İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

الاسراء

Al-Isra

To What Is Most Upright

Sure 17 · 111 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

17:1

Buyruğuna uyanı, ona işaretlerimizden bazılarını göstermek için, geceleyin dokunulmaz yere kapanma yerinden çevresini kutsadığımız en uzak yere kapanma yerine yolculuk ettiren O'na şan olsun;

سبحن ٱلذي أسرى بعبده ليلا من ٱلمسجد ٱلحرام إلى ٱلمسجد ٱلأقصا ٱلذي بركنا حوله لنريه من ءايتنآ

çünkü O'dur, Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Gören.

إنه هو ٱلسميع ٱلبصير

17:2–3

Ve Musa'ya Yazı'yı verdik ve onu İsrailoğulları için bir kılavuz kıldık: “Benim dışımda hiç kimseyi vekil edinmeyin” — Nuh'la birlikte taşıdıklarımızın soyu;

وءاتينا موسى ٱلكتب وجعلنه هدى لبني إسرءيل ألا تتخذوا من دوني وكيلا ذرية من حملنا مع نوح

çünkü o, buyruğa uyan, minnettar biriydi.

إنه كان عبدا شكورا

17:4

Ve İsrailoğulları'na Yazı'da şunu kararlaştırdık: “Yeryüzünde elbette iki kez bozgunculuk yayacaksınız ve elbette büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.”

وقضينآ إلى بني إسرءيل في ٱلكتب لتفسدن في ٱلأرض مرتين ولتعلن علوا كبيرا

17:5

Bu ikisinin ilkinin vaadi geldiğinde, üzerinize Bizim buyruğumuza uyan, şiddetli bir sertlik sahibi olanları uyandırdık, yurtları baştan başa taradılar —

فإذا جآء وعد أولىهما بعثنا عليكم عبادا لنآ أولي بأس شديد فجاسوا خلل ٱلديار

ve bu, yapılmış bir vaatti.

وكان وعدا مفعولا

Sonra onlara karşı size rövanşı verdik ve sizi mallarla ve oğullarla destekledik ve sizi sayıca en çok olanlar yaptık.

ثم رددنا لكم ٱلكرة عليهم وأمددنكم بأمول وبنين وجعلنكم أكثر نفيرا

17:7

İyi davranırsanız, kendiniz için iyi davranırsınız,

إن أحسنتم أحسنتم لأنفسكم

17:7

kötü davranırsanız, kendi aleyhinize davranırsınız.

وإن أسأتم فلها

17:7

Sonra ikinci kezin vaadi geldiğinde, yüzlerinize hoşnutsuzluk damgası vursunlar, yere kapanma yerine ilk kez girdikleri gibi girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi büsbütün yıksınlar diye oldu.

فإذا جآء وعد ٱلءاخرة ليسوا وجوهكم وليدخلوا ٱلمسجد كما دخلوه أول مرة وليتبروا ما علوا تتبيرا

Olabilir ki Vasiniz sizi esirgesin;

عسى ربكم أن يرحمكم

17:8

ama yinelerseniz, Biz de yineleriz.

وإن عدتم عدنا

17:8

Ve Cehennem'i, yadsıyanlar için bir çevrelik kıldık.

وجعلنا جهنم للكفرين حصيرا

17:9–10

Bu Okuma şüphesiz en dosdoğru olana yol gösterir ve sağlam işler yapan inananlara büyük bir ödülleri olacağını müjdeler; ve ayrıca şunu: son yaşama inanmayanlar — onlar için acı verici bir ceza hazırladık.

إن هذا ٱلقرءان يهدي للتي هي أقوم ويبشر ٱلمؤمنين ٱلذين يعملون ٱلصلحت أن لهم أجرا كبيرا وأن ٱلذين لا يؤمنون بٱلءاخرة أعتدنا لهم عذابا أليما

Ve insan, iyiliği çağırır gibi kötülüğü çağırır,

ويدع ٱلإنسن بٱلشر دعآءه بٱلخير

çünkü insan acelecidir.

وكان ٱلإنسن عجولا

Ve geceyi ve gündüzü iki işaret kıldık; gecenin işaretini sildik ve gündüzün işaretini görmeye elverişli kıldık, Vasinizden bir ikram aramanız ve senelerin sayısını ve hesabı bilmeniz için.

وجعلنا ٱليل وٱلنهار ءايتين فمحونآ ءاية ٱليل وجعلنآ ءاية ٱلنهار مبصرة لتبتغوا فضلا من ربكم ولتعلموا عدد ٱلسنين وٱلحساب

Ve her şeyi ayrıntısıyla ayrıntılandırdık.

