İçeriğe git
القرآنal-quran.fr
Menü
100%
القرآن

الانعام

Al-An'am

The Guardian of Every Thing

Sure 6 · 165 ayet

بسم ٱلله ٱلرحمن ٱلرحيم

Tanrı'nın adıyla, Tümüyle Esirgeyen, Esirgeyen.

6:1

Övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı yapan Tanrı'ya; yine de yadsıyanlar Vasilerine karşı ağırlıklar koyarlar.

ٱلحمد لله ٱلذي خلق ٱلسموت وٱلأرض وجعل ٱلظلمت وٱلنور ثم ٱلذين كفروا بربهم يعدلون

6:2

Sizi kilden yaratan, sonra bir süre karara bağlayan O'dur —

هو ٱلذي خلقكم من طين ثم قضى أجلا

6:2

ve O'nun katında adı konmuş bir süre.

وأجل مسمى عنده

6:2

Yine de hâlâ tartışmaya giriyorsunuz.

ثم أنتم تمترون

Ve Tanrı O'dur,

وهو ٱلله

göklerde ve yerde; gizlinizi ve açıkça söylediğinizi bilir ve kazandığınızı bilir.

في ٱلسموت وفي ٱلأرض يعلم سركم وجهركم ويعلم ما تكسبون

Vasilerinin işaretlerinden hiçbir işaret onlara gelmez ki ondan sıyrılmasınlar.

وما تأتيهم من ءاية من ءايت ربهم إلا كانوا عنها معرضين

Hakkı, kendilerine geldiğinde yalanladılar;

فقد كذبوا بٱلحق لما جآءهم

alay ettikleri şeyin aktarımları yakında onlara ulaşacak.

فسوف يأتيهم أنبؤا ما كانوا به يستهزءون

Görmüyorlar mı, onlardan önce, yeryüzünde sizi yerleştirmediğimiz gibi yerleştirdiğimiz kaç nesli yok ettik,

ألم يروا كم أهلكنا من قبلهم من قرن مكنهم في ٱلأرض ما لم نمكن لكم

ve onlara çağlayan göğü gönderdik,

وأرسلنا ٱلسمآء عليهم مدرارا

ve altlarından ırmakları akıttık; sonra yanlışları yüzünden onları yok ettik,

وجعلنا ٱلأنهر تجري من تحتهم فأهلكنهم بذنوبهم

ve onlardan sonra başka bir nesil var ettik.

وأنشأنا من بعدهم قرنا ءاخرين

6:7

Ve sana bir parşömen üzerine bir yazı indirseydik ve elleriyle ona dokunsalardı, yadsıyanlar kesinlikle derlerdi: “Bu, açık bir yanılsamadan başka bir şey değildir.”

ولو نزلنا عليك كتبا في قرطاس فلمسوه بأيديهم لقال ٱلذين كفروا إن هذآ إلا سحر مبين

6:8

Ve derler: “Ona neden bir Görevli indirilmedi!”

وقالوا لولآ أنزل عليه ملك

6:8

Ve bir Görevli indirseydik, iş çoktan kesinleşirdi ve onlara hiçbir mühlet verilmezdi.

ولو أنزلنا ملكا لقضي ٱلأمر ثم لا ينظرون

6:9

Ve onu bir Görevli yapsaydık, onu bir insan yapardık ve onlar için, kendilerinin bulandırdığını bulandırırdık.

ولو جعلنه ملكا لجعلنه رجلا وللبسنا عليهم ما يلبسون

Senden önceki elçilerle şüphesiz alay edildi; bunun üzerine alay ettikleri şey, içlerinden dalga geçenleri sardı.

ولقد ٱستهزئ برسل من قبلك فحاق بٱلذين سخروا منهم ما كانوا به يستهزءون

De ki: “Yeryüzünü dolaşın, sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.”

قل سيروا في ٱلأرض ثم ٱنظروا كيف كان عقبة ٱلمكذبين

6:12

De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Tanrı'nındır.

قل لمن ما في ٱلسموت وٱلأرض قل لله

6:12

Kendi Kendisine esirgemeyi yazdı.

كتب على نفسه ٱلرحمة

6:12

O sizi elbette, hiçbir kuşku götürmeyen Huzura Çıkış Günü'nde bir araya getirecek.

ليجمعنكم إلى يوم ٱلقيمة لا ريب فيه

Özlerinin kaybına yol açanlar, işte onlar inanmayanlardır.”

ٱلذين خسروا أنفسهم فهم لا يؤمنون

Ve gecede ve gündüzde dinlenen her şey O'nundur;

وله ما سكن في ٱليل وٱلنهار

ve O Her Şeyi İşitendir, Her Şeyi Bilendir.

وهو ٱلسميع ٱلعليم

6:14

De ki: “Göklerin ve yerin Kökeni Tanrı'dan başka bir koruyucu mu edineyim,

قل أغير ٱلله أتخذ وليا فاطر ٱلسموت وٱلأرض

6:14

O doyurur ve doyurulmaz.”

وهو يطعم ولا يطعم

De ki: “Bana, Tanrı'ya karşı dürüst olanların ilki olmam emredildi”,

قل إني أمرت أن أكون أول من أسلم

ve asla ortak koşanlardan olma.

ولا تكونن من ٱلمشركين

De ki: “Vasime karşı gelirsem, muazzam bir günün cezasından şüphesiz korkarım.”

قل إني أخاف إن عصيت ربي عذاب يوم عظيم

O gün kim ondan uzaklaştırılırsa, O onu esirgemiş olur,

من يصرف عنه يومئذ فقد رحمه

ve işte apaçık zafer budur.

وذلك ٱلفوز ٱلمبين

Tanrı sana bir zarar dokundurursa, O'ndan başka onu giderecek yoktur;

وإن يمسسك ٱلله بضر فلا كاشف له إلا هو

ve sana bir iyilik dokundurursa, O her şeye gücü yetendir.

وإن يمسسك بخير فهو على كل شىء قدير

O, buyruğuna uyanların üzerinde baskındır,

وهو ٱلقاهر فوق عباده

ve O, Bilgedir, Yakından Haberdardır.

وهو ٱلحكيم ٱلخبير

6:19

De ki: “Tanıklıkta hangi şey en büyüktür?” De ki: “Tanrı,

قل أى شىء أكبر شهدة قل ٱلله

6:19

benimle sizin aranızda tanıktır.

شهيد بيني وبينكم

6:19

Ve bu Okuma bana, sizi onunla ve ulaştığı herkesi uyarayım diye vahyedildi.

وأوحي إلى هذا ٱلقرءان لأنذركم به ومن بلغ

Gerçekten Tanrı'yla birlikte başka tanrılar olduğuna tanıklık mı ediyorsunuz?” De ki: “Ben tanıklık etmem.”

أئنكم لتشهدون أن مع ٱلله ءالهة أخرى قل لآ أشهد

De ki: “O yalnızca tek bir tanrıdır,

قل إنما هو إله وحد

ve ben, ortak koştuklarınızdan şüphesiz beriyim.”

وإنني بريء مما تشركون

6:20

Kendilerine Yazı verdiklerimiz, onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar;

ٱلذين ءاتينهم ٱلكتب يعرفونه كما يعرفون أبنآءهم

Özlerinin kaybına yol açanlar, işte onlar inanmayanlardır.

ٱلذين خسروا أنفسهم فهم لا يؤمنون

Ve Tanrı'ya karşı bir yalan uydurandan ya da O'nun işaretlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır?

ومن أظلم ممن ٱفترى على ٱلله كذبا أو كذب بايته

Zalimler şüphesiz başarıya ermez.

إنه لا يفلح ٱلظلمون

Ve onların hepsini topladığımız, sonra ortak koşanlara şöyle dediğimiz gün: “İddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?”

ويوم نحشرهم جميعا ثم نقول للذين أشركوا أين شركآؤكم ٱلذين كنتم تزعمون

Sonra onların tek sınavı şunu demek olacak: “Vasimiz Tanrı'ya andolsun, biz ortak koşanlardan değildik.”

ثم لم تكن فتنتهم إلآ أن قالوا وٱلله ربنا ما كنا مشركين

Bak, kendi aleyhlerine nasıl yalan söylüyorlar! Ve uydurdukları şey onlardan uzağa şaşıp gitmiş olacak.

ٱنظر كيف كذبوا على أنفسهم وضل عنهم ما كانوا يفترون

Ve içlerinden seni dinleyenler vardır,

ومنهم من يستمع إليك

6:25

ama Biz onların çekirdeklerinin üzerine, onu kavramasınlar diye kılıflar, kulaklarına da bir sağırlık koyduk.

وجعلنا على قلوبهم أكنة أن يفقهوه وفي ءاذانهم وقرا

Ve her işareti görseler bile ona inanmazlar,

وإن يروا كل ءاية لا يؤمنوا بها

öyle ki sana tartışmak için geldiklerinde, yadsıyanlar şöyle derler: “Bunlar öncekilerin efsanelerinden başka bir şey değildir.”

حتى إذا جآءوك يجدلونك يقول ٱلذين كفروا إن هذآ إلآ أسطير ٱلأولين

Ve onu yasaklarlar, ve ondan uzak dururlar;

وهم ينهون عنه وينون عنه

ve bunu sezmeden kendilerinden başkasını yok etmezler.

وإن يهلكون إلآ أنفسهم وما يشعرون

6:27

Ve bir görsen, Ateş'in önüne durdurulacakları ve şöyle diyecekleri zaman: “Ah, keşke geri döndürülseydik,

ولو ترى إذ وقفوا على ٱلنار فقالوا يليتنا نرد

6:27

ve artık Vasimizin işaretlerini yalanlamayacağız ve inananlardan olacağız!”

ولا نكذب بايت ربنا ونكون من ٱلمؤمنين

6:28

Hayır! Daha önce gizledikleri şey onlara göründü.

بل بدا لهم ما كانوا يخفون من قبل

6:28

Ve geri döndürülselerdi, kendilerine yasaklanan şeyi kesinlikle yinelerlerdi,

ولو ردوا لعادوا لما نهوا عنه

6:28

ve onlar elbette yalancılardır.

وإنهم لكذبون

Ve şöyle derler: “Bu dünyadaki yaşamımızdan başka bir şey yoktur, ve biz uyandırılmayacağız.”

وقالوا إن هي إلا حياتنا ٱلدنيا وما نحن بمبعوثين

Ve bir görsen, Vasilerinin önüne durdurulacakları zaman! O diyecek: “Bu hak değil midir?”

ولو ترى إذ وقفوا على ربهم قال أليس هذا بٱلحق

Diyecekler: “Bilakis, Vasimize andolsun!”

قالوا بلى وربنا

O diyecek: “Öyleyse yadsıdığınız için cezayı tadın.”

قال فذوقوا ٱلعذاب بما كنتم تكفرون

Tanrı'yla karşılaşmayı yalanlayanlar şüphesiz kaybedenlerdir; öyle ki Saat onlara ansızın geldiğinde şöyle derler: “Orada ihmal ettiğimiz şey için vah bize!” Yüklerini sırtlarında taşıyacaklar.

قد خسر ٱلذين كذبوا بلقآء ٱلله حتى إذا جآءتهم ٱلساعة بغتة قالوا يحسرتنا على ما فرطنا فيها وهم يحملون أوزارهم على ظهورهم

Taşıdıkları yük ne kötüdür!

ألا سآء ما يزرون

Bu dünyadaki yaşam, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir;

وما ٱلحيوة ٱلدنيآ إلا لعب ولهو

ve son yurt, sakınanlar için şüphesiz daha iyidir.

وللدار ٱلءاخرة خير للذين يتقون

Akıl yürütmüyor musunuz?

أفلا تعقلون

6:33

Biz şüphesiz bileceğiz ki söyledikleri şey seni elbette üzüyor;

قد نعلم إنه ليحزنك ٱلذي يقولون

6:33

oysa seni yalanlamıyorlar,

فإنهم لا يكذبونك

6:33

ama zalimler Tanrı'nın işaretlerini inatla reddediyorlar.

ولكن ٱلظلمين بايت ٱلله يجحدون

Senden önce elçiler şüphesiz yalanlandı; yalanlanıp rahatsız edilerek, Bizim yardımımız onlara gelene dek sabrettiler.

ولقد كذبت رسل من قبلك فصبروا على ما كذبوا وأوذوا حتى أتىهم نصرنا

Ve Tanrı'nın sözlerini kimse değiştiremez.

ولا مبدل لكلمت ٱلله

Gönderilenlerin aktarımlarından bir kısmı sana şüphesiz çoktan ulaştı.

ولقد جآءك من نبإي ٱلمرسلين

6:35

Ve onların sıyrılması sana ağır geliyorsa, o zaman gücün yeterse, onlara bir işaret getirmek için yerde bir tünel ya da gökte bir merdiven ara.

وإن كان كبر عليك إعراضهم فإن ٱستطعت أن تبتغي نفقا في ٱلأرض أو سلما في ٱلسمآء فتأتيهم باية

6:35

Ve Tanrı dileseydi, onları yol göstermede birleştirirdi;

ولو شآء ٱلله لجمعهم على ٱلهدى

6:35

öyleyse sakın cahillerden olma.

فلا تكونن من ٱلجهلين

Ancak işitenler karşılık verir.

إنما يستجيب ٱلذين يسمعون

Ölülere gelince, Tanrı onları uyandıracak,

وٱلموتى يبعثهم ٱلله

sonra onlar O'na döndürülecekler.

ثم إليه يرجعون

Ve şöyle derler: “Ona Vasisinden bir işaret indirilseydi ya!”

وقالوا لولا نزل عليه ءاية من ربه

De ki: “Tanrı bir işaret indirmeye şüphesiz gücü yetendir”,

قل إن ٱلله قادر على أن ينزل ءاية

ama onların çoğu bilmez.

ولكن أكثرهم لا يعلمون

6:38

Yeryüzünde hiçbir kımıldayan, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi topluluklar oluşturmasın.

وما من دآبة في ٱلأرض ولا طئر يطير بجناحيه إلآ أمم أمثالكم

6:38

Tüzük'ten hiçbir şeyi ihmal etmedik.

ما فرطنا في ٱلكتب من شىء

Sonra onlar Vasilerine doğru toplanacaklar.

ثم إلى ربهم يحشرون

Ve Bizim işaretlerimizi yalanlayanlar sağır ve dilsizdir, karanlıklar içindedir.

وٱلذين كذبوا بايتنا صم وبكم في ٱلظلمت

Tanrı kimin yolunu şaşırtmayı dilerse, onun yolunu O şaşırtır;

من يشإ ٱلله يضلله

ve kimi dilerse, onu dosdoğru bir güzergâha koyar.

ومن يشأ يجعله على صرط مستقيم

De ki: “Görüyor musunuz? Tanrı'nın cezası size gelseydi, ya da Saat size gelseydi, doğru sözlüyseniz Tanrı'dan başkasını mı çağırırdınız?”

قل أرءيتكم إن أتىكم عذاب ٱلله أو أتتكم ٱلساعة أغير ٱلله تدعون إن كنتم صدقين

Gerçekte, O'nu çağırırdınız; o zaman O, dilerse kendisi için O'nu çağırdığınız şeyi giderirdi ve ortak koştuklarınızı unuturdunuz.

بل إياه تدعون فيكشف ما تدعون إليه إن شآء وتنسون ما تشركون

Senden önce topluluklara şüphesiz gönderdik, ve onları sıkıntı ve zararla yakaladık, belki yalvarırlar.

ولقد أرسلنآ إلى أمم من قبلك فأخذنهم بٱلبأسآء وٱلضرآء لعلهم يتضرعون

Sertliğimiz onlara geldiğinde yalvarsalardı ya!

فلولآ إذ جآءهم بأسنا تضرعوا

6:43

Ama çekirdekleri katılaştı, ve Saptırıcı onlara yaptıklarını güzel gösterdi.

ولكن قست قلوبهم وزين لهم ٱلشيطن ما كانوا يعملون

Sonra, kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, Biz onların üzerine her şeyin kapılarını açtık,

فلما نسوا ما ذكروا به فتحنا عليهم أبوب كل شىء

öyle ki kendilerine verilene sevindiklerinde, Biz onları ansızın yakaladık ve işte onlar umutsuzluğa düşmüşlerdi.

حتى إذا فرحوا بمآ أوتوا أخذنهم بغتة فإذا هم مبلسون

6:45

Böylece zalim olmuş halkın son kalıntısına dek kesildi.

فقطع دابر ٱلقوم ٱلذين ظلموا

6:45

Ve övgü Tanrı'ya, bütün varlıkların Vasisine.

وٱلحمد لله رب ٱلعلمين

De ki: “Görüyor musunuz? Tanrı işitmenizi ve görme yetilerinizi alsa ve çekirdeklerinizi mühürlese, Tanrı'dan başka hangi tanrı bunları size geri verirdi?”

قل أرءيتم إن أخذ ٱلله سمعكم وأبصركم وختم على قلوبكم من إله غير ٱلله يأتيكم به

Bak, işaretleri nasıl çeşitlendiriyoruz, ve yine de onlar sıyrılıyorlar.

ٱنظر كيف نصرف ٱلءايت ثم هم يصدفون

De ki: “Görüyor musunuz? Tanrı'nın cezası size ansızın ya da açıkça gelseydi, zalim halktan başka kim yok edilirdi?”

قل أرءيتكم إن أتىكم عذاب ٱلله بغتة أو جهرة هل يهلك إلا ٱلقوم ٱلظلمون

Biz gönderilenleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.

وما نرسل ٱلمرسلين إلا مبشرين ومنذرين

Kim inanır ve sağlamlaşırsa, onlara hiçbir korku yoktur ve üzülmeyecekler de.

فمن ءامن وأصلح فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون

Ve işaretlerimizi yalanlayanlara, sınırı aştıkları için ceza dokunacak.

وٱلذين كذبوا بايتنا يمسهم ٱلعذاب بما كانوا يفسقون

6:50

De ki: “Size, yanımda Tanrı'nın depoları olduğunu söylemem, algılardan kaçanı bildiğimi de, size bir Görevli olduğumu da söylemem;

قل لآ أقول لكم عندي خزآئن ٱلله ولآ أعلم ٱلغيب ولآ أقول لكم إني ملك

ben yalnızca bana vahyedileni izlerim.”

إن أتبع إلا ما يوحى إلى

De ki: “Kör ile gören eşit midir?”

قل هل يستوي ٱلأعمى وٱلبصير

Hiç düşünmüyor musunuz?

أفلا تتفكرون

Ve onunla, Vasilerine doğru toplanmaktan korkanları uyar — O'nun dışında ne bir koruyucuları ne de bir aracıları vardır — belki sakınırlar.

وأنذر به ٱلذين يخافون أن يحشروا إلى ربهم ليس لهم من دونه ولي ولا شفيع لعلهم يتقون

6:52

Ve sabah akşam Vasilerini çağıranları, O'nun doğrultusunu isteyerek kovma. Onların hesabından sana hiçbir şey düşmez, senin hesabından da onlara hiçbir şey düşmez; ki onları kovasın ve o zaman zalimlerden olasın.

ولا تطرد ٱلذين يدعون ربهم بٱلغدوة وٱلعشي يريدون وجهه ما عليك من حسابهم من شىء وما من حسابك عليهم من شىء فتطردهم فتكون من ٱلظلمين

6:53

Ve böylece Biz, bazılarını bazılarıyla sınadık, onlar şöyle desinler diye: “Tanrı'nın aramızdan ihsanda bulunduğu kişiler bunlar mı?”

وكذلك فتنا بعضهم ببعض ليقولوا أهؤلآء من ٱلله عليهم من بيننآ

6:53

Tanrı minnettarları en iyi bilen değil midir?

أليس ٱلله بأعلم بٱلشكرين

Ve Bizim işaretlerimize inananlar sana geldiğinde, de ki: “Esenlik üzerinize.

وإذا جآءك ٱلذين يؤمنون بايتنا فقل سلم عليكم

Vasiniz Kendisine esirgemeyi yazdı: sizden kim cahillikle bir kötülük işler, sonra bundan sonra pişman olur ve sağlamlaşırsa — O şüphesiz Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.”

كتب ربكم على نفسه ٱلرحمة أنه من عمل منكم سوءا بجهلة ثم تاب من بعده وأصلح فأنه غفور رحيم

6:55

Böylece işaretleri ayrıntılandırıyoruz, koparılmışların yolu belli olsun diye.

وكذلك نفصل ٱلءايت ولتستبين سبيل ٱلمجرمين

De ki: “Tanrı'nın dışında çağırdıklarınızın buyruğuna uymak, bana şüphesiz yasaklandı.”

قل إني نهيت أن أعبد ٱلذين تدعون من دون ٱلله

6:56

De ki: “Ben duygularınızı izlemem;

قل لآ أتبع أهوآءكم

o zaman yolumu şaşırmış olurum, ve yol bulanlardan olmam.”

قد ضللت إذا ومآ أنا من ٱلمهتدين

De ki: “Ben şüphesiz Vasimden gelen açık bir kanıta dayanıyorum, ve siz onu yalanladınız.

قل إني على بينة من ربي وكذبتم به

Acele ettirmeye çalıştığınız şey yanımda yok.

ما عندي ما تستعجلون به

Hüküm yalnızca Tanrı'ya aittir.

إن ٱلحكم إلا لله

6:57

O hakkı karara bağlar,

يقص ٱلحق

ve O, ayırım yapanların en iyisidir.”

وهو خير ٱلفصلين

De ki: “Acele ettirmeye çalıştığınız şey yanımda olsaydı, iş benimle sizin aranızda çoktan sonuca bağlanırdı.”

قل لو أن عندي ما تستعجلون به لقضي ٱلأمر بيني وبينكم

Tanrı zalimleri en iyi bilendir.

وٱلله أعلم بٱلظلمين

6:59

Ve algılardan kaçanın anahtarları O'nun yanındadır: O'ndan başka kimse onları bilmez.

وعنده مفاتح ٱلغيب لا يعلمهآ إلا هو

6:59

Ve O, karada ve denizde olanı bilir.

ويعلم ما في ٱلبر وٱلبحر

6:59

Hiçbir yaprak düşmez ki O bunu bilmesin; yerin karanlıkları içindeki hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kayıtta olmasın.

وما تسقط من ورقة إلا يعلمها ولا حبة في ظلمت ٱلأرض ولا رطب ولا يابس إلا في كتب مبين

Sizi geceleyin sadakatle koruyan ve gündüz giriştiğiniz şeyi bilen O'dur; sonra adı konmuş bir süre tamamlansın diye sizi gündüzde uyandırır;

وهو ٱلذي يتوفىكم بٱليل ويعلم ما جرحتم بٱلنهار ثم يبعثكم فيه ليقضى أجل مسمى

sonra dönüşünüz O'nadır ve O size yaptıklarınızı aktaracaktır.

ثم إليه مرجعكم ثم ينبئكم بما كنتم تعملون

O, buyruğuna uyanların üzerinde baskındır,

وهو ٱلقاهر فوق عباده

ve üzerinize gözeticiler gönderir,

ويرسل عليكم حفظة

öyle ki ölüm sizden birine geldiğinde, gönderilenlerimiz onu sadakatle korur, ihmal etmeden.

حتى إذا جآء أحدكم ٱلموت توفته رسلنا وهم لا يفرطون

Sonra onlar Tanrı'ya, hakiki en yakın Kefillerine geri döndürülürler.

ثم ردوا إلى ٱلله مولىهم ٱلحق

Hüküm O'na ait değil midir?

ألا له ٱلحكم

O, hesap tutanların en çabuk olanıdır.

وهو أسرع ٱلحسبين

6:63

De ki: “Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarır?” — O'nu yalvararak ve gizlice çağırırsınız: “Eğer Sen bizi bundan kurtarırsan, biz elbette minnettarlardan olacağız.”

قل من ينجيكم من ظلمت ٱلبر وٱلبحر تدعونه تضرعا وخفية لئن أنجىنا من هذه لنكونن من ٱلشكرين

De ki: “Tanrı sizi ondan ve her ıstıraptan kurtarır; yine de siz ortak koşarsınız.”

قل ٱلله ينجيكم منها ومن كل كرب ثم أنتم تشركون

De ki: “O, üzerinize üstünüzden ya da ayaklarınızın altından bir ceza uyandırmaya, ya da sizi hizipler hâlinde birbirinize karıştırmaya ve birinize ötekinin şiddetini tattırmaya gücü yetendir.”

قل هو ٱلقادر على أن يبعث عليكم عذابا من فوقكم أو من تحت أرجلكم أو يلبسكم شيعا ويذيق بعضكم بأس بعض

Bak, işaretleri nasıl çeşitlendiriyoruz, belki kavrarlar.

ٱنظر كيف نصرف ٱلءايت لعلهم يفقهون

Oysa halkın onu yalanladı, hâlbuki o haktır.

وكذب به قومك وهو ٱلحق

6:66

De ki: “Ben sizin için bir vekil değilim.

قل لست عليكم بوكيل

Her aktarımın durağan bir yeri vardır,

لكل نبإ مستقر

ve yakında bileceksiniz.”

وسوف تعلمون

Ve Bizim işaretlerimize dalanları gördüğünde, onlardan sıyrıl, başka bir söyleme dalana dek.

وإذا رأيت ٱلذين يخوضون في ءايتنا فأعرض عنهم حتى يخوضوا في حديث غيره

6:68

Ve Saptırıcı sana unutturursa, bu hatırlatmadan sonra zalim halkla birlikte oturma.

وإما ينسينك ٱلشيطن فلا تقعد بعد ٱلذكرى مع ٱلقوم ٱلظلمين

Ve sakınanlara, onların hesabından hiçbir şey düşmez,

وما على ٱلذين يتقون من حسابهم من شىء

bir hatırlatmadan başka; belki sakınırlar.

ولكن ذكرى لعلهم يتقون

Ve Yasalarını eğlence ve oyun edinenleri, bu dünyadaki yaşamın aldattığı kişileri bırak.

وذر ٱلذين ٱتخذوا دينهم لعبا ولهوا وغرتهم ٱلحيوة ٱلدنيا

Ve onunla hatırlat, bir Öz kazandığı şey yüzünden teslim edilmesin diye; Tanrı'nın dışında ne bir koruyucusu ne de bir aracısı vardır;

وذكر به أن تبسل نفس بما كسبت ليس لها من دون ٱلله ولي ولا شفيع

ve her bedeli sunsa bile, ondan alınmaz.

وإن تعدل كل عدل لا يؤخذ منهآ

İşte kazandıkları yüzünden teslim edilenler bunlardır; kaynar sudan bir içecekleri ve acı verici bir cezaları olacak, yadsıdıkları için.

أولئك ٱلذين أبسلوا بما كسبوا لهم شراب من حميم وعذاب أليم بما كانوا يكفرون

6:71

De ki: “Tanrı'nın dışında, bize ne yarar sağlayan ne zarar veren şeyi mi çağıracağız, ve Tanrı bize yol gösterdikten sonra topuklarımızın üzerine mi döndürüleceğiz; Saptırıcıların yeryüzünde çekip götürdüğü, şaşkına dönmüş kişi gibi,

قل أندعوا من دون ٱلله ما لا ينفعنا ولا يضرنا ونرد على أعقابنا بعد إذ هدىنا ٱلله كٱلذي ٱستهوته ٱلشيطين في ٱلأرض حيران

onun, kendisini yol göstermeye çağıran arkadaşları varken: ‘Bize gel’?”

له أصحب يدعونه إلى ٱلهدى ٱئتنا

De ki: “Tanrı'nın yol göstermesi, yol gösterme işte odur; ve bize bütün varlıkların Vasisine karşı dürüst olmamız, Temas'ı sürdürmemiz ve O'na karşı sakınmamız emredildi.”

قل إن هدى ٱلله هو ٱلهدى وأمرنا لنسلم لرب ٱلعلمين وأن أقيموا ٱلصلوة وٱتقوه

Ve kendisine doğru toplanacağınız O'dur.

وهو ٱلذي إليه تحشرون

Gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur,

وهو ٱلذي خلق ٱلسموت وٱلأرض بٱلحق

ve O: “Ol” dediği gün,

ويوم يقول كن

o olur.

فيكون

O'nun sözü haktır,

قوله ٱلحق

6:73

ve krallık O'na aittir,

وله ٱلملك

6:73

Boru'ya üfleneceği gün.

يوم ينفخ في ٱلصور

6:73

Algılardan kaçanı ve tanıklık edileni bilen,

علم ٱلغيب وٱلشهدة

O, Bilgedir, Yakından Haberdardır.

وهو ٱلحكيم ٱلخبير

6:74

Ve İbrahim, babası Azer'e şöyle dediğinde: “Putları tanrı mı ediniyorsun?

وإذ قال إبرهيم لأبيه ءازر أتتخذ أصناما ءالهة

Ben seni ve halkını şüphesiz apaçık bir şaşkınlık içinde görüyorum.”

إني أرىك وقومك في ضلل مبين

6:75

Böylece İbrahim'e, kesinliğe sahip olanlardan olsun diye, göklerin ve yerin egemen krallığını gösteriyorduk.

وكذلك نري إبرهيم ملكوت ٱلسموت وٱلأرض وليكون من ٱلموقنين

6:76

Gece onu gizlediğinde bir gök cismi gördü; dedi: “İşte benim vasim”;

فلما جن عليه ٱليل رءا كوكبا قال هذا ربي

6:76

ama kaybolduğunda dedi: “Kaybolanları sevmem.”

فلمآ أفل قال لآ أحب ٱلءافلين

6:77

Sonra ayı doğarken görünce dedi: “İşte benim vasim”;

فلما رءا ٱلقمر بازغا قال هذا ربي

6:77

ama kaybolduğunda dedi: “Vasim bana yol göstermezse, ben elbette yolunu şaşırmış halktan olacağım.”

فلمآ أفل قال لئن لم يهدني ربي لأكونن من ٱلقوم ٱلضآلين

6:78

Sonra güneşi doğarken görünce dedi: “İşte benim vasim, bu daha büyüktür”;

فلما رءا ٱلشمس بازغة قال هذا ربي هذآ أكبر

6:78

ama kaybolduğunda dedi: “Ey halkım! Ben ortak koştuklarınızdan şüphesiz beriyim.

فلمآ أفلت قال يقوم إني بريء مما تشركون

6:79

Ben doğrultumu, gökleri ve yeri baştan yaratana yönelttim, bütünüyle O'na dönmüş olarak,

إني وجهت وجهي للذي فطر ٱلسموت وٱلأرض حنيفا

ve ortak koşanlardan değilim.”

ومآ أنا من ٱلمشركين

6:80

Ve halkı onunla çekişti.

وحآجه قومه

Dedi: “Bana yol göstermişken, Tanrı hakkında benimle mi çekişiyorsunuz?

قال أتحجوني في ٱلله وقد هدىن

Ve O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam; ancak Vasimin bana bir şey gelmesini dilemesi hariç.

ولآ أخاف ما تشركون به إلآ أن يشآء ربي شيا

Vasim her şeyi bilgisiyle kuşatır.

وسع ربي كل شىء علما

Öyleyse hatırlamıyor musunuz?

أفلا تتذكرون

Ve ortak koştuklarınızdan ben nasıl korkarım,

وكيف أخاف مآ أشركتم

oysa siz, Tanrı'ya, üzerinize hakkında hiçbir yetki indirmediği şeyi ortak koşmuş olmaktan korkmuyorsunuz?

ولا تخافون أنكم أشركتم بٱلله ما لم ينزل به عليكم سلطنا

6:81

Öyleyse iki bölükten hangisinin güvenliğe daha çok hakkı vardır, biliyorsanız?”

فأى ٱلفريقين أحق بٱلأمن إن كنتم تعلمون

6:82

İnanan ve inançlarına herhangi bir zulüm giydirmeyenler — işte güvenlik onlarındır, ve onlar yol bulanlardır.

ٱلذين ءامنوا ولم يلبسوا إيمنهم بظلم أولئك لهم ٱلأمن وهم مهتدون

6:83

Ve İbrahim'e halkına karşı verdiğimiz argümanımız işte budur.

وتلك حجتنآ ءاتينهآ إبرهيم على قومه

Biz dilediğimizi derecelere yükseltiriz.

نرفع درجت من نشآء

Senin Vasin şüphesiz Bilgedir, Her Şeyi Bilendir.

إن ربك حكيم عليم

Ve ona İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik;

ووهبنا له إسحق ويعقوب

Her ikisine de yol gösterdik.

كلا هدينا

6:84

Ve Nuh'a daha önce yol göstermiştik;

ونوحا هدينا من قبل

6:84

ve onun soyundan Davut, Süleyman, Eyüp, Yusuf, Musa ve Harun.

ومن ذريته داود وسليمن وأيوب ويوسف وموسى وهرون

Biz iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.

وكذلك نجزي ٱلمحسنين

6:85

Ve Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas —

وزكريا ويحيى وعيسى وإلياس

hepsi sağlam olanlardandır.

كل من ٱلصلحين

6:86

Ve İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut —

وإسمعيل وٱليسع ويونس ولوطا

ve hepsini, bütün varlıkların üzerinde üstün kıldık.

وكلا فضلنا على ٱلعلمين

Ve onların atalarından, soylarından ve kardeşlerinden —

ومن ءابآئهم وذريتهم وإخونهم

Biz onları seçtik ve dosdoğru bir güzergâha yol gösterdik.

وٱجتبينهم وهدينهم إلى صرط مستقيم

İşte Tanrı'nın yol göstermesi budur; buyruğuna uyanlardan dilediğine onunla yol gösterir.

ذلك هدى ٱلله يهدي به من يشآء من عباده

Ve ortak koşsalardı, yaptıkları onlar için çökerdi.

ولو أشركوا لحبط عنهم ما كانوا يعملون

6:89

Kendilerine Yazı'yı, hükmü ve aktarıcılık görevini verdiğimiz kişiler işte bunlardır.

أولئك ٱلذين ءاتينهم ٱلكتب وٱلحكم وٱلنبوة

Eğer bunlar onu yadsırsa, Biz onun için, onu yadsıyıcı olmayan bir halkı çoktan vekil kıldık.

فإن يكفر بها هؤلآء فقد وكلنا بها قوما ليسوا بها بكفرين

6:90

Tanrı'nın yol gösterdikleri işte bunlardır; öyleyse onların yol göstermesini kendine örnek al.

أولئك ٱلذين هدى ٱلله فبهدىهم ٱقتده

6:90

De ki: “Bunun için sizden hiçbir ödül istemiyorum.

قل لآ أسلكم عليه أجرا

6:90

Bu, bütün varlıklar için bir hatırlatmadan başka bir şey değildir.”

إن هو إلا ذكرى للعلمين

6:91

Tanrı'yı hak ettiği ölçüyle ölçmediler, şöyle dediklerinde: “Tanrı bir insanın üzerine hiçbir şey indirmedi.”

وما قدروا ٱلله حق قدره إذ قالوا مآ أنزل ٱلله على بشر من شىء

6:91

De ki: “Musa'nın getirdiği, insanlar için ışık ve yol gösterme olan Yazı'yı kim indirdi,

قل من أنزل ٱلكتب ٱلذي جآء به موسى نورا وهدى للناس

6:91

ki onu parşömenlere koyarlar, bazılarını ortaya çıkararak ve birçoğunu gizleyerek —

تجعلونه قراطيس تبدونها وتخفون كثيرا

6:91

ve size, ne sizin ne de atalarınızın bilmediği şey öğretildi?” De ki: “Tanrı”;

وعلمتم ما لم تعلموا أنتم ولآ ءابآؤكم قل ٱلله

sonra onları, oynadıkları boş söylemleri içinde bırak.

ثم ذرهم في خوضهم يلعبون

6:92

Ve işte Bizim indirdiğimiz, bereketli, kendinden öncekini doğrulayan bir Yazı; kentlerin metropolünü ve çevresindekileri uyarasın diye.

وهذا كتب أنزلنه مبارك مصدق ٱلذي بين يديه ولتنذر أم ٱلقرى ومن حولها

Ve son yaşama inananlar ona inanırlar, ve Temaslarını sürekli gözetirler.

وٱلذين يؤمنون بٱلءاخرة يؤمنون به وهم على صلاتهم يحافظون

Ve Tanrı'ya karşı bir yalan uydurandan, ya da kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken “Bana vahyedildi” diyenden, ve “Tanrı'nın indirdiğinin benzerini ben indireceğim” diyenden daha zalim kim vardır?

ومن أظلم ممن ٱفترى على ٱلله كذبا أو قال أوحي إلى ولم يوح إليه شىء ومن قال سأنزل مثل مآ أنزل ٱلله

6:93

Ve bir görsen, zalimler ölümün çırpınışları içindeyken ve Görevliler ellerini uzatmışken: “Özünüzü çıkarın.

ولو ترى إذ ٱلظلمون في غمرت ٱلموت وٱلملئكة باسطوا أيديهم أخرجوا أنفسكم

Bugün, Tanrı hakkında haktan başkasını dediğiniz ve O'nun işaretleri karşısında kibirle şiştiğiniz için, aşağılanma cezasıyla karşılık göreceksiniz.”

ٱليوم تجزون عذاب ٱلهون بما كنتم تقولون على ٱلله غير ٱلحق وكنتم عن ءايته تستكبرون

İşte Bize, ilk kez sizi yarattığımız gibi tek tek geldiniz, ve size bahşettiğimiz şeyi sırtınızın ardında bıraktınız;

ولقد جئتمونا فردى كما خلقنكم أول مرة وتركتم ما خولنكم ورآء ظهوركم

ve aranızda ortak olduklarını iddia ettiğiniz aracılarınızı yanınızda görmüyoruz.

وما نرى معكم شفعآءكم ٱلذين زعمتم أنهم فيكم شركؤا

Aranızdaki bağlar iyice koptu ve iddia ettikleriniz sizden uzağa şaşıp gitti.

لقد تقطع بينكم وضل عنكم ما كنتم تزعمون

Tanrı, tohumu ve çekirdeği yarandır.

إن ٱلله فالق ٱلحب وٱلنوى

O, canlıyı ölüden çıkarır, ve ölüyü canlıdan çıkarır.

يخرج ٱلحى من ٱلميت ومخرج ٱلميت من ٱلحى

İşte Tanrı budur.

ذلكم ٱلله

Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?

فأنى تؤفكون

Şafağı yaran, ve geceyi bir soluklanma yapan,

فالق ٱلإصباح وجعل ٱليل سكنا

ve güneşi ve ayı bir hesaplama yapan.

وٱلشمس وٱلقمر حسبانا

Mutlak Güçlü'nün, Her Şeyi Bilen'in belirlediği ölçü işte budur.

ذلك تقدير ٱلعزيز ٱلعليم

Ve karanın ve denizin karanlıklarında onlarla yol bulasınız diye sizin için yıldızları yapan O'dur.

وهو ٱلذي جعل لكم ٱلنجوم لتهتدوا بها في ظلمت ٱلبر وٱلبحر

İşaretleri bilen bir halk için şüphesiz ayrıntılandırdık.

قد فصلنا ٱلءايت لقوم يعلمون

6:98

Ve sizi tek bir Özden doğuran O'dur — sonra bir liman ve bir emanet.

وهو ٱلذي أنشأكم من نفس وحدة فمستقر ومستودع

İşaretleri kavrayan bir halk için şüphesiz ayrıntılandırdık.

قد فصلنا ٱلءايت لقوم يفقهون

Ve gökten bir su indiren O'dur, ve onunla her şeyin bitkisini çıkardık; ondan bir yeşillik çıkardık, ondan üst üste yığılmış taneler çıkarırız, ve hurma ağacından, tomurcuğundan, elin erişeceği yerde salkımlar, ve üzüm bağlarından bahçeler, zeytin ve nar, birbirine benzeyen ve benzemeyen olarak.

وهو ٱلذي أنزل من ٱلسمآء مآء فأخرجنا به نبات كل شىء فأخرجنا منه خضرا نخرج منه حبا متراكبا ومن ٱلنخل من طلعها قنوان دانية وجنت من أعناب وٱلزيتون وٱلرمان مشتبها وغير متشبه

Meyvesine, meyve verdiği zaman, ve olgunlaşmasına bakın.

ٱنظروا إلى ثمره إذآ أثمر وينعه

Bunda inanan bir halk için elbette işaretler vardır.

إن في ذلكم لءايت لقوم يؤمنون

6:100

Ve Tanrı'ya ortaklar kıldılar: Gizlileri, oysa onları O yarattı;

وجعلوا لله شركآء ٱلجن وخلقهم

ve O'na, hiçbir bilgi olmaksızın oğullar ve kızlar yakıştırdılar.

وخرقوا له بنين وبنت بغير علم

O'na şan olsun! O, tanımladıkları şeylerin çok üstündedir.

سبحنه وتعلى عما يصفون

Göklerin ve yerin daha önce benzeri olmayan Yaratıcısı.

بديع ٱلسموت وٱلأرض

Kendisinin bir arkadaşı olmadığı hâlde, O'nun nasıl bir çocuğu olur,

أنى يكون له ولد ولم تكن له صحبة

ve her şeyi yaratmışken,

وخلق كل شىء

ve her şey hakkında Her Şeyi Bilen O iken?

وهو بكل شىء عليم

İşte Tanrı, Vasiniz.

ذلكم ٱلله ربكم

O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur,

لآ إله إلا هو

her şeyin Yaratıcısı;

خلق كل شىء

öyleyse O'nun buyruğuna uyun.

فٱعبدوه

O, her şey üzerinde vekildir.

وهو على كل شىء وكيل

Görme yetileri O'na yetişmez,

لا تدركه ٱلأبصر

ama O görme yetilerine yetişir.

وهو يدرك ٱلأبصر

O, İnceliklidir, Yakından Haberdardır.

وهو ٱللطيف ٱلخبير

Size Vasinizden berrak görüşler şüphesiz geldi.

قد جآءكم بصآئر من ربكم

Kim berrak görürse kendi içindir; ve kim kör olursa kendi aleyhinedir.

فمن أبصر فلنفسه ومن عمي فعليها

Ve ben üzerinizde bir gözetici değilim.

ومآ أنا عليكم بحفيظ

Ve böylece işaretleri çeşitlendiriyoruz; ve onlar: “Sen inceledin” desinler diye, ve onu bilen bir halk için belirgin kılalım diye.

وكذلك نصرف ٱلءايت وليقولوا درست ولنبينه لقوم يعلمون

Vasinden sana vahyedileni izle.

ٱتبع مآ أوحي إليك من ربك

O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur,

لآ إله إلا هو

ve ortak koşanlardan sıyrıl.

وأعرض عن ٱلمشركين

Ve Tanrı dileseydi, ortak koşmazlardı.

ولو شآء ٱلله مآ أشركوا

Ve seni onlar üzerinde gözetici yapmadık,

وما جعلنك عليهم حفيظا

ve sen onlar için bir vekil değilsin.

ومآ أنت عليهم بوكيل

Ve Tanrı'nın dışında çağırdıklarına sövmeyin; yoksa onlar da bilmeden, düşmanlıkla Tanrı'ya söverler.

ولا تسبوا ٱلذين يدعون من دون ٱلله فيسبوا ٱلله عدوا بغير علم

Böylece her topluluk için işini güzel gösterdik;

كذلك زينا لكل أمة عملهم

sonra dönüşleri Vasilerinedir ve O onlara yaptıklarını aktaracaktır.

ثم إلى ربهم مرجعهم فينبئهم بما كانوا يعملون

Ve Tanrı adına yemin ettiler: bütün yeminlerinin gücüyle, kendilerine bir işaret gelirse ona elbette inanacaklar diye.

وأقسموا بٱلله جهد أيمنهم لئن جآءتهم ءاية ليؤمنن بها

De ki: “İşaretler yalnızca Tanrı'nın yanındadır”;

قل إنما ٱلءايت عند ٱلله

ve size bunu sezdiren nedir?

وما يشعركم

Şüphesiz, geldiğinde ona inanmayacaklar.

أنهآ إذا جآءت لا يؤمنون

Ve Biz onların Vicdanlarını ve görme yetilerini, ona ilk kez inanmadıkları gibi çeviririz; ve onları, el yordamıyla ilerledikleri ölçüsüzlükleri içinde bırakırız.

ونقلب أفدتهم وأبصرهم كما لم يؤمنوا به أول مرة ونذرهم في طغينهم يعمهون

Ve onlara Görevlileri indirmiş olsaydık, ve ölüler onlarla konuşmuş olsaydı, ve her şeyi önlerinde yüz yüze toplamış olsaydık, Tanrı dilemedikçe inanmazlardı;

ولو أننا نزلنآ إليهم ٱلملئكة وكلمهم ٱلموتى وحشرنا عليهم كل شىء قبلا ما كانوا ليؤمنوا إلآ أن يشآء ٱلله

ama onların çoğu cahildir.

ولكن أكثرهم يجهلون

6:112

Ve böylece her aktarıcıya bir düşman kıldık: insanlar ve Gizliler arasından saptırıcılar; aldatmak için birbirlerine yaldızlı bir söz vahyederler.

وكذلك جعلنا لكل نبي عدوا شيطين ٱلإنس وٱلجن يوحي بعضهم إلى بعض زخرف ٱلقول غرورا

Ve Vasin dileseydi, onu yapmazlardı;

ولو شآء ربك ما فعلوه

öyleyse onları ve uydurduklarını bırak.

فذرهم وما يفترون

Ve son yaşama inanmayanların Vicdanları ona eğilsin, ondan hoşnut olsunlar, ve işleyecekleri şeyi işlesinler diye.

ولتصغى إليه أفدة ