المائدة
Al-Ma'ida
Faithful to Contracts
بسم الله الرحمن الرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Ey inananlar! Sözleşmelerinize sadık olun.
يايها الذين ءامنوا اوفوا بالعقود
Size sürü hayvanları serbest kılındı, size seslendirilenler hariç — dokunulmaz aylar boyunca avı serbest saymadan.
احلت لكم بهيمة الانعم الا ما يتلى عليكم غير محلي الصيد وانتم حرم
Tanrı, dilediğine göre hüküm verir.
ان الله يحكم ما يريد
Ey inananlar! Tanrı'nın algılanır nişanlarını, dokunulmaz ayı, gönüllü armağanları, adakları ve Vasilerinden bir ikram ve bir hoşnutluk arayarak Dokunulmaz Ev'e yönelenleri serbest saymayın.
يايها الذين ءامنوا لا تحلوا شعير الله ولا الشهر الحرام ولا الهدي ولا القليد ولا ءامين البيت الحرام يبتغون فضلا من ربهم ورضونا
Ve bu aylar geçtikten sonra avlanın.
واذا حللتم فاصطادوا
Ve bir halkın hıncı, sizi dokunulmaz yere kapanma yerinden alıkoydukları için, sizi saldırmaya sürüklemesin.
ولا يجرمنكم شنان قوم ان صدوكم عن المسجد الحرام ان تعتدوا
Erdemde ve sakınmada yardımlaşın,
وتعاونوا على البر والتقوى
ve ihlalde ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.
ولا تعاونوا على الاثم والعدون
Ve Tanrı'ya karşı sakının:
واتقوا الله
Tanrı'nın müeyyidesi şüphesiz şiddetlidir.
ان الله شديد العقاب
Size yasak edilmiştir: ölü hayvan, kan, domuz eti, Tanrı'dan başkası için adanmış olan, boğulmuş hayvan, can çekişen hayvan, hastalıktan erimiş hayvan, boynuz darbesiyle ölmüş hayvan ve yırtıcı bir hayvanın yediği — ateşten geçirdiğiniz hariç — ayrıca ortaklaşa boğazlanan, ardından payları oklarla kurayla çekilen hayvan.
حرمت عليكم الميتة والدم ولحم الخنزير وما اهل لغير الله به والمنخنقة والموقوذة والمتردية والنطيحة وما اكل السبع الا ما ذكيتم وما ذبح على النصب وان تستقسموا بالازلم
Bu bir sınır aşımıdır.
ذلكم فسق
Bugün yadsıyanlar Yasanızdan umudu kesti;
اليوم ييس الذين كفروا من دينكم
öyleyse onlardan korkmayın, ama Benden korkun.
فلا تخشوهم واخشون
Bugün Ben sizin için Yasanızı kemale erdirdim, size olan lütfumu tamamladım ve sizin için Tanrı'ya karşı dürüstlüğü Yasa olarak hoşnutlukla kabul ettim.
اليوم اكملت لكم دينكم واتممت عليكم نعمتي ورضيت لكم الاسلم دينا
Ama kim kıtlık yüzünden köşeye sıkıştırılırsa, ihlale eğilim duymadan — Tanrı şüphesiz Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
فمن اضطر في مخمصة غير متجانف لاثم فان الله غفور رحيم
Sana soruyorlar: kendilerine ne serbest kılındı?
يسلونك ماذا احل لهم
De ki: “Size iyi şeyler serbest kılındı, ayrıca terbiyeciler olarak, Tanrı'nın size öğrettiğinden onlara öğreterek eğittiğiniz avcı hayvanlar da.
قل احل لكم الطيبت وما علمتم من الجوارح مكلبين تعلمونهن مما علمكم الله
Öyleyse sizin için ele geçirdiklerinden yiyin ve üzerine Tanrı'nın adını anın.
فكلوا مما امسكن عليكم واذكروا اسم الله عليه
Ve Tanrı'ya karşı sakının:
واتقوا الله
Tanrı hesapta şüphesiz çabuktur.”
ان الله سريع الحساب
Bugün size iyi şeyler serbest kılındı. Kendilerine Yazı verilenlerin yiyeceği size serbesttir ve sizin yiyeceğiniz onlara serbesttir. Ve inanç sahibi kadınlardan evlilik bağıyla korunan kadınlar ve sizden önce kendilerine Yazı verilenlerden evlilik bağıyla korunan kadınlar, onlara ödüllerini verdiğinizde, evlilik bağına giren erkekler olarak, sefihler olarak değil, gizli sevgili edinenler olarak da değil.
اليوم احل لكم الطيبت وطعام الذين اوتوا الكتب حل لكم وطعامكم حل لهم والمحصنت من المومنت والمحصنت من الذين اوتوا الكتب من قبلكم اذا ءاتيتموهن اجورهن محصنين غير مسفحين ولا متخذي اخدان
Ve kim inancı yadsırsa, işi çöker ve son yaşamda kaybedenlerden olur.
ومن يكفر بالايمن فقد حبط عمله وهو في الءاخرة من الخسرين
Ey inananlar! Temas için ayağa kalktığınızda, yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklere kadar yıkayın ve başlarınıza ellerinizi sürün,
يايها الذين ءامنوا اذا قمتم الى الصلوة فاغسلوا وجوهكم وايديكم الى المرافق وامسحوا برءوسكم
ve ayaklarınızı dizlere kadar yıkayın.
وارجلكم الى الكعبين
Ve kirlendiyseniz, yıkanın.
وان كنتم جنبا فاطهروا
Ve hastaysanız, ya da yolculukta, ya da biriniz doğal bir ihtiyacı gidermeye gittiyse, ya da bir kadınla mahrem bir yakınlık yaşadıysanız ve su bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak yüzeyini hedefleyin ve yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün.
وان كنتم مرضى او على سفر او جاء احد منكم من الغايط او لمستم النساء فلم تجدوا ماء فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وايديكم منه
Tanrı size hiçbir sıkıntı yüklemek istemez,
ما يريد الله ليجعل عليكم من حرج
ama sizi arındırmak ve size olan lütfunu tamamlamak ister, belki minnettar olursunuz.
ولكن يريد ليطهركم وليتم نعمته عليكم لعلكم تشكرون
Ve Tanrı'nın size olan lütfunu ve Kendi ciddi taahhüdünü, sizi onunla bağladığı taahhüdü hatırlayın, “Duyduk ve itaat ettik” dediğiniz zaman.
واذكروا نعمة الله عليكم وميثقه الذي واثقكم به اذ قلتم سمعنا واطعنا
Ve Tanrı'ya karşı sakının:
واتقوا الله
Tanrı, göğüslerin içindekini şüphesiz Her Şeyi Bilendir.
ان الله عليم بذات الصدور
Ey inananlar! Tanrı için sağlam duranlardan olun, insafla tanıklık ederek,
يايها الذين ءامنوا كونوا قومين لله شهداء بالقسط
ve bir halkın hıncı sizi adil olmamaya sürüklemesin.
ولا يجرمنكم شنان قوم على الا تعدلوا
Adil olun: bu, sakınmaya daha yakındır.
اعدلوا هو اقرب للتقوى
Ve Tanrı'ya karşı sakının:
واتقوا الله
Tanrı, yaptıklarınızdan şüphesiz Yakından Haberdardır.
ان الله خبير بما تعملون
Tanrı, inananlara ve sağlam işler yapanlara söz verdi: onlara bir bağışlanma ve muazzam bir ödül olacaktır.
وعد الله الذين ءامنوا وعملوا الصلحت لهم مغفرة واجر عظيم
Ve yadsıyan ve Bizim işaretlerimizi yalanlayanlar — işte onlar Kor Ocağı'nın arkadaşlarıdır.
