ال عمران
Al-Imran
The Rope of God
بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Alif. Lam. Mim.
الم
Tanrı, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur,
ٱلله لآ إله إلا هو
Diri, Kendiliğinden Var Olan. O, sana Yazı'yı hak ile indirdi, kendisinden öncekini doğrulayarak,
ٱلحى ٱلقيوم نزل عليك ٱلكتب بٱلحق مصدقا لما بين يديه
ve daha önce Tevrat'ı ve İncil'i, insanlara yol gösterme olarak indirdi, ve Ayırt Etme'yi indirdi.
وأنزل ٱلتورىة وٱلإنجيل من قبل هدى للناس وأنزل ٱلفرقان
Şüphesiz Tanrı'nın işaretlerini yadsıyanlara şiddetli bir ceza olacaktır.
إن ٱلذين كفروا بايت ٱلله لهم عذاب شديد
Tanrı Mutlak Güçlüdür, intikam sahibidir.
وٱلله عزيز ذو ٱنتقام
Şüphesiz Tanrı'dan ne yerde ne de gökte hiçbir şey gizli değildir.
إن ٱلله لا يخفى عليه شىء في ٱلأرض ولا في ٱلسمآء
Rahimlerde size dilediği gibi biçim veren O'dur.
هو ٱلذي يصوركم في ٱلأرحام كيف يشآء
O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur,
لآ إله إلا هو
Mutlak Güçlü, Bilge.
ٱلعزيز ٱلحكيم
Sana Yazı'yı indiren O'dur;
هو ٱلذي أنزل عليك ٱلكتب منه
onda tek anlamlı işaretler vardır, bunlar Yazı'nın Ana Kaynağıdır, ve benzerliğe açık başkaları.
ءايت محكمت هن أم ٱلكتب وأخر متشبهت
Çekirdeklerinde eğrilik taşıyanlara gelince, onlar Yazı'da benzerliğe yol açanın ardından giderler, sınavı arayarak ve onun yorumunu arayarak;
فأما ٱلذين في قلوبهم زيغ فيتبعون ما تشبه منه ٱبتغآء ٱلفتنة وٱبتغآء تأويله
oysa Tanrı'dan başka hiç kimse onun yorumunu bilmez.
وما يعلم تأويله إلا ٱلله
Ve bilgide köklenmiş olanlar derler ki: “Ona inanıyoruz; her şey Vasimizdendir”;
وٱلرسخون في ٱلعلم يقولون ءامنا به كل من عند ربنا
ve bunu yalnızca zekâ sahipleri hatırlar.
وما يذكر إلآ أولوا ٱلألبب
“Vasimiz, bize yol gösterdikten sonra çekirdeklerimizi eğme, ve bize Senin tarafından bir esirgeme hibe et;
ربنا لا تزغ قلوبنا بعد إذ هديتنا وهب لنا من لدنك رحمة
çünkü Hibe Eden, Sensin.
إنك أنت ٱلوهاب
Vasimiz, Sen insanları, hakkında hiçbir kuşku olmayan bir gün için bir araya getirensin,
ربنآ إنك جامع ٱلناس ليوم لا ريب فيه
çünkü Tanrı vaadini bozmaz.”
إن ٱلله لا يخلف ٱلميعاد
Şüphesiz yadsıyanlara malları da çocukları da Tanrı karşısında hiçbir yarar sağlamayacaktır.
إن ٱلذين كفروا لن تغني عنهم أمولهم ولآ أولدهم من ٱلله شيا
Ve işte onlar, Firavun'un klanının tutumu gibi, Ateş'in yakıtıdır,
وأولئك هم وقود ٱلنار كدأب ءال فرعون
ve onlardan öncekilerin de, Bizim işaretlerimizi yalanlayanların; bunun üzerine Tanrı onları yanlışları yüzünden yakaladı.
وٱلذين من قبلهم كذبوا بايتنا فأخذهم ٱلله بذنوبهم
Tanrı'nın müeyyidesi şiddetlidir.
وٱلله شديد ٱلعقاب
Yadsıyanlara de ki: “Yenileceksiniz ve Cehennem'e doğru toplanacaksınız.”
قل للذين كفروا ستغلبون وتحشرون إلى جهنم
Ve ne berbat bir döşek!
وبئس ٱلمهاد
Karşılaşan şu iki birlikte sizin için bir işaret vardı:
قد كان لكم ءاية في فئتين ٱلتقتا
biri Tanrı yolunda savaşıyordu, diğeri yadsıyordu; onları çıplak gözle kendilerinin iki katı görüyordunuz.
فئة تقتل في سبيل ٱلله وأخرى كافرة يرونهم مثليهم رأي ٱلعين
Tanrı, dilediğini Kendi yardımıyla güçlendirir.
وٱلله يؤيد بنصره من يشآء
Elbette bunda görme yetisi sahipleri için bir ders vardır.
إن في ذلك لعبرة لأولي ٱلأبصر
Tutkuların sevgisi insanlara güzelleştirilmiştir: kadınlar, oğullar, yığılmış altın ve gümüş kantarları, damgalı atlar, davar ve ekin.
زين للناس حب ٱلشهوت من ٱلنسآء وٱلبنين وٱلقنطير ٱلمقنطرة من ٱلذهب وٱلفضة وٱلخيل ٱلمسومة وٱلأنعم وٱلحرث
İşte bunlar bu dünyadaki yaşamın yararlanmasıdır;
ذلك متع ٱلحيوة ٱلدنيا
oysa dönülecek güzel yer Tanrı'nın katındadır.
وٱلله عنده حسن ٱلماب
De ki: “Size bundan daha iyi bir şeyi aktarayım mı?
قل أؤنبئكم بخير من ذلكم
Sakınanlar için, Vasilerinin katında, altlarından ırmaklar akan bahçeler vardır, orada sonsuza dek kalacaklar, arındırılmış eşler ve Tanrı'dan bir hoşnutluk.”
للذين ٱتقوا عند ربهم جنت تجري من تحتها ٱلأنهر خلدين فيها وأزوج مطهرة ورضون من ٱلله
Tanrı, buyruğuna uyanlara karşı Her Şeyi Görendir,
وٱلله بصير بٱلعباد
“Vasimiz, biz şüphesiz inandık; öyleyse yanlışlarımızı bağışla ve bizi Ateş'in cezasından sakındır” diyenler,
ٱلذين يقولون ربنآ إننآ ءامنا فٱغفر لنا ذنوبنا وقنا عذاب ٱلنار
sabırlılar, doğru sözlüler, bağlı olanlar, harcayanlar ve gecenin son saatlerinde bağışlanma dileyenler.
ٱلصبرين وٱلصدقين وٱلقنتين وٱلمنفقين وٱلمستغفرين بٱلأسحار
Tanrı, Görevliler ve bilgi sahipleriyle birlikte, O'ndan başka hiçbir tanrı olmadığına tanıklık eder, insafı ayakta tutarak.
شهد ٱلله أنه لآ إله إلا هو وٱلملئكة وأولوا ٱلعلم قآئما بٱلقسط
O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur,
لآ إله إلا هو
Mutlak Güçlü, Bilge.
ٱلعزيز ٱلحكيم
Yasa, Tanrı katında şüphesiz O'na karşı dürüstlüktür.
إن ٱلدين عند ٱلله ٱلإسلم
Ve Yazı verilenler, ancak kendilerine bilgi geldikten sonra ayrışmışlardır,
وما ٱختلف ٱلذين أوتوا ٱلكتب إلا من بعد ما جآءهم ٱلعلم
aralarındaki zorbalık yüzünden.
بغيا بينهم
Ve kim Tanrı'nın işaretlerini yadsırsa — Tanrı şüphesiz hesapta çabuktur.
ومن يكفر بايت ٱلله فإن ٱلله سريع ٱلحساب
Eğer seninle çekişirlerse, o zaman de ki: “Ben doğrultumu Tanrı'ya karşı dürüst kılarım, beni izleyenler de.”
فإن حآجوك فقل أسلمت وجهي لله ومن ٱتبعن
Ve Yazı verilmiş olanlara ve önceden Yazı'sı olmayanlara de ki: “Tanrı'ya karşı dürüst oldunuz mu?”
وقل للذين أوتوا ٱلكتب وٱلأمين ءأسلمتم
Eğer olurlarsa, o zaman yol bulurlar;
فإن أسلموا فقد ٱهتدوا
ve sırt çevirirlerse, sana yalnızca iletim düşer.
وإن تولوا فإنما عليك ٱلبلغ
Tanrı, buyruğuna uyanlara karşı Her Şeyi Görendir.
وٱلله بصير بٱلعباد
Şüphesiz Tanrı'nın işaretlerini yadsıyanlar, aktarıcıları hak olmaksızın öldürenler ve insanlardan insafı emredenleri öldürenler — onlara acı verici bir ceza müjdele.
إن ٱلذين يكفرون بايت ٱلله ويقتلون ٱلنبين بغير حق ويقتلون ٱلذين يأمرون بٱلقسط من ٱلناس فبشرهم بعذاب أليم
İşte işleri bu dünyada ve son yaşamda çökmüş olanlar,
أولئك ٱلذين حبطت أعملهم في ٱلدنيا وٱلءاخرة
ve onlar yardım bulmayacaklar.
وما لهم من نصرين
Kendilerine Yazı'dan bir pay verilmiş, aralarında hüküm versin diye Tanrı'nın Yazı'sına çağrılan, sonra da içlerinden bir bölümü sıyrılarak sırt çeviren kimseleri görmedin mi?
ألم تر إلى ٱلذين أوتوا نصيبا من ٱلكتب يدعون إلى كتب ٱلله ليحكم بينهم ثم يتولى فريق منهم وهم معرضون
Çünkü dediler ki: “Ateş bize ancak sayılı günler dokunacak”; ve uydurdukları şeyler onları kendi Yasaları konusunda aldattı.
ذلك بأنهم قالوا لن تمسنا ٱلنار إلآ أياما معدودت وغرهم في دينهم ما كانوا يفترون
Peki ya Biz onları, hakkında hiçbir kuşku olmayan bir gün için bir araya getirdiğimizde ve her Öz kazandığını eksiksiz aldığında, zulme uğramadan?
