için Huzura Çıkış Günü'ne kadar sürekli geceyi yapsaydı, Tanrı'dan başka hangi tanrı size bir aydınlık getirirdi?
قل أرءيتم إن جعل ٱلله عليكم ٱليل سرمدا إلى يوم ٱلقيمة من إله غير ٱلله يأتيكم بضيآء
Öyleyse işitmiyor musunuz?”
أفلا تسمعون
De ki: “Gördünüz mü: Tanrı sizin için Huzura Çıkış Günü'ne kadar sürekli gündüzü yapsaydı, Tanrı'dan başka hangi tanrı size içinde dinleneceğiniz bir gece getirirdi?
قل أرءيتم إن جعل ٱلله عليكم ٱلنهار سرمدا إلى يوم ٱلقيمة من إله غير ٱلله يأتيكم بليل تسكنون فيه
Öyleyse açık görmüyor musunuz?”
أفلا تبصرون
Ve geceyi ve gündüzü sizin için O'nun esirgemesiyle yaptı, dinlenesiniz ve O'nun ikramından arayasınız diye, ve belki minnettar olursunuz.
ومن رحمته جعل لكم ٱليل وٱلنهار لتسكنوا فيه ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
Ve O'nun onlara seslenip diyeceği gün: “Benim ortaklarım, iddia ettiğiniz kimseler, nerede?”
ويوم يناديهم فيقول أين شركآءي ٱلذين كنتم تزعمون
Ve Biz her topluluktan bir tanığı çekip çıkaracağız ve diyeceğiz ki: “Kanıtınızı getirin.” O zaman hakkın Tanrı'ya ait olduğunu bilecekler ve uydurdukları şey onlardan uzakta yolunu şaşıracak.
ونزعنا من كل أمة شهيدا فقلنا هاتوا برهنكم فعلموا أن ٱلحق لله وضل عنهم ما كانوا يفترون
Karun, Musa'nın halkındandı; onlara karşı sömürüde bulundu —
إن قرون كان من قوم موسى فبغى عليهم
ve Biz ona hazinelerden o kadar çok şey vermiştik ki, yalnızca anahtarları bile, güç sahibi erkeklerden oluşan bir birliğe elbette ağır gelirdi.
وءاتينه من ٱلكنوز مآ إن مفاتحه لتنوأ بٱلعصبة أولي ٱلقوة
Halkı ona dedi ki: “Coşma; Tanrı coşanları sevmez;
إذ قال له قومه لا تفرح إن ٱلله لا يحب ٱلفرحين
onun yerine, Tanrı'nın sana verdiği şeyde son yurdu ara,
وٱبتغ فيمآ ءاتىك ٱلله ٱلدار ٱلءاخرة
bu dünyadaki payını unutmadan;
ولا تنس نصيبك من ٱلدنيا
ve Tanrı'nın sana iyi yaptığı gibi iyi yap;
وأحسن كمآ أحسن ٱلله إليك
ve yerde bozgunculuk arama;
ولا تبغ ٱلفساد في ٱلأرض
Tanrı bozguncuları sevmez.”
إن ٱلله لا يحب ٱلمفسدين
Dedi ki: “O bana yalnızca bana ait bir bilgi sayesinde verildi.”
قال إنمآ أوتيته على علم عندي
Tanrı'nın, kendisinden önce, ondan güçte üstün olan ve daha çok biriktiren nesilleri mahvettiğini bilmiyor muydu?
أولم يعلم أن ٱلله قد أهلك من قبله من ٱلقرون من هو أشد منه قوة وأكثر جمعا
Ve koparılmışlar yanlışları hakkında sorguya çekilmeyecekler.
ولا يسل عن ذنوبهم ٱلمجرمون
Halkının önüne bütün süsüyle çıktı.
فخرج على قومه في زينته
Bu dünyadaki yaşamı isteyenler dediler ki: “Ah, keşke Karun'a verilenin benzeri bizde olsaydı! O elbette muazzam bir paya sahip.”
