الرعد
Ar-Ra'd
What Is in Themselves
بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم
Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.
Alif. Lam. Mim. Ra.
المر
İşte Yazı'nın işaretleri.
تلك ءايت ٱلكتب
Ve Vasinden sana indirilen şey haktır,
وٱلذي أنزل إليك من ربك ٱلحق
ama insanların çoğu inanmaz.
ولكن أكثر ٱلناس لا يؤمنون
Tanrı, gökleri yükselten O'dur, direkler olmaksızın
ٱلله ٱلذي رفع ٱلسموت بغير عمد
sizin görebileceğiniz;
ترونها
sonra O, Bina'nın üzerinde karar kıldı;
ثم ٱستوى على ٱلعرش
ve güneşi ve ayı boyun eğdirdi,
وسخر ٱلشمس وٱلقمر
her biri belirtilmiş bir süreye doğru koşarak.
كل يجري لأجل مسمى
O, Emri yönetir,
يدبر ٱلأمر
O, işaretleri ayrıntılandırır, belki Vasinizle buluşmaya dair kesinliğe sahip olursunuz.
يفصل ٱلءايت لعلكم بلقآء ربكم توقنون
Ve yeryüzünü seren O'dur, ve orada sağlam çapalar ve ırmaklar yerleştirdi;
وهو ٱلذي مد ٱلأرض وجعل فيها روسي وأنهرا
ve bütün meyvelerden orada bir çiftin iki ögesini yerleştirdi,
ومن كل ٱلثمرت جعل فيها زوجين ٱثنين
O, gündüzü geceyle örter.
يغشي ٱليل ٱلنهار
Orada, düşünen bir halk için elbette işaretler vardır.
إن في ذلك لءايت لقوم يتفكرون
Ve yeryüzünde birbirine komşu parseller vardır, üzüm bahçeleri, ekinler, öbek öbek ya da tek tek hurmalar, aynı su içirilen,
وفي ٱلأرض قطع متجورت وجنت من أعنب وزرع ونخيل صنوان وغير صنوان يسقى بمآء وحد
ve Biz onların kimini kimine göre yemeklerde üstün kılarız.
ونفضل بعضها على بعض في ٱلأكل
Orada, akıl yürüten bir halk için elbette işaretler vardır.
إن في ذلك لءايت لقوم يعقلون
Ve eğer şaşarsan, onların sözü şaşırtıcıdır: “Biz toprak olduğumuzda, gerçekten yeni bir yaratılışta mı olacağız?”
وإن تعجب فعجب قولهم أءذا كنا تربا أءنا لفي خلق جديد
İşte Vasilerini yadsıyanlar bunlardır,
أولئك ٱلذين كفروا بربهم
işte boyunlarında demir halkalar olacak olanlar bunlardır,
وأولئك ٱلأغلل في أعناقهم
işte Ateş'in arkadaşları, orada sonsuza dek kalırlar.
وأولئك أصحب ٱلنار هم فيها خلدون
Ve senden iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmanı istiyorlar, oysa onlardan önce daha önceki örnekler çoktan geçip gitmiştir.
ويستعجلونك بٱلسيئة قبل ٱلحسنة وقد خلت من قبلهم ٱلمثلت
Ve senin Vasin, insanlar için, zulümlerine rağmen elbette bağışlama sahibidir;
وإن ربك لذو مغفرة للناس على ظلمهم
ve senin Vasinin müeyyidesi elbette şiddetlidir.
وإن ربك لشديد ٱلعقاب
Ve yadsıyanlar derler: “Ona Vasisinden bir işaret neden indirilmedi!”
ويقول ٱلذين كفروا لولآ أنزل عليه ءاية من ربه
Sen ancak bir uyarıcısın,
إنمآ أنت منذر
ve her halka bir kılavuz aittir.
ولكل قوم هاد
Tanrı her dişinin taşıdığını, ve rahimlerin yeniden emdiğini ve arttırdığını bilir;
ٱلله يعلم ما تحمل كل أنثى وما تغيض ٱلأرحام وما تزداد
ve her şey O'nun yanında bir ölçüye göredir.
