الفرقان
Al-Furqan
The Discernment
بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Kutlu olsun O ki, bütün varlıklar için bir uyarıcı olsun diye, Ayırt Etme'yi O'nun buyruğuna uyanın üzerine indirdi,
تبارك ٱلذي نزل ٱلفرقان على عبده ليكون للعلمين نذيرا
Göklerin ve yerin krallığı Kendisine ait olan, Kendine çocuk edinmeyen ve krallıkta ortağı bulunmayan O,
ٱلذي له ملك ٱلسموت وٱلأرض ولم يتخذ ولدا ولم يكن له شريك في ٱلملك
ve her şeyi yaratan ve onu tam bir doğrulukla ölçen.
وخلق كل شىء فقدره تقديرا
Oysa O'nun dışında, hiçbir şey yaratmayan ve kendileri yaratılmış olan, kendileri için ne zarara ne yarara sahip olmayan, ne ölüme, ne yaşama, ne de Yayılış'a sahip olmayan tanrılar edindiler.
وٱتخذوا من دونه ءالهة لا يخلقون شيا وهم يخلقون ولا يملكون لأنفسهم ضرا ولا نفعا ولا يملكون موتا ولا حيوة ولا نشورا
Ve yadsıyanlar derler ki: “Bu, onun uydurduğu bir kılık değiştirmeden başka bir şey değildir; başka bir grup da ona bu konuda yardım etti.”
وقال ٱلذين كفروا إن هذآ إلآ إفك ٱفترىه وأعانه عليه قوم ءاخرون
Böylece bir zulümle ve bir sahtecilikle geldiler, diyerek: “Bunlar, öncekilerin, kendisinin suretini çıkardığı efsaneleridir; sabah erken ve akşam ona dikte ediliyor.”
فقد جآءو ظلما وزورا وقالوا أسطير ٱلأولين ٱكتتبها فهي تملى عليه بكرة وأصيلا
De ki: “Göklerin ve yerin sırrını bilen onu indirdi,
قل أنزله ٱلذي يعلم ٱلسر في ٱلسموت وٱلأرض
çünkü O, Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.”
إنه كان غفورا رحيما
Ve derler ki: “Bu elçiye ne oluyor ki yiyecek yiyor ve pazarlarda yürüyor? Üzerine bir Görevli indirilmeli değil miydi ki onunla birlikte bir uyarıcı olsun, ya da ona bir hazine atılmalı, ya da yemek yiyeceği bir bahçesi olmalı değil miydi!”
وقالوا مال هذا ٱلرسول يأكل ٱلطعام ويمشي في ٱلأسواق لولآ أنزل إليه ملك فيكون معه نذيرا أو يلقى إليه كنز أو تكون له جنة يأكل منها
Ve zalimler derler ki: “Siz yalnızca bir yanılsamaya kapılmış bir adamı izliyorsunuz.”
وقال ٱلظلمون إن تتبعون إلا رجلا مسحورا
Bak, senin hakkında nasıl örnekleri çoğalttılar ve böylece yollarını şaşırdılar: artık bir yol bulamazlar.
ٱنظر كيف ضربوا لك ٱلأمثل فضلوا فلا يستطيعون سبيلا
Kutlu olsun O ki, dilese, senin için bundan daha iyisini yapardı: altlarından ırmaklar akan bahçeler, ve senin için saraylar yapardı.
تبارك ٱلذي إن شآء جعل لك خيرا من ذلك جنت تجري من تحتها ٱلأنهر ويجعل لك قصورا
Ama onlar Saat'i yalanladılar.
بل كذبوا بٱلساعة
Ve Biz, Saat'i yalanlayan herkes için Yangın'ı hazırladık. Yangın onları uzak bir yerden gördüğünde, onun öfkesini ve bir hırıltıyı işiteceklerdir.
وأعتدنا لمن كذب بٱلساعة سعيرا إذا رأتهم من مكان بعيد سمعوا لها تغيظا وزفيرا
Ve onlar oraya, dar bir yere, birbirlerine zincirlenmiş olarak atıldıklarında, orada yıkımlarını çağıracaklar.
وإذآ ألقوا منها مكانا ضيقا مقرنين دعوا هنالك ثبورا
Bugün tek bir yıkım çağırmayın, çok sayıda yıkım çağırın.
لا تدعوا ٱليوم ثبورا وحدا وٱدعوا ثبورا كثيرا
De ki: “Bu mu daha iyi, yoksa sakınanlara vaat edilen sonsuzluk bahçesi mi?