فكيف إذا جمعنهم ليوم لا ريب فيه ووفيت كل نفس ما كسبت وهم لا يظلمون
De ki: “Ey Tanrı, krallığın Egemeni! Dilediğine krallık verirsin ve dilediğinden krallığı koparırsın; dilediğini güçlü kılarsın ve dilediğini aşağılarsın; iyilik Senin elindedir;
قل ٱللهم ملك ٱلملك تؤتي ٱلملك من تشآء وتنزع ٱلملك ممن تشآء وتعز من تشآء وتذل من تشآء بيدك ٱلخير
çünkü Sen her şeye gücü yetensin.
إنك على كل شىء قدير
Geceyi gündüze sokarsın ve gündüzü geceye sokarsın; yaşayanı ölüden çıkarırsın ve ölüyü yaşayandan çıkarırsın; ve dilediğine hesapsızca geçim verirsin.”
تولج ٱليل في ٱلنهار وتولج ٱلنهار في ٱليل وتخرج ٱلحى من ٱلميت وتخرج ٱلميت من ٱلحى وترزق من تشآء بغير حساب
İnananlar, inananların dışında yadsıyanları müttefik edinmesin;
لا يتخذ ٱلمؤمنون ٱلكفرين أوليآء من دون ٱلمؤمنين
ve kim bunu yaparsa Tanrı'yla artık hiçbir ilişkisi yoktur — ancak onlardan bir önlem olarak sakınıyorsanız başka.
ومن يفعل ذلك فليس من ٱلله في شىء إلآ أن تتقوا منهم تقىة
Ve Tanrı sizi Kendisine karşı tetikte kılar,
ويحذركم ٱلله نفسه
ve varış yeri Tanrı'yadır.
وإلى ٱلله ٱلمصير
De ki: “Göğüslerinizde olanı gizleseniz de, açığa çıkarsanız da, Tanrı onu bilir.
قل إن تخفوا ما في صدوركم أو تبدوه يعلمه ٱلله
Ve O, göklerde olanı ve yerde olanı bilir.
ويعلم ما في ٱلسموت وما في ٱلأرض
Ve Tanrı her şeye gücü yetendir.”
وٱلله على كل شىء قدير
Her Özün, yaptığı iyiliği hazır bulacağı gün,
يوم تجد كل نفس ما عملت من خير محضرا
ve yaptığı kötülüğe gelince, onunla kendisi arasında uzak bir aralık olmasını isterdi.
وما عملت من سوء تود لو أن بينها وبينه أمدا بعيدا
Ve Tanrı sizi Kendisine karşı tetikte kılar.
ويحذركم ٱلله نفسه
Tanrı, buyruğuna uyanlara karşı incelik doludur.
وٱلله رءوف بٱلعباد
De ki: “Tanrı'yı seviyorsanız, beni izleyin: Tanrı sizi sevecek ve yanlışlarınızı bağışlayacaktır.
قل إن كنتم تحبون ٱلله فٱتبعوني يحببكم ٱلله ويغفر لكم ذنوبكم
Ve Tanrı Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.”
وٱلله غفور رحيم
De ki: “Tanrı'ya ve elçiye itaat edin”;
قل أطيعوا ٱلله وٱلرسول
ve sırt çevirirlerse, Tanrı yadsıyanları şüphesiz sevmez.
فإن تولوا فإن ٱلله لا يحب ٱلكفرين
Tanrı, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim'in klanını ve İmran'ın klanını bütün varlıkların üstünde seçti, birbirinin soyundan olarak.
إن ٱلله ٱصطفى ءادم ونوحا وءال إبرهيم وءال عمرن على ٱلعلمين ذرية بعضها من بعض
Tanrı Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilendir.
وٱلله سميع عليم
İmran'ın karısı şöyle dediğinde: “Vasim, karnımdakini, her şeyden bağımsız kılınmış olarak Sana adıyorum; öyleyse onu benden kabul et;
إذ قالت ٱمرأت عمرن رب إني نذرت لك ما في بطني محررا فتقبل مني
çünkü Sen, Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilensin.”
إنك أنت ٱلسميع ٱلعليم
Sonra onu doğurduğunda dedi ki: “Vasim, onu şüphesiz doğurdum, bir kız” — oysa Tanrı, doğurduğunu en iyi bilendi —
فلما وضعتها قالت رب إني وضعتهآ أنثى وٱلله أعلم بما وضعت
“ve erkek, dişi gibi değildir;
وليس ٱلذكر كٱلأنثى
ona nitelik olarak Meryem'i verdim,
وإني سميتها مريم
ve onu ve soyunu, sürgün edilmiş Saptırıcı'ya karşı Senin himayene veriyorum.”
وإني أعيذها بك وذريتها من ٱلشيطن ٱلرجيم
Vasisi onu güzel bir karşılamayla karşıladı ve onu güzel bir büyümeyle büyüttü,
فتقبلها ربها بقبول حسن وأنبتها نباتا حسنا
ve bakımını Zekeriya'ya bıraktı.
وكفلها زكريا
Zekeriya, onun yanında mihraba her girdiğinde, onun yanında bir geçim bulurdu.
كلما دخل عليها زكريا ٱلمحراب وجد عندها رزقا
Dedi ki: “Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?”
قال يمريم أنى لك هذا
Dedi ki: “Bu Tanrı'dan gelir.
قالت هو من عند ٱلله
Tanrı dilediğine hesapsızca geçim verir.”
إن ٱلله يرزق من يشآء بغير حساب
Orada Zekeriya Vasisine yakardı.
هنالك دعا زكريا ربه
Dedi ki: “Vasim, bana Senin tarafından iyi bir soy hibe et; çünkü Sen yakarışı işitensin.”
قال رب هب لي من لدنك ذرية طيبة إنك سميع ٱلدعآء
Görevliler, o mihrapta Temas kurarken ona seslendiler: “Tanrı sana Yahya'yı müjdeliyor; Tanrı'dan gelen bir sözü doğrulayan, bir önder, tam bir kendini tutma sahibi bir adam ve sağlam olanlardan bir aktarıcı.”
فنادته ٱلملئكة وهو قآئم يصلي في ٱلمحراب أن ٱلله يبشرك بيحيى مصدقا بكلمة من ٱلله وسيدا وحصورا ونبيا من ٱلصلحين
Dedi ki: “Vasim, ileri yaş bana çoktan ulaşmışken ve karım kısırken nasıl bir oğlan çocuğum olur?”
قال رب أنى يكون لي غلم وقد بلغني ٱلكبر وٱمرأتي عاقر
Dedi ki: “İşte böyledir:
قال كذلك
Tanrı dilediğini yapar.”
ٱلله يفعل ما يشآء
Dedi ki: “Vasim, bana bir işaret tayin et.”
قال رب ٱجعل لي ءاية
Dedi ki: “Senin işaretin, üç gün boyunca insanlarla yalnızca el hareketleriyle konuşman olacak.
قال ءايتك ألا تكلم ٱلناس ثلثة أيام إلا رمزا
Ve Vasini çokça an, akşam ve şafakta şanını an.”
وٱذكر ربك كثيرا وسبح بٱلعشي وٱلإبكر
Ve Görevliler dediklerinde: “Ey Meryem! Tanrı seni seçti, seni arındırdı ve seni bütün varlıkların kadınlarının üstünde seçti.
وإذ قالت ٱلملئكة يمريم إن ٱلله ٱصطفىك وطهرك وٱصطفىك على نسآء ٱلعلمين
Ey Meryem! Vasine karşı bağlı ol, yere kapan ve diz çökenlerle birlikte diz çök.”
يمريم ٱقنتي لربك وٱسجدي وٱركعي مع ٱلركعين
Bu, Bizim sana vahyettiğimiz, algılardan kaçan şeylere dair aktarımlardandır.
ذلك من أنبآء ٱلغيب نوحيه إليك
Kamışlarını attıkları zaman yanlarında değildin: aralarından hangisinin Meryem'in bakımını üstleneceğini görmek için,
وما كنت لديهم إذ يلقون أقلمهم أيهم يكفل مريم
ve didişirlerken yanlarında değildin. Görevliler dediklerinde: “Ey Meryem! Tanrı sana Kendisinden bir söz müjdeliyor,
وما كنت لديهم إذ يختصمون إذ قالت ٱلملئكة يمريم إن ٱلله يبشرك بكلمة منه
niteliği Mesih, İsa, Meryem oğlu olan; bu dünyada ve son yaşamda yüksek itibar sahibi ve yakınlaştırılanlardan,
ٱسمه ٱلمسيح عيسى ٱبن مريم وجيها في ٱلدنيا وٱلءاخرة ومن ٱلمقربين
Ve beşikte ve olgun çağda insanlara konuşacak,
ويكلم ٱلناس في ٱلمهد وكهلا
ve sağlam olanlardan olacak.”
ومن ٱلصلحين
Dedi ki: “Vasim, hiçbir insan bana dokunmamışken nasıl bir çocuğum olur?”
قالت رب أنى يكون لي ولد ولم يمسسني بشر
Dedi ki: “İşte böyledir:
قال كذلك
Tanrı dilediğini yaratır.
ٱلله يخلق ما يشآء
Bir şeye hükmettiğinde, ona yalnızca ‘Ol’ der,
إذا قضى أمرا فإنما يقول له كن
ve o olur.”
فيكون
“Ve ona Tüzük'ü, bilgeliği, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, ve İsrailoğulları'na bir elçi olarak: size Vasinizden bir işaret getiriyorum:
ويعلمه ٱلكتب وٱلحكمة وٱلتورىة وٱلإنجيل ورسولا إلى بني إسرءيل أني قد جئتكم باية من ربكم
sizin için kilden bir kuş biçimi yaratırım, sonra içine üflerim ve Tanrı'nın izniyle bir kuş olur.
أني أخلق لكم من ٱلطين كهية ٱلطير فأنفخ فيه فيكون طيرا بإذن ٱلله
Ve doğuştan körü ve cüzamlıyı iyileştiririm, ve ölülere yeniden yaşam veririm, Tanrı'nın izniyle.
وأبرئ ٱلأكمه وٱلأبرص وأحي ٱلموتى بإذن ٱلله
Ve yediklerinizi ve evlerinizde depoladıklarınızı size aktarırım.
وأنبئكم بما تأكلون وما تدخرون في بيوتكم
Bunda elbette sizin için bir işaret vardır, eğer inananlarsanız.
إن في ذلك لءاية لكم إن كنتم مؤمنين
Ve benden önce gelen Tevrat'tan olanı doğrulayarak ve size yasaklanmış olanlardan bir kısmını size serbest kılmak için.
