İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

طه

Ta-Ha

That You May Not Toil

Sure 20 · 135 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

20:1

Ṭa. Ha.

طه

20:2

Biz Okuma'yı senin üzerine sefil olasın diye indirmedik,

مآ أنزلنا عليك ٱلقرءان لتشقى

20:3

ama çekinen için bir hatırlatma olarak,

إلا تذكرة لمن يخشى

yeri ve yüksek gökleri yaratan O'ndan gelen bir iniş,

تنزيلا ممن خلق ٱلأرض وٱلسموت ٱلعلى

Bina'nın üzerinde kurulan Tümüyle Esirgeyen.

ٱلرحمن على ٱلعرش ٱستوى

20:6

Göklerdeki, yerdeki, ikisinin arasındaki ve humusun altındaki her şey O'nundur.

له ما في ٱلسموت وما في ٱلأرض وما بينهما وما تحت ٱلثرى

20:7

Ve sözünü yüksek sesle söylersen, O şüphesiz sırrı ve daha gizli olanı bilir.

وإن تجهر بٱلقول فإنه يعلم ٱلسر وأخفى

Tanrı, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur.

ٱلله لآ إله إلا هو

En güzel nitelikler O'nundur.

له ٱلأسمآء ٱلحسنى

20:9

Ve Musa'ya ilişkin söylem sana ulaştı mı?

وهل أتىك حديث موسى

Bir ateş gördüğünde ailesine dedi: “Durun, ben bir ateş sezdim; belki size ondan bir kor getiririm, ya da ateşin başında bir rehberlik bulurum.”

إذ رءا نارا فقال لأهله ٱمكثوا إني ءانست نارا لعلي ءاتيكم منها بقبس أو أجد على ٱلنار هدى

20:11–12

Oraya vardığında ona seslenildi: “Musa! Ben şüphesiz Vasinim. Sandaletlerini çıkar, çünkü sen Tuva'nın kutsanmış vadisindesin.”

فلمآ أتىها نودي يموسى إني أنا ربك فٱخلع نعليك إنك بٱلواد ٱلمقدس طوى

Ve Ben seni tercih ettim: öyleyse vahyedilene kulak ver. Şüphesiz Ben Tanrı'yım — Benden başka hiçbir tanrı yoktur. Öyleyse Benim buyruğuma uy ve Benim hatırlatmam için Temas'ı sürdür.

وأنا ٱخترتك فٱستمع لما يوحى إنني أنا ٱلله لآ إله إلآ أنا فٱعبدني وأقم ٱلصلوة لذكري

Saat şüphesiz gelmektedir — onu neredeyse gizli tutuyorum — her Öz çabaladığı şeyin karşılığını alsın diye.

إن ٱلساعة ءاتية أكاد أخفيها لتجزى كل نفس بما تسعى

Ona inanmayan ve duygusunu izleyen kimse sana onun yolunu tıkamasın; yoksa bu senin düşüşün olur.

فلا يصدنك عنها من لا يؤمن بها وٱتبع هوىه فتردى

20:17

Ve sağ elindeki şu nedir, Musa?

وما تلك بيمينك يموسى

Dedi: “Bu benim değneğim; ona dayanırım, koyunlarım için onunla yaprakları silkelerim ve onda başka kullanımlar bulurum.”

قال هي عصاي أتوكؤا عليها وأهش بها على غنمي ولي فيها مارب أخرى

20:19

Dedi: “Onu at, Musa.”

قال ألقها يموسى

20:20

Onu attı; bir de baktı ki o, hızla fırlayan bir yılan olmuştu.

فألقىها فإذا هي حية تسعى

Dedi: “Onu al, korkma: Biz onu ilk durumuna döndüreceğiz.”

قال خذها ولا تخف سنعيدها سيرتها ٱلأولى

Ve elini kanadına sıkıştır: bir kötülük olmadan bembeyaz çıkacak — başka bir işaret; sana en büyük işaretlerimizden bazılarını göstermek için.