والذين كفروا وكذبوا بايتنا اوليك اصحب الجحيم
Ey inananlar! Tanrı'nın üzerinizdeki lütfunu hatırlayın; bir halk ellerini size doğru uzatmaya niyetlendiğinde ve O onların ellerini sizden alıkoyduğunda.
يايها الذين ءامنوا اذكروا نعمت الله عليكم اذ هم قوم ان يبسطوا اليكم ايديهم فكف ايديهم عنكم
Ve Tanrı'ya karşı sakının:
واتقوا الله
ve inananlar yalnızca Tanrı'ya vekâlet vermelidir.
وعلى الله فليتوكل المومنون
Tanrı şüphesiz İsrailoğulları'ndan ciddi bir taahhüt aldı ve Biz onların arasından on iki sorumlu uyandırdık.
ولقد اخذ الله ميثق بني اسرءيل وبعثنا منهم اثنى عشر نقيبا
Ve Tanrı dedi: “Ben şüphesiz sizinleyim.
وقال الله اني معكم
Temas'ı sürdürürseniz, katışıksız cömertliği verirseniz, Benim elçilerime inanır, onlara omuz verir ve Tanrı'ya güzel bir borç verirseniz, kötü eylemlerinizi elbette örteceğim ve sizi elbette altlarından ırmaklar akan bahçelere sokacağım.
لين اقمتم الصلوة وءاتيتم الزكوة وءامنتم برسلي وعزرتموهم واقرضتم الله قرضا حسنا لاكفرن عنكم سياتكم ولادخلنكم جنت تجري من تحتها الانهر
Ama sizden kim bundan sonra yadsırsa, doğru yoldan şaşmıştır.”
فمن كفر بعد ذلك منكم فقد ضل سواء السبيل
Ciddi taahhütlerini bozmaları yüzünden onları lanetledik ve çekirdeklerini katılaştırdık: sözleri bağlamlarından koparıp çarpıtırlar ve kendilerine hatırlatılanın bir kısmını unuttular.
فبما نقضهم ميثقهم لعنهم وجعلنا قلوبهم قسية يحرفون الكلم عن مواضعه ونسوا حظا مما ذكروا به
Ve içlerinden pek azı hariç, onlarda bir ihaneti deşip durursun.
ولا تزال تطلع على خاينة منهم الا قليلا منهم
Öyleyse onlara göz yum ve sayfayı çevir:
فاعف عنهم واصفح
Tanrı iyilik yapanları sever.
ان الله يحب المحسنين
Ve “Biz şüphesiz Yardıma Koşanlarız” diyenlerden de ciddi taahhütlerini aldık, ama onlar da kendilerine hatırlatılanın bir kısmını unuttular; bunun üzerine aralarına Huzura Çıkış Günü'ne kadar düşmanlığı ve nefreti saldık;
ومن الذين قالوا انا نصرى اخذنا ميثقهم فنسوا حظا مما ذكروا به فاغرينا بينهم العداوة والبغضاء الى يوم القيمة
ve Tanrı yakında onlara yaptıklarını aktaracak.
وسوف ينبيهم الله بما كانوا يصنعون
Ey Yazı ehli! Elçimiz size şüphesiz geldi; Yazı'dan gizlediklerinizin çoğunu size açıklayarak ve birçok şeye göz yumarak.
ياهل الكتب قد جاءكم رسولنا يبين لكم كثيرا مما كنتم تخفون من الكتب ويعفوا عن كثير
Tanrı'dan size şüphesiz bir ışık geldi, bir de açık bir Yazı; Tanrı, O'nun hoşnutluğunu izleyen herkese onunla esenlik yollarını gösterir,
قد جاءكم من الله نور وكتب مبين يهدي به الله من اتبع رضونه سبل السلم
ve onları O'nun izniyle karanlıklardan ışığa çıkarır,
ويخرجهم من الظلمت الى النور باذنه
ve onlara dosdoğru bir güzergâh gösterir.
ويهديهم الى صرط مستقيم
Şüphesiz yadsıdılar, “Tanrı, Meryem oğlu Mesih'tir” diyenler.
لقد كفر الذين قالوا ان الله هو المسيح ابن مريم
De ki: “Tanrı, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzünde bulunan herkesi yok etmek isterse, kim Tanrı'ya karşı bir güce sahip olabilir?”
قل فمن يملك من الله شيا ان اراد ان يهلك المسيح ابن مريم وامه ومن في الارض جميعا
Ve göklerin ve yerin ve ikisi arasındakinin krallığı Tanrı'ya aittir.
ولله ملك السموت والارض وما بينهما
Dilediğini yaratır.
يخلق ما يشاء
Ve Tanrı her şeye gücü yetendir.
والله على كل شىء قدير
Ve Yeniden Yönelenler ile Yardıma Koşanlar dediler: “Biz Tanrı'nın oğullarıyız ve O'nun sevgilileriyiz.”
وقالت اليهود والنصرى نحن ابنوا الله واحبوه
De ki: “Öyleyse neden sizi yanlışlarınız yüzünden cezalandırıyor?
قل فلم يعذبكم بذنوبكم
Siz aksine, O'nun yarattıkları arasından insanlarsınız.
بل انتم بشر ممن خلق
Dilediğini bağışlar ve dilediğini cezalandırır.”
يغفر لمن يشاء ويعذب من يشاء
Ve göklerin ve yerin ve ikisi arasındakinin krallığı Tanrı'ya aittir,
ولله ملك السموت والارض وما بينهما
ve varış yeri O'nadır.
واليه المصير
Ey Yazı ehli! Elçimiz size şüphesiz geldi; elçilerin kesintiye uğramasından sonra size ışık tutarak, “Bize ne bir müjdeci ne de bir uyarıcı geldi” demeyesiniz diye — size bir müjdeci ve bir uyarıcı gelmiştir.
ياهل الكتب قد جاءكم رسولنا يبين لكم على فترة من الرسل ان تقولوا ما جاءنا من بشير ولا نذير فقد جاءكم بشير ونذير
Ve Tanrı her şeye gücü yetendir.
والله على كل شىء قدير
Ve Musa halkına dediği zaman: “Ey halkım! Tanrı'nın üzerinizdeki lütfunu hatırlayın; aranıza Aktarıcılar yerleştirdiğinde ve sizi krallar yaptığında,
واذ قال موسى لقومه يقوم اذكروا نعمة الله عليكم اذ جعل فيكم انبياء وجعلكم ملوكا
ve size, bütün varlıklar arasında hiç kimseye vermediğini verdiğinde.
وءاتىكم ما لم يوت احدا من العلمين
Ey halkım! Tanrı'nın size yazdığı kutsallaştırılmış toprağa girin,
يقوم ادخلوا الارض المقدسة التي كتب الله لكم
ve geri çekilmeyin, yoksa kaybedenler olarak geri dönersiniz.”
ولا ترتدوا على ادباركم فتنقلبوا خسرين
Dediler: “Ey Musa! Orada şüphesiz her ölçüden taşan bir halk var,
قالوا يموسى ان فيها قوما جبارين
ve onlar oradan çıkmadıkça biz oraya şüphesiz girmeyeceğiz;
وانا لن ندخلها حتى يخرجوا منها
onlar çıkarlarsa, o zaman biz oraya gireriz.”
فان يخرجوا منها فانا دخلون
Korkanlar arasından, Tanrı'nın lütufta bulunduğu iki adam dediler: “Kapıdan onların yanına girin;
قال رجلان من الذين يخافون انعم الله عليهما ادخلوا عليهم الباب
oraya girdiğinizde şüphesiz galip olacaksınız.
فاذا دخلتموه فانكم غلبون
Ve inanç sahibiyseniz, yalnızca Tanrı'ya vekâlet vermek gerekir.”