ومصدقا لما بين يدى من ٱلتورىة ولأحل لكم بعض ٱلذي حرم عليكم
Ve size Vasinizden bir işaret getiriyorum;
وجئتكم باية من ربكم
öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin,
فٱتقوا ٱلله وأطيعون
çünkü Tanrı benim Vasim ve sizin Vasinizdir; öyleyse O'nun buyruğuna uyun.
إن ٱلله ربي وربكم فٱعبدوه
İşte dosdoğru bir güzergâh.”
هذا صرط مستقيم
İsa onlardan yadsımayı sezdiğinde dedi ki: “Tanrı'ya doğru yardıma koşanlarım kimlerdir?”
فلمآ أحس عيسى منهم ٱلكفر قال من أنصاري إلى ٱلله
Öğrenciler dediler ki: “Biz Tanrı'nın yardıma koşanlarıyız.
قال ٱلحواريون نحن أنصار ٱلله
Tanrı'ya inanıyoruz; ve tanık ol, biz O'na karşı dürüstüz.
ءامنا بٱلله وٱشهد بأنا مسلمون
Vasimiz, indirdiğine inandık ve elçiyi izledik; öyleyse bizi tanıkların arasına yaz.”
ربنآ ءامنا بمآ أنزلت وٱتبعنا ٱلرسول فٱكتبنا مع ٱلشهدين
Ve komplo kurdular, Tanrı da komplo kurdu,
ومكروا ومكر ٱلله
ve Tanrı komplo kuranların en iyisidir.
وٱلله خير ٱلمكرين
Tanrı dediğinde: “Ey İsa! Ben şüphesiz seni sadakatle koruyacağım, seni Bana yükselteceğim ve seni yadsıyanlardan arındıracağım,
إذ قال ٱلله يعيسى إني متوفيك ورافعك إلى ومطهرك من ٱلذين كفروا
ve seni izleyenleri yadsıyanların üstüne yerleştireceğim, Huzura Çıkış Günü'ne kadar.
وجاعل ٱلذين ٱتبعوك فوق ٱلذين كفروا إلى يوم ٱلقيمة
Sonra dönüşünüz Bana olacak ve Ben, ayrıştığınız şey konusunda aranızda hüküm vereceğim.
ثم إلى مرجعكم فأحكم بينكم فيما كنتم فيه تختلفون
Yadsıyanlara gelince, onları bu dünyada ve son yaşamda şiddetli bir cezayla cezalandıracağım,
فأما ٱلذين كفروا فأعذبهم عذابا شديدا في ٱلدنيا وٱلءاخرة
ve onlar yardım bulmayacaklar.
وما لهم من نصرين
Ve inanan ve sağlam işler yapanlara gelince, O onlara ödüllerini eksiksiz verecek.
وأما ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت فيوفيهم أجورهم
Tanrı zalimleri sevmez.”
وٱلله لا يحب ٱلظلمين
Bizim sana seslendirdiğimiz şey işte budur: işaretlerden ve bilgelik dolu Hatırlatma'dan.
ذلك نتلوه عليك من ٱلءايت وٱلذكر ٱلحكيم
İsa'nın örneği, Tanrı katında, şüphesiz Âdem'inkine benzerdir:
إن مثل عيسى عند ٱلله كمثل ءادم
Onu topraktan yarattı, sonra ona dedi ki: “Ol”,
خلقه من تراب ثم قال له كن
ve o oldu.
فيكون
Hak Vasinden gelir;
ٱلحق من ربك
öyleyse tartışmaya girenlerden olma.
فلا تكن من ٱلممترين
Sana bilgi geldikten sonra bu konuda seninle çekişen kimseye de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra ısrarla yalvaralım ve Tanrı'nın lanetini yalancıların üzerine çağıralım.”
فمن حآجك فيه من بعد ما جآءك من ٱلعلم فقل تعالوا ندع أبنآءنا وأبنآءكم ونسآءنا ونسآءكم وأنفسنا وأنفسكم ثم نبتهل فنجعل لعنت ٱلله على ٱلكذبين
Elbette hak anlatı budur,
إن هذا لهو ٱلقصص ٱلحق
ve Tanrı'dan başka tanrı yoktur.
وما من إله إلا ٱلله
Ve Tanrı elbette Mutlak Güçlüdür, Bilgedir.
وإن ٱلله لهو ٱلعزيز ٱلحكيم
Sırt çevirirlerse, Tanrı bozguncular konusunda şüphesiz Her Şeyi Bilendir.
فإن تولوا فإن ٱلله عليم بٱلمفسدين
De ki: “Ey Yazı ehli! Bizimle sizin aranızda insaflı bir söze gelin: yalnızca Tanrı'nın buyruğuna uyalım, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve hiçbirimiz diğerlerini Tanrı'nın dışında efendi edinmesin.”
قل يأهل ٱلكتب تعالوا إلى كلمة سوآء بيننا وبينكم ألا نعبد إلا ٱلله ولا نشرك به شيا ولا يتخذ بعضنا بعضا أربابا من دون ٱلله
Sırt çevirirlerse, o zaman deyin ki: “Tanrı'ya karşı dürüst olduğumuza tanık olun.”
فإن تولوا فقولوا ٱشهدوا بأنا مسلمون
Ey Yazı ehli! İbrahim hakkında neden çekişiyorsunuz,
يأهل ٱلكتب لم تحآجون في إبرهيم
oysa Tevrat ve İncil ancak ondan sonra indirildi?
ومآ أنزلت ٱلتورىة وٱلإنجيل إلا من بعده
Akıl yürütmüyor musunuz?
أفلا تعقلون
İşte siz, hakkında biraz bilginiz olan şey konusunda çekişenlersiniz; ama hakkında hiçbir bilginiz olmayan şey konusunda neden çekişiyorsunuz?
هأنتم هؤلآء حججتم فيما لكم به علم فلم تحآجون فيما ليس لكم به علم
Tanrı bilir,
وٱلله يعلم
ve siz bilmezsiniz.
وأنتم لا تعلمون
İbrahim ne bir Yeniden Yönelen ne de bir Yardıma Koşan idi, ama bütünüyle Tanrı'ya yönelmiş, O'na karşı dürüst biriydi,
ما كان إبرهيم يهوديا ولا نصرانيا ولكن كان حنيفا مسلما
ve o ortak koşanlardan değildi.
وما كان من ٱلمشركين
İbrahim'e insanların en yakını, elbette onu izleyenler, ve bu aktarıcı ile inananlardır.
إن أولى ٱلناس بإبرهيم للذين ٱتبعوه وهذا ٱلنبي وٱلذين ءامنوا
Tanrı inananların Koruyucusudur.
وٱلله ولي ٱلمؤمنين
Yazı ehlinden bir grup sizin yolunuzu şaşırtmak isterdi;
ودت طآئفة من أهل ٱلكتب لو يضلونكم
ama onlar yalnızca kendilerinin yolunu şaşırtırlar, hissetmeden.
وما يضلون إلآ أنفسهم وما يشعرون
Ey Yazı ehli! Siz bunun tanıklarıyken, Tanrı'nın işaretlerini neden yadsıyorsunuz?
يأهل ٱلكتب لم تكفرون بايت ٱلله وأنتم تشهدون
Ey Yazı ehli! Siz bilirken, hakkı neden sahteyle giydiriyorsunuz ve hakkı neden gizliyorsunuz?
يأهل ٱلكتب لم تلبسون ٱلحق بٱلبطل وتكتمون ٱلحق وأنتم تعلمون
Ve Yazı ehlinden bir grup der ki: “İnananlara indirilene günün başında inanın ve sonunda onu yadsıyın, belki geri dönerler.”
وقالت طآئفة من أهل ٱلكتب ءامنوا بٱلذي أنزل على ٱلذين ءامنوا وجه ٱلنهار وٱكفروا ءاخره لعلهم يرجعون
“Ve yalnızca Yasanızı izleyene itibar edin.”
ولا تؤمنوا إلا لمن تبع دينكم
De ki: “Yol gösterme şüphesiz Tanrı'nın yol göstermesidir” — kimseye size verilenin benzerinin verilmesinden ya da Vasinizin katında sizinle çekişmelerinden korkarak.
قل إن ٱلهدى هدى ٱلله أن يؤتى أحد مثل مآ أوتيتم أو يحآجوكم عند ربكم
De ki: “İkram Tanrı'nın elindedir,
قل إن ٱلفضل بيد ٱلله
onu dilediğine verir.
يؤتيه من يشآء
Tanrı Geniştir, Her Şeyi Bilendir.”
وٱلله وسع عليم
Kendi esirgemesini dilediğine ayırır.
يختص برحمته من يشآء
Ve Tanrı muazzam ikramın sahibidir.
وٱلله ذو ٱلفضل ٱلعظيم
Ve Yazı ehlinden öyleleri vardır ki, onlara bir kantar emanet etsen, onu sana geri verirler;
ومن أهل ٱلكتب من إن تأمنه بقنطار يؤده إليك
ve öyleleri vardır ki, onlara bir dinar emanet etsen, onu sana ancak onu onlardan istemeye tutunduğun sürece geri verirler.
ومنهم من إن تأمنه بدينار لا يؤده إليك إلا ما دمت عليه قآئما
Çünkü derler ki: “Önceden Yazı'sı olmayanlara karşı hiçbir yükümlülüğümüz yoktur”,
ذلك بأنهم قالوا ليس علينا في ٱلأمين سبيل
ve bile bile Tanrı'ya karşı yalan söylerler.
ويقولون على ٱلله ٱلكذب وهم يعلمون
Bilakis: kim ahdine sadıksa ve sakınırsa — Tanrı sakınanları şüphesiz sever.
بلى من أوفى بعهده وٱتقى فإن ٱلله يحب ٱلمتقين
Şüphesiz Tanrı'nın ahdi ve yeminleriyle değersiz bir bedel satın alanlar — işte onlar son yaşamda hiçbir nasip bulamayacaklar; Tanrı onlara seslenmeyecek, Huzura Çıkış Günü'nde onlara bakmayacak ve onları arındırmayacak.
إن ٱلذين يشترون بعهد ٱلله وأيمنهم ثمنا قليلا أولئك لا خلق لهم في ٱلءاخرة ولا يكلمهم ٱلله ولا ينظر إليهم يوم ٱلقيمة ولا يزكيهم
Ve onlara acı verici bir ceza olacak.