قل أذلك خير أم جنة ٱلخلد ٱلتي وعد ٱلمتقون
O, onlar için bir karşılık ve bir varış yeri olacak.”
كانت لهم جزآء ومصيرا
Orada dilediklerine sahip olacaklar, orada sonsuza dek kalarak,
لهم فيها ما يشآءون خلدين
işte bu, Vasinden gelen, istenen bir vaattir.
كان على ربك وعدا مسولا
Ve O'nun, onları ve Tanrı'nın dışında buyruğuna uydukları şeyleri toplayacağı gün, O diyecek ki: “Benim buyruğuma uyan şu kişilerin yolunu şaşırtan siz misiniz, yoksa kendileri mi yoldan şaştılar?”
ويوم يحشرهم وما يعبدون من دون ٱلله فيقول ءأنتم أضللتم عبادي هؤلآء أم هم ضلوا ٱلسبيل
Diyecekler ki: “Sana şan olsun! Senin dışında müttefikler edinmek bize yakışmazdı;
قالوا سبحنك ما كان ينبغي لنآ أن نتخذ من دونك من أوليآء
ama Sen onları ve atalarını yararlandırdın, ta ki Hatırlatma'yı unutup solmuş bir halk olana dek.”
ولكن متعتهم وءابآءهم حتى نسوا ٱلذكر وكانوا قوما بورا
Onlar sizi dediğiniz şeylerde yalanladılar; ne geri çevirebilirler ne de yardım edebilirler.
فقد كذبوكم بما تقولون فما تستطيعون صرفا ولا نصرا
Ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir ceza tattıracağız.
ومن يظلم منكم نذقه عذابا كبيرا
Senden önce gönderilenlerden hiçbirini, elbette yiyecek yemeleri ve pazarlarda yürümeleri dışında göndermedik.
ومآ أرسلنا قبلك من ٱلمرسلين إلآ إنهم ليأكلون ٱلطعام ويمشون في ٱلأسواق
Ve Biz sizi, kimilerinizi kimilerinize, bir sınav kıldık.
وجعلنا بعضكم لبعض فتنة
Dayanır mısınız?
أتصبرون
Vasin Her Şeyi Görendir.
وكان ربك بصيرا
Ve Bizim karşılaşmamızı ummayanlar derler ki: “Üzerimize Görevliler indirilmeli değil miydi, ya da Vasimizi görmeli değil miydik!”
وقال ٱلذين لا يرجون لقآءنا لولآ أنزل علينا ٱلملئكة أو نرى ربنا
Kendi içlerinde şüphesiz büyük bir kibirle şiştiler ve çok büyük bir küstahlıkla davrandılar.
لقد ٱستكبروا في أنفسهم وعتو عتوا كبيرا
Görevlileri görecekleri gün, o gün koparılmışlar için hiçbir müjde olmayacak,
يوم يرون ٱلملئكة لا بشرى يومئذ للمجرمين
ve diyecekler ki: “Aşılmaz
ويقولون حجرا
sınır!”
محجورا
Ve Biz, yaptıkları her işe yöneldik ve onu dağılmış bir toza çevirdik.
وقدمنآ إلى ما عملوا من عمل فجعلنه هبآء منثورا
Bahçe'nin arkadaşlarının, o gün, daha iyi bir sığınağı ve daha güzel bir öğle dinlenme yeri olacak.
أصحب ٱلجنة يومئذ خير مستقرا وأحسن مقيلا
Ve gök bulutlarla yarılacağı, ve Görevliler tam bir inişle indirilmiş olacakları gün,
ويوم تشقق ٱلسمآء بٱلغمم ونزل ٱلملئكة تنزيلا
krallık, o gün, hak olarak Tümüyle Esirgeyen'e ait olacak,
ٱلملك يومئذ ٱلحق للرحمن
ve yadsıyanlar için zor bir gün olacak.
وكان يوما على ٱلكفرين عسيرا
Ve zalimin ellerini ısıracağı gün diyecek ki: “Ah, keşke elçiyle birlikte bir yol edinseydim! Yazıklar olsun bana! Keşke falancayı yakın dost edinmeseydim! Bana ulaştıktan sonra beni Hatırlatma'dan şüphesiz uzaklaştırıp yolumu şaşırttı.”
