İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

الروم

Ar-Rum

The Romans

Sure 30 · 60 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

30:1

Alif. Lam. Mim.

الم

Romalılar galip geldi, en yakın yerde; ama zaferlerinden sonra yenilgiye uğratılacaklar, birkaç sene içinde.

غلبت ٱلروم في أدنى ٱلأرض وهم من بعد غلبهم سيغلبون في بضع سنين

Öncesinde ve sonrasında emir Tanrı'nındır.

لله ٱلأمر من قبل ومن بعد

30:5

Ve o gün inananlar Tanrı'nın yardımıyla sevinecekler —

ويومئذ يفرح ٱلمؤمنون بنصر ٱلله

O, dilediğine yardım eder;

ينصر من يشآء

ve O, Mutlak Güçlüdür, Esirgeyendir.

وهو ٱلعزيز ٱلرحيم

Tanrı'nın vaadi: Tanrı vaadinden dönmez,

وعد ٱلله لا يخلف ٱلله وعده

ama insanların çoğu bilmez.

ولكن أكثر ٱلناس لا يعلمون

30:7

Onlar bu dünyadaki yaşamın yalnızca açıkta kalan yanını bilirler, oysa son yaşama karşı umursamazdırlar.

يعلمون ظهرا من ٱلحيوة ٱلدنيا وهم عن ٱلءاخرة هم غفلون

30:8

Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi?

أولم يتفكروا في أنفسهم

30:8

Tanrı gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakini, ancak hak ile ve adı konmuş bir süre için yarattı;

ما خلق ٱلله ٱلسموت وٱلأرض وما بينهمآ إلا بٱلحق وأجل مسمى

30:8

ve insanlardan birçoğu Vasileriyle karşılaşmayı elbette yadsır.

وإن كثيرا من ٱلناس بلقآئ ربهم لكفرون

30:9

Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar? Onlar güçte kendilerinden üstündüler, toprağı kabartmışlardı

أولم يسيروا في ٱلأرض فينظروا كيف كان عقبة ٱلذين من قبلهم كانوا أشد منهم قوة وأثاروا ٱلأرض

30:9

ve onu, kendilerinin şenlendirdiğinden daha çok şenlendirmişlerdi; ve elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldi,

وعمروهآ أكثر مما عمروها وجآءتهم رسلهم بٱلبينت

30:9

ve Tanrı onlara zulmedecek değildi,

فما كان ٱلله ليظلمهم

30:9

ama onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

ولكن كانوا أنفسهم يظلمون

Sonra kötülük yapanların sonu en kötüsü oldu, Tanrı'nın işaretlerini yalanladıkları ve onlarla alay ettikleri için.

ثم كان عقبة ٱلذين أسوا ٱلسوأى أن كذبوا بايت ٱلله وكانوا بها يستهزءون

30:11

Tanrı yaratmayı başlatır, sonra onu yeniden yapar, sonra O'na geri döndürülürler.

ٱلله يبدؤا ٱلخلق ثم يعيده ثم إليه ترجعون

Ve Saat'in ayağa kalkacağı gün, koparılmışlar umutsuzluğa gömülecek ve ortakları arasında hiçbir aracıları olmayacak; hatta kendi ortaklarını bile yadsıyacaklar.

ويوم تقوم ٱلساعة يبلس ٱلمجرمون ولم يكن لهم من شركآئهم شفعؤا وكانوا بشركآئهم كفرين

Ve Saat'in ayağa kalkacağı gün, o gün ayrılacaklar:

ويوم تقوم ٱلساعة يومئذ يتفرقون

inanan ve sağlam işler yapanlar ise, çiçekli bir bahçede sevince boğulacaklar;

فأما ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت فهم في روضة يحبرون

yadsıyan ve Bizim işaretlerimizi ve son yaşamla karşılaşmayı yalanlayanlar ise, cezaya getirilecekler.

وأما ٱلذين كفروا وكذبوا بايتنا ولقآئ ٱلءاخرة فأولئك في ٱلعذاب محضرون

Öyleyse akşama girdiğinizde ve sabaha girdiğinizde Tanrı'ya şan olsun!

فسبحن ٱلله حين تمسون وحين تصبحون

Ve göklerde ve yerde övgü O'nundur, gün çökerken de, öğleye girdiğinizde de.

وله ٱلحمد في ٱلسموت وٱلأرض وعشيا وحين تظهرون

O, canlıyı ölüden çıkarır ve ölüyü canlıdan çıkarır ve yere ölümünden sonra yeniden can verir;

يخرج ٱلحى من ٱلميت ويخرج ٱلميت من ٱلحى ويحي ٱلأرض بعد موتها

ve işte böyle çıkarılacaksınız.

وكذلك تخرجون

Ve O'nun işaretlerinden biri de sizi topraktan yaratmasıdır; sonra işte yayılan insanoğullarısınız.