وكل شىء فصلنه تفصيلا

17:13

Ve her insana alâmetini boynuna bağladık; ve Huzura Çıkış Günü onun için, yayılmış olarak karşılaşacağı bir kayıt çıkaracağız:

وكل إنسن ألزمنه طئره في عنقه ونخرج له يوم ٱلقيمة كتبا يلقىه منشورا

17:14

“Kaydını oku: bugün kendi kendinin hesap tutanı olman sana yeter.”

ٱقرأ كتبك كفى بنفسك ٱليوم عليك حسيبا

Kim yol bulursa yalnızca kendisi için yol bulur,

من ٱهتدى فإنما يهتدي لنفسه

ve kim yolunu şaşırırsa, yalnızca kendi aleyhine yolunu şaşırır.

ومن ضل فإنما يضل عليها

Ve hiçbir yük taşıyıcı, bir başkasının yükünü taşımaz.

ولا تزر وازرة وزر أخرى

Ve bir elçi uyandırmadan asla cezalandırmayız.

وما كنا معذبين حتى نبعث رسولا

17:16

Ve bir kenti yok etmek istediğimizde, onun varsıllarına emir veririz, ama onlar orada sınırı aşarlar; böylece söz onun aleyhine gerçekleşir ve onu bütünüyle yıkarız.

وإذآ أردنآ أن نهلك قرية أمرنا مترفيها ففسقوا فيها فحق عليها ٱلقول فدمرنها تدميرا

Nuh'tan sonra nice nesilleri yok ettik!

وكم أهلكنا من ٱلقرون من بعد نوح

Ve Vasin, buyruğuna uyanlarının yanlışlarından Yakından Haberdar, Her Şeyi Gören olarak yeter.

وكفى بربك بذنوب عباده خبيرا بصيرا

17:18

Kim anlık yaşamı isterse, ona orada, dilediğimiz kişiye, dilediğimizi çabuklaştırırız; sonra ona Cehennem'i ayırırız, orada kınanmış, dışlanmış olarak yanacak.

من كان يريد ٱلعاجلة عجلنا له فيها ما نشآء لمن نريد ثم جعلنا له جهنم يصلىها مذموما مدحورا

Ve kim son yaşamı isterse ve ona gereken çabayla çabalarsa, inanan biri olarak — işte çabası tanınacak olanlar bunlardır.

ومن أراد ٱلءاخرة وسعى لها سعيها وهو مؤمن فأولئك كان سعيهم مشكورا

Hepsini, Biz donatırız —

كلا نمد

bunları da onları da — Vasinin tahsisiyle,

هؤلآء وهؤلآء من عطآء ربك

ve Vasinin tahsisi asla kısıtlanmış değildir.

وما كان عطآء ربك محظورا

Bak, bazısını bazısına göre nasıl üstün kıldık;

ٱنظر كيف فضلنا بعضهم على بعض

ve son yaşam şüphesiz derece bakımından daha büyük, ikram bakımından daha büyüktür.

وللءاخرة أكبر درجت وأكبر تفضيلا

Tanrı'nın yanına başka bir tanrı koyma; yoksa kınanmış, terk edilmiş olarak kalırsın.

لا تجعل مع ٱلله إلها ءاخر فتقعد مذموما مخذولا

Ve Vasin, yalnızca O'nun buyruğuna uymanızı kararlaştırdı,

وقضى ربك ألا تعبدوا إلآ إياه

ve iki ebeveyne iyilik etmenizi.

وبٱلولدين إحسنا

17:23

Onlardan biri ya da ikisi yanında ileri yaşa ulaşırsa, onlara “öf!” deme ve onları azarlama,

إما يبلغن عندك ٱلكبر أحدهمآ أو كلاهما فلا تقل لهمآ أف ولا تنهرهما

ama onlara soylu bir söz söyle.

وقل لهما قولا كريما

Ve esirgemeyle, onlar için boyun eğme kanadını indir,

وٱخفض لهما جناح ٱلذل من ٱلرحمة

ve de ki: “Vasim, onları esirge, beni küçükken yetiştirdikleri gibi.”

وقل رب ٱرحمهما كما ربياني صغيرا

Vasiniz, Özünüzdekini en iyi bilendir.

ربكم أعلم بما في نفوسكم

Eğer sağlam olursanız, O, kendisine sürekli geri dönenlere karşı şüphesiz Çok Bağışlayandır.

إن تكونوا صلحين فإنه كان للأوبين غفورا

Ve yakına hakkını ver, muhtaça ve gelip geçen yolcuya da,

وءات ذا ٱلقربى حقه وٱلمسكين وٱبن ٱلسبيل

ve hesapsızca saçıp savurma,

ولا تبذر تبذيرا

çünkü saçıp savuranlar Saptırıcıların kardeşleridir,

إن ٱلمبذرين كانوا إخون ٱلشيطين

17:27

ve Saptırıcı, Vasisine karşı büyük bir yadsıyıcıdır.

