İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

الشعراء

Ash-Shu'ara

The Rhetoricians

Sure 26 · 227 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

26:1

Ṭa. Sin. Mim.

طسم

26:2

İşte açıklayan Yazı'nın işaretleri.

تلك ءايت ٱلكتب ٱلمبين

26:3

Belki sen, onlar inanan değiller diye kendini tüketirsin.

لعلك بخع نفسك ألا يكونوا مؤمنين

Biz dileseydik, onların üzerine gökten, boyunlarının önünde eğik kalacağı bir işaret indirirdik.

إن نشأ ننزل عليهم من ٱلسمآء ءاية فظلت أعنقهم لها خضعين

Ve Tümüyle Esirgeyen'den onlara gelen hiçbir yeni hatırlatma yoktur ki, onlar ondan sıyrılmış olmasınlar.

وما يأتيهم من ذكر من ٱلرحمن محدث إلا كانوا عنه معرضين

Oysa onlar yalanladılar; alay ettikleri şeyin aktarımları onlara yakında gelecek.

فقد كذبوا فسيأتيهم أنبؤا ما كانوا به يستهزءون

Yeri görmediler mi, orada her cömert çiftten ne kadar çok bitirdik?

أولم يروا إلى ٱلأرض كم أنبتنا فيها من كل زوج كريم

26:8

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

26:8

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

26:9

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

26:10–11

Ve Vasin Musa'ya seslendiği zaman: “Zalim halkın yanına git, Firavun'un halkının yanına.

وإذ نادى ربك موسى أن ٱئت ٱلقوم ٱلظلمين قوم فرعون

Sakınmayacaklar mı?”

ألا يتقون

26:12–14

Dedi ki: “Vasim, beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor ve dilim çözülmüyor: öyleyse Harun'a gönder. Ellerinde benim aleyhime bir yanlış var ve beni öldürmelerinden korkuyorum.”

قال رب إني أخاف أن يكذبون ويضيق صدري ولا ينطلق لساني فأرسل إلى هرون ولهم على ذنب فأخاف أن يقتلون

Dedi ki: “Hayır, asla!

قال كلا

İkiniz de Bizim işaretlerimizle gidin; Biz şüphesiz sizinle birlikteyiz, dinleyerek.

فٱذهبا بايتنآ إنا معكم مستمعون

26:16–17

Öyleyse Firavun'a gidin ve ona deyin ki: ‘Biz şüphesiz bütün varlıkların Vasisinin elçileriyiz; İsrailoğullarını bizimle birlikte bırak.’”

فأتيا فرعون فقولآ إنا رسول رب ٱلعلمين أن أرسل معنا بني إسرءيل

26:18–19

Dedi ki: “Seni daha çocukken aramızda büyütmedik mi ve aramızda yaşamından yıllar geçirmedin mi? Yaptığın işi yaptın ve sen yadsıyanlardansın.”

قال ألم نربك فينا وليدا ولبثت فينا من عمرك سنين وفعلت فعلتك ٱلتي فعلت وأنت من ٱلكفرين

Dedi ki: “Bunu o zaman, yolunu şaşırmışlardan biri olduğum sırada yaptım.

قال فعلتهآ إذا وأنا من ٱلضآلين

Sizden korktuğum zaman sizden kaçtım; sonra Vasim bana bir hüküm hibe etti ve beni gönderilenlerden biri kıldı.

ففررت منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما وجعلني من ٱلمرسلين

Ve bana ihsanda bulunduğunu sandığın bu lütuf, İsrailoğullarını boyunduruğa almış olmandır!”

وتلك نعمة تمنها على أن عبدت بني إسرءيل

26:23

Firavun dedi ki: “Ve bütün varlıkların Vasisi nedir?”

قال فرعون وما رب ٱلعلمين

Dedi ki: “Göklerin ve yerin ve ikisinin arasındakilerin Vasisi, kesin olarak bilenlerdenseniz.”

قال رب ٱلسموت وٱلأرض وما بينهمآ إن كنتم موقنين

Çevresindekilere dedi ki: “Dinlemiyor musunuz?”

قال لمن حوله ألا تستمعون

Dedi ki: “Sizin Vasiniz ve ilk atalarınızın Vasisi.”