ولهم عذاب أليم
Ve onların içinde, Yazı ile dillerini eğip büken bir bölük elbette vardır; onu Yazı'dan bir alıntı sanasınız diye, oysa o Yazı'nın parçası değildir,
وإن منهم لفريقا يلون ألسنتهم بٱلكتب لتحسبوه من ٱلكتب وما هو من ٱلكتب
ve derler ki: “Bu Tanrı'dandır”,
ويقولون هو من عند ٱلله
oysa o Tanrı'dan değildir,
وما هو من عند ٱلله
ve bile bile Tanrı'ya karşı yalan söylerler.
ويقولون على ٱلله ٱلكذب وهم يعلمون
Tanrı'nın kendisine Yazı'yı, hükmü ve aktarma görevini verdiği hiçbir insana, ardından insanlara “Tanrı'nın dışında bana buyruğa uyanlar olun” demek yakışmaz; ama bunun yerine: “Yazı'dan öğrettiğiniz şey ve okuyup incelediğiniz şey yüzünden manevi ustalar olun.”
ما كان لبشر أن يؤتيه ٱلله ٱلكتب وٱلحكم وٱلنبوة ثم يقول للناس كونوا عبادا لي من دون ٱلله ولكن كونوا ربنين بما كنتم تعلمون ٱلكتب وبما كنتم تدرسون
Ve size Görevlileri ve Aktarıcıları efendi edinmenizi emretmez.
ولا يأمركم أن تتخذوا ٱلملئكة وٱلنبين أربابا
Siz Tanrı'ya karşı dürüst olduktan sonra, size yadsımayı mı emreder?
أيأمركم بٱلكفر بعد إذ أنتم مسلمون
Ve Tanrı, Aktarıcılardan ciddi bir taahhüt aldığında: “Size Yazı ve bilgelikten verdiğim her şey, sonra yanınızdakini doğrulayan bir elçinin size gelmesi hâlinde, ona elbette inanacaksınız ve ona elbette yardım edeceksiniz.”
وإذ أخذ ٱلله ميثق ٱلنبين لمآ ءاتيتكم من كتب وحكمة ثم جآءكم رسول مصدق لما معكم لتؤمنن به ولتنصرنه
Dedi ki: “Kabul ettiniz mi ve bu şartla Benim boyunduruğumu üstünüze aldınız mı?”
قال ءأقررتم وأخذتم على ذلكم إصري
Dediler ki: “Kabul ettik.”
قالوا أقررنا
Dedi ki: “Öyleyse buna tanık olun, ve Ben sizinle birlikte tanıklardan biriyim.”
قال فٱشهدوا وأنا معكم من ٱلشهدين
Bundan sonra kim sırt çevirirse — işte onlar sınırı aşanlardır.
فمن تولى بعد ذلك فأولئك هم ٱلفسقون
Peki Tanrı'nınkinden başka bir Yasa mı arayacaklar, oysa göklerde ve yerde kim varsa, gönüllü ya da zorla, O'na karşı dürüst olur,
أفغير دين ٱلله يبغون وله أسلم من في ٱلسموت وٱلأرض طوعا وكرها
ve O'na döndürülecekler?
وإليه يرجعون
De ki: “Tanrı'ya, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve soy kollarına indirilene, ve Musa'ya, İsa'ya ve Aktarıcılara Vasilerinden verilene inanıyoruz; onlar arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz ve biz O'na karşı dürüstüz.”
قل ءامنا بٱلله ومآ أنزل علينا ومآ أنزل على إبرهيم وإسمعيل وإسحق ويعقوب وٱلأسباط ومآ أوتي موسى وعيسى وٱلنبيون من ربهم لا نفرق بين أحد منهم ونحن له مسلمون
Ve kim Tanrı'ya karşı dürüstlükten başka bir Yasa ararsa, o, ondan asla kabul edilmeyecektir,
ومن يبتغ غير ٱلإسلم دينا فلن يقبل منه
ve son yaşamda kaybedenlerden olacaktır.
وهو في ٱلءاخرة من ٱلخسرين
Tanrı, inandıktan ve elçinin hak olduğuna tanıklık ettikten sonra yadsımış, kendilerine açık kanıtlar gelmiş bir halka nasıl yol gösterirdi?
كيف يهدي ٱلله قوما كفروا بعد إيمنهم وشهدوا أن ٱلرسول حق وجآءهم ٱلبينت
Ve Tanrı zalim halka yol göstermez.
وٱلله لا يهدي ٱلقوم ٱلظلمين
İşte onların karşılığı şudur: üzerlerine Tanrı'nın, Görevlilerin ve insanların, hepsinin birden laneti vardır, orada sonsuza dek kalırlar; ceza onlardan hafifletilmeyecek ve onlara mühlet verilmeyecek — bundan sonra geri dönüp kendilerini sağlamlaştıranlar hariç: Tanrı şüphesiz Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
أولئك جزآؤهم أن عليهم لعنة ٱلله وٱلملئكة وٱلناس أجمعين خلدين فيها لا يخفف عنهم ٱلعذاب ولا هم ينظرون إلا ٱلذين تابوا من بعد ذلك وأصلحوا فإن ٱلله غفور رحيم
Şüphesiz inandıktan sonra yadsıyan, sonra yadsımaları artanların pişmanlığı asla kabul edilmeyecek,
إن ٱلذين كفروا بعد إيمنهم ثم ٱزدادوا كفرا لن تقبل توبتهم
ve işte onlar yolunu şaşıranlardır.
وأولئك هم ٱلضآلون
Şüphesiz yadsıyıp yadsıyarak ölenlerden birinden, onu fidye olarak sunmuş olsa bile, bütün yer dolusu altın asla kabul edilmeyecektir.
إن ٱلذين كفروا وماتوا وهم كفار فلن يقبل من أحدهم ملء ٱلأرض ذهبا ولو ٱفتدى به
İşte onlara acı verici bir ceza olacak,
أولئك لهم عذاب أليم
ve onlar yardım bulmayacaklar.
وما لهم من نصرين
Erdem size ancak sevdiğiniz şeylerden harcarsanız nasip olur.
لن تنالوا ٱلبر حتى تنفقوا مما تحبون
Ve her ne harcarsanız, Tanrı bu konuda şüphesiz Her Şeyi Bilendir.
وما تنفقوا من شىء فإن ٱلله به عليم
Bütün yiyecek, Tevrat indirilmeden önce İsrail'in kendine yasakladığı hariç, İsrailoğulları'na serbestti.
كل ٱلطعام كان حلا لبني إسرءيل إلا ما حرم إسرءيل على نفسه من قبل أن تنزل ٱلتورىة
De ki: “Öyleyse Tevrat'ı getirin ve onu seslendirin, eğer doğru sözlüyseniz.”
قل فأتوا بٱلتورىة فٱتلوهآ إن كنتم صدقين
Bundan sonra kim Tanrı'ya karşı yalan uydurursa — işte onlar zalimlerdir.
فمن ٱفترى على ٱلله ٱلكذب من بعد ذلك فأولئك هم ٱلظلمون
De ki: “Tanrı doğruyu söyledi.
قل صدق ٱلله
Öyleyse İbrahim'in öğretisini izleyin, bütünüyle Tanrı'ya yönelmiş olan,
فٱتبعوا ملة إبرهيم حنيفا
ve o ortak koşanlardan değildi.”
وما كان من ٱلمشركين
İnsanlar için konmuş ilk Ev, elbette kalabalığın döküldüğü yerdeki olandır; bereketli ve bütün varlıklar için yol gösterimdir; onda açık işaretler vardır.
إن أول بيت وضع للناس للذي ببكة مباركا وهدى للعلمين فيه ءايت بينت
İbrahim'in durağı,
مقام إبرهيم
ve oraya giren güvendedir.
ومن دخله كان ءامنا
Ve Ev'in Haccı, insanlar için Tanrı'ya karşı bir ödevdir: oraya giden yolu tutmaya kapasitesi olan herkes için;
ولله على ٱلناس حج ٱلبيت من ٱستطاع إليه سبيلا
ve kim yadsırsa — Tanrı şüphesiz Zengindir, varlıkların hiçbirine bağımlı olmaksızın.
ومن كفر فإن ٱلله غني عن ٱلعلمين
De ki: “Ey Yazı ehli! Tanrı yaptıklarınıza tanıkken, Tanrı'nın işaretlerini neden yadsıyorsunuz?”
قل يأهل ٱلكتب لم تكفرون بايت ٱلله وٱلله شهيد على ما تعملون
De ki: “Ey Yazı ehli! İnanan kimseye, onu eğri kılmaya çalışarak, Tanrı'nın yolunu neden kapatıyorsunuz, oysa siz bunun tanıklarısınız?”
قل يأهل ٱلكتب لم تصدون عن سبيل ٱلله من ءامن تبغونها عوجا وأنتم شهدآء
Ve Tanrı yaptığınız şeyi umursamaz değildir.
وما ٱلله بغفل عما تعملون
Ey inananlar! Kendilerine Yazı verilmiş olanlardan bir bölüğe itaat ederseniz, sizi inancınızdan sonra bir yadsımaya geri götürürler.
يأيها ٱلذين ءامنوا إن تطيعوا فريقا من ٱلذين أوتوا ٱلكتب يردوكم بعد إيمنكم كفرين
Ve siz, Tanrı'nın işaretleri size seslendirilirken ve O'nun elçisi aranızdayken nasıl yadsırsınız?
وكيف تكفرون وأنتم تتلى عليكم ءايت ٱلله وفيكم رسوله
Ve kim Tanrı'ya sıkıca sarılırsa, o kimseye dosdoğru bir güzergâh çoktan gösterilmiştir.
ومن يعتصم بٱلله فقد هدي إلى صرط مستقيم
Ey inananlar! Tanrı'ya karşı, O'na karşı sakınılması gerektiği gibi sakının,
يأيها ٱلذين ءامنوا ٱتقوا ٱلله حق تقاته
ve ancak O'na karşı dürüst olarak ölün.
ولا تموتن إلا وأنتم مسلمون
Ve hepiniz birden Tanrı'nın ipine sıkıca sarılın,
وٱعتصموا بحبل ٱلله جميعا
ve bölünmeyin.
ولا تفرقوا
Ve Tanrı'nın üzerinizdeki lütfunu hatırlayın: düşmanlarken, O çekirdeklerinizi uzlaştırdı ve O'nun lütfuyla kardeş oldunuz;
وٱذكروا نعمت ٱلله عليكم إذ كنتم أعدآء فألف بين قلوبكم فأصبحتم بنعمته إخونا
ve siz bir ateş çukurunun kıyısındaydınız ve O sizi ondan kurtardı.