وٱضمم يدك إلى جناحك تخرج بيضآء من غير سوء ءاية أخرى لنريك من ءايتنا ٱلكبرى

20:24

Firavun'a git: o her ölçüden taştı.

ٱذهب إلى فرعون إنه طغى

20:25–30

Dedi: “Vasim, göğsümü aç, görevimi kolaylaştır, dilimden bir düğümü çöz ki sözümü anlasınlar, ve bana ailemden bir muavin belirle: kardeşim Harun.

قال رب ٱشرح لي صدري ويسر لي أمري وٱحلل عقدة من لساني يفقهوا قولي وٱجعل لي وزيرا من أهلي هرون أخي

Onunla kararlılığımı pekiştir, onu görevime ortak et; ki Senin şanını çokça analım ve Seni çokça hatırlayalım; Sen bizim için Her Şeyi Görensin.”

ٱشدد به أزري وأشركه في أمري كى نسبحك كثيرا ونذكرك كثيرا إنك كنت بنا بصيرا

20:36

Dedi: “İsteğin sana verildi, Musa.

قال قد أوتيت سؤلك يموسى

Sana başka bir sefer de ihsanda bulunmuştuk: annene vahyedileni vahyettiğimizde: ‘Onu sandığa fırlat, sonra onu akıntıya fırlat;

ولقد مننا عليك مرة أخرى إذ أوحينآ إلى أمك ما يوحى أن ٱقذفيه في ٱلتابوت فٱقذفيه في ٱليم

akıntı onu kıyıya atsın; Bana ve ona düşman olan biri onu alacak.’

فليلقه ٱليم بٱلساحل يأخذه عدو لي وعدو له

Ve Ben senin üzerine Benden bir sevgi attım, Benim gözümün önünde yetiştirilmen için — kız kardeşin yürürken ‘Size onun bakımını kimin üstleneceğini göstereyim mi?’ diyordu.

وألقيت عليك محبة مني ولتصنع على عيني إذ تمشي أختك فتقول هل أدلكم على من يكفله

20:40

Seni annene geri döndürdük; bakışı durulsun ve hüzünlenmesin diye.

فرجعنك إلى أمك كى تقر عينها ولا تحزن

Ve bir Özü öldürdün, Biz de seni sıkıntıdan kurtardık; seni zorlu bir sınamayla sınadık.

وقتلت نفسا فنجينك من ٱلغم وفتنك فتونا

20:40

Medyen ehli arasında seneler geçirdin, sonra belirlenmiş bir ölçüye göre geldin, Musa.

فلبثت سنين في أهل مدين ثم جئت على قدر يموسى

Ve Ben seni Kendime yetiştirdim.

وٱصطنعتك لنفسي

Sen ve kardeşin, işaretlerimle git, ve Benim hatırlatmamda yavaşlamayın.

ٱذهب أنت وأخوك بايتي ولا تنيا في ذكري

20:43–44

İkiniz Firavun'a gidin: o her ölçüden taştı. Ona yumuşak bir söz söyleyin; belki hatırlar ya da çekinir.”

ٱذهبآ إلى فرعون إنه طغى فقولا له قولا لينا لعله يتذكر أو يخشى

Dediler: “Vasimiz, bizi hırpalamasından ya da her ölçüden taşmasından korkuyoruz.”

قالا ربنآ إننا نخاف أن يفرط علينآ أو أن يطغى

Dedi: “Korkmayın: Ben şüphesiz ikinizle birlikteyim, işitirim ve görürüm.

قال لا تخافآ إنني معكمآ أسمع وأرى

Öyleyse ona gidin ve deyin: ‘Biz şüphesiz Vasinin iki elçisiyiz; İsrailoğulları'nı bizimle salıver ve onları cezalandırma; sana Vasinden bir işaret getirdik.

فأتياه فقولآ إنا رسولا ربك فأرسل معنا بني إسرءيل ولا تعذبهم قد جئنك باية من ربك

Ve rehberliği izleyenin üzerine esenlik.

