İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

يونس

Yunus

The Abode of Peace

Sure 10 · 109 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

10:1

Alif. Lam. Ra.

الر

10:1

İşte bilgelik dolu Yazı'nın işaretleri.

تلك ءايت ٱلكتب ٱلحكيم

10:2

İnsanlar için, aralarından bir adama şunu vahyetmiş olmamız şaşırtıcı mı oldu: “İnsanları uyar,

أكان للناس عجبا أن أوحينآ إلى رجل منهم أن أنذر ٱلناس

10:2

ve inanmış olanlara, Vasilerinin katında kendileri için sağlam bir doğruluk adımı olduğunu müjdele”?

وبشر ٱلذين ءامنوا أن لهم قدم صدق عند ربهم

10:2

Yadsıyanlar der ki: “İşte bu, elbette apaçık bir yanılsamadır.”

قال ٱلكفرون إن هذا لسحر مبين

10:3

Vasiniz şüphesiz Tanrı'dır; gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Bina'ya yerleşti.

إن ربكم ٱلله ٱلذي خلق ٱلسموت وٱلأرض في ستة أيام ثم ٱستوى على ٱلعرش

Emri yönetir.

يدبر ٱلأمر

O'nun izninden sonra olmadıkça hiçbir aracı yoktur.

ما من شفيع إلا من بعد إذنه

İşte Tanrı, Vasiniz.

ذلكم ٱلله ربكم

Öyleyse O'nun buyruğuna uyun.

فٱعبدوه

Öyleyse hatırlamıyor musunuz?

أفلا تذكرون

Hepinizin dönüşü O'na olacaktır.

إليه مرجعكم جميعا

Tanrı'nın vaadi, hak ile,

وعد ٱلله حقا

10:4

çünkü yaratmayı O başlatır, sonra onu yeniden yapar; inanan ve sağlam işler yapanlara insafla karşılık versin diye.

إنه يبدؤا ٱلخلق ثم يعيده ليجزي ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت بٱلقسط

Yadsımış olanlara gelince, onlara kaynar sudan bir içecek ve acı verici bir ceza olacaktır, yadsıdıkları için.

وٱلذين كفروا لهم شراب من حميم وعذاب أليم بما كانوا يكفرون

10:5

Güneşi bir aydınlık, ayı bir ışık yapan ve ona konaklar belirleyen O'dur, senelerin sayısını ve hesabı bilesiniz diye.

هو ٱلذي جعل ٱلشمس ضيآء وٱلقمر نورا وقدره منازل لتعلموا عدد ٱلسنين وٱلحساب

Tanrı bunu ancak hak ile yarattı.

ما خلق ٱلله ذلك إلا بٱلحق

O, işaretleri bilen bir halk için ayrıntılandırır.

يفصل ٱلءايت لقوم يعلمون

Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde ve Tanrı'nın göklerde ve yerde yarattığında, sakınan bir halk için elbette işaretler vardır.

إن في ٱختلف ٱليل وٱلنهار وما خلق ٱلله في ٱلسموت وٱلأرض لءايت لقوم يتقون

Şüphesiz Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, bu dünyadaki yaşamdan hoşnut olanlar ve onda huzur bulanlar ve Bizim işaretlerimize karşı umursamaz olanlar — işte bunların sığınağı Ateş'tir, kazandıkları yüzünden.

إن ٱلذين لا يرجون لقآءنا ورضوا بٱلحيوة ٱلدنيا وٱطمأنوا بها وٱلذين هم عن ءايتنا غفلون أولئك مأوىهم ٱلنار بما كانوا يكسبون

Şüphesiz inanmış ve sağlam işler yapmış olanlara, Vasileri inançları nedeniyle yol gösterir.

إن ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت يهديهم ربهم بإيمنهم

10:9

Onların altından ırmaklar akacak, lütuf bahçelerinde.

تجري من تحتهم ٱلأنهر في جنت ٱلنعيم

Orada haykırışları şu olacak: “Sana şan olsun, ey Tanrı!”

دعوىهم فيها سبحنك ٱللهم

Ve orada selamlamaları şu olacak: “Esenlik.”

وتحيتهم فيها سلم

10:10

Ve en sonda haykırışları şu olacak: “Övgü Tanrı'ya, bütün varlıkların Vasisine.”

وءاخر دعوىهم أن ٱلحمد لله رب ٱلعلمين

Ve Tanrı insanlar için kötülüğü, onların iyiliği acele ettirmeye çalıştıkları gibi acele ettirseydi, süreleri onlara çoktan kesinleştirilmiş olurdu.

ولو يعجل ٱلله للناس ٱلشر ٱستعجالهم بٱلخير لقضي إليهم أجلهم

Biz de Bizimle karşılaşmayı ummayanları, taşkınlıkları içinde, el yordamıyla yolu arar hâlde bırakırız.

فنذر ٱلذين لا يرجون لقآءنا في طغينهم يعمهون

Ve zarar insana dokunduğunda, yan yatmış, oturmuş ya da ayakta Bize yakarır;

وإذا مس ٱلإنسن ٱلضر دعانا لجنبه أو قاعدا أو قآئما

sonra zararından onu kurtardığımızda, ona dokunmuş bir zarar yüzünden Bize hiç yakarmamış gibi yoluna devam eder.