وعلى الله فتوكلوا ان كنتم مومنين
Dediler: “Ey Musa! Onlar orada oldukça biz oraya şüphesiz asla girmeyeceğiz; haydi git, sen ve Vasin, ikiniz savaşın; biz burada oturup kalıyoruz.”
قالوا يموسى انا لن ندخلها ابدا ما داموا فيها فاذهب انت وربك فقتلا انا ههنا قعدون
Dedi: “Vasim, ben şüphesiz yalnızca kendi özüm üzerinde güce sahibim
قال رب اني لا املك الا نفسي
ve kardeşim üzerinde;
واخي
öyleyse bizi sınırı aşanlar halkından ayır.”
فافرق بيننا وبين القوم الفسقين
Dedi: “Orası onlara öyleyse sonsuza dek kapatılmıştır,
قال فانها محرمة عليهم
kırk yıl boyunca yeryüzünde yitik kalacaklar.
اربعين سنة يتيهون في الارض
Sınırı aşanlar halkı için kederlenme.”
فلا تاس على القوم الفسقين
Ve onlara, hak ile, Âdem'in iki oğlunun aktarımını seslendir: ikisi de birer sunu sunduklarında, birinden kabul edildi, ötekinden kabul edilmedi.
واتل عليهم نبا ابنى ءادم بالحق اذ قربا قربانا فتقبل من احدهما ولم يتقبل من الءاخر
Bu dedi: “Seni elbette öldüreceğim.”
قال لاقتلنك
Öteki dedi: “Tanrı yalnızca sakınanlardan kabul eder.
قال انما يتقبل الله من المتقين
Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım;
لين بسطت الى يدك لتقتلني ما انا بباسط يدي اليك لاقتلك
ben bütün varlıkların Vasisi Tanrı'dan şüphesiz korkarım.
اني اخاف الله رب العلمين
Benim ihlalimi ve senin ihlalini yüklenmiş olarak dönmeni ve Ateş'in arkadaşlarından olmanı isterim:
اني اريد ان تبوا باثمي واثمك فتكون من اصحب النار
zalimlerin karşılığı işte budur.”
وذلك جزوا الظلمين
Ama kendi özü onu kardeşini öldürmeye hazırladı; onu öldürdü ve böylece kendini kaybedenler arasında buldu.
فطوعت له نفسه قتل اخيه فقتله فاصبح من الخسرين
Bunun üzerine Tanrı, yeri eşeleyen bir karga uyandırdı, kardeşinin çıplaklığını nasıl saklayacağını ona göstermek için.
فبعث الله غرابا يبحث في الارض ليريه كيف يوري سوءة اخيه
Dedi: “Vay bana! Şu karga gibi olup kardeşimin çıplaklığını saklamaktan aciz miyim?” Ve o zaman kendini pişman olanlar arasında buldu.
قال يويلتى اعجزت ان اكون مثل هذا الغراب فاوري سوءة اخي فاصبح من الندمين من اجل ذلك
Bu yüzden İsrailoğulları'na yazdık: kim bir Özü, başka bir Öze karşılık olmaksızın ya da yeryüzündeki bir bozgunculuk için öldürürse, tüm insanları topluca öldürmüş gibidir,
كتبنا على بني اسرءيل انه من قتل نفسا بغير نفس او فساد في الارض فكانما قتل الناس جميعا
ve kim birini yaşatırsa, tüm insanları topluca yaşatmış gibidir.
ومن احياها فكانما احيا الناس جميعا
Elçilerimiz onlara şüphesiz açık kanıtlarla geldi; sonra bundan sonra onlardan çoğu yeryüzünde elbette aşırıya kaçanlardır.
ولقد جاءتهم رسلنا بالبينت ثم ان كثيرا منهم بعد ذلك في الارض لمسرفون
Tanrı'ya ve O'nun elçisine savaş açan ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya uğraşanların tek karşılığı, katledilmeleri, ya da çarmıha gerilmeleri, ya da ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünden sürgün edilmeleridir.
انما جزوا الذين يحاربون الله ورسوله ويسعون في الارض فسادا ان يقتلوا او يصلبوا او تقطع ايديهم وارجلهم من خلف او ينفوا من الارض
İşte bu, bu dünyada onlar için bir utançtır,
ذلك لهم خزي في الدنيا
ve son yaşamda onlar için muazzam bir ceza vardır — siz onlar üzerinde güç kazanmadan önce geri dönenler hariç; o zaman bilin ki Tanrı Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
ولهم في الءاخرة عذاب عظيم الا الذين تابوا من قبل ان تقدروا عليهم فاعلموا ان الله غفور رحيم
Ey inananlar! Tanrı'ya karşı sakının, O'na yaklaşmak için vesile arayın ve O'nun yolunda mücadele edin, belki başarıya erersiniz.
يايها الذين ءامنوا اتقوا الله وابتغوا اليه الوسيلة وجهدوا في سبيله لعلكم تفلحون
Şüphesiz yadsıyanlar, yeryüzündeki her şeye ve onunla birlikte bir katına da sahip olsalar, Huzura Çıkış Günü'nün cezasından kurtulmak için bunu fidye verseler, bu onlardan kabul edilmez,
ان الذين كفروا لو ان لهم ما في الارض جميعا ومثله معه ليفتدوا به من عذاب يوم القيمة ما تقبل منهم
ve onlar için acı verici bir ceza vardır.
ولهم عذاب اليم
Ateş'ten çıkmak isteyecekler, ama ondan çıkamayacaklar,
يريدون ان يخرجوا من النار وما هم بخرجين منها
ve onlar için sürüp giden bir ceza vardır.
ولهم عذاب مقيم
Ve hırsız erkek ile hırsız kadına gelince, dayanaklarını kesin, kazandıklarının karşılığı olarak, Tanrı'dan gelen caydırıcı bir örnek olarak.
والسارق والسارقة فاقطعوا ايديهما جزاء بما كسبا نكلا من الله
Tanrı Mutlak Güçlüdür, Bilgedir.
والله عزيز حكيم
Ama kim zulmünden sonra geri döner ve kendini sağlamlaştırırsa, Tanrı ona hoşgörüyle döner.
فمن تاب من بعد ظلمه واصلح فان الله يتوب عليه
Tanrı şüphesiz Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
ان الله غفور رحيم
Göklerin ve yerin krallığının Tanrı'ya ait olduğunu bilmiyor musun?
الم تعلم ان الله له ملك السموت والارض
Dilediğini cezalandırır ve dilediğini bağışlar.
يعذب من يشاء ويغفر لمن يشاء
Ve Tanrı her şeye gücü yetendir.
والله على كل شىء قدير
Ey elçi! Yadsımaya koşuşanlar, ağızlarıyla “İnandık” deyip de çekirdekleri inanmamış olanlar arasından, seni üzmesin,
يايها الرسول لا يحزنك الذين يسرعون في الكفر من الذين قالوا ءامنا بافوههم ولم تومن قلوبهم
ne de Yeniden Yönelenler arasından, yalana kulak verenler, sana gelmemiş başka bir halk için kulak verenler.
ومن الذين هادوا سمعون للكذب سمعون لقوم ءاخرين لم ياتوك
Sözleri yerlerine konduktan sonra çarpıtırlar ve derler ki: “Size şu verilirse, alın; ve verilmezse, tetikte olun.”
يحرفون الكلم من بعد مواضعه يقولون ان اوتيتم هذا فخذوه وان لم توتوه فاحذروا
Ve Tanrı kimi sınavdan geçirmek isterse, onun için Tanrı karşısında hiçbir şeye sahip değilsin.
ومن يرد الله فتنته فلن تملك له من الله شيا
Çekirdeklerini arındırmayı Tanrı'nın istemediği kimseler işte bunlardır.
