İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

العنكبوت

Al-Ankabut

The Spider

Sure 29 · 69 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

29:1

Alif. Lam. Mim.

الم

29:2

İnsanlar, “Biz inanıyoruz” dedikleri için sınanmadan bırakılacaklarını mı düşünüyorlar?

أحسب ٱلناس أن يتركوا أن يقولوا ءامنا وهم لا يفتنون

Oysa Biz onlardan öncekileri sınadık,

ولقد فتنا ٱلذين من قبلهم

29:3

Tanrı doğru söyleyenleri elbette ayırt etsin ve yalancıları elbette ayırt etsin diye.

فليعلمن ٱلله ٱلذين صدقوا وليعلمن ٱلكذبين

Yoksa kötü yapanlar Bizi geçeceklerini mi düşünüyorlar?

أم حسب ٱلذين يعملون ٱلسيات أن يسبقونا

Ne kötüdür verdikleri hüküm!

سآء ما يحكمون

Kim Tanrı'ya kavuşmayı umarsa — Tanrı'nın koyduğu süre elbette gelecektir;

من كان يرجوا لقآء ٱلله فإن أجل ٱلله لءات

ve O Her Şeyi İşitendir, Her Şeyi Bilendir.

وهو ٱلسميع ٱلعليم

29:6

Ve kim mücadele ederse yalnızca kendisi için mücadele eder,

ومن جهد فإنما يجهد لنفسه

29:6

çünkü Tanrı elbette Zengindir ve bütün varlıklara muhtaç değildir.

إن ٱلله لغني عن ٱلعلمين

Ve inanan ve sağlam işler yapanların, Biz onların kötü eylemlerini elbette örteceğiz ve onlara yapmakta oldukları şeyin en güzeline göre elbette karşılık vereceğiz.

وٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت لنكفرن عنهم سياتهم ولنجزينهم أحسن ٱلذي كانوا يعملون

29:8

Ve Biz insana, ana babasına karşı güzel bir davranışı salık verdik;

ووصينا ٱلإنسن بولديه حسنا

29:8

ama seninle, hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için mücadele ederlerse, onlara itaat etme;

وإن جهداك لتشرك بي ما ليس لك به علم فلا تطعهمآ

dönüşünüz Banadır ve o zaman Ben size yapmakta olduklarınızı aktaracağım.

إلى مرجعكم فأنبئكم بما كنتم تعملون

Ve inanan ve sağlam işler yapanları, Biz onları elbette sağlam olanların arasına sokacağız.

وٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت لندخلنهم في ٱلصلحين

Ve insanlar arasında “Biz Tanrı'ya inanıyoruz” diyenler vardır; sonra Tanrı uğruna rahatsız edildiklerinde, insanların uğrattığı sınamayı Tanrı'nın cezasıyla bir tutarlar.

ومن ٱلناس من يقول ءامنا بٱلله فإذآ أوذي في ٱلله جعل فتنة ٱلناس كعذاب ٱلله

Ve Vasinden bir yardım gelirse, elbette diyecekler ki: “Biz şüphesiz sizinle birlikteydik.”

ولئن جآء نصر من ربك ليقولن إنا كنا معكم

Tanrı, bütün varlıkların göğüslerinde olanı en iyi bilen değil midir?

أوليس ٱلله بأعلم بما في صدور ٱلعلمين

Ve Tanrı inananları elbette ayırt edecek ve ikiyüzlüleri elbette ayırt edecek.

وليعلمن ٱلله ٱلذين ءامنوا وليعلمن ٱلمنفقين

Ve yadsıyanlar, inananlara dediler ki: “Bizim yolumuzu izleyin, biz de hatalarınızı yükleniriz” —

وقال ٱلذين كفروا للذين ءامنوا ٱتبعوا سبيلنا ولنحمل خطيكم

oysa onlar bunların hatalarından hiçbir şey yüklenmeyecekler;

وما هم بحملين من خطيهم من شىء

onlar elbette yalancılardır.