فلما كشفنا عنه ضره مر كأن لم يدعنآ إلى ضر مسه

İşte böylece aşırıya kaçanlara yaptıkları eylemler güzelleştirildi.

كذلك زين للمسرفين ما كانوا يعملون

Sizden önceki kuşakları, zulmettikleri anda şüphesiz yok ettik, oysa elçileri onlara apaçık kanıtlarla gelmişti;

ولقد أهلكنا ٱلقرون من قبلكم لما ظلموا وجآءتهم رسلهم بٱلبينت

ama inanmaya hazır değillerdi.

وما كانوا ليؤمنوا

Biz koparılmışların halkının karşılığını böyle veririz.

كذلك نجزي ٱلقوم ٱلمجرمين

Sonra, onlardan sonra sizi yeryüzünde ardıllar yaptık, nasıl davranacağınıza bakmak için.

ثم جعلنكم خلئف في ٱلأرض من بعدهم لننظر كيف تعملون

10:15

Ve işaretlerimiz onlara apaçık biçimde seslendirildiğinde, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar der ki: “Bundan başka bir Okuma getir ya da onu değiştir.”

وإذا تتلى عليهم ءاياتنا بينت قال ٱلذين لا يرجون لقآءنا ٱئت بقرءان غير هذآ أو بدله

De ki: “Onu kendi başıma değiştirmek bana düşmez;

قل ما يكون لي أن أبدله من تلقآئ نفسي

ben yalnızca bana vahyedileni izlerim.

إن أتبع إلا ما يوحى إلى

Vasime karşı gelirsem, muazzam bir günün cezasından şüphesiz korkarım.”

إني أخاف إن عصيت ربي عذاب يوم عظيم

De ki: “Tanrı dileseydi, onu size seslendirmezdim ve O size ondan bir fikir vermezdi.

قل لو شآء ٱلله ما تلوته عليكم ولآ أدرىكم به

Oysa ondan önce aranızda bir ömür geçirdim.

فقد لبثت فيكم عمرا من قبله

Akıl yürütmüyor musunuz?”

أفلا تعقلون

Tanrı'ya karşı bir yalan uyduran ya da O'nun işaretlerini yalanlayandan daha zalim kim?

فمن أظلم ممن ٱفترى على ٱلله كذبا أو كذب بايته

Koparılmışlar şüphesiz başarıya ermez.

إنه لا يفلح ٱلمجرمون

Ve Tanrı'nın dışında, kendilerine ne zarar verir ne yarar sağlar olanın buyruğuna uyarlar ve derler ki: “İşte bunlar Tanrı katında bizim aracılarımız.”

ويعبدون من دون ٱلله ما لا يضرهم ولا ينفعهم ويقولون هؤلآء شفعؤنا عند ٱلله

De ki: “Tanrı'ya, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi aktarıyorsunuz?”

قل أتنبون ٱلله بما لا يعلم في ٱلسموت ولا في ٱلأرض

O'na şan olsun, ve O, onların O'na ortak koştuklarından çok daha yücedir.

سبحنه وتعلى عما يشركون

İnsanlar yalnızca tek bir topluluktu, sonra ayrıştılar.

وما كان ٱلناس إلآ أمة وحدة فٱختلفوا

Ve Vasinden daha önce gelmiş bir söz olmasaydı, aralarında ayrıştıkları konuda çoktan karar verilirdi.

ولولا كلمة سبقت من ربك لقضي بينهم فيما فيه يختلفون

Ve derler ki: “Ona Vasisinden bir işaret indirilseydi ya!”

ويقولون لولآ أنزل عليه ءاية من ربه

De ki: “Algılardan kaçan yalnızca Tanrı'ya aittir.

فقل إنما ٱلغيب لله

Öyleyse bekleyin,

فٱنتظروا

çünkü ben sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”

إني معكم من ٱلمنتظرين

İnsanlara, dokunmuş bir zarardan sonra bir esirgeme tattırdığımızda, işte onlar işaretlerimize karşı komplo kurarlar.

وإذآ أذقنا ٱلناس رحمة من بعد ضرآء مستهم إذا لهم مكر في ءاياتنا

De ki: “Tanrı komploda daha çabuktur.”

قل ٱلله أسرع مكرا

Bizim gönderdiklerimiz, kurduğunuz komployu şüphesiz yazıya geçirirler.

إن رسلنا يكتبون ما تمكرون

Sizi karada ve denizde dolaştıran O'dur,

هو ٱلذي يسيركم في ٱلبر وٱلبحر

öyle ki, siz gemideyken ve o onlarla birlikte iyi bir rüzgârla yol alırken ve onlar buna sevinirken, ona şiddetli bir rüzgâr saldırır, dalgalar onlara her yandan gelir ve kuşatıldıklarını varsayarlar — o zaman Tanrı'ya, Yasa'yı yalnızca O'na adayarak yakarırlar: “Eğer Sen bizi bundan kurtarırsan, elbette minnet duyanlardan olacağız.”

حتى إذا كنتم في ٱلفلك وجرين بهم بريح طيبة وفرحوا بها جآءتها ريح عاصف وجآءهم ٱلموج من كل مكان وظنوا أنهم أحيط بهم دعوا ٱلله مخلصين له ٱلدين لئن أنجيتنا من هذه لنكونن من ٱلشكرين

Ama Tanrı onları kurtarır kurtarmaz, işte yeryüzünde hak olmaksızın zorbalıklar yaparlar.