وٱلسلم على من ٱتبع ٱلهدى

Bize şüphesiz, cezanın yalanlayan ve sırt çevirenin üzerinde olduğu vahyedildi.’”

إنا قد أوحي إلينآ أن ٱلعذاب على من كذب وتولى

20:49

Dedi: “Peki Vasiniz kim, Musa?”

قال فمن ربكما يموسى

Dedi: “Bizim Vasimiz, her şeye kendi yaratılışını bahşeden, sonra ona rehberlik edendir.”

قال ربنا ٱلذي أعطى كل شىء خلقه ثم هدى

Dedi: “Öyleyse ilk kuşakların hâli nedir?”

قال فما بال ٱلقرون ٱلأولى

20:52

Dedi: “Onların bilgisi Vasimin katında, bir kayıttadır.

قال علمها عند ربي في كتب

Vasim yolunu şaşırmaz ve unutmaz.”

لا يضل ربي ولا ينسى

Yeri sizin için düzenlenmiş bir uzanım kılan, orada sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O,

ٱلذي جعل لكم ٱلأرض مهدا وسلك لكم فيها سبلا وأنزل من ٱلسمآء مآء

onunla Biz, türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.

فأخرجنا به أزوجا من نبات شتى

Yiyin ve davarlarınızı otlatın.

كلوا وٱرعوا أنعمكم

Bunda elbette sağgörü sahipleri için işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لأولي ٱلنهى

Sizi ondan yarattık, sizi ona geri getireceğiz, ve sizi bir kez daha ondan çıkaracağız.

منها خلقنكم وفيها نعيدكم ومنها نخرجكم تارة أخرى

Ona bütün işaretlerimizi gösterdik, ama o yalanladı ve reddetti.

ولقد أرينه ءايتنا كلها فكذب وأبى

Dedi: “Bizi toprağımızdan yanılsamanla çıkarmak için mi geldin, Musa? Biz sana elbette benzeri bir yanılsama getireceğiz.

قال أجئتنا لتخرجنا من أرضنا بسحرك يموسى فلنأتينك بسحر مثله

Öyleyse bizimle senin aranda, ne bizim ne de senin bozmayacağımız bir randevu belirle, adil bir yerde.”

فٱجعل بيننا وبينك موعدا لا نخلفه نحن ولآ أنت مكانا سوى

Dedi: “Sizin randevunuz süs günüdür, ve insanlar sabahın ortasında toplansın.”

قال موعدكم يوم ٱلزينة وأن يحشر ٱلناس ضحى

Firavun sırt çevirdi, hilesini bir araya getirdi, sonra yeniden geldi.

فتولى فرعون فجمع كيده ثم أتى

Musa onlara dedi: “Vay hâlinize! Tanrı'ya karşı yalan uydurmayın, yoksa O sizi bir cezayla kökünden çıkarır.

قال لهم موسى ويلكم لا تفتروا على ٱلله كذبا فيسحتكم بعذاب

Ve uyduran çoktan başarısız oldu.”

وقد خاب من ٱفترى

İşleri hakkında aralarında çatışmaya girdiler ve fısıldaşmalarını gizli tuttular.

فتنزعوا أمرهم بينهم وأسروا ٱلنجوى

Dediler: “Bu ikisi gerçekten iki yanılsama ustası; yanılsamalarıyla sizi toprağınızdan çıkarmak ve örnek davranış çizginizi alıp götürmek istiyorlar.

قالوا إن هذن لسحرن يريدان أن يخرجاكم من أرضكم بسحرهما ويذهبا بطريقتكم ٱلمثلى

Öyleyse hilenizi bir araya getirin, sonra saf saf gelin.

فأجمعوا كيدكم ثم ٱئتوا صفا

Ve bugün üstün gelen başarıya erer.”