ويوم يعض ٱلظالم على يديه يقول يليتني ٱتخذت مع ٱلرسول سبيلا يويلتى ليتني لم أتخذ فلانا خليلا لقد أضلني عن ٱلذكر بعد إذ جآءني
Saptırıcı, insan için, onu her zaman terk edendir.
وكان ٱلشيطن للإنسن خذولا
Ve elçi dedi ki: “Ey Vasim, halkım bu Okuma'yı şüphesiz terk etti.”
وقال ٱلرسول يرب إن قومي ٱتخذوا هذا ٱلقرءان مهجورا
Ve böylece Biz her aktarıcıya koparılmışlar arasından bir düşman belirledik.
وكذلك جعلنا لكل نبي عدوا من ٱلمجرمين
Ve Vasin yol gösterici ve yardım olarak yeter.
وكفى بربك هاديا ونصيرا
Ve yadsıyanlar derler ki: “Okuma onun üzerine tek seferde indirilmeli değil miydi!”
وقال ٱلذين كفروا لولا نزل عليه ٱلقرءان جملة وحدة
Böylece, onunla Vicdanını pekiştirmek için —
كذلك لنثبت به فؤادك
ve Biz onu ölçülü bir sırayla düzenledik.
ورتلنه ترتيلا
Ve sana hiçbir örnek getirmezler, Biz de sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getiririz.
ولا يأتونك بمثل إلا جئنك بٱلحق وأحسن تفسيرا
Yüzleri üstüne Cehennem'e toplanacak olanlar, işte onların yeri en kötüdür ve yolları en çok şaşmıştır.
ٱلذين يحشرون على وجوههم إلى جهنم أولئك شر مكانا وأضل سبيلا
Biz şüphesiz Musa'ya Yazı'yı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u muavin olarak koyduk.
ولقد ءاتينا موسى ٱلكتب وجعلنا معه أخاه هرون وزيرا
Dedik ki: “İkiniz de, Bizim işaretlerimizi yalanlayan halkın yanına gidin.”
فقلنا ٱذهبآ إلى ٱلقوم ٱلذين كذبوا بايتنا
Ve Biz onları tam bir yok edişle yok ettik.
فدمرنهم تدميرا
Ve Nuh'un halkı, elçileri yalanladıkları zaman, Biz onları suda boğduk ve onları insanlar için bir işaret kıldık.
وقوم نوح لما كذبوا ٱلرسل أغرقنهم وجعلنهم للناس ءاية
Ve Biz zalimler için acı verici bir ceza hazırladık.
وأعتدنا للظلمين عذابا أليما
Ve Ad, ve Semud, ve Res'in arkadaşları, ve bu zamanlar arasında nice kuşaklar,
وعادا وثمودا وأصحب ٱلرس وقرونا بين ذلك كثيرا
ve her birine Biz örnekleri çoğalttık,
وكلا ضربنا له ٱلأمثل
ve her birini Biz tümüyle harap ettik.
وكلا تبرنا تتبيرا
Oysa onlar, üzerine uğursuz bir yağmur yağdırılmış kentin önünden geçtiler:
ولقد أتوا على ٱلقرية ٱلتي أمطرت مطر ٱلسوء
onu görmüyorlar mıydı?
أفلم يكونوا يرونها
Ama onlar hiçbir Yayılış ummuyorlardı.
بل كانوا لا يرجون نشورا
Ve seni gördüklerinde, seni yalnızca bir alay konusu edinirler:
وإذا رأوك إن يتخذونك إلا هزوا
“Tanrı'nın elçi olarak uyandırdığı bu mu? Biz onlara sımsıkı bağlı kalmamış olsaydık, tanrılarımızdan uzaklaştırarak yolumuzu şaşırtmasına elbette ramak kalmıştı!”
أهذا ٱلذي بعث ٱلله رسولا إن كاد ليضلنا عن ءالهتنا لولآ أن صبرنا عليها
Ve cezayı gördüklerinde, yoldan en çok şaşmış olanın kim olduğunu bilecekler.
وسوف يعلمون حين يرون ٱلعذاب من أضل سبيلا
Duygusunu tanrı edinen kişiyi gördün mü? Öyleyse sen onun vekili mi olacaksın?
أرءيت من ٱتخذ إلهه هوىه أفأنت تكون عليه وكيلا
Yoksa onların çoğunun işittiğini ya da akıl yürüttüğünü mü sanıyorsun?
أم تحسب أن أكثرهم يسمعون أو يعقلون
Onlar yalnızca davar gibidirler — hayır, yoldan daha da çok şaşmışlardır.