فلمآ أنجىهم إذا هم يبغون في ٱلأرض بغير ٱلحق

Ey insanlar! Zorbalığınız yalnızca kendi aleyhinize döner,

يأيها ٱلناس إنما بغيكم على أنفسكم

bu dünyadaki yaşamdan yararlanma;

متع ٱلحيوة ٱلدنيا

sonra dönüşünüz Bize olacaktır ve Biz size yaptıklarınızı aktaracağız.

ثم إلينا مرجعكم فننبئكم بما كنتم تعملون

Bu dünyadaki yaşamın örneği, gökten indirdiğimiz bir suyun örneğidir; bu su karışır

إنما مثل ٱلحيوة ٱلدنيا كمآء أنزلنه من ٱلسمآء فٱختلط

yerin bitkisine, ki ondan insanlar ve davar yer,

به نبات ٱلأرض مما يأكل ٱلناس وٱلأنعم

sonunda yer yaldızını aldığında ve süslendiğinde, ve yerin ehli ona egemen olduklarını varsaydığında, gece ya da gündüz ona Bizim emrimiz ulaşır ve Biz onu biçilmiş bir yer yaparız, sanki dün hiç refah bilmemiş gibi.

حتى إذآ أخذت ٱلأرض زخرفها وٱزينت وظن أهلهآ أنهم قدرون عليهآ أتىهآ أمرنا ليلا أو نهارا فجعلنها حصيدا كأن لم تغن بٱلأمس

İşte böyle, düşünen bir halk için işaretleri ayrıntılandırırız.

كذلك نفصل ٱلءايت لقوم يتفكرون

Tanrı Esenlik Yurdu'na çağırır ve dilediğine dosdoğru bir güzergâh gösterir.

وٱلله يدعوا إلى دار ٱلسلم ويهدي من يشآء إلى صرط مستقيم

İyilik yapanlara en güzel ve daha fazlası aittir;

للذين أحسنوا ٱلحسنى وزيادة

yüzlerini ne kara toz ne de aşağılanma örtecek.

ولا يرهق وجوههم قتر ولا ذلة

İşte Bahçe'nin arkadaşları,

أولئك أصحب ٱلجنة

onlar orada sonsuza dek kalırlar.

هم فيها خلدون

10:27

Kötü eylemler kazananlara gelince, bir kötü eylemin karşılığı onun dengidir ve aşağılanma onları örter; Tanrı'ya karşı hiçbir korumaları olmayacak — sanki yüzleri gecenin karanlık bir parçasıyla kaplanmış gibi.

وٱلذين كسبوا ٱلسيات جزآء سيئة بمثلها وترهقهم ذلة ما لهم من ٱلله من عاصم كأنمآ أغشيت وجوههم قطعا من ٱليل مظلما

İşte Ateş'in arkadaşları, orada sonsuza dek kalırlar.

أولئك أصحب ٱلنار هم فيها خلدون

Ve hepsini toplayacağımız, sonra ortak koşanlara “Yerinizde kalın, siz ve ortaklarınız” diyeceğimiz gün — sonra onları birbirinden ayıracağız,

ويوم نحشرهم جميعا ثم نقول للذين أشركوا مكانكم أنتم وشركآؤكم فزيلنا بينهم

ve ortakları diyecek ki: “Siz bizim buyruğumuza uymuyordunuz.”

وقال شركآؤهم ما كنتم إيانا تعبدون

Tanrı, bizimle sizin aranızda tanık olarak yeter: sizin buyruğa uymanız konusunda elbette umursamazdık.

فكفى بٱلله شهيدا بيننا وبينكم إن كنا عن عبادتكم لغفلين

10:30

Orada her Öz, daha önce yaptığını okuyacak,

هنالك تبلوا كل نفس مآ أسلفت

ve Tanrı'ya, gerçek Müttefikleri olana geri götürülecekler,

وردوا إلى ٱلله مولىهم ٱلحق

ve uydurdukları onlardan uzağa şaşıp gidecek.

وضل عنهم ما كانوا يفترون

De ki: “Size gökten ve yerden kim geçim sağlar?

قل من يرزقكم من ٱلسمآء وٱلأرض

Ya da işitmeye ve görme yetilerine kim sahiptir, diriyi ölüden kim çıkarır ve ölüyü diriden çıkarır, ve Emri kim yönetir?”

أمن يملك ٱلسمع وٱلأبصر ومن يخرج ٱلحى من ٱلميت ويخرج ٱلميت من ٱلحى ومن يدبر ٱلأمر

Diyecekler: “Tanrı.”

فسيقولون ٱلله

O zaman de ki: “Öyleyse sakınmıyor musunuz?”

فقل أفلا تتقون

İşte Tanrı, gerçek Vasiniz.

فذلكم ٱلله ربكم ٱلحق

Hakkın ardından şaşkınlıktan başka ne var?

فماذا بعد ٱلحق إلا ٱلضلل

Peki nasıl uzaklaştırılıyorsunuz?

فأنى تصرفون

10:33

İşte böyle sınırı aşanlar üzerine Vasinin sözü doğrulandı: inanmazlar.

كذلك حقت كلمت ربك على ٱلذين فسقوا أنهم لا يؤمنون

De ki: “Ortaklarınız arasında yaratmayı başlatan, sonra onu yeniden yapan biri var mı?”