وكان ٱلشيطن لربه كفورا

Ve eğer Vasinden umduğun bir esirgemeyi aramak için onlardan sıyrılmak zorunda kalırsan, o zaman onlara kolay bir söz söyle.

وإما تعرضن عنهم ٱبتغآء رحمة من ربك ترجوها فقل لهم قولا ميسورا

Ve elini boynuna bağlı kılma, onu büsbütün de açma; yoksa ayıplanmış, hüsranla boşalmış olarak kalırsın;

ولا تجعل يدك مغلولة إلى عنقك ولا تبسطها كل ٱلبسط فتقعد ملوما محسورا

çünkü Vasin geçimi dilediğine genişletir ve ölçer;

إن ربك يبسط ٱلرزق لمن يشآء ويقدر

çünkü O, buyruğuna uyanlarına karşı Yakından Haberdar ve Her Şeyi Görendir.

إنه كان بعباده خبيرا بصيرا

17:31

Ve çocuklarınızı kıtlıktan korkarak öldürmeyin:

ولا تقتلوا أولدكم خشية إملق

onları da sizi de geçindiren Biziz,

نحن نرزقهم وإياكم

çünkü onları öldürmek büyük bir hatadır.

إن قتلهم كان خطا كبيرا

Ve zinaya yaklaşmayın, çünkü bu bir edepsizliktir, ve ne kötü bir yol!

ولا تقربوا ٱلزنى إنه كان فحشة وسآء سبيلا

Ve Tanrı'nın dokunulmaz kıldığı Özü öldürmeyin, haklı bir sebep dışında.

ولا تقتلوا ٱلنفس ٱلتي حرم ٱلله إلا بٱلحق

Ve kim zulme uğrayarak öldürülürse, kanuni sorumlusuna bir yetki verdik; ama o, öldürmede aşırıya kaçmasın,

ومن قتل مظلوما فقد جعلنا لوليه سلطنا فلا يسرف في ٱلقتل

çünkü o yardım görecektir.

إنه كان منصورا

Ve yetimin malına, tam erginliğine erişene dek, en güzel biçim dışında yaklaşmayın,

ولا تقربوا مال ٱليتيم إلا بٱلتي هي أحسن حتى يبلغ أشده

ve ahde bağlı kalın,

وأوفوا بٱلعهد

çünkü ahit sorguya çekilecektir.

إن ٱلعهد كان مسولا

Ve ölçtüğünüzde ölçüyü tam verin, dosdoğru terazi ile tartın:

وأوفوا ٱلكيل إذا كلتم وزنوا بٱلقسطاس ٱلمستقيم

bu daha iyidir ve yorum bakımından daha güzeldir.

ذلك خير وأحسن تأويلا

Ve hakkında hiçbir bilgin olmayanın peşine düşme,

ولا تقف ما ليس لك به علم

17:36

çünkü işitme, görme yetisi ve Vicdan — bunların her biri sorguya çekilecektir.

إن ٱلسمع وٱلبصر وٱلفؤاد كل أولئك كان عنه مسولا

Ve yeryüzünde çalım satarak yürüme,

ولا تمش في ٱلأرض مرحا

çünkü yeryüzünü asla delemezsin, boyca dağlara da ulaşamazsın.

إنك لن تخرق ٱلأرض ولن تبلغ ٱلجبال طولا

Bütün bunların kötüsü, Vasinin yanında iğrençtir.

كل ذلك كان سيئه عند ربك مكروها

İşte Vasinin sana bilgelikten vahyettiği şey bu.

ذلك ممآ أوحى إليك ربك من ٱلحكمة

Ve Tanrı'nın yanına başka bir tanrı koyma; yoksa Cehennem'e atılırsın, ayıplanmış, dışlanmış olarak.

ولا تجعل مع ٱلله إلها ءاخر فتلقى في جهنم ملوما مدحورا

Vasiniz oğulları size mi ayırdı ve Görevliler arasından kızları mı edindi?

أفأصفىكم ربكم بٱلبنين وٱتخذ من ٱلملئكة إنثا

Siz elbette muazzam bir söz söylüyorsunuz.

إنكم لتقولون قولا عظيما

Bu Okuma'da örnekleri şüphesiz çeşitlendirdik, hatırlasınlar diye; ama bu yalnızca tiksintilerini artırır.

ولقد صرفنا في هذا ٱلقرءان ليذكروا وما يزيدهم إلا نفورا

De ki: “Eğer O'nunla birlikte, dedikleri gibi, tanrılar olsaydı, o zaman Bina'nın Sahibi'ne bir yol arayacaklardı.”

قل لو كان معه ءالهة كما يقولون إذا لٱبتغوا إلى ذي ٱلعرش سبيلا

O'na şan olsun, ve O, söylediklerinin çok ötesindedir, büyük bir yücelikle.