اوليك الذين لم يرد الله ان يطهر قلوبهم
Bu dünyada onlar için bir utanç vardır,
لهم في الدنيا خزي
ve son yaşamda muazzam bir cezaları olacak.
ولهم في الءاخرة عذاب عظيم
Yalana kulak verenler, yasak kazancı yiyenler —
سمعون للكذب اكلون للسحت
sana gelirlerse, onların arasında hükmet ya da onlardan sıyrıl;
فان جاءوك فاحكم بينهم او اعرض عنهم
ve onlardan sıyrılırsan, sana hiçbir zarar veremezler.
وان تعرض عنهم فلن يضروك شيا
Ve hükmedersen, o zaman aralarında insafla hükmet:
وان حكمت فاحكم بينهم بالقسط
Tanrı insaflıları şüphesiz sever.
ان الله يحب المقسطين
Ve Tevrat yanlarındayken, içinde Tanrı'nın hükmü varken, seni nasıl hakem edinirler; sonra, bundan sonra, sırt çevirirler?
وكيف يحكمونك وعندهم التورىة فيها حكم الله ثم يتولون من بعد ذلك
Bunlar inanç sahipleri değildir.
وما اوليك بالمومنين
Biz Tevrat'ı indirdik; içinde yol gösterme ve ışık vardır; Tanrı'ya karşı dürüst olan Aktarıcılar, tıpkı manevi ustaların ve hahamların yaptığı gibi, Tanrı'nın Yazı'sından korumakla yükümlü oldukları şeye göre, Yeniden Yönelenler için onunla hükmederlerdi ve ona tanıktılar.
انا انزلنا التورىة فيها هدى ونور يحكم بها النبيون الذين اسلموا للذين هادوا والربنيون والاحبار بما استحفظوا من كتب الله وكانوا عليه شهداء
Öyleyse insanlardan çekinmeyin, Benden çekinin,
فلا تخشوا الناس واخشون
ve Benim işaretlerimle değersiz bir bedel satın almayın.
ولا تشتروا بايتي ثمنا قليلا
Ve Tanrı'nın indirdiğine göre hükmetmeyenler — işte onlar yadsıyanlardır.
ومن لم يحكم بما انزل الله فاوليك هم الكفرون
Ve onlar için, bunda yazdık: Öz karşılığında Öz, göz karşılığında göz, burun karşılığında burun, kulak karşılığında kulak, diş karşılığında diş, ve yaralar için bir soruşturma.
وكتبنا عليهم فيها ان النفس بالنفس والعين بالعين والانف بالانف والاذن بالاذن والسن بالسن والجروح قصاص
Ama kim bundan sadaka olarak vazgeçerse, bu ona kefaret olur.
فمن تصدق به فهو كفارة له
Ve Tanrı'nın indirdiğine göre hükmetmeyenler — işte onlar zalimlerdir.
ومن لم يحكم بما انزل الله فاوليك هم الظلمون
Ve Meryem oğlu İsa'yı onların izlerinin ardından getirdik; Tevrat'tan kendinden önce olanı doğrulayan,
وقفينا على ءاثرهم بعيسى ابن مريم مصدقا لما بين يديه من التورىة
ve ona İncil'i verdik; içinde yol gösterme ve ışık vardır, Tevrat'tan kendinden önce olanı doğrulayan, ve sakınanlar için yol gösterme ve öğüt.
وءاتينه الانجيل فيه هدى ونور ومصدقا لما بين يديه من التورىة وهدى وموعظة للمتقين
Ve İncil ehli, Tanrı'nın onda indirdiğine göre hükmetsin diye.
وليحكم اهل الانجيل بما انزل الله فيه
Ve Tanrı'nın indirdiğine göre hükmetmeyenler — işte onlar sınırı aşanlardır.
ومن لم يحكم بما انزل الله فاوليك هم الفسقون
Ve sana Yazı'yı hak ile indirdik; Yazı'dan kendinden önce olanı doğrulayan ve ona üstün gelen.
وانزلنا اليك الكتب بالحق مصدقا لما بين يديه من الكتب ومهيمنا عليه
Öyleyse aralarında Tanrı'nın indirdiğine göre hükmet,
فاحكم بينهم بما انزل الله
ve sana gelen haktan uzaklaşarak onların duygularını izleme.
ولا تتبع اهواءهم عما جاءك من الحق
Her biriniz için bir yasa ve bir yol belirledik.
لكل جعلنا منكم شرعة ومنهاجا
Ve Tanrı dileseydi, sizi tek bir topluluk yapardı;
ولو شاء الله لجعلكم امة وحدة
ama size verdiği konuda sizi sınamak için.
ولكن ليبلوكم في ما ءاتىكم
Öyleyse en iyi olanda birbirinizi geçin.
فاستبقوا الخيرت
Hepinizin dönüşü Tanrı'yadır ve O, ayrıştığınız şeyi size aktaracaktır.
الى الله مرجعكم جميعا فينبيكم بما كنتم فيه تختلفون
Ve: aralarında Tanrı'nın indirdiğine göre hükmet,
وان احكم بينهم بما انزل الله
ve onların duygularını izleme,
ولا تتبع اهواءهم
ve Tanrı'nın sana indirdiğinin bir kısmından seni sınavla çevirmesinler diye onlara karşı tetikte ol.
واحذرهم ان يفتنوك عن بعض ما انزل الله اليك
Ve sırt çevirirlerse, bil ki Tanrı, yanlışlarının bir kısmının sonucunu yalnızca başlarına getirmek ister.
فان تولوا فاعلم انما يريد الله ان يصيبهم ببعض ذنوبهم
Ve insanların çoğu elbette sınırı aşanlardır.
وان كثيرا من الناس لفسقون
Yoksa cahillik çağının hükmünü mü arıyorlar?
افحكم الجهلية يبغون
Ve kesinlik sahibi bir halk için, Tanrı'dan daha iyi kim hükmeder?
ومن احسن من الله حكما لقوم يوقنون
Ey inananlar! Yeniden Yönelenleri ve Yardıma Koşanları müttefik edinmeyin:
يايها الذين ءامنوا لا تتخذوا اليهود والنصرى اولياء
onlar birbirlerinin müttefikidir.
بعضهم اولياء بعض
Ve sizden kim onları müttefik edinirse, o zaman onlardandır.
ومن يتولهم منكم فانه منهم
Tanrı zalim halka şüphesiz yol göstermez.
ان الله لا يهدي القوم الظلمين
Çekirdeklerinde hastalık taşıyanların aralarında koşuşturduğunu görürsün; derler ki: “Başımıza bir ters dönüş gelmesinden çekiniyoruz”;
فترى الذين في قلوبهم مرض يسرعون فيهم يقولون نخشى ان تصيبنا دايرة
o zaman olabilir ki Tanrı açılımı ya da O'nun tarafından bir emir getirir ve onlar, kendi içlerinde gizli tuttukları şey yüzünden kendilerini pişmanlık dolu bulurlar.
فعسى الله ان ياتي بالفتح او امر من عنده فيصبحوا على ما اسروا في انفسهم ندمين
Ve inananlar diyecekler: “Yeminlerinin tüm gücüyle Tanrı adına, sizinle elbette birlikte olduklarına yemin edenler bunlar mı?” İşleri çöktü ve kendilerini kaybedenler arasında buldular.
ويقول الذين ءامنوا اهولاء الذين اقسموا بالله جهد ايمنهم انهم لمعكم حبطت اعملهم فاصبحوا خسرين
Ey inananlar! Sizden kim Yasasından vazgeçerse — Tanrı, O'nun sevdiği ve O'nu seven, inanç sahiplerine karşı kendini alçaltan, yadsıyanlara karşı güçlü, Tanrı'nın yolunda mücadele eden ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirecektir.