إن هم إلا كٱلأنعم بل هم أضل سبيلا
Vasini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatır?
ألم تر إلى ربك كيف مد ٱلظل
Ve dileseydi, onu durağan kılardı.
ولو شآء لجعله ساكنا
Sonra Biz güneşi onun göstergesi kıldık; sonra onu Kendimize, kolay bir alışla geri aldık.
ثم جعلنا ٱلشمس عليه دليلا ثم قبضنه إلينا قبضا يسيرا
Size geceyi bir giysi, uykuyu bir soluklanma, gündüzü de bir yayılış zamanı kılan O'dur.
وهو ٱلذي جعل لكم ٱليل لباسا وٱلنوم سباتا وجعل ٱلنهار نشورا
Rüzgârları, O'nun esirgemesinin önünde müjdeciler olarak gönderen O'dur,
وهو ٱلذي أرسل ٱلريح بشرا بين يدى رحمته
ve Biz gökten arındırıcı bir su indirdik, onunla ölü bir diyara yeniden yaşam vermek ve yarattıklarımızdan birçok davara ve insana onu içirmek için.
وأنزلنا من ٱلسمآء مآء طهورا لنحي به بلدة ميتا ونسقيه مما خلقنآ أنعما وأناسي كثيرا
Biz onu şüphesiz aralarında çeşitlendirdik ki hatırlasınlar; ama insanların çoğu yadsıma dışında her şeyi reddetti.
ولقد صرفنه بينهم ليذكروا فأبى أكثر ٱلناس إلا كفورا
Ve Biz dileseydik, her kentte bir uyarıcı uyandırırdık.
ولو شئنا لبعثنا في كل قرية نذيرا
Yadsıyanlara itaat etme öyleyse,
فلا تطع ٱلكفرين
ve onunla onlara karşı büyük bir mücadele ile mücadele et.
وجهدهم به جهادا كبيرا
İki denizi birbirine kavuşturan O'dur: bu tatlı, susuzluğu gideren; şu tuzlu, buruk.
وهو ٱلذي مرج ٱلبحرين هذا عذب فرات وهذا ملح أجاج
Ve ikisinin arasına bir engel ve aşılmaz bir sınır koydu.
وجعل بينهما برزخا وحجرا محجورا
Sudan bir insan yaratan ve onu soy ve ittifak kılan O'dur.
وهو ٱلذي خلق من ٱلمآء بشرا فجعله نسبا وصهرا
Vasin Gücü Yetendir.
وكان ربك قديرا
Ve Tanrı'nın dışında, kendilerine ne yarar ne zarar veren şeylerin buyruğuna uyarlar;
ويعبدون من دون ٱلله ما لا ينفعهم ولا يضرهم
ve yadsıyan kişi Vasisine karşı kendine bir destek edinir.
وكان ٱلكافر على ربه ظهيرا
Biz seni yalnızca müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
ومآ أرسلنك إلا مبشرا ونذيرا
De ki: “Bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum, dileyenin Vasisine bir yol edinmesi dışında.”
قل مآ أسلكم عليه من أجر إلا من شآء أن يتخذ إلى ربه سبيلا
Ve ölmeyen Diri'ye vekâlet ver,
وتوكل على ٱلحى ٱلذي لا يموت
ve O'nu överek şanını an.
وسبح بحمده
Ve O, Kendisi, buyruğuna uyanlarının yanlışlarından Yakından Haberdar olarak yeter.
وكفى به بذنوب عباده خبيرا
Gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakini altı günde yaratan, sonra Bina'ya yerleşen —
ٱلذي خلق ٱلسموت وٱلأرض وما بينهما في ستة أيام ثم ٱستوى على ٱلعرش
Tümüyle Esirgeyen.
ٱلرحمن
Öyleyse O'nun hakkında Yakından Haberdar Olan birine sor.
فسل به خبيرا
Ve onlara: “Tümüyle Esirgeyen'in önünde yere kapanın” denildiğinde, derler ki: “Tümüyle Esirgeyen de neymiş?
وإذا قيل لهم ٱسجدوا للرحمن قالوا وما ٱلرحمن
Bize emrettiğin şeyin önünde mi yere kapanacağız?” Ve bu, onların ürküntüsünü artırmaktan başka bir şey yapmaz.
أنسجد لما تأمرنا وزادهم نفورا
Kutlu olsun O ki gökte takımyıldızları yerleştirdi, ve orada bir meşale ve aydınlatan bir ay yerleştirdi.
تبارك ٱلذي جعل في ٱلسمآء بروجا وجعل فيها سرجا وقمرا منيرا
Geceyi ve gündüzü, hatırlamak ya da minnettar olmak isteyen herkes için bir ardışıklık kılan O'dur.
وهو ٱلذي جعل ٱليل وٱلنهار خلفة لمن أراد أن يذكر أو أراد شكورا
Ve Tümüyle Esirgeyen'in buyruğuna uyanlar, yerde ağırbaşlılıkla yürüyenlerdir, ve cahiller kendilerine hitap ettiğinde, derler ki: “Esenlik.”
وعباد ٱلرحمن ٱلذين يمشون على ٱلأرض هونا وإذا خاطبهم ٱلجهلون قالوا سلما
Ve Vasileri için yere kapanmış ve ayakta geceyi geçirenler,
وٱلذين يبيتون لربهم سجدا وقيما
ve şöyle diyenler: “Vasimiz, Cehennem'in cezasını bizden uzaklaştır — çünkü onun cezası beklenmedik bir yüktür;
وٱلذين يقولون ربنا ٱصرف عنا عذاب جهنم إن عذابها كان غراما
orası şüphesiz kötü bir sığınak ve kötü bir durulacak yerdir” —
إنها سآءت مستقرا ومقاما
ve harcadıklarında savurmayan ve cimrilik etmeyenler, ikisinin arasında doğru ölçüyle duranlar,
وٱلذين إذآ أنفقوا لم يسرفوا ولم يقتروا وكان بين ذلك قواما
ve Tanrı ile birlikte hiçbir başka tanrıyı çağırmayanlar, ve Tanrı'nın dokunulmaz kıldığı Özü hak ile olması dışında öldürmeyenler, ve zina etmeyenler —
وٱلذين لا يدعون مع ٱلله إلها ءاخر ولا يقتلون ٱلنفس ٱلتي حرم ٱلله إلا بٱلحق ولا يزنون
ve kim bunu yaparsa ağır bir sınır aşımıyla karşılaşacaktır: ona ceza Huzura Çıkış Günü'nde iki katına çıkarılacak ve orada sonsuza dek, aşağılanmış olarak kalacaktır; pişman olan, inanan ve sağlam bir iş yapan hariç — işte onlar, Tanrı onların kötü eylemlerini iyi eylemlere çevirecektir,
ومن يفعل ذلك يلق أثاما يضعف له ٱلعذاب يوم ٱلقيمة ويخلد فيه مهانا إلا من تاب وءامن وعمل عملا صلحا فأولئك يبدل ٱلله سياتهم حسنت
ve Tanrı Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
وكان ٱلله غفورا رحيما
Ve kim pişman olur ve sağlam bir iş yaparsa, şüphesiz Tanrı'ya, tam bir pişmanlıkla döner.
ومن تاب وعمل صلحا فإنه يتوب إلى ٱلله متابا
Ve sahteciliğe tanıklık etmeyenler, ve boş şeylerin yanından geçtiklerinde, onurla geçenler,
وٱلذين لا يشهدون ٱلزور وإذا مروا بٱللغو مروا كراما
ve Vasilerinin işaretleriyle onlara hatırlatıldığında, onların üzerine sağır ve kör olarak düşmeyenler,
وٱلذين إذا ذكروا بايت ربهم لم يخروا عليها صما وعميانا
ve şöyle diyenler: “Vasimiz, bize eşlerimizden ve soylarımızdan bir bakışın durulması hibe et ve bizi sakınanlara bir yol gösterici kıl” —
وٱلذين يقولون ربنا هب لنا من أزوجنا وذريتنا قرة أعين وٱجعلنا للمتقين إماما
işte onlara sabırları karşılığında yüksek oda ile karşılık verilecek ve orada bir esenlik dileği ve bir esenlikle karşılanacaklar, orada sonsuza dek kalarak.
أولئك يجزون ٱلغرفة بما صبروا ويلقون فيها تحية وسلما خلدين فيها
Ne güzel sığınak, ve ne güzel durulacak yer!
حسنت مستقرا ومقاما
De ki: “Sizin yakarışınız olmasaydı Vasim size pek aldırış etmezdi.
قل ما يعبؤا بكم ربي لولا دعآؤكم
Öyleyse yalanladınız, ve bu kaçınılmaz olacak.”
فقد كذبتم فسوف يكون لزاما