وكنتم على شفا حفرة من ٱلنار فأنقذكم منها
Tanrı işaretlerini size böyle açık kılar, belki yol bulursunuz.
كذلك يبين ٱلله لكم ءايته لعلكم تهتدون
Ve sizden, iyiliğe çağıran, töreyle tanınanı emreden ve onaylanmayandan men eden bir topluluk çıksın.
ولتكن منكم أمة يدعون إلى ٱلخير ويأمرون بٱلمعروف وينهون عن ٱلمنكر
Ve işte onlar başarıya erenlerdir.
وأولئك هم ٱلمفلحون
Ve kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra bölünen ve ayrışanlar gibi olmayın.
ولا تكونوا كٱلذين تفرقوا وٱختلفوا من بعد ما جآءهم ٱلبينت
Ve işte onlara, yüzlerin aydınlanacağı ve yüzlerin kararacağı gün, muazzam bir ceza olacak.
وأولئك لهم عذاب عظيم يوم تبيض وجوه وتسود وجوه
Yüzleri kararanlara gelince: “İnancınızdan sonra mı yadsıdınız? Yadsıdığınız için öyleyse cezayı tadın.”
فأما ٱلذين ٱسودت وجوههم أكفرتم بعد إيمنكم فذوقوا ٱلعذاب بما كنتم تكفرون
Ve yüzleri aydınlananlara gelince, onlar Tanrı'nın esirgemesi içindedirler,
وأما ٱلذين ٱبيضت وجوههم ففي رحمة ٱلله
orada sonsuza dek kalacaklar.
هم فيها خلدون
İşte Tanrı'nın işaretleri; Biz bunları sana hak ile seslendiriyoruz.
تلك ءايت ٱلله نتلوها عليك بٱلحق
Ve Tanrı bütün varlıklar için hiçbir zulüm istemez.
وما ٱلله يريد ظلما للعلمين
Ve göklerde olan ve yerde olan Tanrı'ya aittir,
ولله ما في ٱلسموت وما في ٱلأرض
ve bütün işler Tanrı'ya geri döner.
وإلى ٱلله ترجع ٱلأمور
Siz insanlar için çıkarılmış en iyi topluluksunuz: töreyle tanınanı emredersiniz, onaylanmayandan men edersiniz ve Tanrı'ya inanırsınız.
كنتم خير أمة أخرجت للناس تأمرون بٱلمعروف وتنهون عن ٱلمنكر وتؤمنون بٱلله
Ve Yazı ehli inansaydı, bu onlar için daha iyi olurdu.
ولو ءامن أهل ٱلكتب لكان خيرا لهم
Onların içinde inananlar var,
منهم ٱلمؤمنون
ama çoğu sınırı aşanlardır.
وأكثرهم ٱلفسقون
Size asla zarar veremezler,
لن يضروكم
bir zarardan başka.
إلآ أذى
Ve sizinle savaşırlarsa, size sırt çevirirler;
وإن يقتلوكم يولوكم ٱلأدبار
sonra yardım edilmeyeceklerdir.
ثم لا ينصرون
Aşağılanma üzerlerine yapıştırılmıştır, nerede yakalansalar,
ضربت عليهم ٱلذلة أين ما ثقفوا
Tanrı'nın bir ipi ve insanların bir ipi dışında; Tanrı'nın öfkesine uğradılar,
إلا بحبل من ٱلله وحبل من ٱلناس وبآءو بغضب من ٱلله
ve muhtaçlık üzerlerine yapıştırılmıştır.
وضربت عليهم ٱلمسكنة
Bu, Tanrı'nın işaretlerini yadsımaları ve Aktarıcıları hak olmaksızın öldürmeleri yüzündendi.
ذلك بأنهم كانوا يكفرون بايت ٱلله ويقتلون ٱلأنبيآء بغير حق
Bu, buyruğa karşı gelmeleri ve sınırları çiğnemeleri yüzündendi.
ذلك بما عصوا وكانوا يعتدون
Hepsi eşit değildir:
ليسوا سوآء
Yazı ehli arasında doğru duran bir topluluk vardır, gecenin saatlerinde Tanrı'nın işaretlerini seslendirirler, yere kapanarak.
من أهل ٱلكتب أمة قآئمة يتلون ءايت ٱلله ءانآء ٱليل وهم يسجدون
Tanrı'ya ve Son Gün'e inanırlar, töreyle tanınanı emrederler, onaylanmayandan men ederler ve en iyi olana koşuşurlar.
يؤمنون بٱلله وٱليوم ٱلءاخر ويأمرون بٱلمعروف وينهون عن ٱلمنكر ويسرعون في ٱلخيرت
Ve işte onlar sağlam olanlardandır.
وأولئك من ٱلصلحين
Ve yaptıkları her iyilik, kendilerinden asla yadsınmayacaktır.
وما يفعلوا من خير فلن يكفروه
Tanrı sakınanlar konusunda Her Şeyi Bilendir.
وٱلله عليم بٱلمتقين
Şüphesiz yadsıyanlara, ne malları ne de çocukları Tanrı karşısında hiçbir işe yarayacaktır,
إن ٱلذين كفروا لن تغني عنهم أمولهم ولآ أولدهم من ٱلله شيا
ve işte onlar Ateş'in arkadaşlarıdır, orada sonsuza dek kalırlar.
وأولئك أصحب ٱلنار هم فيها خلدون
Bu dünyadaki bu yaşamda harcadıkları şeyin örneği, kendilerine zulmetmiş bir halkın ekinine gelen ve onu yok eden dondurucu bir rüzgârın örneğidir.
مثل ما ينفقون في هذه ٱلحيوة ٱلدنيا كمثل ريح فيها صر أصابت حرث قوم ظلموا أنفسهم فأهلكته
Ve Tanrı onlara zulmetmedi,
وما ظلمهم ٱلله
ama onlar kendilerine zulmediyorlar.
ولكن أنفسهم يظلمون
Ey inananlar! Kendinizden olanların dışında sırdaşlar edinmeyin: sizi şaşkınlığa uğratmaktan geri durmazlar ve bunalmanızı isterler.
يأيها ٱلذين ءامنوا لا تتخذوا بطانة من دونكم لا يألونكم خبالا ودوا ما عنتم
Kin ağızlarından çoktan ortaya çıktı, ve göğüslerinin gizledikleri çok daha ağırdır.
قد بدت ٱلبغضآء من أفوههم وما تخفي صدورهم أكبر
Biz size işaretleri çoktan açık kıldık, eğer akıl yürütüyorsanız.
قد بينا لكم ٱلءايت إن كنتم تعقلون
İşte siz, onları seviyorsunuz, oysa onlar sizi sevmiyor, ve siz Yazı'nın tamamına inanıyorsunuz.
هأنتم أولآء تحبونهم ولا يحبونكم وتؤمنون بٱلكتب كله
Ve sizinle karşılaştıklarında derler ki: “İnandık”;
وإذا لقوكم قالوا ءامنا
ama yalnız kaldıklarında size duydukları öfkeden parmak uçlarını ısırırlar.
وإذا خلوا عضوا عليكم ٱلأنامل من ٱلغيظ
De ki: “Öfkenizle ölün.”
قل موتوا بغيظكم
Tanrı, göğüslerin içindekini şüphesiz Her Şeyi Bilendir.
إن ٱلله عليم بذات ٱلصدور
Size bir iyilik dokunursa, bu onların hoşuna gitmez,
إن تمسسكم حسنة تسؤهم
bir kötülük başınıza gelirse, buna sevinirler.
وإن تصبكم سيئة يفرحوا بها
Ama sabreder ve sakınırsanız, hileleri size hiçbir zarar vermez,
وإن تصبروا وتتقوا لا يضركم كيدهم شيا
çünkü Tanrı, yaptıklarını tümüyle kuşatır.
إن ٱلله بما يعملون محيط
Hani sen, inananları savaş mevzilerine yerleştirmek için sabah erkenden yakınlarından ayrılmıştın.
وإذ غدوت من أهلك تبوئ ٱلمؤمنين مقعد للقتال
Tanrı Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilendir.
وٱلله سميع عليم
Hani içinizden iki grup yerini bırakmaya yeltenmişti, Tanrı ikisinin de Koruyucusu iken —
إذ همت طآئفتان منكم أن تفشلا وٱلله وليهما
ve inananlar yalnızca Tanrı'ya vekâlet vermelidir.
وعلى ٱلله فليتوكل ٱلمؤمنون
Tanrı, siz aşağılanmışken Bedir'de size şüphesiz yardım etmişti.
ولقد نصركم ٱلله ببدر وأنتم أذلة
Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının, belki minnettar olursunuz.
فٱتقوا ٱلله لعلكم تشكرون
Hani sen inananlara diyordun ki: “Vasinizin sizi indirilmiş üç bin Görevliyle takviye etmesi size yetmez mi?”
إذ تقول للمؤمنين ألن يكفيكم أن يمدكم ربكم بثلثة ءالف من ٱلملئكة منزلين
Bilakis: sabreder ve sakınırsanız, onlar da hemen o anda üzerinize gelirlerse, Vasiniz sizi belirgin biçimde damgalanmış beş bin Görevliyle takviye edecektir.
بلى إن تصبروا وتتقوا ويأتوكم من فورهم هذا يمددكم ربكم بخمسة ءالف من ٱلملئكة مسومين
Ve Tanrı bunu yalnızca sizin için bir müjde kıldı, çekirdekleriniz onunla huzur bulsun diye.
وما جعله ٱلله إلا بشرى لكم ولتطمئن قلوبكم به
Yardım ancak Tanrı'nın, Mutlak Güçlü'nün, Bilge'nin katından gelir; yadsıyanlardan bir kesimi koparsın ya da onları yere sersin ve hayal kırıklığına uğramış olarak geri dönsünler diye. Bu işte senin hiçbir yetkin yoktur: ya Tanrı onlara hoşgörüyle döner, ya onları cezalandırır, çünkü onlar zalimdir.
وما ٱلنصر إلا من عند ٱلله ٱلعزيز ٱلحكيم ليقطع طرفا من ٱلذين كفروا أو يكبتهم فينقلبوا خآئبين ليس لك من ٱلأمر شىء أو يتوب عليهم أو يعذبهم فإنهم ظلمون
Ve göklerde olan ve yeryüzünde olan Tanrı'ya aittir.
ولله ما في ٱلسموت وما في ٱلأرض
Dilediği kimseyi bağışlar, dilediği kimseyi cezalandırır.