إنهم لكذبون

Ve onlar elbette kendi yüklerini ve yüklerinin üstüne başka yükler yüklenecekler;

وليحملن أثقالهم وأثقالا مع أثقالهم

ve Huzura Çıkış Günü'nde uydurdukları şey hakkında elbette sorguya çekilecekler.

وليسلن يوم ٱلقيمة عما كانوا يفترون

29:14

Biz Nuh'u halkına şüphesiz gönderdik ve o aralarında bin sene, olağan takvimin elli yılı eksik olarak kaldı, sonra onlar zalimken tufan onları yakaladı.

ولقد أرسلنا نوحا إلى قومه فلبث فيهم ألف سنة إلا خمسين عاما فأخذهم ٱلطوفان وهم ظلمون

Biz onu ve geminin arkadaşlarını kurtardık,

فأنجينه وأصحب ٱلسفينة

ve onu bütün varlıklara bir işaret kıldık.

وجعلنهآ ءاية للعلمين

Ve İbrahim, halkına dediği zaman: “Tanrı'nın buyruğuna uyun ve O'na karşı sakının;

وإبرهيم إذ قال لقومه ٱعبدوا ٱلله وٱتقوه

bu sizin için daha iyidir, eğer bilseydiniz.

ذلكم خير لكم إن كنتم تعلمون

Siz Tanrı'nın dışında ancak taklitlerin buyruğuna uyuyorsunuz ve bir kılık değiştirme yaratıyorsunuz;

إنما تعبدون من دون ٱلله أوثنا وتخلقون إفكا

Tanrı'nın dışında buyruğuna uyduklarınız, sizin için şüphesiz hiçbir geçime sahip değildir —

إن ٱلذين تعبدون من دون ٱلله لا يملكون لكم رزقا

öyleyse geçimi Tanrı'nın yanında arayın,

فٱبتغوا عند ٱلله ٱلرزق

O'nun buyruğuna uyun,

وٱعبدوه

ve O'na minnettar olun;

وٱشكروا له

siz O'na döndürüleceksiniz.

إليه ترجعون

Ve eğer yalanlarsanız, sizden önce topluluklar zaten yalanladı;

وإن تكذبوا فقد كذب أمم من قبلكم

ve elçiye düşen yalnızca açık iletimdir.”

وما على ٱلرسول إلا ٱلبلغ ٱلمبين

Tanrı'nın yaratmayı nasıl başlattığını görmüyorlar mı,

أولم يروا كيف يبدئ ٱلله ٱلخلق

sonra onu yeniden yapıyor?

ثم يعيده

Bu Tanrı için şüphesiz kolaydır.

إن ذلك على ٱلله يسير

De ki: “Yerde gezin ve yaratmayı nasıl başlattığına bakın;

قل سيروا في ٱلأرض فٱنظروا كيف بدأ ٱلخلق

sonra Tanrı son oluşumu doğuracak;

ثم ٱلله ينشئ ٱلنشأة ٱلءاخرة

Tanrı her şeye şüphesiz gücü yetendir.”

إن ٱلله على كل شىء قدير

O dilediği kimseyi cezalandırır ve dilediği kimseye esirgeme gösterir;

يعذب من يشآء ويرحم من يشآء

ve siz O'na geri götürüleceksiniz.

وإليه تقلبون

Siz O'nu, ne yerde ne gökte, aciz bırakamazsınız;

ومآ أنتم بمعجزين في ٱلأرض ولا في ٱلسمآء

ve Tanrı'nın dışında ne bir koruyucunuz ne de bir yardımınız vardır.

وما لكم من دون ٱلله من ولي ولا نصير

Ve Tanrı'nın işaretlerini ve O'na kavuşmayı yadsıyanlar, işte onlar Benim esirgememden umutlarını yitirdiler,

وٱلذين كفروا بايت ٱلله ولقآئه أولئك يئسوا من رحمتي

ve işte onlara acı verici bir ceza vardır.

وأولئك لهم عذاب أليم

Halkının tek yanıtı şunu demek oldu: “Onu öldürün ya da yakın!”