قال ربكم ورب ءابآئكم ٱلأولين

Dedi ki: “Size gönderilen elçiniz elbette zihni bulanıktır.”

قال إن رسولكم ٱلذي أرسل إليكم لمجنون

Dedi ki: “Doğunun ve batının ve ikisinin arasındakilerin Vasisi, akıl yürütürseniz.”

قال رب ٱلمشرق وٱلمغرب وما بينهمآ إن كنتم تعقلون

Dedi ki: “Benden başka bir tanrı edinirsen, seni elbette hapsedilenlerin arasına koyarım.”

قال لئن ٱتخذت إلها غيري لأجعلنك من ٱلمسجونين

Dedi ki: “Sana açık bir şey getirsem de mi?”

قال أولو جئتك بشىء مبين

Dedi ki: “Öyleyse getir onu, doğru sözlülerin arasındaysan.”

قال فأت به إن كنت من ٱلصدقين

Bunun üzerine asasını attı ve işte o apaçık bir yılan oldu; ve elini çekti ve işte o bakanlar için bembeyazdı.

فألقى عصاه فإذا هي ثعبان مبين ونزع يده فإذا هي بيضآء للنظرين

26:34–35

Çevresindeki saray çevresine dedi ki: “Bu elbette bilgili bir yanılsama ustasıdır, yanılsamasıyla sizi yerinizden çıkarmak istiyor. Peki ne öğütlersiniz?”

قال للملإ حوله إن هذا لسحر عليم يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون

Dediler ki: “Onu ve kardeşini bekletmeye al, ve başkentlere toplayıcılar uyandır, sana her büyük bilgili yanılsama ustasını getirsinler.”

قالوا أرجه وأخاه وٱبعث في ٱلمدآئن حشرين يأتوك بكل سحار عليم

Yanılsama ustaları bilinen bir günün verilmiş randevusu için bir araya getirildiler.

فجمع ٱلسحرة لميقت يوم معلوم

Ve insanlara denildi ki: “Siz bir araya gelecek misiniz, yanılsama ustaları galip olurlarsa onları izleyeceğimiz umuduyla?”

وقيل للناس هل أنتم مجتمعون لعلنا نتبع ٱلسحرة إن كانوا هم ٱلغلبين

Yanılsama ustaları geldiklerinde Firavun'a dediler ki: “Biz galip olursak, gerçekten bir ödül olacak mı bize?”

فلما جآء ٱلسحرة قالوا لفرعون أئن لنا لأجرا إن كنا نحن ٱلغلبين

Dedi ki: “Evet, ve o zaman elbette yakınlaştırılanların arasında olacaksınız.”

قال نعم وإنكم إذا لمن ٱلمقربين

Musa onlara dedi ki: “Atacağınız şeyi atın.”

قال لهم موسى ألقوا مآ أنتم ملقون

Böylece iplerini ve asalarını attılar ve dediler ki: “Firavun'un gücüne yemin olsun ki, galip gelecek olanlar elbette biziz!”

فألقوا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن ٱلغلبون

Bunun üzerine Musa asasını attı ve işte o, onların kılık değiştirdikleri şeyi kapıyordu.

فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف ما يأفكون

Yanılsama ustaları bunun üzerine yere kapanmış olarak atıldılar.

فألقي ٱلسحرة سجدين

26:47–48

Dediler ki: “Biz bütün varlıkların Vasisine, Musa'nın ve Harun'un Vasisine inandık.”

قالوا ءامنا برب ٱلعلمين رب موسى وهرون

Dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona güven gösterdiniz! O elbette sizin en büyüğünüz, size yanılsamayı öğreten.

قال ءامنتم له قبل أن ءاذن لكم إنه لكبيركم ٱلذي علمكم ٱلسحر

Öyleyse yakında bileceksiniz.

فلسوف تعلمون

Ellerinizi ve ayaklarınızı elbette tekrar tekrar kesip ayıracağım, çapraz olarak, ve hepinizi birlikte elbette çarmıha gereceğim.”

لأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلف ولأصلبنكم أجمعين

Dediler ki: “Zarar yok!

قالوا لا ضير

Biz yalnızca Vasimize doğru geri dönüyoruz.