يايها الذين ءامنوا من يرتد منكم عن دينه فسوف ياتي الله بقوم يحبهم ويحبونه اذلة على المومنين اعزة على الكفرين يجهدون في سبيل الله ولا يخافون لومة لايم
İşte bu Tanrı'nın ikramıdır; dilediğine verir.
ذلك فضل الله يوتيه من يشاء
Tanrı Geniştir, Her Şeyi Bilendir.
والله وسع عليم
Koruyucunuz yalnızca Tanrı'dır, ve O'nun elçisi, ve inananlar; Temas'ı sürdürenler ve diz çökerek katışıksız cömertliği verenler.
انما وليكم الله ورسوله والذين ءامنوا الذين يقيمون الصلوة ويوتون الزكوة وهم ركعون
Ve kim Tanrı'yı, O'nun elçisini ve inananları müttefik edinirse — Tanrı'nın grubu, işte galipler onlardır.
ومن يتول الله ورسوله والذين ءامنوا فان حزب الله هم الغلبون
Ey inananlar! Sizden önce Yazı verilenlerden Yasanızı alay ve oyun yapanları ve yadsıyanları müttefik edinmeyin.
يايها الذين ءامنوا لا تتخذوا الذين اتخذوا دينكم هزوا ولعبا من الذين اوتوا الكتب من قبلكم والكفار اولياء
Ve inanç sahibiyseniz, Tanrı'ya karşı sakının.
واتقوا الله ان كنتم مومنين
Ve Temas'a çağırdığınızda, onu alay ve oyun edinirler:
واذا ناديتم الى الصلوة اتخذوها هزوا ولعبا
bu, akıl yürütmeyen bir halk oldukları içindir.
ذلك بانهم قوم لا يعقلون
De ki: “Ey Yazı ehli! Bize, Tanrı'ya, bize indirilene ve daha önce indirilene inandığımızdan ve çoğunuzun sınırı aşanlar olmasından başka bir şey için mi kızıyorsunuz?”
قل ياهل الكتب هل تنقمون منا الا ان ءامنا بالله وما انزل الينا وما انزل من قبل وان اكثركم فسقون
De ki: “Size Tanrı katında bundan daha kötü bir getiriyi aktarayım mı? Tanrı'nın lanetlediği, kendisine öfkelendiği ve onlardan maymunlar ve domuzlar yaptığı kişi, bir de Ölçüsüz'ün buyruğuna uyan —
قل هل انبيكم بشر من ذلك مثوبة عند الله من لعنه الله وغضب عليه وجعل منهم القردة والخنازير وعبد الطغوت
işte onlar en kötü yerdedir ve doğru yoldan en çok şaşanlardır.”
اوليك شر مكانا واضل عن سواء السبيل
Ve size geldiklerinde derler ki: “İnandık” — oysa yadsımayla girdiler ve onunla çıktılar.
واذا جاءوكم قالوا ءامنا وقد دخلوا بالكفر وهم قد خرجوا به
Tanrı, gizlediklerini en iyi bilendir.
والله اعلم بما كانوا يكتمون
Ve onlardan çoğunun ihlale, düşmanlığa ve yasak kazancı yemeye koşuşturduğunu görürsün.
وترى كثيرا منهم يسرعون في الاثم والعدون واكلهم السحت
Yaptıkları ne berbattır!
لبيس ما كانوا يعملون
Manevi ustalar ve hahamlar, onları ihlal dolu söz söylemekten ve yasak kazancı yemekten neden men etmiyor!
لولا ينهىهم الربنيون والاحبار عن قولهم الاثم واكلهم السحت
Yaptıkları ne berbattır!
لبيس ما كانوا يصنعون
Ve Yeniden Yönelenler dediler: “Tanrı'nın eli kelepçelidir.”
وقالت اليهود يد الله مغلولة
Elleri kelepçelensin ve söyledikleri yüzünden lanetlensinler!
غلت ايديهم ولعنوا بما قالوا
Hayır, O'nun iki eli de ardına kadar açıktır: dilediği gibi harcar.
بل يداه مبسوطتان ينفق كيف يشاء
Ve Vasinden sana indirilen, onlardan çoğunda ölçüsüzlüğü ve yadsımayı elbette artıracaktır.
وليزيدن كثيرا منهم ما انزل اليك من ربك طغينا وكفرا
Ve aralarına Huzura Çıkış Günü'ne kadar düşmanlığı ve nefreti attık.
والقينا بينهم العدوة والبغضاء الى يوم القيمة
Savaş için ne zaman bir ateş yaksalar, Tanrı onu söndürür,
كلما اوقدوا نارا للحرب اطفاها الله
ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya uğraşırlar.
ويسعون في الارض فسادا
Tanrı bozguncuları sevmez.
والله لا يحب المفسدين
Ve Yazı ehli inanmış ve sakınmış olsalardı, kötü eylemlerini şüphesiz örterdik ve onları lütuf bahçelerine şüphesiz sokardık.
ولو ان اهل الكتب ءامنوا واتقوا لكفرنا عنهم سياتهم ولادخلنهم جنت النعيم
Ve Tevrat'ı, İncil'i ve Vasilerinden kendilerine indirileni sürdürselerdi, üstlerindekinden ve ayaklarının altındakinden şüphesiz yerlerdi.
ولو انهم اقاموا التورىة والانجيل وما انزل اليهم من ربهم لاكلوا من فوقهم ومن تحت ارجلهم
Aralarında ılımlı bir topluluk var,
منهم امة مقتصدة
ama onlardan çoğu, yaptıkları ne kötüdür!
وكثير منهم ساء ما يعملون
Ey elçi! Vasinden sana indirileni ilet,
يايها الرسول بلغ ما انزل اليك من ربك
ve bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini iletmemiş olursun.
وان لم تفعل فما بلغت رسالته
Tanrı seni insanlardan güvenceye alır.
والله يعصمك من الناس
Tanrı yadsıyan halka şüphesiz yol göstermez.
ان الله لا يهدي القوم الكفرين
De ki: “Ey Yazı ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Vasinizden size indirileni sürdürmedikçe hiçbir şey üzerinde durmuyorsunuz.”
قل ياهل الكتب لستم على شىء حتى تقيموا التورىة والانجيل وما انزل اليكم من ربكم
Ve Vasinden sana indirilen, onlardan çoğunda ölçüsüzlüğü ve yadsımayı elbette artıracaktır.
وليزيدن كثيرا منهم ما انزل اليك من ربك طغينا وكفرا
Yadsıyan halk için kederlenme.
فلا تاس على القوم الكفرين
Şüphesiz inananlar, Yeniden Yönelenler, Arayış İçindekiler ve Yardıma Koşanlar — kim Tanrı'ya ve Son Gün'e inandıysa ve sağlam bir iş yaptıysa, onlara hiçbir korku yoktur ve üzülmeyecekler de.
ان الذين ءامنوا والذين هادوا والصبون والنصرى من ءامن بالله واليوم الءاخر وعمل صلحا فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
Biz şüphesiz İsrailoğulları'ndan ciddi bir taahhüt aldık ve onlara elçiler gönderdik.
لقد اخذنا ميثق بني اسرءيل وارسلنا اليهم رسلا
Her seferinde bir elçi onlara, özlerinin eğilim göstermediği bir şey getirdiğinde, bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
كلما جاءهم رسول بما لا تهوى انفسهم فريقا كذبوا وفريقا يقتلون
Ve sınav olmayacağını sandılar; bunun üzerine kör ve sağır oldular; sonra Tanrı hoşgörüyle onlara döndü; sonra yine kör ve sağır oldular,
وحسبوا الا تكون فتنة فعموا وصموا ثم تاب الله عليهم ثم عموا وصموا
onlardan çoğu.