قل هل من شركآئكم من يبدؤا ٱلخلق ثم يعيده

De ki: “Tanrı yaratmayı başlatır, sonra onu yeniden yapar.

قل ٱلله يبدؤا ٱلخلق ثم يعيده

Peki nasıl çevriliyorsunuz?”

فأنى تؤفكون

De ki: “Ortaklarınız arasında hakka yol gösteren biri var mı?”

قل هل من شركآئكم من يهدي إلى ٱلحق

De ki: “Tanrı hakka yol gösterir.

قل ٱلله يهدي للحق

Hakka yol gösteren mi izlenmeyi daha çok hak eder, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe yol bulmayan mı?

أفمن يهدي إلى ٱلحق أحق أن يتبع أمن لا يهدي إلآ أن يهدى

Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”

فما لكم كيف تحكمون

Onların çoğu yalnızca bir varsayımı izler;

وما يتبع أكثرهم إلا ظنا

oysa varsayım hakka karşı hiçbir işe yaramaz,

إن ٱلظن لا يغني من ٱلحق شيا

çünkü Tanrı yaptıkları hakkında Her Şeyi Bilendir.

إن ٱلله عليم بما يفعلون

Bu Okuma, Tanrı'nın dışında uydurulabilecek türden değildi;

وما كان هذا ٱلقرءان أن يفترى من دون ٱلله

tersine, kendisinden öncekini doğrular ve Tüzük'ü ayrıntılandırır — hiçbir kuşku mümkün değildir — bütün varlıkların Vasisinden gelerek.

ولكن تصديق ٱلذي بين يديه وتفصيل ٱلكتب لا ريب فيه من رب ٱلعلمين

Yoksa “Onu uydurdu” mu diyecekler?

أم يقولون ٱفترىه

De ki: “Öyleyse onun benzeri bir sure getirin,

قل فأتوا بسورة مثله

ve Tanrı'nın dışında gücünüzün yettiği kimseyi çağırın, eğer doğru sözlüyseniz.”

وٱدعوا من ٱستطعتم من دون ٱلله إن كنتم صدقين

10:39

Aslında, bilgiyle kuşatmadıkları ve öngörüsü henüz kendilerine ulaşmamış olanı yalanladılar.

بل كذبوا بما لم يحيطوا بعلمه ولما يأتهم تأويله

Onlardan öncekiler de böyle yalanladı.

كذلك كذب ٱلذين من قبلهم

Öyleyse bak, zalimlerin sonu nasıl oldu.

فٱنظر كيف كان عقبة ٱلظلمين

Ve onların içinde ona inananlar var, ona inanmayanlar da var;

ومنهم من يؤمن به ومنهم من لا يؤمن به

Vasin bozguncuları en iyi bilir.

وربك أعلم بٱلمفسدين

Ve seni yalanlarlarsa, de ki: “Bana benim işim, size sizin işiniz; siz benim yaptığımdan ibrasınız, ben de sizin yaptığınızdan ibrayım.”

وإن كذبوك فقل لي عملي ولكم عملكم أنتم بريون ممآ أعمل وأنا بريء مما تعملون

Ve onların içinde seni dinleyenler var —

ومنهم من يستمعون إليك

ama akıl yürütmeseler bile sağırlara sen mi işittireceksin?

أفأنت تسمع ٱلصم ولو كانوا لا يعقلون

Ve onların içinde sana bakanlar var —

ومنهم من ينظر إليك

ama açıkça görmeseler bile körlere sen mi yol göstereceksin?

أفأنت تهدي ٱلعمي ولو كانوا لا يبصرون

Tanrı şüphesiz insanlara hiçbir şekilde zulmetmez;

إن ٱلله لا يظلم ٱلناس شيا

ama insanlar kendilerine zulmediyorlar.

ولكن ٱلناس أنفسهم يظلمون

Ve onları toplayacağı gün, sanki günden yalnızca bir saat geçirmişler gibi, aralarında birbirlerini tanıyacaklar.

ويوم يحشرهم كأن لم يلبثوا إلا ساعة من ٱلنهار يتعارفون بينهم

Tanrı'yla karşılaşmayı yalanlayanlar kaybedenlerdir ve yol bulmuyorlardı.

قد خسر ٱلذين كذبوا بلقآء ٱلله وما كانوا مهتدين

Onlara vaat ettiğimiz şeyin bir kısmını sana göstersek ya da seni sadakatle saklasak, dönüşleri Bizedir;

وإما نرينك بعض ٱلذي نعدهم أو نتوفينك فإلينا مرجعهم

Tanrı, ardından yaptıklarına tanıktır.

ثم ٱلله شهيد على ما يفعلون

Ve her topluluğa bir elçi.

ولكل أمة رسول

Ve elçileri geldiğinde, aralarında insafla hükmedildi, onlara zulmedilmeden.

فإذا جآء رسولهم قضي بينهم بٱلقسط وهم لا يظلمون

Ve diyorlar ki: “Bu vaat ne zaman, doğru sözlüyseniz?”

ويقولون متى هذا ٱلوعد إن كنتم صدقين

De ki: “Kendim için ne bir zarara ne de bir yarara sahibim, Tanrı'nın dilediği dışında.

قل لآ أملك لنفسي ضرا ولا نفعا إلا ما شآء ٱلله

Her topluluğa bir süre.