سبحنه وتعلى عما يقولون علوا كبيرا

17:44

Yedi gök O'nun şanını anar, yeryüzü ve orada bulunanlar da;

تسبح له ٱلسموت ٱلسبع وٱلأرض ومن فيهن

O'nu överek şanını anmayan hiçbir şey yoktur,

وإن من شىء إلا يسبح بحمده

ama siz onların şanını anışını kavramıyorsunuz,

ولكن لا تفقهون تسبيحهم

17:44

çünkü O, Öfkesini Tutandır, Çok Bağışlayandır.

إنه كان حليما غفورا

17:45

Ve Okuma'yı okuduğunda, seninle son yaşama inanmayanlar arasına örtülü bir perde koyarız,

وإذا قرأت ٱلقرءان جعلنا بينك وبين ٱلذين لا يؤمنون بٱلءاخرة حجابا مستورا

17:46

ve çekirdeklerinin üstüne, onu kavramasınlar diye kılıflar, kulaklarına da bir sağırlık koyarız.

وجعلنا على قلوبهم أكنة أن يفقهوه وفي ءاذانهم وقرا

17:46

Ve Okuma'da Vasini, yalnızca O'nu andığında, nefretle sırtlarını dönerler.

وإذا ذكرت ربك في ٱلقرءان وحده ولوا على أدبرهم نفورا

Biz, seni dinlerken ne dinlediklerini ve fısıldaşırlarken, zalimler “Siz yalnızca bir yanılsamaya kapılmış bir adamın ardından gidiyorsunuz” derken, en iyi biliriz.

نحن أعلم بما يستمعون به إذ يستمعون إليك وإذ هم نجوى إذ يقول ٱلظلمون إن تتبعون إلا رجلا مسحورا

Bak, senin hakkında örnekleri nasıl çoğalttılar ve böylece yolunu şaşırdılar:

ٱنظر كيف ضربوا لك ٱلأمثال فضلوا

böylece bir yol bulamazlar.

فلا يستطيعون سبيلا

Ve dediler ki: “Kemik ve ufak parçalar olduğumuzda, gerçekten yeni bir yaratılışla mı uyandırılacağız?”

وقالوا أءذا كنا عظما ورفتا أءنا لمبعوثون خلقا جديدا

De ki: “Taş olun, ya da demir, ya da göğüslerinizde büyük görünen herhangi bir yaratılış.”

قل كونوا حجارة أو حديدا أو خلقا مما يكبر في صدوركم

O zaman diyecekler ki: “Bizi kim geri getirecek?”

فسيقولون من يعيدنا

De ki: “Sizi ilk kez baştan yaratan.”

قل ٱلذي فطركم أول مرة

O zaman sana doğru başlarını sallayacak ve diyecekler ki: “Bu ne zaman olacak?”

فسينغضون إليك رءوسهم ويقولون متى هو

De ki: “Olabilir ki yakın olsun.

قل عسى أن يكون قريبا

Sizi çağıracağı gün, O'nu överek yanıt vereceksiniz ve ancak az bir süre kaldığınızı varsayacaksınız.”

يوم يدعوكم فتستجيبون بحمده وتظنون إن لبثتم إلا قليلا

Ve buyruğuma uyanlara en güzel olanı demelerini söyle:

وقل لعبادي يقولوا ٱلتي هي أحسن

17:53

Saptırıcı aralarına ayrılık sokar;

إن ٱلشيطن ينزغ بينهم

17:53

çünkü Saptırıcı insan için apaçık bir düşmandır.

إن ٱلشيطن كان للإنسن عدوا مبينا

Vasiniz sizi en iyi bilendir; dilerse sizi esirger, dilerse sizi cezalandırır.

ربكم أعلم بكم إن يشأ يرحمكم أو إن يشأ يعذبكم

Seni onların vekili olman için göndermedik.

ومآ أرسلنك عليهم وكيلا

Vasin, göklerde ve yeryüzünde olanları en iyi bilendir.

وربك أعلم بمن في ٱلسموت وٱلأرض

Aktarıcıların bazısını diğerlerinin üzerinde şüphesiz üstün kıldık ve Davut'a bir Formlar Defteri verdik.

ولقد فضلنا بعض ٱلنبين على بعض وءاتينا داود زبورا

De ki: “O'nun dışında iddia ettiklerinize yakarın: zararı sizden gidermeye de, onun yerini değiştirmeye de güçleri yoktur.”