كثير منهم
Tanrı, yaptıklarına karşı Her Şeyi Görendir.
والله بصير بما يعملون
Şüphesiz yadsıdılar, “Tanrı, Meryem oğlu Mesih'tir” diyenler.
لقد كفر الذين قالوا ان الله هو المسيح ابن مريم
Ve Mesih dedi: “Ey İsrailoğulları! Vasim ve Vasiniz olan Tanrı'nın buyruğuna uyun.
وقال المسيح يبني اسرءيل اعبدوا الله ربي وربكم
Kim Tanrı'ya ortak koşarsa, Tanrı ona Bahçe'yi şüphesiz yasaklamıştır ve sığınağı Ateş olacaktır.”
انه من يشرك بالله فقد حرم الله عليه الجنة وماوىه النار
Ve zalimlerin hiçbir yardımı yoktur.
وما للظلمين من انصار
Şüphesiz yadsıdılar, “Tanrı üçün üçüncüsüdür” diyenler.
لقد كفر الذين قالوا ان الله ثالث ثلثة
Oysa tek bir tanrıdan başka hiçbir tanrı yoktur.
وما من اله الا اله وحد
Ve söylediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan yadsıyanlara acı verici bir ceza elbette dokunacaktır.
وان لم ينتهوا عما يقولون ليمسن الذين كفروا منهم عذاب اليم
Tanrı'ya geri dönmeyecekler mi ve O'ndan bağışlanma dilemeyecekler mi?
افلا يتوبون الى الله ويستغفرونه
Ve Tanrı Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
والله غفور رحيم
Meryem oğlu Mesih bir elçiden başka bir şey değildir; ondan önce elçiler şüphesiz geçip gitmiştir,
ما المسيح ابن مريم الا رسول قد خلت من قبله الرسل
ve annesi doğru sözlü bir kadındı;
وامه صديقة
ikisi de yemek yerlerdi.
كانا ياكلان الطعام
Bak, işaretleri onlara nasıl ayrıntılandırıyoruz, sonra bak, nasıl çevriliyorlar!
انظر كيف نبين لهم الءايت ثم انظر انى يوفكون
De ki: “Tanrı'nın dışında, sizin için ne zarara ne yarara sahip olan şeyin buyruğuna mı uyuyorsunuz?
قل اتعبدون من دون الله ما لا يملك لكم ضرا ولا نفعا
Oysa Tanrı Her Şeyi İşitendir, Her Şeyi Bilendir.”
والله هو السميع العليم
De ki: “Ey Yazı ehli! Yasanızda hakkın ötesine geçerek abartmayın,
قل ياهل الكتب لا تغلوا في دينكم غير الحق
ve daha önce şaşmış, birçoğunu şaşırtmış ve doğru yoldan şaşmış bir halkın duygularını izlemeyin.”
ولا تتبعوا اهواء قوم قد ضلوا من قبل واضلوا كثيرا وضلوا عن سواء السبيل
İsrailoğulları'ndan yadsıyanlar, Davut'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlendi.
لعن الذين كفروا من بني اسرءيل على لسان داود وعيسى ابن مريم
Bu, buyruğa karşı gelmeleri ve sınırları çiğnemeleri yüzündendi.
ذلك بما عصوا وكانوا يعتدون
Yaptıkları onaylanmayan bir davranıştan birbirlerini men etmiyorlardı:
كانوا لا يتناهون عن منكر فعلوه
yaptıkları ne berbattır!
لبيس ما كانوا يفعلون
Onlardan çoğunun yadsıyanlarla müttefik olduğunu görürsün:
ترى كثيرا منهم يتولون الذين كفروا
özlerinin onlar için önden gönderdiği şey ne berbattır! Tanrı onlara hiddetlendi ve onlar ceza içinde sonsuza dek kalırlar.
لبيس ما قدمت لهم انفسهم ان سخط الله عليهم وفي العذاب هم خلدون
Ve Tanrı'ya, Aktarıcı'ya ve ona indirilene inansalardı, onları müttefik edinmezlerdi;
ولو كانوا يومنون بالله والنبي وما انزل اليه ما اتخذوهم اولياء
ama onlardan çoğu sınırı aşanlardır.
ولكن كثيرا منهم فسقون
İnsanlar arasında inananlara en düşman olanların Yeniden Yönelenler ve ortak koşanlar olduğunu elbette bulacaksın,
لتجدن اشد الناس عدوة للذين ءامنوا اليهود والذين اشركوا
ve inananlara sevgiyle en yakın olanların “Biz şüphesiz Yardıma Koşanlarız” diyenler olduğunu elbette bulacaksın.
ولتجدن اقربهم مودة للذين ءامنوا الذين قالوا انا نصرى
Bu, aralarında rahipler ve keşişler bulunduğu ve kibirlenmedikleri içindir.
ذلك بان منهم قسيسين ورهبانا وانهم لا يستكبرون
Ve elçiye indirileni işittiklerinde, hakkı tanımalarından ötürü gözlerinin yaşla taştığını görürsün; derler ki: “Vasimiz, inandık; öyleyse bizi tanıklar arasına yaz.
واذا سمعوا ما انزل الى الرسول ترى اعينهم تفيض من الدمع مما عرفوا من الحق يقولون ربنا ءامنا فاكتبنا مع الشهدين
Ve Tanrı'ya ve bize haktan gelene inanmamak bize ne oluyor, Vasimizin bizi sağlam halkla birlikte sokmasını umut ederken?”
وما لنا لا نومن بالله وما جاءنا من الحق ونطمع ان يدخلنا ربنا مع القوم الصلحين
Bunun üzerine Tanrı, söyledikleri için onlara getiri olarak, altlarından ırmaklar akan, içinde sonsuza dek kalacakları bahçeler verdi.
فاثبهم الله بما قالوا جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها
Ve iyilik yapanların karşılığı işte budur.
وذلك جزاء المحسنين
Ve yadsıyan ve Bizim işaretlerimizi yalanlayanlar — işte onlar Kor Ocağı'nın arkadaşlarıdır.
والذين كفروا وكذبوا بايتنا اوليك اصحب الجحيم
Ey inananlar! Tanrı'nın size serbest kıldığı iyi şeyleri yasak saymayın ve sınırları çiğnemeyin:
يايها الذين ءامنوا لا تحرموا طيبت ما احل الله لكم ولا تعتدوا
Tanrı sınırları çiğneyenleri şüphesiz sevmez.
ان الله لا يحب المعتدين
Ve Tanrı'nın size geçim olarak verdiğinden yiyin, serbest ve iyi olandan,
وكلوا مما رزقكم الله حللا طيبا
ve kendisine inandığınız Tanrı'ya karşı sakının.
واتقوا الله الذي انتم به مومنون
Tanrı yeminlerinizdeki boş sözler yüzünden sizi yakalamaz,
لا يواخذكم الله باللغو في ايمنكم
ama sizi sağlam bağladığınız yeminlerden ötürü yakalar.
ولكن يواخذكم بما عقدتم الايمن
Bunun kefareti, ailelerinizi doyurduğunuz yiyeceğin en seçkininden on muhtaç doyurmak, ya da onları giydirmek, ya da borçla bağlı bir kişiye bağımsızlığını geri vermektir;
فكفرته اطعام عشرة مسكين من اوسط ما تطعمون اهليكم او كسوتهم او تحرير رقبة
ve kim buna imkân bulamazsa, o zaman üç günlük bir perhiz.
فمن لم يجد فصيام ثلثة ايام
Bu, yemin ettiğinizde yeminlerinizin kefaretidir.
ذلك كفرة ايمنكم اذا حلفتم
Ve yeminlerinizi koruyun.