لكل أمة أجل

Süreleri geldiğinde onu bir saat bile geciktiremezler,

إذا جآء أجلهم فلا يستخرون ساعة

öne de çekemezler.”

ولا يستقدمون

De ki: “Görüyor musunuz? O'nun cezası size geceleyin ya da gündüz gelip çatarsa, koparılmışlar ondan neyi çabuklaştırmak isteyecek?

قل أرءيتم إن أتىكم عذابه بيتا أو نهارا ماذا يستعجل منه ٱلمجرمون

Yoksa ancak o gelip çattığında mı ona inanacaksınız?

أثم إذا ما وقع ءامنتم به

Şimdi mi?! Oysa onu çabuklaştırmak istiyordunuz!”

ءآلن وقد كنتم به تستعجلون

Sonra zulmedenlere denecek: “Ebediyetin cezasını tadın;

ثم قيل للذين ظلموا ذوقوا عذاب ٱلخلد

kazanıyor olduklarınızdan başka bir şeye göre mi karşılık görüyorsunuz?”

هل تجزون إلا بما كنتم تكسبون

Ve senden aktarım isterler: “Bu hak mı?”

ويستنبونك أحق هو

De ki: “Evet, Vasime andolsun! Bu elbette haktır ve siz O'nu aciz bırakamazsınız.”

قل إي وربي إنه لحق ومآ أنتم بمعجزين

Ve zulmetmiş her Öz yeryüzündeki her şeye sahip olsaydı, onunla fidye verirdi.

ولو أن لكل نفس ظلمت ما في ٱلأرض لٱفتدت به

Ve cezayı görünce pişmanlıklarını gizleyecekler, ve aralarında insafla hükmedilecek, onlara zulmedilmeden.

وأسروا ٱلندامة لما رأوا ٱلعذاب وقضي بينهم بٱلقسط وهم لا يظلمون

Öyle değil mi: göklerde ve yerde olan her şey Tanrı'nındır.

ألآ إن لله ما في ٱلسموت وٱلأرض

Öyle değil mi: Tanrı'nın vaadi haktır;

ألآ إن وعد ٱلله حق

ama onların çoğu bilmez.

ولكن أكثرهم لا يعلمون

Yaşatan ve öldüren O'dur,

هو يحي ويميت

ve siz O'na döndürüleceksiniz.

وإليه ترجعون

10:57

Ey insanlar! Vasinizden size bir öğüt geldi, göğüslerdekine bir şifa, inananlara bir kılavuzluk ve bir esirgeme.

يأيها ٱلناس قد جآءتكم موعظة من ربكم وشفآء لما في ٱلصدور وهدى ورحمة للمؤمنين

De ki: “Tanrı'nın ikramıyla ve O'nun esirgemesiyle — işte buna sevinsinler!

قل بفضل ٱلله وبرحمته فبذلك فليفرحوا

Bu, biriktirdiklerinden daha iyidir.”

هو خير مما يجمعون

De ki: “Görüyor musunuz? Tanrı'nın sizin için geçim olarak indirdiği şeyden yasak bir pay ve serbest bir pay kıldınız” —

قل أرءيتم مآ أنزل ٱلله لكم من رزق فجعلتم منه حراما وحللا

de ki: “Size izin veren Tanrı mı, yoksa Tanrı'ya karşı mı uyduruyorsunuz?”

قل ءآلله أذن لكم أم على ٱلله تفترون

Tanrı'ya karşı yalan uyduranlar Huzura Çıkış Günü'nde ne varsayacaklar?

وما ظن ٱلذين يفترون على ٱلله ٱلكذب يوم ٱلقيمة

Tanrı'nın insanlara karşı elbette bir ikramı vardır,

إن ٱلله لذو فضل على ٱلناس

ama onların çoğu minnettar değildir.

ولكن أكثرهم لا يشكرون

Hiçbir durumda bulunmazsın, ondan hiçbir Okuma seslendirmezsin, hiçbir iş yapmazsınız ki, ona daldığınız anda Biz size tanık olmayalım.

وما تكون في شأن وما تتلوا منه من قرءان ولا تعملون من عمل إلا كنا عليكم شهودا إذ تفيضون فيه

Vasinin erişiminin dışında hiçbir şey kalmaz, yerde ya da gökte bir zerrenin ağırlığı kadar bile,

وما يعزب عن ربك من مثقال ذرة في ٱلأرض ولا في ٱلسمآء

bundan daha küçük ya da daha büyük hiçbir şey yoktur ki açık bir kayıtta olmasın.

ولآ أصغر من ذلك ولآ أكبر إلا في كتب مبين

Öyle değil mi: Tanrı'nın müttefikleri, onlara hiçbir korku yoktur ve üzülmeyecekler de,

ألآ إن أوليآء ٱلله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون

inanmış olanlar ve sakınmakta olanlar.

ٱلذين ءامنوا وكانوا يتقون

Müjde onlarındır, bu dünyadaki yaşamda ve son yaşamda.

لهم ٱلبشرى في ٱلحيوة ٱلدنيا وفي ٱلءاخرة

Tanrı'nın sözlerinde hiçbir değişiklik yoktur.

لا تبديل لكلمت ٱلله

İşte muazzam zafer budur.

ذلك هو ٱلفوز ٱلعظيم

Ve onların sözü seni üzmesin:

ولا يحزنك قولهم

güç şüphesiz bütünüyle Tanrı'ya aittir.

إن ٱلعزة لله جميعا

O Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilendir.