وكل شىء عنده بمقدار
Algılardan kaçanı ve tanıklık edileni bilen,
علم ٱلغيب وٱلشهدة
Büyük, Yüce olan.
ٱلكبير ٱلمتعال
Sizin aranızda, kişinin sözünü gizli tutması ya da yüksek sesle söylemesi, ve geceye gizlenmesi ya da gündüz açıkça dolaşması eşittir.
سوآء منكم من أسر ٱلقول ومن جهر به ومن هو مستخف بٱليل وسارب بٱلنهار
Onun önünde ve ardında nöbetleşen gözcüler vardır, onu Tanrı'nın emriyle saklarlar.
له معقبت من بين يديه ومن خلفه يحفظونه من أمر ٱلله
Tanrı, bir halkta olanı, onlar kendi içlerinde olanı değiştirmedikçe şüphesiz değiştirmez;
إن ٱلله لا يغير ما بقوم حتى يغيروا ما بأنفسهم
ve Tanrı bir halka kötülük dilediğinde, hiçbir şey onu geri alamaz,
وإذآ أراد ٱلله بقوم سوءا فلا مرد له
ve onların, O'nun dışında hiçbir koruyucusu yoktur.
وما لهم من دونه من وال
Şimşeği size gösteren O'dur, korkulan ve umut edilen, ve ağır bulutları doğuran; ve gök gürültüsü O'nu överek şanını anar, Görevliler de, O'ndan duydukları korkuyla;
هو ٱلذي يريكم ٱلبرق خوفا وطمعا وينشئ ٱلسحاب ٱلثقال ويسبح ٱلرعد بحمده وٱلملئكة من خيفته
ve yıldırımı gönderir, ve onu dilediği kişinin başına getirir, onlar Tanrı hakkında tartışırlarken; ve O, ürkütücü bir dinçliktedir.
ويرسل ٱلصوعق فيصيب بها من يشآء وهم يجدلون في ٱلله وهو شديد ٱلمحال
Hakkın çağrısı O'na aittir;
له دعوة ٱلحق
ve O'nun dışında yakardıkları kimseler onlara hiçbir yanıt vermez, suyun ağzına ulaşması için avuçlarını suya uzatan, ama ona hiç ulaşamayan kişi gibi olmaktan başka.
وٱلذين يدعون من دونه لا يستجيبون لهم بشىء إلا كبسط كفيه إلى ٱلمآء ليبلغ فاه وما هو ببلغه
Yadsıyanların yakarışı ancak yol şaşırması içindedir.
وما دعآء ٱلكفرين إلا في ضلل
Ve göklerde ve yeryüzünde kim varsa, ister gönüllü ister zorla, Tanrı'nın önünde yere kapanır; ve onların gölgeleri de, sabah ve akşam.
ولله يسجد من في ٱلسموت وٱلأرض طوعا وكرها وظللهم بٱلغدو وٱلءاصال
De ki: “Göklerin ve yeryüzünün Vasisi kimdir?” De ki: “Tanrı.”
قل من رب ٱلسموت وٱلأرض قل ٱلله
De ki: “O'nun dışında, kendileri için ne yarar ne zarar sahibi olan müttefikler mi edindiniz?”
قل أفٱتخذتم من دونه أوليآء لا يملكون لأنفسهم نفعا ولا ضرا
De ki: “Kör ile açık görüşlü eşit midir?
قل هل يستوي ٱلأعمى وٱلبصير
Ya da karanlıklar ile ışık eşit midir?”
أم هل تستوي ٱلظلمت وٱلنور
Ya da Tanrı'ya, O'nun yaratması gibi yaratmış olabilecek ortaklar mı atadılar, öyle ki yaratma onların gözünde benzeşmeye yol açıyor?
أم جعلوا لله شركآء خلقوا كخلقه فتشبه ٱلخلق عليهم
De ki: “Tanrı her şeyin Yaratıcısıdır,
قل ٱلله خلق كل شىء
ve O, Tek Olan, Hükmedendir.”