فما كان جواب قومه إلآ أن قالوا ٱقتلوه أو حرقوه

Ama Tanrı onu ateşten kurtardı;

فأنجىه ٱلله من ٱلنار

bunda elbette inanan bir halk için işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لقوم يؤمنون

Ve dedi ki: “Siz Tanrı'nın dışında taklitleri ancak, bu dünyadaki yaşamda aranızdaki karşılıklı sevgi yüzünden edindiniz;

وقال إنما ٱتخذتم من دون ٱلله أوثنا مودة بينكم في ٱلحيوة ٱلدنيا

29:25

sonra Huzura Çıkış Günü'nde birbirinizi yadsıyacak ve birbirinize lanet edeceksiniz,

ثم يوم ٱلقيمة يكفر بعضكم ببعض ويلعن بعضكم بعضا

ve sığınağınız Ateş'tir ve hiçbir yardımınız olmayacak.”

ومأوىكم ٱلنار وما لكم من نصرين

29:26

Lut ona güven gösterdi,

فامن له لوط

ve dedi ki: “Vasime göç ediyorum;

وقال إني مهاجر إلى ربي

şüphesiz Mutlak Güçlü, Bilge O'dur.”

إنه هو ٱلعزيز ٱلحكيم

29:27

Ve ona İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik,

ووهبنا له إسحق ويعقوب

ve onun soyuna aktarma görevini ve Yazı'yı yerleştirdik;

وجعلنا في ذريته ٱلنبوة وٱلكتب

ve ona ödülünü bu dünyada verdik,

وءاتينه أجره في ٱلدنيا

ve son yaşamda, elbette sağlam olanlardan olacaktır.

وإنه في ٱلءاخرة لمن ٱلصلحين

29:28–29

Ve Lut, halkına dediği zaman: “Siz elbette çirkinliği işliyorsunuz; bütün varlıklar arasında sizden önce hiç kimse onu yapmadı; gerçekten erkeklere mi geliyorsunuz, yolu mu kesiyorsunuz ve meclislerinizde onaylanmayan şeyi mi yapıyorsunuz?”

ولوطا إذ قال لقومه إنكم لتأتون ٱلفحشة ما سبقكم بها من أحد من ٱلعلمين أئنكم لتأتون ٱلرجال وتقطعون ٱلسبيل وتأتون في ناديكم ٱلمنكر

Halkının tek yanıtı şunu demek oldu: “Doğru söyleyenlerden isen, bize Tanrı'nın cezasını getir!”

فما كان جواب قومه إلآ أن قالوا ٱئتنا بعذاب ٱلله إن كنت من ٱلصدقين

Dedi ki: “Vasim, bozguncular halkına karşı bana yardım et.”

قال رب ٱنصرني على ٱلقوم ٱلمفسدين

Elçilerimiz İbrahim'e müjdeyle geldiklerinde dediler ki: “Biz şüphesiz bu kentin ehlini yok edeceğiz; ehli zalimdir.”

ولما جآءت رسلنآ إبرهيم بٱلبشرى قالوا إنا مهلكوا أهل هذه ٱلقرية إن أهلها كانوا ظلمين

29:32

Dedi ki: “Lut orada şüphesiz bulunuyor.”

قال إن فيها لوطا

Dediler ki: “Orada kimin bulunduğunu biz en iyi biliriz;

قالوا نحن أعلم بمن فيها

onu ve yakınlarını elbette kurtaracağız; karısı hariç, o oyalananlardan olacak.”

لننجينه وأهله إلا ٱمرأته كانت من ٱلغبرين

Elçilerimiz Lut'a geldiğinde, onların gelişi ona ağır geldi ve onlar yüzünden çaresiz kaldı;

ولمآ أن جآءت رسلنا لوطا سيء بهم وضاق بهم ذرعا

ve dediler ki: “Korkma ve üzülme; seni ve yakınlarını kurtaracağız; karın hariç, o oyalananlardan olacak.

وقالوا لا تخف ولا تحزن إنا منجوك وأهلك إلا ٱمرأتك كانت من ٱلغبرين

Biz şüphesiz bu kentin ehlinin üzerine, sınırı aştıkları için gökten bir leke indireceğiz.”