ومن ءايته أن خلقكم من تراب ثم إذآ أنتم بشر تنتشرون

30:21

Ve O'nun işaretlerinden biri de, kendinizden sizin için eşler yaratmasıdır, onlarda dinginlik bulasınız diye, ve aranıza sevgi ve esirgeme koymuştur;

ومن ءايته أن خلق لكم من أنفسكم أزوجا لتسكنوا إليها وجعل بينكم مودة ورحمة

bunda düşünen bir halk için elbette işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لقوم يتفكرون

30:22

Ve O'nun işaretlerinden gökleri ve yeri yaratması ve dillerinizin ve renklerinizin çeşitliliğidir;

ومن ءايته خلق ٱلسموت وٱلأرض وٱختلف ألسنتكم وألونكم

bunda bilenler için elbette işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت للعلمين

Ve O'nun işaretlerinden geceleyin ve gündüzün uykunuz ve O'nun ikramını aramanızdır;

ومن ءايته منامكم بٱليل وٱلنهار وٱبتغآؤكم من فضله

bunda işiten bir halk için elbette işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لقوم يسمعون

Ve O'nun işaretlerinden biri de size korkulan ve umulan şimşeği göstermesi ve gökten bir su indirmesidir; onunla yere ölümünden sonra yeniden can verir;

ومن ءايته يريكم ٱلبرق خوفا وطمعا وينزل من ٱلسمآء مآء فيحي به ٱلأرض بعد موتهآ

bunda akıl yürüten bir halk için elbette işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لقوم يعقلون

Ve O'nun işaretlerinden biri de gökle yerin O'nun emriyle sürmesidir;

ومن ءايته أن تقوم ٱلسمآء وٱلأرض بأمره

sonra sizi yerden tek bir çağrıyla çağırdığı zaman, işte siz çıkacaksınız.

ثم إذا دعاكم دعوة من ٱلأرض إذآ أنتم تخرجون

Ve göklerde ve yerde kim varsa O'nundur;

وله من في ٱلسموت وٱلأرض

hepsi O'na bağlıdır.

كل له قنتون

Ve yaratmayı başlatan, sonra onu yeniden yapan O'dur — O'na daha da kolay bir şey;

وهو ٱلذي يبدؤا ٱلخلق ثم يعيده وهو أهون عليه

ve göklerde ve yerde en yüce örnek O'nundur;

وله ٱلمثل ٱلأعلى في ٱلسموت وٱلأرض

ve O, Mutlak Güçlüdür, Bilgedir.

وهو ٱلعزيز ٱلحكيم

30:28

Sizin için kendinizden bir örnek çoğalttı: Yeminli olanlarınız arasında, size geçim sağladığımız şeyde ortaklarınız var mı, öyle ki bunda eşit olasınız, birbirinizden korktuğunuz gibi onlardan korkarak?

ضرب لكم مثلا من أنفسكم هل لكم من ما ملكت أيمنكم من شركآء في ما رزقنكم فأنتم فيه سوآء تخافونهم كخيفتكم أنفسكم

Biz işaretleri akıl yürüten bir halk için işte böyle ayrıntılandırırız.

كذلك نفصل ٱلءايت لقوم يعقلون

Aksine zulmedenler, bilmeksizin duygularını izlediler.

بل ٱتبع ٱلذين ظلموا أهوآءهم بغير علم

Tanrı'nın yolunu şaşırttığına kim yol gösterecek?

فمن يهدي من أضل ٱلله

Ve onların yardımı olmayacak.

وما لهم من نصرين

30:30–32

Öyleyse doğrultunu Yasa'ya sürdür, tümüyle Tanrı'ya dönmüş olarak — Tanrı'nın insanlara verdiği, onları ilk yarattığı biçimdeki ilk doğa. Tanrı'nın yaratmasında hiçbir değişiklik yoktur: dosdoğru Yasa budur, ama insanların çoğu bilmez — O'na sürekli başvurarak, O'na karşı sakının, Temas'ı sürdürün ve ortak koşanlardan olmayın, Yasa'larını bölüp gruplara ayrılanlardan,

فأقم وجهك للدين حنيفا فطرت ٱلله ٱلتي فطر ٱلناس عليها لا تبديل لخلق ٱلله ذلك ٱلدين ٱلقيم ولكن أكثر ٱلناس لا يعلمون منيبين إليه وٱتقوه وأقيموا ٱلصلوة ولا تكونوا من ٱلمشركين من ٱلذين فرقوا دينهم وكانوا شيعا

30:30–32

her hizip elindekiyle sevinerek.