وقد أفلح ٱليوم من ٱستعلى

20:65

Dediler: “Musa, ya sen atarsın, ya da atan ilk biz oluruz.”

قالوا يموسى إمآ أن تلقي وإمآ أن نكون أول من ألقى

Dedi: “Daha doğrusu siz atın.”

قال بل ألقوا

Bir de baktı ki, onların ipleri ve değnekleri, yanılsamaları yüzünden ona hızla fırlıyor gibi görünüyordu.

فإذا حبالهم وعصيهم يخيل إليه من سحرهم أنها تسعى

20:67

Musa içinde bir korku duydu.

فأوجس في نفسه خيفة موسى

20:68

Biz dedik: “Korkma, en üstün olan sensin.

قلنا لا تخف إنك أنت ٱلأعلى

Ve sağ elindekini at: o, onların imal ettiklerini kapıp yutacak.

وألق ما في يمينك تلقف ما صنعوا

İmal ettikleri ancak bir yanılsama ustasının hilesidir,

إنما صنعوا كيد سحر

ve yanılsama ustası nereden gelirse gelsin başarıya ermez.”

ولا يفلح ٱلساحر حيث أتى

Yanılsama ustaları yere kapanmış olarak atıldılar.

فألقي ٱلسحرة سجدا

20:70

Dediler: “Biz Harun'un ve Musa'nın Vasisine inanıyoruz.”

قالوا ءامنا برب هرون وموسى

Dedi: “Ben size izin vermeden önce ona güven gösterdiniz! O elbette sizin en büyüğünüz, size yanılsamayı öğreten.

قال ءامنتم له قبل أن ءاذن لكم إنه لكبيركم ٱلذي علمكم ٱلسحر

20:71

Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip ayırtacağım elbette, sizi hurma kütüklerine çarmıha gerdireceğim; o zaman hangimizin cezada daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu elbette bileceksiniz.”

فلأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلف ولأصلبنكم في جذوع ٱلنخل ولتعلمن أينآ أشد عذابا وأبقى

Dediler ki: “Bize gelen apaçık kanıtlara ve bizi ilk baştan yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz.

قالوا لن نؤثرك على ما جآءنا من ٱلبينت وٱلذي فطرنا

Öyleyse hükmedeceğine hükmet:

فٱقض مآ أنت قاض

sen yalnızca bu dünyadaki yaşamda hükmedersin.

إنما تقضي هذه ٱلحيوة ٱلدنيآ

Biz şüphesiz Vasimize inanıyoruz; hatalarımızı ve yanılsama konusunda bizi zorladığın şeyi bize bağışlasın diye.

إنآ ءامنا بربنا ليغفر لنا خطينا ومآ أكرهتنا عليه من ٱلسحر

Tanrı daha iyi ve daha kalıcıdır.”

وٱلله خير وأبقى

Şüphesiz kim Vasisine koparılmış olarak gelirse, onun için Cehennem vardır; orada ne ölür ne yaşar.

إنه من يأت ربه مجرما فإن له جهنم لا يموت فيها ولا يحيى

Kim de O'na inanan olarak, sağlam işler yapmış olarak gelirse, işte onlara yüksek dereceler vardır:

ومن يأته مؤمنا قد عمل ٱلصلحت فأولئك لهم ٱلدرجت ٱلعلى

Kalıcılık Bahçeleri, altlarından ırmaklar akan; orada sonsuza dek kalırlar.

جنت عدن تجري من تحتها ٱلأنهر خلدين فيها

İşte arınanın karşılığı budur.

وذلك جزآء من تزكى

20:77

Biz Musa'ya vahyettik: “Benim buyruğa uyanlarımla geceleyin yola çık, onlara denizde kuru bir yol aç; yakalanmaktan korkma, endişe de etme.”

ولقد أوحينآ إلى موسى أن أسر بعبادي فٱضرب لهم طريقا في ٱلبحر يبسا لا تخف دركا ولا تخشى

20:78

Firavun ordularıyla onları kovaladı ve akıntıdan onları kaplayan şey kapladı.

فأتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من ٱليم ما غشيهم

20:79

Ve Firavun halkının yolunu şaşırttı, onlara yol göstermedi.

وأضل فرعون قومه وما هدى

İsrailoğulları, sizi düşmanınızdan kurtardık, size Dağ'ın sağ yanında randevu verdik ve üzerinize kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

يبني إسرءيل قد أنجينكم من عدوكم ووعدنكم جانب ٱلطور ٱلأيمن ونزلنا عليكم ٱلمن وٱلسلوى

Size geçim olarak verdiğimiz iyi şeylerden yiyin, bunlarda ölçüyü aşmayın, yoksa üzerinize öfkem çöker;

كلوا من طيبت ما رزقنكم ولا تطغوا فيه فيحل عليكم غضبي

öfkemin çöktüğü kişi ise şüphesiz yıkıma uğramıştır.

ومن يحلل عليه غضبي فقد هوى

Ve Ben elbette pişman olana, inanana, sağlam bir iş yapana, sonra yol bulana Büyük Bağışlayanım.

وإني لغفار لمن تاب وءامن وعمل صلحا ثم ٱهتدى

20:83

Seni halkından uzağa böyle acele ettiren nedir, Musa?

ومآ أعجلك عن قومك يموسى

Dedi ki: “İşte onlar izimde; Sana doğru acele ettim, Vasim, hoşnut olasın diye.”

قال هم أولآء على أثري وعجلت إليك رب لترضى

20:85

Dedi ki: “Biz şüphesiz senden sonra halkını sınadık ve Samiri onların yolunu şaşırttı.”

قال فإنا قد فتنا قومك من بعدك وأضلهم ٱلسامري

Musa öfkeli, kederli olarak halkına döndü.

فرجع موسى إلى قومه غضبن أسفا

Dedi ki: “Ey halkım, Vasiniz size güzel bir vaatte bulunmamış mıydı?

قال يقوم ألم يعدكم ربكم وعدا حسنا

Ahit size fazla mı uzun geldi, yoksa Vasinizin bir öfkesinin üzerinize çökmesini mi istediniz de böylece randevumu kaçırdınız?”

أفطال عليكم ٱلعهد أم أردتم أن يحل عليكم غضب من ربكم فأخلفتم موعدي

20:87

Dediler ki: “Biz senin randevunu kendi isteğimizle kaçırmadık; ama bize halkın süslerinden olan yükler taşıttırıldı, biz onları fırlattık ve Samiri de böylece attı.”

قالوا مآ أخلفنا موعدك بملكنا ولكنا حملنآ أوزارا من زينة ٱلقوم فقذفنها فكذلك ألقى ٱلسامري

20:88

Onlar için bir buzağı çıkardı, böğüren bir beden; ve dediler ki: “İşte sizin tanrınız ve Musa'nın tanrısı” — ama o unutmuştu.

فأخرج لهم عجلا جسدا له خوار فقالوا هذآ إلهكم وإله موسى فنسي

Görmüyorlar mı ki kendilerine hiçbir söz döndürmüyor ve onlar için ne zarara ne yarara sahip?

أفلا يرون ألا يرجع إليهم قولا ولا يملك لهم ضرا ولا نفعا

20:90

Harun daha önce onlara şöyle demişti: “Ey halkım, siz onunla yalnızca sınanıyorsunuz;

ولقد قال لهم هرون من قبل يقوم إنما فتنتم به

Vasiniz şüphesiz Tümüyle Esirgeyendir: öyleyse beni izleyin ve emrime itaat edin.”

وإن ربكم ٱلرحمن فٱتبعوني وأطيعوا أمري

Dediler ki: “Musa bize dönene kadar onun başında dikilmekten vazgeçmeyeceğiz.”

قالوا لن نبرح عليه عكفين حتى يرجع إلينا موسى

20:92–93

Dedi ki: “Ey Harun, onları yolunu şaşırırken gördüğünde beni izlemekten seni alıkoyan neydi? Emrime karşı mı çıktın?”