يغفر لمن يشآء ويعذب من يشآء
Ve Tanrı Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.
وٱلله غفور رحيم
Ey inananlar! Tefeciliği kat kat katlanmış olarak yemeyin.
يأيها ٱلذين ءامنوا لا تأكلوا ٱلربوا أضعفا مضعفة
Ve Tanrı'ya karşı sakının, belki başarıya erersiniz.
وٱتقوا ٱلله لعلكم تفلحون
Ve yadsıyanlar için hazırlanmış Ateş'ten sakının.
وٱتقوا ٱلنار ٱلتي أعدت للكفرين
Ve Tanrı'ya ve elçiye itaat edin, belki esirgenirsiniz.
وأطيعوا ٱلله وٱلرسول لعلكم ترحمون
Ve Vasinizden bir bağışlamaya ve genişliği göklerin ve yerin genişliği kadar olan, sakınanlar için hazırlanmış bir Bahçe'ye acele edin; onlar ki bollukta ve ziyanda harcarlar, öfkelerini tutarlar ve insanlar karşısında göz yumarlar.
وسارعوا إلى مغفرة من ربكم وجنة عرضها ٱلسموت وٱلأرض أعدت للمتقين ٱلذين ينفقون في ٱلسرآء وٱلضرآء وٱلكظمين ٱلغيظ وٱلعافين عن ٱلناس
Tanrı iyilik yapanları sever.
وٱلله يحب ٱلمحسنين
Ve onlar ki bir çirkinlik işlediklerinde ya da kendilerine karşı zalim olduklarında Tanrı'yı hatırlar ve yanlışları için bağışlanma dilerler —
وٱلذين إذا فعلوا فحشة أو ظلموا أنفسهم ذكروا ٱلله فٱستغفروا لذنوبهم
ve yanlışları Tanrı'dan başka kim bağışlar? —
ومن يغفر ٱلذنوب إلا ٱلله
ve bile bile yaptıklarında ısrar etmeyenler.
ولم يصروا على ما فعلوا وهم يعلمون
İşte onların karşılığı Vasilerinden gelen bir bağışlama ve altlarından ırmaklar akan bahçelerdir, orada sonsuza dek kalacaklar.
أولئك جزآؤهم مغفرة من ربهم وجنت تجري من تحتها ٱلأنهر خلدين فيها
Ve işler yapanların ödülü ne güzeldir!
ونعم أجر ٱلعملين
Sizden önce normlar çoktan geçip gitmiştir;
قد خلت من قبلكم سنن
öyleyse yeryüzünde gezin ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.
فسيروا في ٱلأرض فٱنظروا كيف كان عقبة ٱلمكذبين
Bu, insanlar için açık bir anlatım, sakınanlar için bir kılavuzluk ve bir öğüttür.
هذا بيان للناس وهدى وموعظة للمتقين
Ve gevşemeyin, üzülmeyin: inananlarsanız en üstün olan sizsiniz.
ولا تهنوا ولا تحزنوا وأنتم ٱلأعلون إن كنتم مؤمنين
Size bir yara dokunursa, bu halka da benzeri bir yara daha önce dokunmuştur.
إن يمسسكم قرح فقد مس ٱلقوم قرح مثله
Günler böyle gider: Biz onları insanlar arasında birinden ötekine döndürürüz,
وتلك ٱلأيام نداولها بين ٱلناس
Tanrı inananları ayırt etsin ve aranızdan tanıklar edinsin diye —
وليعلم ٱلله ٱلذين ءامنوا ويتخذ منكم شهدآء
Tanrı zalimleri sevmez —
وٱلله لا يحب ٱلظلمين
ve Tanrı inananları arındırsın ve yadsıyanları hiçliğe indirsin diye.
وليمحص ٱلله ٱلذين ءامنوا ويمحق ٱلكفرين
Yoksa Tanrı içinizden mücadele edenleri henüz ayırt etmeden ve sabredenleri ayırt etmeden Bahçe'ye gireceğinizi mi sandınız?
أم حسبتم أن تدخلوا ٱلجنة ولما يعلم ٱلله ٱلذين جهدوا منكم ويعلم ٱلصبرين
Siz ölümü, onunla karşılaşmadan önce şüphesiz diliyordunuz; işte onu gördünüz ve bakıyordunuz.
ولقد كنتم تمنون ٱلموت من قبل أن تلقوه فقد رأيتموه وأنتم تنظرون
Muhammed yalnızca bir elçidir; ondan önce elçiler çoktan geçip gitmiştir.
وما محمد إلا رسول قد خلت من قبله ٱلرسل
O ölürse ya da öldürülürse, topuklarınız üzerinde ters yüz mü döneceksiniz?
أفإين مات أو قتل ٱنقلبتم على أعقبكم
Ve topukları üzerinde ters yüz dönen, Tanrı'ya hiçbir zarar vermez,
ومن ينقلب على عقبيه فلن يضر ٱلله شيا
ve Tanrı minnettarlara karşılık verecektir.
وسيجزي ٱلله ٱلشكرين
Ve hiçbir Öze, Tanrı'nın izni olmaksızın ölmek düşmez,
وما كان لنفس أن تموت إلا بإذن ٱلله
süresi belirlenmiş bir kayıt uyarınca.
كتبا مؤجلا
Ve kim bu dünyanın getirisini isterse, onu ona veririz;
ومن يرد ثواب ٱلدنيا نؤته منها
ve kim son yaşamın getirisini isterse, onu ona veririz.
ومن يرد ثواب ٱلءاخرة نؤته منها
Ve Biz minnettarlara karşılık vereceğiz.
وسنجزي ٱلشكرين
Ne çok Aktarıcı öldürüldü, yanlarında Vasi'ye bağlı çok sayıda kişi varken!
وكأين من نبي قتل معه ربيون كثير
Tanrı'nın yolunda başlarına gelenler yüzünden gevşemediler, zayıflamadılar ve boyun eğmediler.
فما وهنوا لمآ أصابهم في سبيل ٱلله وما ضعفوا وما ٱستكانوا
Tanrı sabredenleri sever.
وٱلله يحب ٱلصبرين
Ve onların tek sözü şunu demek oldu: “Vasimiz, yanlışlarımızı ve davranışımızdaki aşırılıklarımızı bağışla, adımlarımızı sağlamlaştır ve bize yadsıyan halka karşı yardım et.”
وما كان قولهم إلآ أن قالوا ربنا ٱغفر لنا ذنوبنا وإسرافنا في أمرنا وثبت أقدامنا وٱنصرنا على ٱلقوم ٱلكفرين
Bunun üzerine Tanrı onlara bu dünyanın getirisini ve son yaşamın güzel getirisini verdi.
فاتىهم ٱلله ثواب ٱلدنيا وحسن ثواب ٱلءاخرة
Tanrı iyilik yapanları sever.
وٱلله يحب ٱلمحسنين
Ey inananlar! Yadsıyanlara itaat ederseniz, sizi topuklarınız üzerinde geri döndürürler ve kaybedenler olarak dönersiniz.
يأيها ٱلذين ءامنوا إن تطيعوا ٱلذين كفروا يردوكم على أعقبكم فتنقلبوا خسرين
Tersine, Tanrı sizin en yakın Kefilinizdir,
بل ٱلله مولىكم
ve O, yardım edenlerin en iyisidir.
وهو خير ٱلنصرين
Yadsıyanların çekirdeklerine dehşet salacağız, Tanrı'ya, O'nun hiçbir otorite indirmediği şeyi ortak koştukları için.
سنلقي في قلوب ٱلذين كفروا ٱلرعب بمآ أشركوا بٱلله ما لم ينزل به سلطنا
Ve sığınakları Ateş olacaktır,
ومأوىهم ٱلنار
ve zalimlerin kalış yeri ne berbattır!
وبئس مثوى ٱلظلمين
Tanrı size vaadini şüphesiz tuttu, O'nun izniyle onları kırıp geçirdiğiniz sırada,
ولقد صدقكم ٱلله وعده إذ تحسونهم بإذنه
ta ki yerinizi bıraktınız, iş hakkında çatışmaya girdiniz ve O size sevdiğinizi gösterdikten sonra karşı geldiniz.
حتى إذا فشلتم وتنزعتم في ٱلأمر وعصيتم من بعد مآ أرىكم ما تحبون
Sizden bu dünyayı isteyenler vardı, sizden son yaşamı isteyenler de vardı;
منكم من يريد ٱلدنيا ومنكم من يريد ٱلءاخرة
sonra sizi sınasın diye sizi onlardan uzaklaştırdı.
ثم صرفكم عنهم ليبتليكم
Size karşı şüphesiz göz yumdu.
ولقد عفا عنكم
Tanrı inananlara karşı bir ikramın sahibidir.
وٱلله ذو فضل على ٱلمؤمنين
Siz kimseye dönüp bakmadan yukarı çıkıyordunuz, elçi ise safların gerisinde sizi çağırıyordu; bunun üzerine size getiri olarak sıkıntı ardına sıkıntı verdi, elinizden kaçana da, başınıza gelene de üzülmeyesiniz diye.
إذ تصعدون ولا تلون على أحد وٱلرسول يدعوكم في أخرىكم فأثبكم غما بغم لكيلا تحزنوا على ما فاتكم ولا مآ أصبكم
Ve Tanrı yaptıklarınızdan Yakından Haberdardır.
وٱلله خبير بما تعملون
Sonra sıkıntıdan sonra üzerinize bir güvenlik indirdi, içinizden bir grubu kaplayan bir uyuklama,
ثم أنزل عليكم من بعد ٱلغم أمنة نعاسا يغشى طآئفة منكم
bir grup ise kendi Özünün derdine düşmüş olarak, Tanrı hakkında hakka aykırı, cahillik çağının varsayımıyla varsayımda bulunuyordu,
وطآئفة قد أهمتهم أنفسهم يظنون بٱلله غير ٱلحق ظن ٱلجهلية
diyerek: “Bu işte bizim bir payımız var mı?”
يقولون هل لنا من ٱلأمر من شىء
De ki: “İşin tamamı şüphesiz Tanrı'ya aittir.”
قل إن ٱلأمر كله لله
Sana göstermediklerini kendi içlerinde gizlerler,
يخفون في أنفسهم ما لا يبدون لك
diyerek: “Bu işte bir yetkimiz olsaydı, burada öldürülmezdik.”