هو ٱلسميع ٱلعليم

Öyle değil mi: göklerde kim varsa ve yerde kim varsa Tanrı'nındır;

ألآ إن لله من في ٱلسموت ومن في ٱلأرض

Tanrı'nın dışında ortakları çağıranlar neyi izliyorlar ki?

وما يتبع ٱلذين يدعون من دون ٱلله شركآء

Onlar yalnızca varsayımı izlerler,

إن يتبعون إلا ٱلظن

ve yalnızca tahmin yürütürler.

وإن هم إلا يخرصون

Sizin için geceyi — içinde dinlenmeniz için — ve gündüzü, içinde net görmeniz için kılan O'dur.

هو ٱلذي جعل لكم ٱليل لتسكنوا فيه وٱلنهار مبصرا

Bunda elbette işiten bir halk için işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لقوم يسمعون

Derler ki: “Tanrı Kendisine bir çocuk edindi.”

قالوا ٱتخذ ٱلله ولدا

O'na şan olsun!

سبحنه

O, Zengindir.

هو ٱلغني

Göklerde olan ve yerde olan O'nundur.

له ما في ٱلسموت وما في ٱلأرض

Bu konuda elinizde hiçbir yetki yoktur.

إن عندكم من سلطن بهذآ

Tanrı hakkında bilmediğiniz şeyi mi diyeceksiniz?

أتقولون على ٱلله ما لا تعلمون

De ki: “Tanrı'ya karşı yalan uyduranlar şüphesiz başarıya ermezler.”

قل إن ٱلذين يفترون على ٱلله ٱلكذب لا يفلحون

Bu dünyada bir zevk,

متع في ٱلدنيا

sonra dönüşleri Bizedir; sonra yadsıdıkları için onlara şiddetli cezayı tattıracağız.

ثم إلينا مرجعهم ثم نذيقهم ٱلعذاب ٱلشديد بما كانوا يكفرون

10:71

Ve onlara Nuh'un aktarımını seslendir: halkına dediği zaman: “Ey halkım! Aranızdaki varlığım ve Tanrı'nın işaretlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, ben yalnızca Tanrı'ya vekâlet veririm.

وٱتل عليهم نبأ نوح إذ قال لقومه يقوم إن كان كبر عليكم مقامي وتذكيري بايت ٱلله فعلى ٱلله توكلت

Öyleyse tasarınızı ve ortaklarınızı bir araya getirin,

فأجمعوا أمركم وشركآءكم

tasarınız size artık bulanık bir şey olarak kalmasın,

ثم لا يكن أمركم عليكم غمة

sonra onu bana karşı uygulayın ve bana hiçbir mühlet vermeyin.

ثم ٱقضوا إلى ولا تنظرون

Sırt çevirirseniz, ben sizden hiçbir ödül istemedim;

فإن توليتم فما سألتكم من أجر

ödülüm yalnızca Tanrı'ya düşer,

إن أجري إلا على ٱلله

ve bana Tanrı'ya karşı dürüst olanlardan olmam emredildi.”

وأمرت أن أكون من ٱلمسلمين

Ama onu yalanladılar; Biz onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve onları ardıllar kıldık,

فكذبوه فنجينه ومن معه في ٱلفلك وجعلنهم خلئف

ve işaretlerimizi yalanlayanları boğduk.

وأغرقنا ٱلذين كذبوا بايتنا

Bak öyleyse, uyarılanların sonu nasıl oldu.

فٱنظر كيف كان عقبة ٱلمنذرين

Sonra, ondan sonra halklarına elçiler uyandırdık; onlara açık kanıtları getirdiler, ama önceden yalanladıklarına inanmaya hazır değillerdi.

ثم بعثنا من بعده رسلا إلى قومهم فجآءوهم بٱلبينت فما كانوا ليؤمنوا بما كذبوا به من قبل

İşte böyle, sınırı aşanların çekirdeklerine bir damga basarız.

كذلك نطبع على قلوب ٱلمعتدين

10:75

Sonra, onlardan sonra Musa'yı ve Harun'u, işaretlerimizle Firavun'a ve saray çevresine uyandırdık; ama kibirle şiştiler ve koparılmışlardan bir halk oldular.

ثم بعثنا من بعدهم موسى وهرون إلى فرعون وملإيه بايتنا فٱستكبروا وكانوا قوما مجرمين

Hak onlara Bizim tarafımızdan gelince dediler ki: “Bu elbette apaçık bir yanılsamadır.”

فلما جآءهم ٱلحق من عندنا قالوا إن هذا لسحر مبين

Musa dedi ki: “Hak size geldiğinde, onun için bunu mu diyorsunuz?

قال موسى أتقولون للحق لما جآءكم

Bu yanılsama mı?

أسحر هذا

Oysa yanılsama ustaları başarıya ermez.”

ولا يفلح ٱلسحرون

Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden döndürmek için mi geldin, ve yeryüzünde büyüklük ikinize kalsın diye? Biz ikinize güven duymayız.”

قالوا أجئتنا لتلفتنا عما وجدنا عليه ءابآءنا وتكون لكما ٱلكبريآء في ٱلأرض وما نحن لكما بمؤمنين

Ve Firavun dedi ki: “Bana her bilgili yanılsama ustasını getirin.”

وقال فرعون ٱئتوني بكل سحر عليم

Yanılsama ustaları gelince Musa onlara dedi ki: “Atacağınız şeyi atın.”

فلما جآء ٱلسحرة قال لهم موسى ألقوا مآ أنتم ملقون

Attıklarında Musa dedi ki: “Getirdiğiniz şey yanılsamadır;

فلمآ ألقوا قال موسى ما جئتم به ٱلسحر

Tanrı onu boşa çıkaracak,

إن ٱلله سيبطله

çünkü Tanrı bozguncuların işini sağlam kılmaz.”

إن ٱلله لا يصلح عمل ٱلمفسدين

Ve Tanrı, koparılmışlar tiksinse de, hakkı O'nun sözleriyle gerçekleştirir.

ويحق ٱلله ٱلحق بكلمته ولو كره ٱلمجرمون

10:83

Musa'ya, halkından bir soy dışında hiç kimse güven duymadı; Firavun'dan ve saray çevrelerinden, onları sınamasından korkarak.

فمآ ءامن لموسى إلا ذرية من قومه على خوف من فرعون وملإيهم أن يفتنهم

Ve Firavun elbette yeryüzünde yüksek bir konumdaydı,

وإن فرعون لعال في ٱلأرض

ve elbette aşırıya kaçanlardandı.

وإنه لمن ٱلمسرفين

Ve Musa dedi ki: “Ey halkım, Tanrı'ya inanıyorsanız, O'na vekâlet verin, Tanrı'ya karşı dürüstseniz.”

وقال موسى يقوم إن كنتم ءامنتم بٱلله فعليه توكلوا إن كنتم مسلمين

Dediler ki: “Biz yalnızca Tanrı'ya vekâlet veririz.

فقالوا على ٱلله توكلنا

Vasimiz, bizi zalim halk için bir sınav kılma,

ربنا لا تجعلنا فتنة للقوم ٱلظلمين

ve bizi, Senin esirgemenle, yadsıyan halktan kurtar.”

ونجنا برحمتك من ٱلقوم ٱلكفرين

Ve Musa'ya ve kardeşine vahyettik: “Halkınız için Mısır'da evler yerleştirin; evlerinizi bir derlenme noktası kılın; ve Temas'ı sürdürün.”

وأوحينآ إلى موسى وأخيه أن تبوءا لقومكما بمصر بيوتا وٱجعلوا بيوتكم قبلة وأقيموا ٱلصلوة

Ve inananlara müjde ver.

وبشر ٱلمؤمنين

10:88

Ve Musa dedi ki: “Vasimiz, Sen Firavun'a ve saray çevresine bu dünyadaki yaşamda süs ve mallar verdin,

وقال موسى ربنآ إنك ءاتيت فرعون وملأه زينة وأمولا في ٱلحيوة ٱلدنيا

Vasimiz, Senin yolundan uzağa şaşırtsınlar diye.

ربنا ليضلوا عن سبيلك

Vasimiz, mallarını sil ve çekirdeklerini sıkılaştır, böylece acı verici cezayı görmeden inanmasınlar.”

ربنا ٱطمس على أمولهم وٱشدد على قلوبهم فلا يؤمنوا حتى يروا ٱلعذاب ٱلأليم

Dedi ki: “Çağrınıza karşılık verildi; öyleyse ikiniz dosdoğru durun,

قال قد أجيبت دعوتكما فٱستقيما

ve bilmeyenlerin yolunu izlemeyin.”

ولا تتبعآن سبيل ٱلذين لا يعلمون

Ve İsrailoğullarına denizi geçirttik; Firavun ve orduları, zorbalık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler,

وجوزنا ببني إسرءيل ٱلبحر فأتبعهم فرعون وجنوده بغيا وعدوا

boğulma ona yetişince şöyle diyene dek: “İsrailoğullarının kendisine inandığı O'ndan başka tanrı olmadığına inanıyorum ve ben Tanrı'ya karşı dürüst olanlardanım.”

حتى إذآ أدركه ٱلغرق قال ءامنت أنه لآ إله إلا ٱلذي ءامنت به بنوا إسرءيل وأنا من ٱلمسلمين

“Şimdi mi?! Oysa daha önce buyruğa uymamıştın ve bozguncuların arasındaydın!

ءآلن وقد عصيت قبل وكنت من ٱلمفسدين

Bugün öyleyse, bedenin bakımından seni kurtarıyoruz, senden sonra gelecekler için bir işaret olasın diye.”

فٱليوم ننجيك ببدنك لتكون لمن خلفك ءاية

Ama insanlardan çoğu elbette işaretlerimize karşı umursamazdır.

وإن كثيرا من ٱلناس عن ءايتنا لغفلون

İsrailoğullarını şüphesiz bir doğruluk yerleşimine yerleştirdik ve onlara iyi şeylerden geçim verdik; ancak bilgi kendilerine geldikten sonra ayrıştılar.

ولقد بوأنا بني إسرءيل مبوأ صدق ورزقنهم من ٱلطيبت فما ٱختلفوا حتى جآءهم ٱلعلم

Vasin, Huzura Çıkış Günü'nde, ayrıştıkları şey hakkında aralarında şüphesiz hükmedecektir.

إن ربك يقضي بينهم يوم ٱلقيمة فيما كانوا فيه يختلفون

Sana indirdiğimiz şey hakkında kararsızlık içindeysen, senden önce Yazı'yı okuyanlara sor.