إنآ إلى ربنا منقلبون

Vasimizin hatalarımızı bize bağışlamasını arzuluyoruz, çünkü inananların ilkleri biziz.”

إنا نطمع أن يغفر لنا ربنا خطينآ أن كنآ أول ٱلمؤمنين

Ve Biz Musa'ya vahyettik: “Buyruğuma uyanlarımla birlikte geceleyin yola çık; takip edileceksiniz.”

وأوحينآ إلى موسى أن أسر بعبادي إنكم متبعون

Bunun üzerine Firavun başkentlere toplayıcılar gönderdi:

فأرسل فرعون في ٱلمدآئن حشرين

“Onlar elbette az sayıda küçük bir topluluktur, ve bizi elbette öfkelendiriyorlar, ve biz hepimiz elbette tetikte bir güç oluşturuyoruz.”

إن هؤلآء لشرذمة قليلون وإنهم لنا لغآئظون وإنا لجميع حذرون

Bunun üzerine Biz onları bahçelerden ve pınarlardan, ve hazinelerden ve soylu bir mevkiden çıkardık.

فأخرجنهم من جنت وعيون وكنوز ومقام كريم

Böyle.

كذلك

Ve Biz bunları İsrailoğullarına miras kıldık; ve onlar onları gün doğarken takip ettiler.

وأورثنها بني إسرءيل فأتبعوهم مشرقين

26:61

Ve iki birlik birbirini gördüğünde, Musa'nın arkadaşları dediler ki: “İşte elbette yakalandık!”

فلما ترءا ٱلجمعان قال أصحب موسى إنا لمدركون

Dedi ki: “Hayır, asla!

قال كلآ

Vasim şüphesiz benimle birliktedir; bana yol gösterecek.”

إن معي ربي سيهدين

Bunun üzerine Musa'ya vahyettik: “Asanla denize vur.” Deniz yarıldı ve her parça muazzam bir doruk gibi oldu.

فأوحينآ إلى موسى أن ٱضرب بعصاك ٱلبحر فٱنفلق فكان كل فرق كٱلطود ٱلعظيم

Ve Biz diğerlerini oraya yaklaştırdık.

وأزلفنا ثم ٱلءاخرين

Ve Biz Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtardık, sonra diğerlerini suda boğduk.

وأنجينا موسى ومن معه أجمعين ثم أغرقنا ٱلءاخرين

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

Ve onlara İbrahim'e ilişkin aktarımı seslendir, babasına ve halkına dediği zaman: “Neyin buyruğuna uyuyorsunuz?”

وٱتل عليهم نبأ إبرهيم إذ قال لأبيه وقومه ما تعبدون

Dediler ki: “Putların buyruğuna uyarız ve onların yanında konuşlanmış dururuz.”

قالوا نعبد أصناما فنظل لها عكفين

Dedi ki: “Onları çağırdığınızda sizi işitiyorlar mı, ya da size yararları oluyor mu, ya da zarar veriyorlar mı?”

قال هل يسمعونكم إذ تدعون أو ينفعونكم أو يضرون

Dediler ki: “Hayır, ama atalarımızı böyle yaparken bulduk.”

قالوا بل وجدنآ ءابآءنا كذلك يفعلون

Dedi ki: “Şimdi gördünüz mü, buyruğuna uyduğunuz şeyleri, siz ve çok eski atalarınız? Onlar şüphesiz benim için düşmandır,

قال أفرءيتم ما كنتم تعبدون أنتم وءابآؤكم ٱلأقدمون فإنهم عدو لي

bütün varlıkların Vasisi hariç, beni yaratan ve bana yol gösteren O,

إلا رب ٱلعلمين ٱلذي خلقني فهو يهدين

ve beni besleyen ve bana su içiren, ve hastalandığımda beni iyileştiren O,

وٱلذي هو يطعمني ويسقين وإذا مرضت فهو يشفين

ve beni öldürecek, sonra bana yeniden yaşam verecek O,

وٱلذي يميتني ثم يحيين

26:82

ve Vade Günü'nde hatamın bağışlanmasını arzuladığım O.