كل حزب بما لديهم فرحون

Ve insanlara bir zarar dokunduğunda, O'na başvurarak Vasilerini çağırırlar;

وإذا مس ٱلناس ضر دعوا ربهم منيبين إليه

sonra O onlara kendinden bir esirgeme tattırdığında, işte içlerinden bir bölümü Vasilerine ortak koşar,

ثم إذآ أذاقهم منه رحمة إذا فريق منهم بربهم يشركون

Bizim onlara verdiğimizi yadsımak için.

ليكفروا بمآ ءاتينهم

Öyleyse yararlanın: yakında bileceksiniz.

فتمتعوا فسوف تعلمون

Yoksa onlara, O'na ortak koştukları şey lehine söz söyleyecek bir yetki mi indirdik?

أم أنزلنا عليهم سلطنا فهو يتكلم بما كانوا به يشركون

Ve insanlara bir esirgeme tattırdığımızda ona sevinirler;

وإذآ أذقنا ٱلناس رحمة فرحوا بها

ve ellerinin önden gönderdiği yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte cesaretlerini yitirirler.

وإن تصبهم سيئة بما قدمت أيديهم إذا هم يقنطون

Görmediler mi ki Tanrı, dilediği kimseye geçimi genişletir ve ölçerek verir?

أولم يروا أن ٱلله يبسط ٱلرزق لمن يشآء ويقدر

Bunda inanan bir halk için elbette işaretler vardır.

إن في ذلك لءايت لقوم يؤمنون

30:38

Öyleyse yakına hakkını ver, muhtaça ve gelip geçen yolcuya da;

فات ذا ٱلقربى حقه وٱلمسكين وٱبن ٱلسبيل

bu, Tanrı'nın doğrultusunu isteyenler için daha iyidir,

ذلك خير للذين يريدون وجه ٱلله

ve başarıya erenler işte onlardır.

وأولئك هم ٱلمفلحون

30:39

Ve insanların mallarında büyüsün diye büyüten bir borç olarak verdiğiniz şey, Tanrı katında büyümez;

ومآ ءاتيتم من ربا ليربوا في أمول ٱلناس فلا يربوا عند ٱلله

30:39

ama Tanrı'nın doğrultusunu isteyerek katışıksız cömertlik olarak verdiğiniz şey — katlayanlar işte onlardır.

ومآ ءاتيتم من زكوة تريدون وجه ٱلله فأولئك هم ٱلمضعفون

Tanrı, sizi yaratan, sonra size geçim sağlayan, sonra sizi öldüren, sonra size yeniden can veren O'dur.

ٱلله ٱلذي خلقكم ثم رزقكم ثم يميتكم ثم يحييكم

Ortaklarınız arasında bunların herhangi birini yapan var mı?

هل من شركآئكم من يفعل من ذلكم من شىء

O'na şan olsun, ve O, sizin O'na ortak koştuklarınızın çok üstündedir.

سبحنه وتعلى عما يشركون

İnsanların ellerinin kazandıkları yüzünden karada da denizde de bozgunculuk açığa çıktı; yaptıklarının bir bölümünü onlara tattırsın diye, belki dönerler.

ظهر ٱلفساد في ٱلبر وٱلبحر بما كسبت أيدي ٱلناس ليذيقهم بعض ٱلذي عملوا لعلهم يرجعون

De ki: “Yeryüzünde dolaşın ve öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın.”

قل سيروا في ٱلأرض فٱنظروا كيف كان عقبة ٱلذين من قبل

Onların çoğu ortak koşanlardı.

كان أكثرهم مشركين

30:43

Öyleyse doğrultunu dosdoğru Yasa'ya sürdür, Tanrı'dan geri çevrilemeyecek bir günün gelmesinden önce:

فأقم وجهك للدين ٱلقيم من قبل أن يأتي يوم لا مرد له من ٱلله

o gün yarılacaklar.

يومئذ يصدعون

Kim yadsırsa, yadsıması kendi aleyhinedir;

من كفر فعليه كفره

ve kim sağlam bir iş yaparsa, işte onlar kendilerine bir yatak hazırlarlar — inanan ve sağlam işler yapanlara O'nun ikramıyla karşılık versin diye.

ومن عمل صلحا فلأنفسهم يمهدون ليجزي ٱلذين ءامنوا وعملوا ٱلصلحت من فضله

O, yadsıyanları sevmez.

إنه لا يحب ٱلكفرين

Ve O'nun işaretlerinden biri de, rüzgârları müjdeciler olarak göndermesidir; size esirgemesinden tattırsın, gemiler O'nun emriyle yürüsün, O'nun ikramından arayasınız diye, ve belki minnettar olursunuz.

ومن ءايته أن يرسل ٱلرياح مبشرت وليذيقكم من رحمته ولتجري ٱلفلك بأمره ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون

Ve Biz senden önce halklarına şüphesiz elçiler gönderdik; onlara apaçık kanıtlarla geldiler ve koparılmış olanlardan öç aldık;

ولقد أرسلنا من قبلك رسلا إلى قومهم فجآءوهم بٱلبينت فٱنتقمنا من ٱلذين أجرموا

ve inananlara yardım etmek Bizim için bir görevdi.

وكان حقا علينا نصر ٱلمؤمنين

Rüzgârları gönderen Tanrı'dır; bulutları kaldırırlar, O da onları dilediği gibi gökte yayar ve parçalar; işte sağanağın bağırlarından çıktığını görürsün.

ٱلله ٱلذي يرسل ٱلريح فتثير سحابا فيبسطه في ٱلسمآء كيف يشآء ويجعله كسفا فترى ٱلودق يخرج من خلله

Sonra onu, buyruğuna uyanlarından dilediği kimseye ulaştırdığında, işte coşarlar,

فإذآ أصاب به من يشآء من عباده إذا هم يستبشرون

oysa daha önce, üzerlerine inmeden önce, şüphesiz umutsuzluğa gömülmüşlerdi.

وإن كانوا من قبل أن ينزل عليهم من قبله لمبلسين

Öyleyse Tanrı'nın esirgemesinin izine bak: yere ölümünden sonra nasıl yeniden can veriyor;

فٱنظر إلى ءاثر رحمت ٱلله كيف يحي ٱلأرض بعد موتهآ

işte ölülere elbette yeniden can verecek olan O'dur,

إن ذلك لمحي ٱلموتى

ve O, her şeye gücü yetendir.

وهو على كل شىء قدير

Ve Biz bir rüzgâr göndersek de onu sararmış görseler, bundan sonra yadsımaya devam ederlerdi.

ولئن أرسلنا ريحا فرأوه مصفرا لظلوا من بعده يكفرون

Öyleyse sen ölülere işittiremezsin ve sırtlarını dönüp çekilirlerken sağırlara çağrıyı işittiremezsin.

فإنك لا تسمع ٱلموتى ولا تسمع ٱلصم ٱلدعآء إذا ولوا مدبرين

Ve sen körleri yolunu şaşırmalarından çıkarıp kılavuzluk eden değilsin;

ومآ أنت بهد ٱلعمي عن ضللتهم

sen ancak Bizim işaretlerimize inanana işittirirsin ve işte onlar Tanrı'ya karşı dürüsttür.

إن تسمع إلا من يؤمن بايتنا فهم مسلمون

Tanrı, sizi bir güçsüzlükten yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç koyan, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve ak saç koyan O'dur;

ٱلله ٱلذي خلقكم من ضعف ثم جعل من بعد ضعف قوة ثم جعل من بعد قوة ضعفا وشيبة

O dilediğini yaratır,

يخلق ما يشآء

ve O, Her Şeyi Bilendir, Güç Yetirendir.

وهو ٱلعليم ٱلقدير

Ve Saat'in ayağa kalkacağı gün, koparılmışlar ancak bir saat kaldıklarına yemin edecekler;

ويوم تقوم ٱلساعة يقسم ٱلمجرمون ما لبثوا غير ساعة

işte böyle çevriliyorlardı.

كذلك كانوا يؤفكون

30:56

Ve kendilerine bilgi ve inanç verilenler diyecekler ki: “Tanrı'nın Tüzüğü'ne göre Uyandırılış Günü'ne kadar şüphesiz kaldınız;

وقال ٱلذين أوتوا ٱلعلم وٱلإيمن لقد لبثتم في كتب ٱلله إلى يوم ٱلبعث

işte Uyandırılış Günü bu — ama siz bilmiyordunuz.”

فهذا يوم ٱلبعث ولكنكم كنتم لا تعلمون

O gün zulmedenlerin özrü onlara yarar sağlamayacak ve onlardan af dilemeleri de istenmeyecek.

فيومئذ لا ينفع ٱلذين ظلموا معذرتهم ولا هم يستعتبون

Ve Biz insanlar için bu Okuma'da her türlü örneği şüphesiz çoğalttık;

ولقد ضربنا للناس في هذا ٱلقرءان من كل مثل

ve onlara bir işaret getirirsen, yadsıyanlar elbette diyecekler ki: “Siz sahtenin zanaatkârlarından başka bir şey değilsiniz.”

ولئن جئتهم باية ليقولن ٱلذين كفروا إن أنتم إلا مبطلون

Tanrı, bilmeyenlerin çekirdeklerine işte böyle damga vurur.

كذلك يطبع ٱلله على قلوب ٱلذين لا يعلمون

Öyleyse sabırlı ol:

فٱصبر

Tanrı'nın vaadi şüphesiz haktır;

إن وعد ٱلله حق

ve kesinliği olmayanlar seni hafif kılmasınlar.

ولا يستخفنك ٱلذين لا يوقنون

← Sure dizini