وهو ٱلوحد ٱلقهر
Gökten bir su indirdi, ve vadiler ölçülerine göre taştı, ve sel kabarmış bir köpük sürükledi;
أنزل من ٱلسمآء مآء فسالت أودية بقدرها فٱحتمل ٱلسيل زبدا رابيا
ve süs ya da kullanım arayışıyla ateşte ısıtılandan da aynı biçimde bir köpük vardır.
ومما يوقدون عليه في ٱلنار ٱبتغآء حلية أو متع زبد مثله
Tanrı hakkı ve sahteyi böyle çoğaltır:
كذلك يضرب ٱلله ٱلحق وٱلبطل
köpük atık olarak gider,
فأما ٱلزبد فيذهب جفآء
oysa insanlara yararlı olan yeryüzünde kalır.
وأما ما ينفع ٱلناس فيمكث في ٱلأرض
Tanrı örnekleri böyle çoğaltır.
كذلك يضرب ٱلله ٱلأمثال
Vasilerine yanıt verenlere en güzel olan aittir;
للذين ٱستجابوا لربهم ٱلحسنى
ve O'na yanıt vermeyenler, yeryüzünde olan her şeye ve onunla birlikte bir eşdeğerine sahip olsalardı, onu fidye olarak verirlerdi.
وٱلذين لم يستجيبوا له لو أن لهم ما في ٱلأرض جميعا ومثله معه لٱفتدوا به
İşte kötü hesabı olacak olanlar bunlardır,
أولئك لهم سوء ٱلحساب
ve sığınakları Cehennem olacaktır:
ومأوىهم جهنم
ne berbat bir yatak!
وبئس ٱلمهاد
Vasinden sana indirilenin hak olduğunu bilen, kör olan gibi midir?
أفمن يعلم أنمآ أنزل إليك من ربك ٱلحق كمن هو أعمى
Yalnızca zekâ sahipleri hatırlar: Tanrı'nın ahdine sadık olanlar ve ciddi taahhüdü bozmayanlar, Tanrı'nın bağlamayı emrettiğini bağlayanlar, Vasilerinden çekinenler ve kötü hesaptan korkanlar, Vasilerinin doğrultusunu arayarak sabretmiş olanlar, Temas'ı sürdürenler, onlara geçim olarak verdiğimiz şeyden gizlice ve açıkça harcayanlar ve kötülüğü iyilikle savuşturanlar.
إنما يتذكر أولوا ٱلألبب ٱلذين يوفون بعهد ٱلله ولا ينقضون ٱلميثق وٱلذين يصلون مآ أمر ٱلله به أن يوصل ويخشون ربهم ويخافون سوء ٱلحساب وٱلذين صبروا ٱبتغآء وجه ربهم وأقاموا ٱلصلوة وأنفقوا مما رزقنهم سرا وعلانية ويدرءون بٱلحسنة ٱلسيئة
İşte Yurt'un sonucuna sahip olacak olanlar bunlardır:
أولئك لهم عقبى ٱلدار
kalıcılık Bahçeleri, babalarından, eşlerinden ve soylarından sağlam olanlarla birlikte girecekleri,
جنت عدن يدخلونها ومن صلح من ءابآئهم وأزوجهم وذريتهم
ve Görevliler her kapıdan yanlarına girecekler:
وٱلملئكة يدخلون عليهم من كل باب
“Sabrettiğiniz için esenlik üzerinize!”
سلم عليكم بما صبرتم
Yurt'un ne mükemmel bir sonucu!
فنعم عقبى ٱلدار
Ve Tanrı'nın ahdini, onu bağlayan ciddi taahhütten sonra bozanlar, Tanrı'nın bağlamayı emrettiğini kesenler ve yeryüzünde bozgunculuk yayanlar — lanet kendilerine ait olanlar ve kötü yurt kendilerine ait olanlar bunlardır.
وٱلذين ينقضون عهد ٱلله من بعد ميثقه ويقطعون مآ أمر ٱلله به أن يوصل ويفسدون في ٱلأرض أولئك لهم ٱللعنة ولهم سوء ٱلدار
Tanrı geçimi, dilediği kişiye serer ve ölçer:
ٱلله يبسط ٱلرزق لمن يشآء ويقدر
ve onlar bu dünyadaki yaşama sevinirler,
وفرحوا بٱلحيوة ٱلدنيا
oysa bu dünyadaki yaşam, son yaşamla karşılaştırıldığında yalnızca bir yararlanmadır.