إنا منزلون على أهل هذه ٱلقرية رجزا من ٱلسمآء بما كانوا يفسقون

Biz ondan, akıl yürüten bir halk için şüphesiz apaçık bir işaret bıraktık.

ولقد تركنا منهآ ءاية بينة لقوم يعقلون

Ve Medyen'e, kardeşleri Şuayb; dedi ki: “Ey halkım! Tanrı'nın buyruğuna uyun, Son Gün'ü umun ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”

وإلى مدين أخاهم شعيبا فقال يقوم ٱعبدوا ٱلله وٱرجوا ٱليوم ٱلءاخر ولا تعثوا في ٱلأرض مفسدين

Onu yalanladılar; bunun üzerine sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında cansız yatar halde buldular kendilerini.

فكذبوه فأخذتهم ٱلرجفة فأصبحوا في دارهم جثمين

29:38

Ve Ad'ı ve Semud'u — bu size onların konutlarından belli oldu; Saptırıcı onlara işlerini süsledi ve böylece yolu onlara tıkadı, oysa açık görüşlüydüler.

وعادا وثمودا وقد تبين لكم من مسكنهم وزين لهم ٱلشيطن أعملهم فصدهم عن ٱلسبيل وكانوا مستبصرين

29:39

Ve Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı —

وقرون وفرعون وهمن

Musa onlara apaçık kanıtlarla gelmişti, ama yeryüzünde kibirle şiştiler; Bizi geçemediler.

ولقد جآءهم موسى بٱلبينت فٱستكبروا في ٱلأرض وما كانوا سبقين

Her birini yanlışı yüzünden yakaladık;

فكلا أخذنا بذنبه

onlardan kimilerinin üzerine bir taş fırtınası gönderdik,

فمنهم من أرسلنا عليه حاصبا

kimilerini Çığlık yakaladı,

ومنهم من أخذته ٱلصيحة

kimilerine yeri yutturduk,

ومنهم من خسفنا به ٱلأرض

kimilerini de boğduk.

ومنهم من أغرقنا

Tanrı onlara zulmedecek değildi;

وما كان ٱلله ليظلمهم

ama onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

ولكن كانوا أنفسهم يظلمون

Tanrı'nın dışında müttefikler edinenlerin örneği, kendine bir ev edinen örümceğin örneğidir;

مثل ٱلذين ٱتخذوا من دون ٱلله أوليآء كمثل ٱلعنكبوت ٱتخذت بيتا

oysa evlerin en dayanıksızı elbette örümceğin evidir — keşke bilselerdi.

وإن أوهن ٱلبيوت لبيت ٱلعنكبوت لو كانوا يعلمون

Tanrı, O'nun dışında çağırdıkları her şeyi şüphesiz bilir;

إن ٱلله يعلم ما يدعون من دونه من شىء

ve O, Mutlak Güçlüdür, Bilgedir.

وهو ٱلعزيز ٱلحكيم

Ve bu örnekleri Biz insanlar için çoğaltırız,

وتلك ٱلأمثل نضربها للناس

ama onlara akıllarını yalnızca bilginler işletir.

وما يعقلهآ إلا ٱلعلمون

Tanrı gökleri ve yeri hak ile yarattı;

خلق ٱلله ٱلسموت وٱلأرض بٱلحق

bunda inananlar için elbette bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية للمؤمنين

29:45

Sana vahyedilen Yazı'dan seslendir ve Temas'ı sürdür;

ٱتل مآ أوحي إليك من ٱلكتب وأقم ٱلصلوة

29:45

Temas çirkinliği ve onaylanmayan şeyi men eder;

إن ٱلصلوة تنهى عن ٱلفحشآء وٱلمنكر

ve Tanrı'nın hatırlatması daha da büyüktür;

ولذكر ٱلله أكبر

Tanrı yaptıklarınızı bilir.