فإن كنت في شك ممآ أنزلنآ إليك فسل ٱلذين يقرءون ٱلكتب من قبلك

Hak sana Vasinden şüphesiz geldi;

لقد جآءك ٱلحق من ربك

öyleyse asla tartışmaya girenlerden olma.

فلا تكونن من ٱلممترين

Ve Tanrı'nın işaretlerini yalanlayanlardan olma, o zaman kaybedenlerden olursun.

ولا تكونن من ٱلذين كذبوا بايت ٱلله فتكون من ٱلخسرين

Üzerlerinde Vasinin sözü gerçek olmuş olanlar, her işaret kendilerine gelse bile, acı verici cezayı görene dek inanmayacaklar.

إن ٱلذين حقت عليهم كلمت ربك لا يؤمنون ولو جآءتهم كل ءاية حتى يروا ٱلعذاب ٱلأليم

10:98

İnanıp da inancı kendisine yarar sağlayan bir kent neden olmadı — Yunus'un halkı dışında! İnandıklarında, bu dünyadaki yaşamda onlardan utanç cezasını giderdik ve onları bir zamana kadar yararlandırdık.

فلولا كانت قرية ءامنت فنفعهآ إيمنهآ إلا قوم يونس لمآ ءامنوا كشفنا عنهم عذاب ٱلخزي في ٱلحيوة ٱلدنيا ومتعنهم إلى حين

Ve Vasin dileseydi, yeryüzünde olanların hepsi inanırdı, hem de hepsi birden.

ولو شآء ربك لءامن من في ٱلأرض كلهم جميعا

İnsanları inananlar olmaya zorlayacak olan sen misin?

أفأنت تكره ٱلناس حتى يكونوا مؤمنين

Hiçbir Özün inanması mümkün değildir, ancak Tanrı'nın izniyle,

وما كان لنفس أن تؤمن إلا بإذن ٱلله

ve O, akıl yürütmeyenlerin üzerine pisliği koyar.

ويجعل ٱلرجس على ٱلذين لا يعقلون

De ki: “Göklerde ve yerde ne var bakın” — ama inanmayan bir halk için işaretler ve uyarılar neye yarar?

قل ٱنظروا ماذا في ٱلسموت وٱلأرض وما تغني ٱلءايت وٱلنذر عن قوم لا يؤمنون

Onlar, kendilerinden önce geçip gidenlerin günlerinin benzerinden başka ne bekliyorlar?

فهل ينتظرون إلا مثل أيام ٱلذين خلوا من قبلهم

De ki: “Öyleyse bekleyin, çünkü ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”

قل فٱنتظروا إني معكم من ٱلمنتظرين

Sonra elçilerimizi ve inanmış olanları kurtarırız — böyle;

ثم ننجي رسلنا وٱلذين ءامنوا كذلك

inananları kurtarmak Bize bir görevdir.

حقا علينا ننج ٱلمؤمنين

De ki: “Ey insanlar! Yasa'm hakkında kararsızlık içindeyseniz, ben Tanrı'nın dışında buyruğuna uyduklarınızın buyruğuna uymam,

قل يأيها ٱلناس إن كنتم في شك من ديني فلآ أعبد ٱلذين تعبدون من دون ٱلله

ama sizi sadakatle saklayacak olan Tanrı'nın buyruğuna uyarım.

ولكن أعبد ٱلله ٱلذي يتوفىكم

Ve bana inananlardan olmam emredildi,

وأمرت أن أكون من ٱلمؤمنين

ve: ‘Doğrultunu, tamamen Tanrı'ya dönük olarak, Yasa'ya doğru sürdür,

وأن أقم وجهك للدين حنيفا

ve asla ortak koşanlardan olma.’”

ولا تكونن من ٱلمشركين

Ve Tanrı'nın dışında, sana ne yarar sağlayan ne de zarar veren şeyi çağırma;

ولا تدع من دون ٱلله ما لا ينفعك ولا يضرك

bunu yaparsan, o zaman şüphesiz zalimlerden olursun.

فإن فعلت فإنك إذا من ٱلظلمين

Tanrı sana bir zarar dokundurursa, O'ndan başka onu giderecek yoktur;

وإن يمسسك ٱلله بضر فلا كاشف له إلا هو

ve sana iyilik isterse, O'nun ikramını geri çevirebilecek hiç kimse yoktur.

وإن يردك بخير فلا رآد لفضله

Onu, buyruğuna uyanlardan dilediğine ulaştırır.

يصيب به من يشآء من عباده

O, Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.

وهو ٱلغفور ٱلرحيم

De ki: “Ey insanlar! Hak size Vasinizden geldi;

قل يأيها ٱلناس قد جآءكم ٱلحق من ربكم

öyleyse kim yol bulursa, yalnızca kendisi için yol bulur,

فمن ٱهتدى فإنما يهتدي لنفسه

ve kim yolunu şaşırırsa, yalnızca kendi aleyhine yolunu şaşırır.

ومن ضل فإنما يضل عليها

10:108

Ve ben sizin için bir vekil değilim.”

ومآ أنا عليكم بوكيل

Ve sana vahyedileni izle, ve Tanrı hükmedene dek sabırlı ol.

وٱتبع ما يوحى إليك وٱصبر حتى يحكم ٱلله

O, hüküm verenlerin en iyisidir.

وهو خير ٱلحكمين

← Sure dizini