قال يهرون ما منعك إذ رأيتهم ضلوا ألا تتبعن أفعصيت أمري

Dedi ki: “Anamın oğlu, beni ne sakalımdan ne de başımdan tut; ‘İsrailoğulları'nı böldün ve sözümü gözetmedin’ demenden şüphesiz çekindim.”

قال يبنؤم لا تأخذ بلحيتي ولا برأسي إني خشيت أن تقول فرقت بين بني إسرءيل ولم ترقب قولي

20:95

Dedi ki: “Peki ne haldesin sen, Samiri?”

قال فما خطبك يسمري

Dedi ki: “Onların görmediği şeyi açıkça gördüm; elçinin izinden bir avuç tuttum, sonra onu fırlattım — özüm bana bunu böyle telkin etti.”

قال بصرت بما لم يبصروا به فقبضت قبضة من أثر ٱلرسول فنبذتها وكذلك سولت لي نفسي

Dedi ki: “Git, çünkü yaşamda ‘Bana dokunmayın’ demek sana düşer,

قال فٱذهب فإن لك في ٱلحيوة أن تقول لا مساس

20:97

ve şüphesiz senin için kaçıramayacağın bir randevu vardır.

وإن لك موعدا لن تخلفه

Ve başında dikilip kaldığın tanrına bak: onu elbette yakacağız, sonra onu elbette akıntıya savuracağız, büsbütün savrulmuş olarak.”

وٱنظر إلى إلهك ٱلذي ظلت عليه عاكفا لنحرقنه ثم لننسفنه في ٱليم نسفا

Sizin biricik tanrınız Tanrı'dır, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur,

إنمآ إلهكم ٱلله ٱلذي لآ إله إلا هو

O'nun bilgisi her şeyi kuşatır.

وسع كل شىء علما

Sana, geçmiş olanlara dair bazı aktarımları böyle anlatıyoruz,

كذلك نقص عليك من أنبآء ما قد سبق

ve Biz sana Kendi tarafımızdan bir hatırlatma verdik.

وقد ءاتينك من لدنا ذكرا

Kim ondan sıyrılırsa, Huzura Çıkış Günü şüphesiz bir yük taşıyacaktır, orada sonsuza dek kalarak,

من أعرض عنه فإنه يحمل يوم ٱلقيمة وزرا خلدين فيه

ve Huzura Çıkış Günü bu, onlar için ne kötü bir ağırlık olacak!

وسآء لهم يوم ٱلقيمة حملا

Boru'ya üfürüleceği gün, koparılmışları toplayacağız; o gün solgun, aralarında fısıldaşarak: “Yalnızca on kaldınız.”

يوم ينفخ في ٱلصور ونحشر ٱلمجرمين يومئذ زرقا يتخفتون بينهم إن لبثتم إلا عشرا

Onların söyleyeceklerini en iyi Biz biliriz; içlerinde davranış çizgisiyle en örnek olan şöyle dediğinde: “Yalnızca bir gün kaldınız.”

نحن أعلم بما يقولون إذ يقول أمثلهم طريقة إن لبثتم إلا يوما

Ve sana dağlar hakkında soruyorlar; de ki: “Vasim onları büsbütün savuracak, onları ne eğrilik ne tümsek göreceğin çıplak bir ovada bırakacak.”

ويسلونك عن ٱلجبال فقل ينسفها ربي نسفا فيذرها قاعا صفصفا لا ترى فيها عوجا ولآ أمتا

O gün, hiçbir eğriliği olmayan çağıranı izleyecekler,

يومئذ يتبعون ٱلداعي لا عوج له

ve sesler Tümüyle Esirgeyen'in önünde alçalacak; bir hışırtıdan başka bir şey işitmeyeceksin.

وخشعت ٱلأصوات للرحمن فلا تسمع إلا همسا

O gün aracılık, yalnızca Tümüyle Esirgeyen'in izin verdiği ve sözünü uygun gördüğü kimseye fayda verecek.