وٱلله يعلم ما تصنعون

29:46

Ve Yazı ehliyle, ancak en güzel biçimde tartışın,

ولا تجدلوا أهل ٱلكتب إلا بٱلتي هي أحسن

onlardan zulmedenler hariç;

إلا ٱلذين ظلموا منهم

ve deyin ki: “Bize indirilene ve size indirilene inandık; bizim tanrımız ve sizin tanrınız birdir ve biz O'na karşı dürüstüz.”

وقولوا ءامنا بٱلذي أنزل إلينا وأنزل إليكم وإلهنا وإلهكم وحد ونحن له مسلمون

Sana Yazı'yı işte böyle indirdik;

وكذلك أنزلنآ إليك ٱلكتب

kendilerine Yazı verdiklerimiz ona inanır, şunlardan da kimileri ona inanır;

فٱلذين ءاتينهم ٱلكتب يؤمنون به ومن هؤلآء من يؤمن به

Bizim işaretlerimizi yalnızca yadsıyanlar inatla yok sayar.

وما يجحد بايتنآ إلا ٱلكفرون

29:48

Sen, ondan önce hiçbir yazı seslendirmezdin ve sağ elinle de onu çizmezdin;

وما كنت تتلوا من قبله من كتب ولا تخطه بيمينك

yoksa sahtenin zanaatkârları kuşkuya düşerdi.

إذا لٱرتاب ٱلمبطلون

Hayır, bunlar kendilerine bilgi verilenlerin göğüslerinde apaçık işaretlerdir;

بل هو ءايت بينت في صدور ٱلذين أوتوا ٱلعلم

Bizim işaretlerimizi yalnızca zalimler inatla yok sayar.

وما يجحد بايتنآ إلا ٱلظلمون

Ve dediler ki: “Ona Vasisinden işaretler indirilmeli değil miydi!”

وقالوا لولآ أنزل عليه ءايت من ربه

De ki: “İşaretler yalnızca Tanrı'nın katındadır; ve ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”

قل إنما ٱلءايت عند ٱلله وإنمآ أنا نذير مبين

Onlara seslendirilen Yazı'yı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?

أولم يكفهم أنآ أنزلنا عليك ٱلكتب يتلى عليهم

Bunda inanan bir halk için elbette bir esirgeme ve bir hatırlatma vardır.

إن في ذلك لرحمة وذكرى لقوم يؤمنون

De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Tanrı yeter;

قل كفى بٱلله بيني وبينكم شهيدا

O, göklerde ve yerde olanı bilir;

يعلم ما في ٱلسموت وٱلأرض

ve sahteye inanıp Tanrı'yı yadsıyanlar, işte onlar ziyana uğrayanlardır.”

وٱلذين ءامنوا بٱلبطل وكفروا بٱلله أولئك هم ٱلخسرون

Ve senden cezayı çabuklaştırmanı isterler;

ويستعجلونك بٱلعذاب

ve adı konmuş bir süre olmasaydı, ceza onlara çoktan gelmiş olurdu — onlara elbette ansızın, farkına varmadan gelecektir.

ولولآ أجل مسمى لجآءهم ٱلعذاب وليأتينهم بغتة وهم لا يشعرون

Senden cezayı çabuklaştırmanı isterler,

يستعجلونك بٱلعذاب

oysa Cehennem yadsıyanları elbette kuşatır.

وإن جهنم لمحيطة بٱلكفرين

Cezanın onları üstlerinden ve ayaklarının altından kapladığı gün ve Bizim: “Yaptıklarınızın tadına bakın” diyeceğimiz gün.

يوم يغشىهم ٱلعذاب من فوقهم ومن تحت أرجلهم ويقول ذوقوا ما كنتم تعملون

“Ey Benim buyruğuma uyanlarım, inanmış olanlar! Benim yeryüzüm geniştir; öyleyse yalnızca Benim buyruğuma uymalısınız.”

يعبادي ٱلذين ءامنوا إن أرضي وسعة فإيي فٱعبدون

Her Öz ölümü tadacaktır,

كل نفس ذآئقة ٱلموت

sonra Bize geri döndürüleceksiniz.