يقولون لو كان لنا من ٱلأمر شىء ما قتلنا ههنا
De ki: “Evlerinizde olsaydınız bile, hakkında öldürülmek yazılmış olanlar yatacakları yerlere kesinlikle çıkıp giderlerdi” — ve Tanrı göğüslerinizin içindekini sınasın ve çekirdeklerinizin içindekini arındırsın diye.
قل لو كنتم في بيوتكم لبرز ٱلذين كتب عليهم ٱلقتل إلى مضاجعهم وليبتلي ٱلله ما في صدوركم وليمحص ما في قلوبكم
Ve Tanrı, göğüslerin içindekini Her Şeyi Bilendir.
وٱلله عليم بذات ٱلصدور
İki birliğin karşılaştığı gün içinizden arkasını dönenleri, yalnızca o Saptırıcı, kazandıklarının bir kısmı yüzünden kaydırdı.
إن ٱلذين تولوا منكم يوم ٱلتقى ٱلجمعان إنما ٱستزلهم ٱلشيطن ببعض ما كسبوا
Tanrı onlara karşı şüphesiz göz yumdu,
ولقد عفا ٱلله عنهم
çünkü Tanrı Çok Bağışlayandır, Öfkesini Tutandır.
إن ٱلله غفور حليم
Ey inananlar! Yadsıyanlar gibi olmayın; onlar, kardeşleri yeryüzünde dolaştıklarında ya da sefere çıktıklarında onlar için derler ki: “Bizim yanımızda kalsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” — Tanrı bunu çekirdeklerinde bir keder kılsın diye.
يأيها ٱلذين ءامنوا لا تكونوا كٱلذين كفروا وقالوا لإخونهم إذا ضربوا في ٱلأرض أو كانوا غزى لو كانوا عندنا ما ماتوا وما قتلوا ليجعل ٱلله ذلك حسرة في قلوبهم
Tanrı yaşatır ve ölüme erdirir.
وٱلله يحي ويميت
Ve Tanrı yaptıklarınızı Her Şeyi Görendir.
وٱلله بما تعملون بصير
Ve Tanrı'nın yolunda öldürülürseniz ya da ölürseniz, Tanrı'dan bir bağışlama ve bir esirgeme, onların biriktirdiklerinden şüphesiz daha iyidir.
ولئن قتلتم في سبيل ٱلله أو متم لمغفرة من ٱلله ورحمة خير مما يجمعون
Ve ölseniz de, öldürülseniz de, Tanrı'ya doğru toplanacaksınız.
ولئن متم أو قتلتم لإلى ٱلله تحشرون
Tanrı'dan bir esirgeme sayesinde onlara karşı yumuşak davrandın;
فبما رحمة من ٱلله لنت لهم
ve ters, çekirdeği katı biri olsaydın, çevrenden kesinlikle dağılıp giderlerdi.
ولو كنت فظا غليظ ٱلقلب لٱنفضوا من حولك
Öyleyse onlara göz yum, onlar için bağışlanma dile ve iş hakkında onlarla danış;
فٱعف عنهم وٱستغفر لهم وشاورهم في ٱلأمر
ve kararını verdiğinde, Tanrı'ya vekâlet ver,
فإذا عزمت فتوكل على ٱلله
çünkü Tanrı, vekâlet verenleri sever.
إن ٱلله يحب ٱلمتوكلين
Tanrı size yardım ederse, sizi yenebilecek hiç kimse yoktur;
إن ينصركم ٱلله فلا غالب لكم
ve sizi yüzüstü bırakırsa, O'ndan sonra size kim yardım edebilir ki?
وإن يخذلكم فمن ذا ٱلذي ينصركم من بعده
Ve inananlar yalnızca Tanrı'ya vekâlet vermelidir.
وعلى ٱلله فليتوكل ٱلمؤمنون
Bir Aktarıcı'ya yolsuzluk yapmak düşmez;
وما كان لنبي أن يغل
ve kim yolsuzluk yaparsa, Huzura Çıkış Günü yolsuzlukla elde ettiğiyle gelecektir,
ومن يغلل يأت بما غل يوم ٱلقيمة
sonra her Öz kazandığını tam olarak alacak, zulme uğramadan.
ثم توفى كل نفس ما كسبت وهم لا يظلمون
Tanrı'nın hoşnutluğunu izleyen, Tanrı'nın hışmına uğrayan ve sığınağı Cehennem olan gibi midir?
أفمن ٱتبع رضون ٱلله كمن بآء بسخط من ٱلله ومأوىه جهنم
Ve ne berbat bir varış yeri!
وبئس ٱلمصير
Onların Tanrı katında dereceleri vardır.
هم درجت عند ٱلله
Tanrı, yaptıklarına karşı Her Şeyi Görendir.
وٱلله بصير بما يعملون
Tanrı, aralarından, kendi içlerinden bir elçi uyandırarak inananlara şüphesiz ihsanda bulundu: O'nun işaretlerini onlara seslendirir, onları arındırır, onlara Yazı'yı ve bilgeliği öğretir; oysa daha önce onlar elbette apaçık bir şaşkınlık içindeydiler.
لقد من ٱلله على ٱلمؤمنين إذ بعث فيهم رسولا من أنفسهم يتلوا عليهم ءايته ويزكيهم ويعلمهم ٱلكتب وٱلحكمة وإن كانوا من قبل لفي ضلل مبين
Nasıl olur da, size bir talihsizlik geldiğinde, oysa siz onun iki katını başkalarının başına getirmişken, “Bu nereden geliyor ki?” dersiniz?
أولمآ أصبتكم مصيبة قد أصبتم مثليها قلتم أنى هذا
De ki: “Bu, kendinizdendir.”
قل هو من عند أنفسكم
Tanrı şüphesiz her şeye gücü yetendir.
إن ٱلله على كل شىء قدير
Ve iki birliğin karşılaştığı gün başınıza gelen, Tanrı'nın izniyle oldu, inananları ayırt etsin ve ikiyüzlülük yapanları ayırt etsin diye,
ومآ أصبكم يوم ٱلتقى ٱلجمعان فبإذن ٱلله وليعلم ٱلمؤمنين وليعلم ٱلذين نافقوا
ve kendilerine “Gelin, Tanrı'nın yolunda savaşın ya da püskürtün” denilenleri;
وقيل لهم تعالوا قتلوا في سبيل ٱلله أو ٱدفعوا
dediler: “Savaşmayı bilseydik, sizi kesinlikle izlerdik.”
قالوا لو نعلم قتالا لٱتبعنكم
Onlar o gün yadsımaya, inanca olduğundan daha yakındılar,
هم للكفر يومئذ أقرب منهم للإيمن
ağızlarıyla, çekirdeklerinde olmayanı diyerek.
يقولون بأفوههم ما ليس في قلوبهم
Tanrı, gizlediklerini en iyi bilendir.
وٱلله أعلم بما يكتمون
Onlar ki oturup kalarak kardeşleri için dediler: “Bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi.”
ٱلذين قالوا لإخونهم وقعدوا لو أطاعونا ما قتلوا
De ki: “Öyleyse doğru sözlüyseniz, ölümü kendinizden savuşturun.”
قل فٱدرءوا عن أنفسكم ٱلموت إن كنتم صدقين
Ve Tanrı'nın yolunda öldürülenleri sakın ölü sanma.
ولا تحسبن ٱلذين قتلوا في سبيل ٱلله أموتا
Hayır, onlar Vasilerinin katında diridirler, geçimleri sağlanmış olarak, Tanrı'nın onlara ikramından verdiğine sevinerek ve arkalarında kalıp henüz kendilerine katılmamış olanlar için coşarak: onlara hiçbir korku yoktur ve üzülmeyecekler de.
بل أحيآء عند ربهم يرزقون فرحين بمآ ءاتىهم ٱلله من فضله ويستبشرون بٱلذين لم يلحقوا بهم من خلفهم ألا خوف عليهم ولا هم يحزنون
Tanrı'dan bir lütuf ve bir ikramla coşarlar, ve Tanrı'nın inananların ödülünü boşa gitmeye bırakmamasıyla; onlar ki yara başlarına geldikten sonra Tanrı'ya ve elçiye yanıt verdiler.
يستبشرون بنعمة من ٱلله وفضل وأن ٱلله لا يضيع أجر ٱلمؤمنين ٱلذين ٱستجابوا لله وٱلرسول من بعد مآ أصابهم ٱلقرح
Onlardan iyilik yapıp sakınanlara muazzam bir ödül düşer.
للذين أحسنوا منهم وٱتقوا أجر عظيم
Kendilerine insanların: “İnsanlar size karşı şüphesiz bir araya geldiler, onlardan çekinin” dediği kimseler — bu, inançlarını artırdı.
ٱلذين قال لهم ٱلناس إن ٱلناس قد جمعوا لكم فٱخشوهم فزادهم إيمنا
Ve dediler ki: “Bize Tanrı yeter; ne güzel bir vekil!”
وقالوا حسبنا ٱلله ونعم ٱلوكيل
Böylece Tanrı'dan bir lütuf ve bir ikramla, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Tanrı'nın hoşnutluğunu izlediler.
فٱنقلبوا بنعمة من ٱلله وفضل لم يمسسهم سوء وٱتبعوا رضون ٱلله
Tanrı muazzam bir ikramın sahibidir.
وٱلله ذو فضل عظيم
Sizi müttefiklerinden korkutan, yalnızca o Saptırıcı'dır; öyleyse onlardan korkmayın,
إنما ذلكم ٱلشيطن يخوف أوليآءه فلا تخافوهم
ama Benden korkun, inananlarsanız.
وخافون إن كنتم مؤمنين
Ve yadsımaya koşuşanlar seni üzmesin,
ولا يحزنك ٱلذين يسرعون في ٱلكفر
çünkü Tanrı'ya hiçbir zarar veremezler.
إنهم لن يضروا ٱلله شيا
Tanrı, son yaşamda onlara hiçbir pay ayırmamak ister,
يريد ٱلله ألا يجعل لهم حظا في ٱلءاخرة
ve muazzam bir cezaları olacak.
ولهم عذاب عظيم
Şüphesiz yadsımayı inancın karşılığında satın alanlar Tanrı'ya hiçbir zarar veremezler ve acı verici bir cezaları olacak.
إن ٱلذين ٱشتروا ٱلكفر بٱلإيمن لن يضروا ٱلله شيا ولهم عذاب أليم
Ve yadsıyanlar, onlara tanıdığımız müddetin kendileri için bir iyilik olduğunu sakın sanmasınlar:
ولا يحسبن ٱلذين كفروا أنما نملي لهم خير لأنفسهم
Biz onlara bu müddeti yalnızca ihlalleri artsın diye tanırız,
إنما نملي لهم ليزدادوا إثما
ve alçaltıcı bir cezaları olacak.