وٱلذي أطمع أن يغفر لي خطيتي يوم ٱلدين

Vasim, bana bir hüküm hibe et ve beni sağlam olanlara kat,

رب هب لي حكما وألحقني بٱلصلحين

ve bana sonrakiler arasında doğru sözlü bir dil ver,

وٱجعل لي لسان صدق في ٱلءاخرين

ve beni lütuf bahçesinin mirasçılarından kıl,

وٱجعلني من ورثة جنة ٱلنعيم

ve babamı bağışla, çünkü o yolunu şaşırmışlardandı,

وٱغفر لأبي إنه كان من ٱلضآلين

26:87–89

ve onların uyandırılacağı gün beni utandırma, ne malın ne oğulların yarar vermeyeceği gün, yalnızca Tanrı'ya bozulmamış bir çekirdekle gelen hariç.”

ولا تخزني يوم يبعثون يوم لا ينفع مال ولا بنون إلا من أتى ٱلله بقلب سليم

Ve Bahçe sakınanlara yaklaştırılacak,

وأزلفت ٱلجنة للمتقين

ve Kor Ocağı sapkınlara gösterilecek.

وبرزت ٱلجحيم للغاوين

Ve onlara denilecek ki: “Tanrı'nın dışında buyruğuna uyduklarınız nerede,

وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون من دون ٱلله

size yardım ediyorlar mı, yoksa kendilerine mi yardım ediyorlar?”

هل ينصرونكم أو ينتصرون

26:94–95

Orada yüzüstü devrilecekler, onlar, sapkınlar ve İblis'in orduları, hepsi birlikte.

فكبكبوا فيها هم وٱلغاون وجنود إبليس أجمعون

26:96–98

Orada çekişirken diyecekler ki: “Tanrı'ya yemin olsun ki, biz apaçık bir şaşkınlık içindeydik, sizi bütün varlıkların Vasisiyle aynı düzeye koyduğumuz zaman.

قالوا وهم فيها يختصمون تٱلله إن كنا لفي ضلل مبين إذ نسويكم برب ٱلعلمين

Ve bizi yolumuzdan şaşırtanlar yalnızca koparılmışlardır.

ومآ أضلنآ إلا ٱلمجرمون

Artık ne aracılarımız var, ne de sıcak bir dostumuz.

فما لنا من شفعين ولا صديق حميم

Keşke bir rövanşımız olsaydı, inananlar arasında olurduk!”

فلو أن لنا كرة فنكون من ٱلمؤمنين

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

26:105–107

Nuh'un halkı gönderilenleri yalanladı, kardeşleri Nuh onlara dediği zaman: “Sakınmıyor musunuz? Ben şüphesiz sizin için güvenilir bir elçiyim.

كذبت قوم نوح ٱلمرسلين إذ قال لهم أخوهم نوح ألا تتقون إني لكم رسول أمين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum;

ومآ أسلكم عليه من أجر

ödülüm yalnızca bütün varlıkların Vasisine düşer.

إن أجري إلا على رب ٱلعلمين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.”

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Dediler ki: “Sana güven mi gösterelim, oysa seni izleyenler en aşağıdakilerdir?”

قالوا أنؤمن لك وٱتبعك ٱلأرذلون

Dedi ki: “Onların yaptıkları şey hakkında ne bilirim ki?

قال وما علمي بما كانوا يعملون

Onların hesabı yalnızca Vasime düşer, keşke hissetseydiniz.

إن حسابهم إلا على ربي لو تشعرون

Ve ben inananları savanlardan değilim; ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”

ومآ أنا بطارد ٱلمؤمنين إن أنا إلا نذير مبين

26:116

Dediler ki: “Ey Nuh, vazgeçmezsen, sen elbette sürgün edilmişlerden olacaksın.”

قالوا لئن لم تنته ينوح لتكونن من ٱلمرجومين

Dedi ki: “Vasim, halkım beni şüphesiz yalanladı. Öyleyse benimle onlar arasında bir açıklık aç, ve beni ve benimle birlikte olan inananları kurtar.”

قال رب إن قومي كذبون فٱفتح بيني وبينهم فتحا ونجني ومن معي من ٱلمؤمنين

Biz de onu ve onunla birlikte olanları dolu gemide kurtardık.

فأنجينه ومن معه في ٱلفلك ٱلمشحون

Sonra ardından geriye kalanları suda boğduk.