قال ٱلذين يريدون ٱلحيوة ٱلدنيا يليت لنا مثل مآ أوتي قرون إنه لذو حظ عظيم
Ama kendilerine bilgi verilmiş olanlar dediler ki: “Vay size! Tanrı'nın getirisi, inanan ve sağlam bir iş yapan kimse için daha iyidir;
وقال ٱلذين أوتوا ٱلعلم ويلكم ثواب ٱلله خير لمن ءامن وعمل صلحا
ve bunu yalnızca sabredenler alır.”
ولا يلقىهآ إلا ٱلصبرون
Biz yerin onu yutmasını sağladık, onu ve yurdunu;
فخسفنا به وبداره ٱلأرض
Tanrı'nın dışında, ona yardım edecek hiçbir taburu olmadı,
فما كان له من فئة ينصرونه من دون ٱلله
ve kendilerine yardım edenlerden olmadı.
وما كان من ٱلمنتصرين
Ve dün onun yerini dileyenler demeye başladılar ki: “Ah! Demek ki Tanrı, O'nun buyruğuna uyanlardan dilediği kimse için geçimi genişletir ve ölçer!
وأصبح ٱلذين تمنوا مكانه بٱلأمس يقولون ويكأن ٱلله يبسط ٱلرزق لمن يشآء من عباده ويقدر
Tanrı bize ihsanda bulunmasaydı, bizi de yutardı.
لولآ أن من ٱلله علينا لخسف بنا
Ah! Demek ki yadsıyanlar asla başarıya ermez.”
ويكأنه لا يفلح ٱلكفرون
Bu son yurdu, yerde ne başkalarının üstüne çıkmak ne de bozgunculuk isteyenlere ayırırız;
تلك ٱلدار ٱلءاخرة نجعلها للذين لا يريدون علوا في ٱلأرض ولا فسادا
ve son, sakınanlara düşer.
وٱلعقبة للمتقين
Kim iyi ile gelirse ondan daha iyisine sahip olur;
من جآء بٱلحسنة فله خير منها
ve kim kötü ile gelirse — kötü yapanlar yalnızca yapmakta oldukları şeye göre karşılık görecekler.
ومن جآء بٱلسيئة فلا يجزى ٱلذين عملوا ٱلسيات إلا ما كانوا يعملون
Sana Okuma'yı zorunlu kılan, seni elbette önceden verilmiş bir randevuya geri getirecek.
إن ٱلذي فرض عليك ٱلقرءان لرآدك إلى معاد
De ki: “Vasim, kılavuzlukla kimin geldiğini ve kimin apaçık bir şaşkınlık içinde olduğunu en iyi bilendir.”
قل ربي أعلم من جآء بٱلهدى ومن هو في ضلل مبين
Sana Yazı'nın ulaştırılacağını ummuyordun; bu yalnızca Vasinin esirgemesindendir —
وما كنت ترجوا أن يلقى إليك ٱلكتب إلا رحمة من ربك
öyleyse yadsıyanlara asla bir dayanak olma.
فلا تكونن ظهيرا للكفرين
Ve onlar sana indirildikten sonra, Tanrı'nın işaretlerinden yolu sana tıkamasınlar;
ولا يصدنك عن ءايت ٱلله بعد إذ أنزلت إليك
ve Vasine çağır,
وٱدع إلى ربك
ve asla ortak koşanlardan olma.
ولا تكونن من ٱلمشركين
Ve Tanrı'yla birlikte başka bir tanrıya yakarma;
ولا تدع مع ٱلله إلها ءاخر
O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur.
لآ إله إلا هو
Her şey mahvolur, O'nun doğrultusu hariç.
كل شىء هالك إلا وجهه
Hüküm O'nundur,
له ٱلحكم
ve siz O'na döndürüleceksiniz.
وإليه ترجعون