واحفظوا ايمنكم
Tanrı işaretlerini size böyle açık kılar, belki minnettar olursunuz.
كذلك يبين الله لكم ءايته لعلكم تشكرون
Ey inananlar! Şarap ile şans oyunlarının birlikteliği ve ortak malların kurayla paylaşılması, Saptırıcı'nın işi olan bir pislikten başka bir şey değildir; onlardan kaçının, belki başarıya erersiniz.
يايها الذين ءامنوا انما الخمر والميسر والانصاب والازلم رجس من عمل الشيطن فاجتنبوه لعلكم تفلحون
Saptırıcı, şarap ve şans oyunlarıyla aranıza düşmanlığı ve nefreti atmaktan, sizi Tanrı'nın hatırlatmasından ve Temas'tan alıkoymaktan başka bir şey istemez.
انما يريد الشيطن ان يوقع بينكم العدوة والبغضاء في الخمر والميسر ويصدكم عن ذكر الله وعن الصلوة
Vazgeçecek misiniz öyleyse?
فهل انتم منتهون
Ve Tanrı'ya itaat edin, elçiye itaat edin ve tetikte olun.
واطيعوا الله واطيعوا الرسول واحذروا
Ama sırt çevirirseniz, bilin ki elçimize yalnızca açık iletme düşer.
فان توليتم فاعلموا انما على رسولنا البلغ المبين
İnananlara ve sağlam işler yapanlara, yedikleri şeylerden ötürü hiçbir sitem yoktur; sakındıkları, inandıkları ve sağlam işler yaptıkları, sonra sakındıkları ve inandıkları, sonra sakındıkları ve iyilik yaptıkları sürece.
ليس على الذين ءامنوا وعملوا الصلحت جناح فيما طعموا اذا ما اتقوا وءامنوا وعملوا الصلحت ثم اتقوا وءامنوا ثم اتقوا واحسنوا
Tanrı iyilik yapanları sever.
والله يحب المحسنين
Ey inananlar! Tanrı sizi, ellerinize ve mızraklarınıza düşecek bir av hayvanıyla elbette sınayacaktır; O algılarından kaçsa da kendisinden korkanı Tanrı ayırt etsin diye.
يايها الذين ءامنوا ليبلونكم الله بشىء من الصيد تناله ايديكم ورماحكم ليعلم الله من يخافه بالغيب
Bundan sonra sınırları çiğneyenin acı verici bir cezası olacak.
فمن اعتدى بعد ذلك فله عذاب اليم
Ey inananlar! Dokunulmaz aylar boyunca av hayvanı öldürmeyin.
يايها الذين ءامنوا لا تقتلوا الصيد وانتم حرم
Ve sizden kim onu kasten öldürürse, davardan, öldürdüğünün dengi bir karşılık — bunun üzerine aranızdan iki adil kişi hükmedecek —, Kâbe'ye ulaşan bir sunu olarak, ya da muhtaçları doyurmaktan oluşan bir kefaret, ya da bunun perhizdeki dengi, yaptığının vahim sonuçlarını tatsın diye.
ومن قتله منكم متعمدا فجزاء مثل ما قتل من النعم يحكم به ذوا عدل منكم هديا بلغ الكعبة او كفرة طعام مسكين او عدل ذلك صياما ليذوق وبال امره
Tanrı geçmişte kalana göz yummuştur;
عفا الله عما سلف
ama kim yinelerse, Tanrı ondan öç alır.
ومن عاد فينتقم الله منه
Tanrı Mutlak Güçlüdür, intikam sahibidir.
والله عزيز ذو انتقام
Size denizin avı ve onun yiyeceği serbest kılındı,
احل لكم صيد البحر وطعامه
size ve kafilelere bir yararlanma olarak;
متعا لكم وللسيارة
ama dokunulmaz aylar sürdüğü sürece karanın avı size yasaklandı.
وحرم عليكم صيد البر ما دمتم حرما
Ve kendisine toplanacağınız Tanrı'ya karşı sakının.
واتقوا الله الذي اليه تحشرون
Tanrı, Kâbe'yi, Dokunulmaz Evi, insanlar için bir sürdürme yaptı; dokunulmaz ayı, gönüllü armağanları ve adakları da.
جعل الله الكعبة البيت الحرام قيما للناس والشهر الحرام والهدي والقليد
Bu, Tanrı'nın göklerde olanı ve yerde olanı bildiğini ve Tanrı'nın her şey hakkında Her Şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir.
ذلك لتعلموا ان الله يعلم ما في السموت وما في الارض وان الله بكل شىء عليم
Bilin ki Tanrı'nın müeyyidesi şiddetlidir ve Tanrı Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
اعلموا ان الله شديد العقاب وان الله غفور رحيم
Elçiye yalnızca iletme düşer.
ما على الرسول الا البلغ
Tanrı, açığa vurduğunuzu ve gizlediğinizi bilir.
والله يعلم ما تبدون وما تكتمون
De ki: “Adi ile iyi eşit değildir, adinin çokluğu gözünü alsa bile.”
قل لا يستوي الخبيث والطيب ولو اعجبك كثرة الخبيث
Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının, ey zekâ sahipleri, belki başarıya erersiniz.
فاتقوا الله ياولي الالبب لعلكم تفلحون
Ey inananlar! Size açığa çıksa hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında soru sormayın.
يايها الذين ءامنوا لا تسلوا عن اشياء ان تبد لكم تسوكم
Ve bu Okuma indirilirken onları sorarsanız, size açığa çıkarlar. Tanrı bunu görmezden gelmiştir.
وان تسلوا عنها حين ينزل القرءان تبد لكم عفا الله عنها
Tanrı Çok Bağışlayandır, Öfkesini Tutandır.
والله غفور حليم
Sizden önce bir halk onları sordu, sonra onlar yüzünden yadsıyan bir halk oldu.
قد سالها قوم من قبلكم ثم اصبحوا بها كفرين
Tanrı ne bahira, ne saiba, ne vasila, ne de ham koymuştur,
ما جعل الله من بحيرة ولا سايبة ولا وصيلة ولا حام
ama yadsıyanlar Tanrı'ya karşı yalan uydururlar ve çoğu akıl yürütmez.
ولكن الذين كفروا يفترون على الله الكذب واكثرهم لا يعقلون
Ve onlara: “Tanrı'nın indirdiğine ve elçiye gelin” denildiğinde, derler ki: “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter.”
واذا قيل لهم تعالوا الى ما انزل الله والى الرسول قالوا حسبنا ما وجدنا عليه ءاباءنا
Ne! Atalarının hiçbir şey bilmemesi ve yol bulmaması hâlinde de mi?
اولو كان ءاباوهم لا يعلمون شيا ولا يهتدون
Ey inananlar! Kendinize bakın:
يايها الذين ءامنوا عليكم انفسكم
yol bulduğunuz sürece, şaşan size zarar veremez.
لا يضركم من ضل اذا اهتديتم
Hepinizin dönüşü Tanrı'yadır ve O, yaptıklarınızı size aktaracaktır.
الى الله مرجعكم جميعا فينبيكم بما كنتم تعملون
Ey inananlar! Aranızdaki tanıklık, birinize ölüm geldiğinde, vasiyet sırasında: aranızdan iki adil kişi, ya da yeryüzünü arşınlıyorsanız ve size ölüm musibeti geliyorsa, sizin dışınızdan iki başkası.