ثم أغرقنا بعد ٱلباقين

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

Ad, gönderilenleri yalanladı, kardeşleri Hud onlara dediği zaman: “Sakınmıyor musunuz? Ben şüphesiz sizin için güvenilir bir elçiyim.

كذبت عاد ٱلمرسلين إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون إني لكم رسول أمين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum;

ومآ أسلكم عليه من أجر

ödülüm yalnızca bütün varlıkların Vasisine düşer.

إن أجري إلا على رب ٱلعلمين

Her tepeye, oyun olsun diye, bir işaret mi dikiyorsunuz, ve sonsuza dek kalma umuduyla fabrikalar mı ediniyorsunuz, ve yakaladığınızda, her ölçüden taşarak mı yakalıyorsunuz?

أتبنون بكل ريع ءاية تعبثون وتتخذون مصانع لعلكم تخلدون وإذا بطشتم بطشتم جبارين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve sizi bildiğiniz şeylerle donatana karşı sakının: sizi davarla, oğullarla, bahçelerle ve pınarlarla donattı.

وٱتقوا ٱلذي أمدكم بما تعلمون أمدكم بأنعم وبنين وجنت وعيون

Ben sizin için muazzam bir günün cezasından şüphesiz korkuyorum.”

إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم

Dediler ki: “Bize göre aynıdır, öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da; bu yalnızca öncekilerin huyudur, ve biz cezalandırılmayacağız.”

قالوا سوآء علينآ أوعظت أم لم تكن من ٱلوعظين إن هذآ إلا خلق ٱلأولين وما نحن بمعذبين

Böylece onu yalanladılar, ve Biz onları silip süpürdük.

فكذبوه فأهلكنهم

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

26:141–143

Semud, gönderilenleri yalanladı, kardeşleri Salih onlara dediği zaman: “Sakınmıyor musunuz? Ben şüphesiz sizin için güvenilir bir elçiyim.

كذبت ثمود ٱلمرسلين إذ قال لهم أخوهم صلح ألا تتقون إني لكم رسول أمين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum;

ومآ أسلكم عليه من أجر

ödülüm yalnızca bütün varlıkların Vasisine düşer.

إن أجري إلا على رب ٱلعلمين

26:146–149

Burada, bahçeler ve pınarlar, ve ekinler ve kınları yumuşak hurma ağaçları arasında, güvenlik içinde mi bırakılacaksınız, dağlarda evler yontarken, becerikli uzmanlar olarak?

أتتركون في ما ههنآ ءامنين في جنت وعيون وزروع ونخل طلعها هضيم وتنحتون من ٱلجبال بيوتا فرهين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve yerde bozgunculuk saçan ve hiçbir şeyi sağlamlaştırmayan aşırıya kaçanların emrine itaat etmeyin.”

ولا تطيعوا أمر ٱلمسرفين ٱلذين يفسدون في ٱلأرض ولا يصلحون

Dediler ki: “Sen yalnızca yanılsamaya kapılmışlardansın; sen bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin; öyleyse bir işaret getir, doğru sözlülerin arasındaysan.”

قالوا إنمآ أنت من ٱلمسحرين مآ أنت إلا بشر مثلنا فأت باية إن كنت من ٱلصدقين

Dedi ki: “İşte bir dişi deve; onun bir su içme sırası var,

قال هذه ناقة لها شرب

ve sizin de bilinen bir günde bir su içme sıranız var.

ولكم شرب يوم معلوم

Ve ona hiçbir kötülükle dokunmayın, yoksa muazzam bir günün cezası sizi yakalayacaktır.”

ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم

Yine de onu sakatladılar, sonra kendilerini pişmanlık dolu buldular, ve ceza onları yakaladı.

فعقروها فأصبحوا ندمين فأخذهم ٱلعذاب

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

26:160–162

Lut'un halkı gönderilenleri yalanladı, kardeşleri Lut onlara dediği zaman: “Sakınmıyor musunuz? Ben şüphesiz sizin için güvenilir bir elçiyim.

كذبت قوم لوط ٱلمرسلين إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون إني لكم رسول أمين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum;

ومآ أسلكم عليه من أجر

ödülüm yalnızca bütün varlıkların Vasisine düşer.