وما ٱلحيوة ٱلدنيا في ٱلءاخرة إلا متع
Ve yadsıyanlar derler: “Ona Vasisinden bir işaret neden indirilmedi!”
ويقول ٱلذين كفروا لولآ أنزل عليه ءاية من ربه
De ki: “Tanrı, dilediği kişinin yolunu şüphesiz şaşırtır, ve O'na başvurana O'na doğru yol gösterir,
قل إن ٱلله يضل من يشآء ويهدي إليه من أناب
inananlar ve çekirdekleri Tanrı'nın hatırlatmasıyla dinginlik bulanlar.
ٱلذين ءامنوا وتطمئن قلوبهم بذكر ٱلله
Çekirdekler ancak Tanrı'nın hatırlatmasıyla dinginlik bulmaz mı?”
ألا بذكر ٱلله تطمئن ٱلقلوب
İnanan ve sağlam işler yapanlar — onlar için ne mutluluk, ve dönüş yapılacak ne güzel yer!
ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت طوبى لهم وحسن ماب
Biz seni, öncesinde başka toplulukların gelip geçtiği bir topluluğun içine böyle gönderdik, onlar Tümüyle Esirgeyen'i yadsırlarken, sana vahyettiğimizi onlara seslendiresin diye.
كذلك أرسلنك في أمة قد خلت من قبلهآ أمم لتتلوا عليهم ٱلذي أوحينآ إليك وهم يكفرون بٱلرحمن
De ki: “O benim Vasimdir;
قل هو ربي
O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur;
لآ إله إلا هو
ben O'na vekâlet veririm, ve pişmanlığım O'na gider.”
عليه توكلت وإليه متاب
Ve dağların harekete geçirileceği, ya da yeryüzünün yarılacağı, ya da ölülerle konuşulacağı bir Okuma olsaydı bile…
ولو أن قرءانا سيرت به ٱلجبال أو قطعت به ٱلأرض أو كلم به ٱلموتى
Ama emrin tümü Tanrı'ya aittir:
بل لله ٱلأمر جميعا
inananlar, Tanrı dileseydi, O'nun bütün insanlara yol göstereceğini fark etmediler mi?
أفلم يايس ٱلذين ءامنوا أن لو يشآء ٱلله لهدى ٱلناس جميعا
Ve yadsıyanların başına, yaptıkları yüzünden, ani bir gümbürtü gelmekten vazgeçmeyecek, ya da yurtlarının yakınına çökecek, Tanrı'nın vaadi gelene dek:
ولا يزال ٱلذين كفروا تصيبهم بما صنعوا قارعة أو تحل قريبا من دارهم حتى يأتي وعد ٱلله
Tanrı vaadinden şüphesiz caymaz.
إن ٱلله لا يخلف ٱلميعاد
Ve senden önce elçilerle şüphesiz alay edildi; Ben de yadsıyanlara müddet tanıdım, sonra onları yakaladım:
ولقد ٱستهزئ برسل من قبلك فأمليت للذين كفروا ثم أخذتهم
ve o zaman Benim müeyyidem nasıl oldu?
فكيف كان عقاب
Her Özün başında, kazandığına göre nöbet tutan O mu?
أفمن هو قآئم على كل نفس بما كسبت
Ve Tanrı'ya ortaklar atadılar. De ki: “Onları adlandırın!
وجعلوا لله شركآء قل سموهم
Yoksa O'na, yeryüzünde O'nun bilmediği şeyi mi aktarıyorsunuz, yoksa sözün açıkta olanını mı?”
أم تنبونه بما لا يعلم في ٱلأرض أم بظهر من ٱلقول
Öyle değildir: yadsıyanlar için komploları süslendi, ve yol onlara tıkandı.
بل زين للذين كفروا مكرهم وصدوا عن ٱلسبيل
Ve Tanrı kimin yolunu şaşırtırsa, onun artık kılavuzu yoktur.