قل ٱدعوا ٱلذين زعمتم من دونه فلا يملكون كشف ٱلضر عنكم ولا تحويلا

Yakardıkları işte onlar, Vasilerine yaklaşma aracını arıyorlar — hangisi daha yakın olacak — ve O'nun esirgemesini umuyor ve O'nun cezasından korkuyorlar,

أولئك ٱلذين يدعون يبتغون إلى ربهم ٱلوسيلة أيهم أقرب ويرجون رحمته ويخافون عذابه

çünkü Vasinin cezası, karşısında tetikte olunması gerekenlerdendir.

إن عذاب ربك كان محذورا

Ve Huzura Çıkış Günü'nden önce Bizim yok etmediğimiz ya da şiddetli bir cezayla cezalandırmadığımız hiçbir kent yoktur:

وإن من قرية إلا نحن مهلكوها قبل يوم ٱلقيمة أو معذبوها عذابا شديدا

bu, kayıtta yazılıdır.

كان ذلك في ٱلكتب مسطورا

İşaretleri göndermemize hiçbir şey engel olmadı, ilklerin onları yalanlamış olması dışında.

وما منعنآ أن نرسل بٱلءايت إلآ أن كذب بها ٱلأولون

Ve Semud'a deveyi, apaçık bir kanıt olarak verdik, ama ona zulmettiler.

وءاتينا ثمود ٱلناقة مبصرة فظلموا بها

Oysa işaretleri yalnızca korkutmak için göndeririz.

وما نرسل بٱلءايت إلا تخويفا

Ve Vasinin insanları kuşattığını sana söylediğimiz zaman —

وإذ قلنا لك إن ربك أحاط بٱلناس

sana gösterdiğimiz görümü insanlar için yalnızca bir sınama kıldık, bu Okuma'daki lanetli ağacı da.

وما جعلنا ٱلرءيا ٱلتي أرينك إلا فتنة للناس وٱلشجرة ٱلملعونة في ٱلقرءان

Ve onları korkutuyoruz, ama bu yalnızca büyük ölçüsüzlüklerini artırır.

ونخوفهم فما يزيدهم إلا طغينا كبيرا

17:61

Ve Görevlilere “Âdem'in önünde yere kapanın” dediğimizde, yere kapandılar,

وإذ قلنا للملئكة ٱسجدوا لءادم فسجدوا

17:61

İblis hariç: dedi ki: “Kilden yarattığın kişinin önünde mi yere kapanacağım?”

إلآ إبليس قال ءأسجد لمن خلقت طينا

17:62

Dedi ki: “Benden üstün tuttuğun şunu görüyor musun? Eğer bana Huzura Çıkış Günü'ne kadar süre tanırsan, onun soyunu, içlerinden azı hariç, elbette ele geçireceğim.”

قال أرءيتك هذا ٱلذي كرمت على لئن أخرتن إلى يوم ٱلقيمة لأحتنكن ذريته إلا قليلا

17:63

Dedi ki: “Git! Onlardan kim seni izlerse — Cehennem şüphesiz sizin karşılığınızdır, bol bir karşılık.

قال ٱذهب فمن تبعك منهم فإن جهنم جزآؤكم جزآء موفورا

Ve sesinle, gücünün yettiği kişiyi onlardan yerinden oynat; atlını ve yayanı onlara karşı üstlerine sal; mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol; ve onlara vaatlerde bulun —

وٱستفزز من ٱستطعت منهم بصوتك وأجلب عليهم بخيلك ورجلك وشاركهم في ٱلأمول وٱلأولد وعدهم

17:64

oysa Saptırıcı onlara yemden başka bir şey vaat etmez.

وما يعدهم ٱلشيطن إلا غرورا

Buyruğuma uyanlar üzerinde şüphesiz hiçbir yetkin yoktur;

إن عبادي ليس لك عليهم سلطن

ve Vasin vekil olarak yeter.”

وكفى بربك وكيلا

Vasiniz, O'nun ikramından aramanız için gemiyi sizin için denizde yürüten O'dur,

ربكم ٱلذي يزجي لكم ٱلفلك في ٱلبحر لتبتغوا من فضله

çünkü O, size karşı Esirgeyendir.

إنه كان بكم رحيما

Ve denizde zarar size dokunduğunda, O'ndan başka yakardıklarınız yolunu şaşırır.

وإذا مسكم ٱلضر في ٱلبحر ضل من تدعون إلآ إياه

Sonra sizi karaya kurtardığında, sıyrılırsınız:

فلما نجىكم إلى ٱلبر أعرضتم

insan büyük bir yadsıyıcıdır.

وكان ٱلإنسن كفورا

17:68–69

Öyleyse karanın bir yanıyla sizi yutturmayacağımızdan, ya da üzerinize bir taş fırtınası göndermeyeceğimizden emin misiniz; öyle ki o zaman bir vekil bulamayacaksınız? Yoksa sizi oraya bir kez daha geri götürmeyeceğimizden, üzerinize sizi boğan kırıcı bir rüzgâr göndermeyeceğimizden, yadsımanız yüzünden, emin misiniz; öyle ki o zaman Bizden bunun hesabını soracak kimseyi bulamayacaksınız?