إن أجري إلا على رب ٱلعلمين

26:165–166

Bütün varlıklar arasında erkeklere mi geliyorsunuz, ve Vasinizin sizin için eşler olarak yarattığını mı bırakıyorsunuz?

أتأتون ٱلذكران من ٱلعلمين وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزوجكم

Siz aksine, sınırları geçen bir halksınız.”

بل أنتم قوم عادون

Dediler ki: “Ey Lut, vazgeçmezsen, sen elbette kovulanlardan olacaksın.”

قالوا لئن لم تنته يلوط لتكونن من ٱلمخرجين

Dedi ki: “Ben şüphesiz yaptığınız işten tiksinenlerdenim.

قال إني لعملكم من ٱلقالين

Vasim, beni ve ailemi onların yaptığından kurtar.”

رب نجني وأهلي مما يعملون

Biz de onu ve kendisinden olanları, hepsini kurtardık, geride oyalananlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç; sonra diğerlerini yok ettik.

فنجينه وأهله أجمعين إلا عجوزا في ٱلغبرين ثم دمرنا ٱلءاخرين

Ve Biz onların üzerine bir yağmur yağdırdık;

وأمطرنا عليهم مطرا

uyarılmış olanların yağmuru ne kötü bir yağmurdur!

فسآء مطر ٱلمنذرين

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

26:176–178

Çalılık arkadaşları gönderilenleri yalanladı, Şuayb onlara dediği zaman: “Sakınmıyor musunuz? Ben şüphesiz sizin için güvenilir bir elçiyim.

كذب أصحب ليكة ٱلمرسلين إذ قال لهم شعيب ألا تتقون إني لكم رسول أمين

Öyleyse Tanrı'ya karşı sakının ve bana itaat edin.

فٱتقوا ٱلله وأطيعون

Ve bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum;

ومآ أسلكم عليه من أجر

ödülüm yalnızca bütün varlıkların Vasisine düşer.

إن أجري إلا على رب ٱلعلمين

Ölçüyü dürüstçe verin,

أوفوا ٱلكيل

ve kaybettirenlerden olmayın.

ولا تكونوا من ٱلمخسرين

Ve doğru terazi ile tartın,

وزنوا بٱلقسطاس ٱلمستقيم

ve insanlara kendi şeylerinde zarar vermeyin,

ولا تبخسوا ٱلناس أشيآءهم

ve bozguncular olarak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.

ولا تعثوا في ٱلأرض مفسدين

Ve sizi ve ilklerin kalabalığını yaratana karşı sakının.”

وٱتقوا ٱلذي خلقكم وٱلجبلة ٱلأولين

Dediler ki: “Sen yalnızca yanılsamaya kapılmışlardansın; sen bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin, ve biz seni kesinlikle yalancılardan varsayıyoruz. Öyleyse üzerimize gökten bir parça düşür, doğru sözlülerin arasındaysan.”

قالوا إنمآ أنت من ٱلمسحرين ومآ أنت إلا بشر مثلنا وإن نظنك لمن ٱلكذبين فأسقط علينا كسفا من ٱلسمآء إن كنت من ٱلصدقين

Dedi ki: “Vasim yaptığınızı en iyi bilendir.”

قال ربي أعلم بما تعملون

Böylece onu yalanladılar, ve gölgelik gününün cezası onları yakaladı.

فكذبوه فأخذهم عذاب يوم ٱلظلة

Bu, muazzam bir günün cezasıydı.

إنه كان عذاب يوم عظيم

Elbette bunda bir işaret vardır.

إن في ذلك لءاية

Ama onların çoğu inanan değillerdir.

وما كان أكثرهم مؤمنين

Ve Vasin elbette Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وإن ربك لهو ٱلعزيز ٱلرحيم

Ve bu elbette bütün varlıkların Vasisinden bir iniştir.

وإنه لتنزيل رب ٱلعلمين

26:193–195

Güven Esini onunla birlikte, çekirdeğinin üzerine indi, uyarıcılardan olasın diye, kusursuz, açık bir dille.

نزل به ٱلروح ٱلأمين على قلبك لتكون من ٱلمنذرين بلسان عربي مبين

Ve bu elbette öncekilerin Formlar Defterleri'nde bulunur.

وإنه لفي زبر ٱلأولين

İsrailoğullarının bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir işaret değil mi?