ومن يضلل ٱلله فما له من هاد
Onlar için bu dünyadaki yaşamda bir ceza vardır,
لهم عذاب في ٱلحيوة ٱلدنيا
ama son yaşamın cezası daha ağırdır,
ولعذاب ٱلءاخرة أشق
ve onların, Tanrı'ya karşı, kendilerini sakındıracak kimsesi yoktur.
وما لهم من ٱلله من واق
Sakınanlara vaat edilen Bahçe'nin örneği: altından ırmaklar akar, yiyecekleri sürekli, gölgeliği de —
مثل ٱلجنة ٱلتي وعد ٱلمتقون تجري من تحتها ٱلأنهر أكلها دآئم وظلها
işte sakınanların sonucu,
تلك عقبى ٱلذين ٱتقوا
oysa yadsıyanların sonucu Ateş'tir.
وعقبى ٱلكفرين ٱلنار
Ve kendilerine Yazı'yı verdiğimiz kimseler, sana indirilene sevinirler,
وٱلذين ءاتينهم ٱلكتب يفرحون بمآ أنزل إليك
ama partiler arasında, onun bir kısmını onaylamayanlar vardır.
ومن ٱلأحزاب من ينكر بعضه
De ki: “Bana yalnızca Tanrı'nın buyruğuna uymam ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamam emredildi:
قل إنمآ أمرت أن أعبد ٱلله ولآ أشرك به
ben O'na doğru çağırıyorum,
إليه أدعوا
ve O'na dönüş yaparım.”
وإليه ماب
Ve onu böyle indirdik, kusursuz bir hüküm olarak:
وكذلك أنزلنه حكما عربيا
ve sana bilgi geldikten sonra onların duygularını izleseydin, Tanrı'ya karşı ne bir koruyucun ne de seni sakındıracak kimsen olurdu.
ولئن ٱتبعت أهوآءهم بعدما جآءك من ٱلعلم ما لك من ٱلله من ولي ولا واق
Senden önce şüphesiz elçiler gönderdik, ve onlar için eşler ve bir soy yaptık;
ولقد أرسلنا رسلا من قبلك وجعلنا لهم أزوجا وذرية
ve hiçbir elçiye, Tanrı'nın izni olmaksızın bir işaret getirmek ait değildir.
وما كان لرسول أن يأتي باية إلا بإذن ٱلله
Her süreye bir kayıt aittir.
لكل أجل كتاب
Tanrı dilediğini siler ve pekiştirir,
يمحوا ٱلله ما يشآء ويثبت
ve O'nun yanında Yazı'nın Ana Kaynağı bulunur.
وعنده أم ٱلكتب
Ve onlara vaat ettiğimiz şeyin bir kısmını sana göstersek, ya da seni sadakatle gözetsek, sana düşen yalnızca ulaştırmadır, ve hesap Bize aittir.
وإن ما نرينك بعض ٱلذي نعدهم أو نتوفينك فإنما عليك ٱلبلغ وعلينا ٱلحساب
Bizim yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi?
أولم يروا أنا نأتي ٱلأرض ننقصها من أطرافها
Tanrı hükmeder ve O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur:
وٱلله يحكم لا معقب لحكمه
O, hesapta çabuktur.
وهو سريع ٱلحساب
Onlardan öncekiler de şüphesiz komplo kurdular, ama bütün komplo Tanrı'ya aittir:
وقد مكر ٱلذين من قبلهم فلله ٱلمكر جميعا
O, her Özün neyi kazandığını bilir,
يعلم ما تكسب كل نفس
ve yadsıyanlar, Yurdun sonunun kime ait olduğunu yakında bilecekler.
وسيعلم ٱلكفر لمن عقبى ٱلدار
Ve yadsıyanlar der ki: “Sen gönderilmiş değilsin.”
ويقول ٱلذين كفروا لست مرسلا
De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Tanrı yeter, bir de katında Yazı'nın bilgisi bulunan kişi.”
قل كفى بٱلله شهيدا بيني وبينكم ومن عنده علم ٱلكتب