ولهم عذاب مهين
Tanrı'ya yakışmaz ki inananları, içinde bulunduğunuz durumda bırakıp adiyi iyiden ayırt etmesin,
ما كان ٱلله ليذر ٱلمؤمنين على مآ أنتم عليه حتى يميز ٱلخبيث من ٱلطيب
ve Tanrı'ya yakışmaz ki sizi algılardan kaçana erdirsin,
وما كان ٱلله ليطلعكم على ٱلغيب
ama Tanrı, elçileri arasından dilediği kimseyi seçer.
ولكن ٱلله يجتبي من رسله من يشآء
Öyleyse Tanrı'ya ve O'nun elçilerine inanın;
فامنوا بٱلله ورسله
ve inanır ve sakınırsanız, muazzam bir ödülünüz olacak.
وإن تؤمنوا وتتقوا فلكم أجر عظيم
Ve Tanrı'nın kendilerine ikramından verdiği şey konusunda cimrilik edenler, bunun kendileri için bir iyilik olduğunu sakın sanmasınlar;
ولا يحسبن ٱلذين يبخلون بمآ ءاتىهم ٱلله من فضله هو خيرا لهم
tersine, bu onlar için bir kötülüktür.
بل هو شر لهم
Huzura Çıkış Günü, cimrilik ettikleri şeyle çemberlenecekler.
سيطوقون ما بخلوا به يوم ٱلقيمة
Ve göklerin ve yerin mirası Tanrı'ya düşer.
ولله ميرث ٱلسموت وٱلأرض
Ve Tanrı yaptıklarınızdan Yakından Haberdardır.
وٱلله بما تعملون خبير
Tanrı, “Tanrı yoksuldur, biz zenginiz” diyenlerin sözünü şüphesiz işitti.
لقد سمع ٱلله قول ٱلذين قالوا إن ٱلله فقير ونحن أغنيآء
Biz onların dediklerini ve Aktarıcıları hak olmaksızın öldürmelerini kaydedeceğiz ve diyeceğiz ki: “Tutuşmanın cezasını tadın.
سنكتب ما قالوا وقتلهم ٱلأنبيآء بغير حق ونقول ذوقوا عذاب ٱلحريق
Bu, ellerinizin önden gönderdiği yüzündendir; ve Tanrı zorla buyruğa uydurulanlara karşı hiçbir şekilde zalim değildir.”
ذلك بما قدمت أيديكم وأن ٱلله ليس بظلام للعبيد
Onlar ki dediler: “Tanrı bizi, bize ateşin yakıp tükettiği bir sunu getirmedikçe hiçbir elçiye güven göstermemeye dair bir ahitle bağladı”,
ٱلذين قالوا إن ٱلله عهد إلينآ ألا نؤمن لرسول حتى يأتينا بقربان تأكله ٱلنار
de ki: “Benden önce size elçiler açık kanıtlarla ve dediğiniz şeyle geldi; öyleyse doğru sözlüyseniz, neden onları öldürdünüz?”
قل قد جآءكم رسل من قبلي بٱلبينت وبٱلذي قلتم فلم قتلتموهم إن كنتم صدقين
Seni yalanlarlarsa, senden önce de açık kanıtlarla, Formlar Defterleri'yle ve aydınlatan Yazı'yla gelmiş elçiler zaten yalanlanmıştır.
فإن كذبوك فقد كذب رسل من قبلك جآءو بٱلبينت وٱلزبر وٱلكتب ٱلمنير
Her Öz ölümü tadacaktır,
كل نفس ذآئقة ٱلموت
ve ödüllerinizi tam olarak yalnızca Huzura Çıkış Günü alacaksınız.
وإنما توفون أجوركم يوم ٱلقيمة
Kim Ateş'ten uzaklaştırılır ve Bahçe'ye sokulursa, o zafere ermiştir.
فمن زحزح عن ٱلنار وأدخل ٱلجنة فقد فاز
Ve bu dünyadaki yaşam, aldatan bir yararlanmadan başka bir şey değildir.
وما ٱلحيوة ٱلدنيآ إلا متع ٱلغرور
Elbette mallarınızda ve Özünüzde sınanacaksınız ve sizden önce Yazı verilmiş olanlardan ve ortak koşanlardan elbette çok eziyet işiteceksiniz.
لتبلون في أمولكم وأنفسكم ولتسمعن من ٱلذين أوتوا ٱلكتب من قبلكم ومن ٱلذين أشركوا أذى كثيرا
Ama sabreder ve sakınırsanız, bu şüphesiz kararlılık gerektiren işlerdendir.
وإن تصبروا وتتقوا فإن ذلك من عزم ٱلأمور
Hani Tanrı, Yazı verilenlerden ciddi bir taahhüt aldı: “Onu insanlara elbette açık edeceksiniz ve gizlemeyeceksiniz”; ama onu arkalarına attılar ve onunla değersiz bir bedel satın aldılar.
وإذ أخذ ٱلله ميثق ٱلذين أوتوا ٱلكتب لتبيننه للناس ولا تكتمونه فنبذوه ورآء ظهورهم وٱشتروا به ثمنا قليلا
Satın aldıkları şey ne berbattır!
فبئس ما يشترون
Sakın sanma ki başardıklarıyla sevinen ve yapmadıkları şey için övülmeyi sevenler — sakın sanma ki onlar cezadan sıyrılacaklar.
لا تحسبن ٱلذين يفرحون بمآ أتوا ويحبون أن يحمدوا بما لم يفعلوا فلا تحسبنهم بمفازة من ٱلعذاب
Ve onlara acı verici bir ceza olacak.
ولهم عذاب أليم
Ve göklerin ve yerin krallığı Tanrı'nındır.
ولله ملك ٱلسموت وٱلأرض
Ve Tanrı her şeye gücü yetendir.
وٱلله على كل شىء قدير
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün dönüşümlü gelişinde, zekâ sahipleri için elbette işaretler vardır; onlar ki Tanrı'yı ayakta, oturarak ya da yan yatarak hatırlarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünürler:
إن في خلق ٱلسموت وٱلأرض وٱختلف ٱليل وٱلنهار لءايت لأولي ٱلألبب ٱلذين يذكرون ٱلله قيما وقعودا وعلى جنوبهم ويتفكرون في خلق ٱلسموت وٱلأرض
“Vasimiz, bunu boşuna yaratmadın. Sana şan olsun!
ربنا ما خلقت هذا بطلا سبحنك
Öyleyse bizi Ateş'in cezasından sakındır.
فقنا عذاب ٱلنار
Vasimiz, Ateş'e soktuğun kimseyi şüphesiz utanca boğdun,
ربنآ إنك من تدخل ٱلنار فقد أخزيته
ve zalimlerin hiçbir yardımı yoktur.
وما للظلمين من أنصار
Vasimiz, inanca çağıran bir ilancı duyduk: Vasinize inanın — ve inandık.
ربنآ إننا سمعنا مناديا ينادي للإيمن أن ءامنوا بربكم فامنا
Vasimiz, öyleyse yanlışlarımızı bağışla, kötü eylemlerimizi bizim için ört ve bizi erdemlilerle birlikte sadakatle tut.
ربنا فٱغفر لنا ذنوبنا وكفر عنا سياتنا وتوفنا مع ٱلأبرار
Vasimiz, ve bize elçilerin aracılığıyla vaat ettiğini ver ve Huzura Çıkış Günü bizi utanca boğma,
ربنا وءاتنا ما وعدتنا على رسلك ولا تخزنا يوم ٱلقيمة
çünkü Sen vaadinden caymazsın.”
إنك لا تخلف ٱلميعاد
Bunun üzerine Vasileri onlara yanıt verdi: “Ben, içinizden iş yapanın işini, erkek ya da kadın, boşa gitmeye bırakmam —
فٱستجاب لهم ربهم أني لآ أضيع عمل عمل منكم من ذكر أو أنثى
birbirinizdensiniz.
بعضكم من بعض
Göç edenleri, yurtlarından çıkarılanları, Benim yolumda rahatsız edilenleri, savaşanları ve öldürülenleri — onların kötü eylemlerini elbette örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan bahçelere elbette sokacağım” — Tanrı katından bir getiri.
فٱلذين هاجروا وأخرجوا من ديرهم وأوذوا في سبيلي وقتلوا وقتلوا لأكفرن عنهم سياتهم ولأدخلنهم جنت تجري من تحتها ٱلأنهر ثوابا من عند ٱلله
Ve güzel getiri Tanrı'nın katındadır.
وٱلله عنده حسن ٱلثواب
Yadsıyanların ülkelerde gidip gelmeleri seni aldatmasın.
لا يغرنك تقلب ٱلذين كفروا في ٱلبلد
Bu, az bir yararlanmadır,
متع قليل
sonra sığınakları Cehennem olacak,
ثم مأوىهم جهنم
ve ne berbat bir yatak!
وبئس ٱلمهاد
Ama Vasilerine karşı sakınanların, altlarından ırmaklar akan bahçeleri olacak; orada sonsuza dek kalacaklar, Tanrı katından bir ağırlama olarak.
لكن ٱلذين ٱتقوا ربهم لهم جنت تجري من تحتها ٱلأنهر خلدين فيها نزلا من عند ٱلله
Ve Tanrı katındaki, erdemliler için daha iyidir.
وما عند ٱلله خير للأبرار
Ve Yazı ehli arasında, Tanrı'ya, size indirilmiş olana ve onlara indirilmiş olana inanan, Tanrı'ya karşı alçakgönüllü olanlar elbette vardır,
وإن من أهل ٱلكتب لمن يؤمن بٱلله ومآ أنزل إليكم ومآ أنزل إليهم خشعين لله
Tanrı'nın işaretleriyle değersiz bir bedel satın almayanlar.
لا يشترون بايت ٱلله ثمنا قليلا
İşte onlar, ödülü Vasilerinin katında olanlardır,
أولئك لهم أجرهم عند ربهم
çünkü Tanrı hesapta çabuktur.
إن ٱلله سريع ٱلحساب
Ey inananlar! Sabredin, sabırda üstün gelin, sağlam durarak hazır olun ve Tanrı'ya karşı sakının, belki başarıya erersiniz.
يأيها ٱلذين ءامنوا ٱصبروا وصابروا ورابطوا وٱتقوا ٱلله لعلكم تفلحون