أفأمنتم أن يخسف بكم جانب ٱلبر أو يرسل عليكم حاصبا ثم لا تجدوا لكم وكيلا أم أمنتم أن يعيدكم فيه تارة أخرى فيرسل عليكم قاصفا من ٱلريح فيغرقكم بما كفرتم ثم لا تجدوا لكم علينا به تبيعا

17:70

Âdemoğulları'nı şüphesiz onurlandırdık, onları karada ve denizde taşıdık, onları iyi şeylerle geçindirdik ve yarattıklarımızın birçoğunun üzerinde onları açıkça üstün kıldık.

ولقد كرمنا بني ءادم وحملنهم في ٱلبر وٱلبحر ورزقنهم من ٱلطيبت وفضلنهم على كثير ممن خلقنا تفضيلا

Her insan grubunu, kendi referanslarıyla çağıracağımız gün,

يوم ندعوا كل أناس بإممهم

17:71

kaydı sağ eline verilen — işte onlar kaydını okuyacak ve bir lifçik kadar bile zulme uğramayacaklar.

فمن أوتي كتبه بيمينه فأولئك يقرءون كتبهم ولا يظلمون فتيلا

Ve kim bu yaşamda kördür, son yaşamda da kör olacak ve yol bakımından daha da şaşkın.

ومن كان في هذه أعمى فهو في ٱلءاخرة أعمى وأضل سبيلا

Ve sana vahyettiğimiz şeyden, Bizim aleyhimize başka bir şey uydurasın diye, seni sınayarak elbette neredeyse caydırdılar;

وإن كادوا ليفتنونك عن ٱلذي أوحينآ إليك لتفتري علينا غيره

17:73

o zaman seni yakın dost edineceklerdi.

وإذا لٱتخذوك خليلا

Ve seni pekiştirmeseydik, onlara azıcık da olsa şüphesiz neredeyse yaslanacaktın.

ولولآ أن ثبتنك لقد كدت تركن إليهم شيا قليلا

O zaman sana yaşamın iki katını ve ölümün iki katını tattırırdık; sonra Bize karşı hiçbir yardım bulamazdın.

إذا لأذقنك ضعف ٱلحيوة وضعف ٱلممات ثم لا تجد لك علينا نصيرا

Ve seni oradan çıkarmak için, bu yerden elbette neredeyse yerinden oynattılar —

وإن كادوا ليستفزونك من ٱلأرض ليخرجوك منها

ve o zaman senden sonra orada pek az kalacaklardı.

وإذا لا يلبثون خلفك إلا قليلا

Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden olanlar hakkındaki norm budur,

سنة من قد أرسلنا قبلك من رسلنا

ve Bizim normumuzda hiçbir yer değiştirme bulmazsın.

ولا تجد لسنتنا تحويلا

17:78

Güneşin eğilmesinden gecenin kararmasına kadar Temas'ı sürdür, bir de şafağın Okuması'nı,

أقم ٱلصلوة لدلوك ٱلشمس إلى غسق ٱليل وقرءان ٱلفجر

çünkü şafağın Okuması tanık olunmuştur.

إن قرءان ٱلفجر كان مشهودا

Ve gecenin bir bölümünde onunla uyanık kal, senin için ek olarak: Vasinin seni övülmüş bir makama uyandırması olabilir.

ومن ٱليل فتهجد به نافلة لك عسى أن يبعثك ربك مقاما محمودا

Ve de ki: “Vasim, beni gerçek bir girişle girdir ve gerçek bir çıkışla çıkar, ve bana Senin katından yardım eden bir yetki ver.”

وقل رب أدخلني مدخل صدق وأخرجني مخرج صدق وٱجعل لي من لدنك سلطنا نصيرا

Ve de ki: “Hak geldi ve sahte dağıldı:

وقل جآء ٱلحق وزهق ٱلبطل

sahte şüphesiz dağılmaya mahkûmdur.”

إن ٱلبطل كان زهوقا

Ve bu Okuma'dan, inananlar için şifa ve esirgeme olan şeyi indiriyoruz,

وننزل من ٱلقرءان ما هو شفآء ورحمة للمؤمنين

ama bu zalimleri yalnızca ziyanda artırır.

ولا يزيد ٱلظلمين إلا خسارا

Ve insanı lütuflarla donattığımızda, sıyrılır ve kendi yanına çekilir;

وإذآ أنعمنا على ٱلإنسن أعرض ونا بجانبه

ve ona kötülük dokunduğunda umutsuzdur.

وإذا مسه ٱلشر كان يوسا

De ki: “Herkes kendi tarzına göre davranır; Vasiniz yol bakımından kimin daha iyi yol bulduğunu en iyi bilendir.”

قل كل يعمل على شاكلته فربكم أعلم بمن هو أهدى سبيلا

17:85

Ve sana Esin hakkında soruyorlar.

ويسلونك عن ٱلروح

De ki: “Esin, Vasimin emrindendir; ve size bilgiden ancak pek az verildi.”

قل ٱلروح من أمر ربي ومآ أوتيتم من ٱلعلم إلا قليلا

Ve Bizim dilediğimiz olsaydı, sana vahyettiğimizi elbette alıp götürürdük; o zaman bunun için Bize karşı hiçbir vekil bulamazdın — Vasinden bir esirgeme dışında;

ولئن شئنا لنذهبن بٱلذي أوحينآ إليك ثم لا تجد لك به علينا وكيلا إلا رحمة من ربك

çünkü O'nun sana karşı ikramı büyüktür.

إن فضله كان عليك كبيرا

De ki: “İnsanlar ve Gizliler bu Okuma'nın benzerini getirmek için birleşseler, onun benzerini getiremezlerdi, birbirlerine destek olsalar bile.”

قل لئن ٱجتمعت ٱلإنس وٱلجن على أن يأتوا بمثل هذا ٱلقرءان لا يأتون بمثله ولو كان بعضهم لبعض ظهيرا

Bu Okuma'da insanlar için her türlü örneği şüphesiz çeşitlendirdik; ama insanların çoğu yadsımadan başka her şeyi reddetti.

ولقد صرفنا للناس في هذا ٱلقرءان من كل مثل فأبى أكثر ٱلناس إلا كفورا

17:90–93

Ve dediler ki: “Sen bize yerden bir kaynak fışkırtmadıkça, ya da senin hurma ve asmalardan bir bahçen olup onun içinde ırmakları bolca fışkırtmadıkça, ya da iddia ettiğin gibi göğü parça parça üzerimize düşürmedikçe, ya da Tanrı'yı ve Görevlileri karşımıza getirmedikçe, ya da altın yaldızlı bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana güvenmeyeceğiz — ve okuyabileceğimiz bir kaydı üzerimize indirmedikçe senin çıkışına bile güvenmeyeceğiz.”

وقالوا لن نؤمن لك حتى تفجر لنا من ٱلأرض ينبوعا أو تكون لك جنة من نخيل وعنب فتفجر ٱلأنهر خللها تفجيرا أو تسقط ٱلسمآء كما زعمت علينا كسفا أو تأتي بٱلله وٱلملئكة قبيلا أو يكون لك بيت من زخرف أو ترقى في ٱلسمآء ولن نؤمن لرقيك حتى تنزل علينا كتبا نقرؤه

17:90–93

De ki: “Vasime şan olsun! Ben yalnızca bir insan, bir elçi değil miyim?”

قل سبحان ربي هل كنت إلا بشرا رسولا

İnsanlara, kendilerine kılavuz geldiğinde, inanmalarına hiçbir şey engel olmadı, şunu demeleri dışında: “Tanrı bir insanı elçi olarak mı uyandırdı?”

وما منع ٱلناس أن يؤمنوا إذ جآءهم ٱلهدى إلآ أن قالوا أبعث ٱلله بشرا رسولا

17:95

De ki: “Eğer yeryüzünde tam bir dinginlikle yürüyen Görevliler olsaydı, onlara gökten elçi olarak bir Görevli indirirdik.”

قل لو كان في ٱلأرض ملئكة يمشون مطمئنين لنزلنا عليهم من ٱلسمآء ملكا رسولا

De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Tanrı yeter,

قل كفى بٱلله شهيدا بيني وبينكم

çünkü O, buyruğuna uyanlarına karşı Yakından Haberdar ve Her Şeyi Görendir.”

إنه كان بعباده خبيرا بصيرا

Ve Tanrı'nın yol gösterdiği, işte o yol bulur,

ومن يهد ٱلله فهو ٱلمهتد

ve yolunu şaşırttığı kişilerin, O'nun dışında müttefiklerini asla bulamazsın.

ومن يضلل فلن تجد لهم أوليآء من دونه

Ve onları Huzura Çıkış Günü, yüzüstü, kör, dilsiz ve sağır olarak toplayacağız:

ونحشرهم يوم ٱلقيمة على وجوههم عميا وبكما وصما

sığınakları Cehennem olacak:

مأوىهم جهنم

ne zaman sönse, onlara Yangın'ı artırırız.

كلما خبت زدنهم سعيرا

İşte işaretlerimizi yadsıdıkları ve “Kemik ve ufak parçalar olduğumuzda, gerçekten yeni bir yaratılışla mı uyandırılacağız?” dedikleri için karşılıkları.

ذلك جزآؤهم بأنهم كفروا بايتنا وقالوا أءذا كنا عظما ورفتا أءنا لمبعوثون خلقا جديدا

Gökleri ve yeri yaratan Tanrı'nın onların benzerini yaratmaya güç yetirdiğini ve onlara hiçbir kuşku taşımayan bir süre koyduğunu görmediler mi?

أولم يروا أن ٱلله ٱلذي خلق ٱلسموت وٱلأرض قادر على أن يخلق مثلهم وجعل لهم أجلا لا ريب فيه

Ama zalimler yadsımadan başka her şeyi reddettiler.

فأبى ٱلظلمون إلا كفورا

De ki: “Eğer Vasimin esirgemesinin hazinelerine sahip olsaydınız, harcamaktan korkarak onları o zaman tutardınız.”

قل لو أنتم تملكون خزآئن رحمة ربي إذا لأمسكتم خشية ٱلإنفاق

İnsan cimridir.

وكان ٱلإنسن قتورا

Musa'ya şüphesiz dokuz açık işaret verdik:

ولقد ءاتينا موسى تسع ءايت بينت

17:101

öyleyse İsrailoğulları'na sor: ona geldiğinde Firavun ona dedi ki: “Ben seni elbette bir yanılsamaya kapılmış varsayıyorum, ey Musa.”

فسل بني إسرءيل إذ جآءهم فقال له فرعون إني لأظنك يموسى مسحورا

Dedi ki: “Bu aydınlatıcı kanıtları göklerin ve yerin Vasisinden başkasının indirmediğini sen şüphesiz biliyorsun,

قال لقد علمت مآ أنزل هؤلآء إلا رب ٱلسموت وٱلأرض بصآئر

17:102

ve ben seni elbette mahvolmuş varsayıyorum, ey Firavun.”

وإني لأظنك يفرعون مثبورا

Böylece onları bu yerden yerinden oynatmak istedi; ama Biz onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.

فأراد أن يستفزهم من ٱلأرض فأغرقنه ومن معه جميعا

Ve ondan sonra İsrailoğulları'na dedik ki: “Bu yerde oturun,

وقلنا من بعده لبني إسرءيل ٱسكنوا ٱلأرض

sonra ikinci kezin vaadi geldiğinde, hepinizi birlikte, birbirine sarılmış olarak getireceğiz.”

فإذا جآء وعد ٱلءاخرة جئنا بكم لفيفا

Ve onu hak ile indirdik,

وبٱلحق أنزلنه

ve hak ile indi;

وبٱلحق نزل

ve seni yalnızca müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

ومآ أرسلنك إلا مبشرا ونذيرا

17:106

Ve bir Okuma ki onu parçalara ayırdık, insanlara yavaş yavaş okuyasın diye,

وقرءانا فرقنه لتقرأه على ٱلناس على مكث

ve onu ardı ardına gönderimlerle indirdik.

ونزلنه تنزيلا

De ki: “Ona inanın ya da inanmayın:

قل ءامنوا به أو لا تؤمنوا

ondan önce kendilerine bilgi verilenler, onlara seslendirildiğinde, çenelerinin üzerine yere kapanmış düşerler ve derler ki: ‘Vasimize şan olsun! Vasimizin vaadi elbette yapılmış bir şeydir.’

إن ٱلذين أوتوا ٱلعلم من قبله إذا يتلى عليهم يخرون للأذقان سجدا ويقولون سبحن ربنآ إن كان وعد ربنا لمفعولا

Ve ağlayarak çenelerinin üzerine düşerler, ve bu onların alçakgönüllülüğünü artırır.”

ويخرون للأذقان يبكون ويزيدهم خشوعا

De ki: “Tanrı'ya yakarın, ya da Tümüyle Esirgeyen'e yakarın:

قل ٱدعوا ٱلله أو ٱدعوا ٱلرحمن

17:110

hangisine yakarırsanız yakarın, en güzel nitelikler O'nundur.”

أيا ما تدعوا فله ٱلأسمآء ٱلحسنى

Ve Temas'ını yüksek sesle söyleme, onu fısıldama da: ikisinin arasında bir yol ara.

ولا تجهر بصلاتك ولا تخافت بها وٱبتغ بين ذلك سبيلا

Ve de ki: “Övgü, çocuk edinmemiş olan, krallıkta ortağı bulunmayan ve aşağılanmaya karşı koruyucusu olmayan Tanrı'ya”,

وقل ٱلحمد لله ٱلذي لم يتخذ ولدا ولم يكن له شريك في ٱلملك ولم يكن له ولي من ٱلذل

ve O'nun büyüklüğünü kamuya ilan et, tümüyle.

وكبره تكبيرا

← Sure dizini