أولم يكن لهم ءاية أن يعلمه علمؤا بني إسرءيل

26:198–199

Ve Biz onu dili kusursuz olmayanlardan birinin üzerine indirseydik, ve o onlara onu okusaydı, ona inanmazlardı.

ولو نزلنه على بعض ٱلأعجمين فقرأه عليهم ما كانوا به مؤمنين

Böylece Biz onu koparılmışların çekirdeklerine soktuk; onlar, kendilerine ansızın, hissetmeden gelecek acı verici cezayı görene dek ona inanmayacaklar, ve o zaman diyecekler ki: “Bize bir mühlet verilecek mi?”

كذلك سلكنه في قلوب ٱلمجرمين لا يؤمنون به حتى يروا ٱلعذاب ٱلأليم فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون فيقولوا هل نحن منظرون

Öyleyse acele ettirmeye çalıştıkları Bizim cezamız mı?

أفبعذابنا يستعجلون

Gördün mü? Biz onları yıllar boyunca yararlandırdıysak, sonra onlara vaat edilen şey geldiyse, onlara verilen bu yararlanma neye yaramış olacak?

أفرءيت إن متعنهم سنين ثم جآءهم ما كانوا يوعدون مآ أغنى عنهم ما كانوا يمتعون

Ve Biz hiçbir kenti, uyarıcıları olmadıkça silip süpürmedik, bir hatırlatma olarak;

ومآ أهلكنا من قرية إلا لها منذرون ذكرى

ve Biz asla zalim olmadık.

وما كنا ظلمين

26:210–211

Ve onunla birlikte inenler Saptırıcılar değildir; bu onlara yakışmaz, ve onlar bunu yapamazlar.

وما تنزلت به ٱلشيطين وما ينبغي لهم وما يستطيعون

Onlar elbette her dinlemeden uzaklaştırılmışlardır.

إنهم عن ٱلسمع لمعزولون

Öyleyse Tanrı ile birlikte başka bir tanrıyı çağırma, yoksa cezalandırılanlardan olursun.

فلا تدع مع ٱلله إلها ءاخر فتكون من ٱلمعذبين

Ve en yakın yakınlarını uyar, ve seni izleyen inananlar için kanadını indir.

وأنذر عشيرتك ٱلأقربين وٱخفض جناحك لمن ٱتبعك من ٱلمؤمنين

Sana karşı gelirlerse, o zaman de ki: “Ben şüphesiz yaptıklarınızdan sorumlu değilim.”

فإن عصوك فقل إني بريء مما تعملون

26:217–219

Ve Mutlak Güçlü'yü, Esirgeyen'e vekâlet ver, ayağa kalktığında seni ve yere kapananlar arasındaki gidiş gelişlerini gören O'nu.

وتوكل على ٱلعزيز ٱلرحيم ٱلذي يرىك حين تقوم وتقلبك في ٱلسجدين

Şüphesiz Her Şeyi İşiten, Her Şeyi Bilen O'dur.

إنه هو ٱلسميع ٱلعليم

26:221–223

Saptırıcıların kimin üzerine indiğini size aktarayım mı? Her köklü kılık değiştiricinin, sınır aşımlarıyla yüklü olanın üzerine inerler. Dinlemeye koyulurlar ve onların çoğu yalancıdır.

هل أنبئكم على من تنزل ٱلشيطين تنزل على كل أفاك أثيم يلقون ٱلسمع وأكثرهم كذبون

Ve dil döken hatiplere gelince, onları izleyenler sapkınlardır.

وٱلشعرآء يتبعهم ٱلغاون

Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve asla yapmadıklarını dediklerini görmedin mi?

ألم تر أنهم في كل واد يهيمون وأنهم يقولون ما لا يفعلون

inanan, sağlam işler yapan, Tanrı'yı çokça hatırlayan ve zulme uğratıldıktan sonra kendi kendine yardım edenler hariç;

إلا ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت وذكروا ٱلله كثيرا وٱنتصروا من بعد ما ظلموا

ve zulmedenler, kendi dönüşlerinin nasıl bir geri dönüşe varacağını yakında bilecekler.

وسيعلم ٱلذين ظلموا أى منقلب ينقلبون

← Sure dizini