ثم إلينا ترجعون

Ve inanan ve sağlam işler yapanları, altlarından ırmaklar akan, Bahçe'nin yüksek odalarına elbette yerleştireceğiz; orada sonsuza dek kalacaklar;

وٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت لنبوئنهم من ٱلجنة غرفا تجري من تحتها ٱلأنهر خلدين فيها

emek verenler için ne güzel bir ödül,

نعم أجر ٱلعملين

sabredenler ve Vasilerine vekâlet verenler.

ٱلذين صبروا وعلى ربهم يتوكلون

Kendi geçimini taşımayan nice kımıldayan var! Onların da sizin de geçiminizi Tanrı sağlar;

وكأين من دآبة لا تحمل رزقها ٱلله يرزقها وإياكم

ve O Her Şeyi İşitendir, Her Şeyi Bilendir.

وهو ٱلسميع ٱلعليم

Ve onlara gökleri ve yeri kimin yarattığını, güneşi ve ayı kimin boyun eğdirdiğini sorarsan, elbette diyeceklerdir ki: “Tanrı”;

ولئن سألتهم من خلق ٱلسموت وٱلأرض وسخر ٱلشمس وٱلقمر ليقولن ٱلله

öyleyse nasıl çevriliyorlar?

فأنى يؤفكون

Tanrı, buyruğuna uyanlarından dilediği kimseye geçimi genişletir ve onu ona ölçerek verir;

ٱلله يبسط ٱلرزق لمن يشآء من عباده ويقدر له

Tanrı şüphesiz her şey hakkında Her Şeyi Bilendir.

إن ٱلله بكل شىء عليم

Ve onlara gökten kimin su indirdiğini ve onunla yere ölümünden sonra kimin yeniden can verdiğini sorarsan, elbette diyeceklerdir ki: “Tanrı”;

ولئن سألتهم من نزل من ٱلسمآء مآء فأحيا به ٱلأرض من بعد موتها ليقولن ٱلله

de ki: “Övgü Tanrı'ya!”

قل ٱلحمد لله

Ama onların çoğu akıl yürütmez.

بل أكثرهم لا يعقلون

Bu dünyadaki yaşam, oyalanmadan ve oyundan başka bir şey değildir;

وما هذه ٱلحيوة ٱلدنيآ إلا لهو ولعب

ve son yurt, işte elbette gerçek yaşam odur — keşke bilselerdi.

وإن ٱلدار ٱلءاخرة لهي ٱلحيوان لو كانوا يعلمون

Gemiye bindiklerinde Tanrı'yı çağırırlar, Yasa'yı yalnızca O'na adayarak;

فإذا ركبوا في ٱلفلك دعوا ٱلله مخلصين له ٱلدين

ama O onları karaya kurtardığında, işte Bizim onlara verdiğimizi yadsımak için ortak koşarlar,

فلما نجىهم إلى ٱلبر إذا هم يشركون ليكفروا بمآ ءاتينهم

öyleyse yararlansınlar: yakında bileceklerdir.

وليتمتعوا فسوف يعلمون

Görmezler mi ki Biz dokunulmaz ve güvenli bir yer koyduk, oysa çevrelerinde insanlar kapılıp götürülüyor?

أولم يروا أنا جعلنا حرما ءامنا ويتخطف ٱلناس من حولهم

Öyleyse sahteye mi inanıyorlar ve Tanrı'nın lütfunu mu yadsıyorlar?

أفبٱلبطل يؤمنون وبنعمة ٱلله يكفرون

Ve Tanrı'ya karşı bir yalan uyduran ya da kendisine hak geldikten sonra onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir?

ومن أظلم ممن ٱفترى على ٱلله كذبا أو كذب بٱلحق لما جآءه

Cehennem'de yadsıyanlar için bir kalış yeri yok mudur?

أليس في جهنم مثوى للكفرين

Ve Bizim uğrumuzda mücadele edenlere, Biz onlara Bizim yollarımızı elbette göstereceğiz;

وٱلذين جهدوا فينا لنهدينهم سبلنا

ve Tanrı, güzel iş yapanlarla elbette birliktedir.

وإن ٱلله لمع ٱلمحسنين

← Sure dizini