يومئذ لا تنفع ٱلشفعة إلا من أذن له ٱلرحمن ورضي له قولا

O, onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar ise O'nu bilgileriyle kuşatamazlar.

يعلم ما بين أيديهم وما خلفهم ولا يحيطون به علما

Ve yüzler Diri'nin, Kendiliğinden Var Olan'ın önünde eğilecek,

وعنت ٱلوجوه للحى ٱلقيوم

ve bir zulüm taşıyan başarısız olmuştur.

وقد خاب من حمل ظلما

Kim de inanan olarak sağlam işler yaparsa, ne zulümden ne de yoksun bırakılmaktan korkacaktır.

ومن يعمل من ٱلصلحت وهو مؤمن فلا يخاف ظلما ولا هضما

Onu böyle indirdik, kusursuz bir Okuma olarak, ve onda tehdidi çeşitlendirdik; belki sakınırlar, ya da o onlar için bir hatırlatma ortaya çıkarır.

وكذلك أنزلنه قرءانا عربيا وصرفنا فيه من ٱلوعيد لعلهم يتقون أو يحدث لهم ذكرا

Yücelsin Tanrı, Egemen, Hak!

فتعلى ٱلله ٱلملك ٱلحق

Ve vahyi sana sonuna kadar ulaştırılmadan önce Okuma konusunda acele etme,

ولا تعجل بٱلقرءان من قبل أن يقضى إليك وحيه

ve de ki: “Vasim, bilgimi artır.”

وقل رب زدني علما

20:115

Biz daha önce Âdem'i bir ahitle bağlamıştık, ama o unuttu ve onda hiçbir kararlılık bulmadık.

ولقد عهدنآ إلى ءادم من قبل فنسي ولم نجد له عزما

20:116

Ve Görevlilere “Âdem'in önünde yere kapanın” dediğimizde, yere kapandılar,

وإذ قلنا للملئكة ٱسجدوا لءادم فسجدوا

20:116

İblis dışında, o reddetti.

إلآ إبليس أبى

Dedik ki: “Ey Âdem! Bu, sana ve eşine şüphesiz bir düşmandır; sizi Bahçe'den çıkarmasın, yoksa sefil olursun.

فقلنا يادم إن هذا عدو لك ولزوجك فلا يخرجنكما من ٱلجنة فتشقى

Orada ne aç kalacağına ne de giysisiz kalacağına dair güvencen var,

إن لك ألا تجوع فيها ولا تعرى

ne susayacağına, ne de güneşe maruz kalacağına.”

وأنك لا تظمؤا فيها ولا تضحى

Sonra Saptırıcı ona fısıldadı,

فوسوس إليه ٱلشيطن

dedi ki: “Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve eskimeyen bir krallığı göstermemi ister misin?”

قال يادم هل أدلك على شجرة ٱلخلد وملك لا يبلى

İkisi de ondan yedi; bunun üzerine ikisine çıplaklıkları göründü ve ikisi de üzerlerine Bahçe'nin yapraklarını dikmeye koyuldu.

فأكلا منها فبدت لهما سوءتهما وطفقا يخصفان عليهما من ورق ٱلجنة

20:121

Ve Âdem Vasisine karşı çıktı ve yolunu yitirdi.

وعصى ءادم ربه فغوى

Sonra Vasisi onu seçti, ona hoşgörüyle döndü ve ona yol gösterdi.

ثم ٱجتبه ربه فتاب عليه وهدى

Dedi ki: “İkiniz birlikte oradan inin,

قال ٱهبطا منها جميعا

20:123

birbirinize düşman olarak.

بعضكم لبعض عدو

Eğer size Benden bir rehberlik gelirse, kim Benim rehberliğimi izlerse ne yolunu şaşırır ne de sefil olur;

فإما يأتينكم مني هدى فمن ٱتبع هداي فلا يضل ولا يشقى

20:124

ve kim Benim hatırlatmamdan sıyrılırsa, şüphesiz dar bir varoluşa sahip olur ve onu Huzura Çıkış Günü kör olarak toplarız.”

ومن أعرض عن ذكري فإن له معيشة ضنكا ونحشره يوم ٱلقيمة أعمى

20:125

Diyecek ki: “Vasim, oysa ben görüyordum; beni neden kör olarak topladın?”

قال رب لم حشرتني أعمى وقد كنت بصيرا

Diyecek ki: “Böyle: İşaretlerimiz sana geldi ve sen onları unuttun;

قال كذلك أتتك ءايتنا فنسيتها

böyle, bugün sen de unutuluyorsun.”

وكذلك ٱليوم تنسى

Aşırıya kaçan ve Vasisinin işaretlerine inanmayanın karşılığını Biz böyle veririz;

وكذلك نجزي من أسرف ولم يؤمن بايت ربه

ve son yaşamın cezası daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

ولعذاب ٱلءاخرة أشد وأبقى

Kendilerinden önce yok ettiğimiz, konutlarında yürüdükleri kuşakların sayısıyla yol gösterilmiyorlar mı?

أفلم يهد لهم كم أهلكنا قبلهم من ٱلقرون يمشون في مسكنهم

Bunda elbette sağgörü sahipleri için işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لأولي ٱلنهى

Ve Vasinden önceden bir söz ve adı konmuş bir süre olmasaydı, bu kaçınılmaz olurdu.

ولولا كلمة سبقت من ربك لكان لزاما وأجل مسمى

Öyleyse onların söylediklerine karşı sabırlı ol,

فٱصبر على ما يقولون

ve Vasinin şanını güneşin doğuşundan önce ve batışından önce övgüyle an;

وسبح بحمد ربك قبل طلوع ٱلشمس وقبل غروبها

ve gecenin bazı saatlerinde O'nun şanını an, günün uçlarında da; belki hoşnut olursun.

ومن ءانآئ ٱليل فسبح وأطراف ٱلنهار لعلك ترضى

Ve onlardan çiftlere yararlandırdığımız şeye — bu dünyadaki yaşamın parıltısına — gözlerini dikme, onları bununla sınamak için;

ولا تمدن عينيك إلى ما متعنا به أزوجا منهم زهرة ٱلحيوة ٱلدنيا لنفتنهم فيه

Vasinin geçimi daha iyi ve daha kalıcıdır.

ورزق ربك خير وأبقى

Ve yakınlarına Temas'ı emret ve onda sebat et:

وأمر أهلك بٱلصلوة وٱصطبر عليها

Biz senden geçim istemiyoruz,

لا نسلك رزقا

seni geçindiren Biziz;

نحن نرزقك

ve sonuç sakınma içindir.

وٱلعقبة للتقوى

Ve dediler ki: “Neden bize Vasisinden bir işaret getirmiyor!”

وقالوا لولا يأتينا باية من ربه

İlk günlüklerde olanın apaçık kanıtı onlara gelmedi mi?

أولم تأتهم بينة ما في ٱلصحف ٱلأولى

Ve eğer bundan önce onları bir cezayla yok etseydik, derlerdi ki: “Vasimiz, bize bir elçi gönderseydin ya, aşağılanıp utanca boğulmadan önce Senin işaretlerini izleyelim diye!”

ولو أنآ أهلكنهم بعذاب من قبله لقالوا ربنا لولآ أرسلت إلينا رسولا فنتبع ءايتك من قبل أن نذل ونخزى

De ki: “Herkes bekleyiş içinde; öyleyse bekleyiş içinde kalın:

قل كل متربص فتربصوا

yakında düz güzergâhın arkadaşlarının kimler olduğunu ve kimin yol bulduğunu bileceksiniz.”

فستعلمون من أصحب ٱلصرط ٱلسوي ومن ٱهتدى

← Sure dizini