يايها الذين ءامنوا شهدة بينكم اذا حضر احدكم الموت حين الوصية اثنان ذوا عدل منكم او ءاخران من غيركم ان انتم ضربتم في الارض فاصبتكم مصيبة الموت
İkisini Temas'tan sonra askıda tutacaksınız ve kuşkunuz olursa, ikisi de Tanrı adına yemin edecekler: “Biz onunla hiçbir bedele bir şey satın almayacağız, yakın biri için bile,
تحبسونهما من بعد الصلوة فيقسمان بالله ان ارتبتم لا نشتري به ثمنا ولو كان ذا قربى
ve Tanrı'nın tanıklığını susup geçmeyeceğiz; o zaman elbette ihlal edenlerden oluruz.”
ولا نكتم شهدة الله انا اذا لمن الءاثمين
Ama ikisinin de bir ihlalden suçlu oldukları ortaya çıkarsa, onların yerini, hakları çiğnenenlerden, en yakın olan iki başkası alacak ve ikisi de yemin edecekler
فان عثر على انهما استحقا اثما فاخران يقومان مقامهما من الذين استحق عليهم الاولين فيقسمان
Tanrı adına: “Bizim tanıklığımız şüphesiz onlarınkinden daha haklıdır ve sınırları çiğnemedik;
بالله لشهدتنا احق من شهدتهما وما اعتدينا
o zaman elbette zalimlerden oluruz.”
انا اذا لمن الظلمين
Bu, tanıklığın doğru biçimiyle getirilmesine ya da yeminlerinden sonra başka yeminlerin geri çevrilmesinden korkmalarına daha yakındır.
ذلك ادنى ان ياتوا بالشهدة على وجهها او يخافوا ان ترد ايمن بعد ايمنهم
Ve Tanrı'ya karşı sakının,
واتقوا الله
ve dinleyin.
واسمعوا
Ve Tanrı sınırı aşanlar halkına yol göstermez.
والله لا يهدي القوم الفسقين
Tanrı'nın elçileri bir araya getireceği ve diyeceği gün: “Nasıl bir karşılık aldınız?”
يوم يجمع الله الرسل فيقول ماذا اجبتم
Diyecekler: “Bizim bu konuda hiçbir bilgimiz yok; algılardan kaçanı tümüyle bilen şüphesiz yalnızca Sensin.”
قالوا لا علم لنا انك انت علم الغيوب
Tanrı diyeceği zaman: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin ve annen üzerindeki Benim lütfumu hatırla: Ben seni kutsal Esin ile güçlendirdiğimde, insanlarla beşikte ve orta yaşta konuşuyordun,
اذ قال الله يعيسى ابن مريم اذكر نعمتي عليك وعلى ولدتك اذ ايدتك بروح القدس تكلم الناس في المهد وكهلا
ve sana Tüzük'ü, bilgeliği, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettiğimde;
واذ علمتك الكتب والحكمة والتورىة والانجيل
ve Benim iznimle kilden bir kuş biçimi yarattığında, sonra içine üflediğinde ve Benim iznimle bir kuş olduğunda;
واذ تخلق من الطين كهية الطير باذني فتنفخ فيها فتكون طيرا باذني
ve Benim iznimle doğuştan körü ve cüzzamlıyı sağlığına kavuşturduğunda;
وتبري الاكمه والابرص باذني
ve Benim iznimle ölüleri çıkardığında;
واذ تخرج الموتى باذني
ve Ben İsrailoğulları'nı senden alıkoyduğumda, onlara açık kanıtlarla geldiğinde ve içlerinden yadsıyanlar: ‘Bu, açık bir yanılsamadan başka bir şey değildir’ dediğinde.”
واذ كففت بني اسرءيل عنك اذ جيتهم بالبينت فقال الذين كفروا منهم ان هذا الا سحر مبين
Ve öğrencilere: “Bana ve Benim elçime inanın” diye vahyettiğimde;
واذ اوحيت الى الحوارين ان ءامنوا بي وبرسولي
dediler: “İnandık ve tanık ol ki biz Tanrı'ya karşı dürüstüz.”
قالوا ءامنا واشهد باننا مسلمون
Öğrenciler dedikleri zaman: “Ey Meryem oğlu İsa! Vasinden bize gökten bir sofra indirmesini isteyebilir misin?”
اذ قال الحواريون يعيسى ابن مريم هل يستطيع ربك ان ينزل علينا مايدة من السماء
Dedi: “Eğer inanç sahibiyseniz, Tanrı'ya karşı sakının.”
قال اتقوا الله ان كنتم مومنين
Dediler: “Ondan yemek istiyoruz; çekirdeklerimiz huzur bulsun, bize doğru söylediğini bilelim ve ona tanık olalım.”
قالوا نريد ان ناكل منها وتطمين قلوبنا ونعلم ان قد صدقتنا ونكون عليها من الشهدين
Meryem oğlu İsa dedi: “Ey Tanrı, Vasimiz! Bize gökten bir sofra indir; ilkimiz için olduğu kadar sonuncumuz için de bir bayram ve Senden bir işaret olsun;
قال عيسى ابن مريم اللهم ربنا انزل علينا مايدة من السماء تكون لنا عيدا لاولنا وءاخرنا وءاية منك
ve bize geçim ver;
وارزقنا
Sen geçim sağlayanların en iyisisin.”
وانت خير الرزقين
Tanrı dedi: “Onu size indiriyorum; ama sizden kim bundan sonra yadsırsa, onu şüphesiz öyle bir cezayla cezalandıracağım ki bütün varlıklar arasında başkasını öyle cezalandırmayacağım.”
قال الله اني منزلها عليكم فمن يكفر بعد منكم فاني اعذبه عذابا لا اعذبه احدا من العلمين
Ve Tanrı diyeceği zaman: “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara şunu söyleyen sen misin: Beni ve annemi Tanrı'nın dışında iki tanrı edinin?”
واذ قال الله يعيسى ابن مريم ءانت قلت للناس اتخذوني وامي الهين من دون الله
Diyecek: “Sana şan olsun! Hakkım olmayanı söylemek bana düşmezdi.
قال سبحنك ما يكون لي ان اقول ما ليس لي بحق
Onu söyleseydim, Sen onu bilirdin.
ان كنت قلته فقد علمته
Sen benim Özümde olanı bilirsin, ben ise Senin Özündekini bilmem.
تعلم ما في نفسي ولا اعلم ما في نفسك
Algılardan kaçanı tümüyle bilen şüphesiz yalnızca Sensin.
انك انت علم الغيوب
Onlara yalnızca bana emrettiğini söyledim: Vasim ve Vasiniz olan Tanrı'nın buyruğuna uyun;
ما قلت لهم الا ما امرتني به ان اعبدوا الله ربي وربكم
ve aralarında olduğum sürece onlara tanıktım;
وكنت عليهم شهيدا ما دمت فيهم
sonra beni sadakatle koruduğunda, onların üzerinde Gözleyen Sendin.
فلما توفيتني كنت انت الرقيب عليهم
Ve Sen her şeye tanıksın.
وانت على كل شىء شهيد
Onları cezalandırırsan, onlar Senin buyruğuna uyanlardır;
ان تعذبهم فانهم عبادك
ve onları bağışlarsan, Mutlak Güçlü, Bilge olan şüphesiz yalnızca Sensin.”
وان تغفر لهم فانك انت العزيز الحكيم
Tanrı diyecek: “İşte doğru sözlülüğün doğru sözlülere yarayacağı gün.
قال الله هذا يوم ينفع الصدقين صدقهم
Onlar için altlarından ırmaklar akan bahçeler var, orada sonsuza dek, ebediyen kalacaklar.”
لهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ابدا
Tanrı onlardan hoşnuttur ve onlar O'ndan hoşnuttur.
رضي الله عنهم ورضوا عنه
İşte muazzam zafer budur.
ذلك الفوز العظيم
Göklerin ve yerin ve içlerinde olanın krallığı Tanrı'ya aittir.
لله ملك السموت والارض وما فيهن
Ve O her şeye gücü yetendir.
وهو على كل شىء قدير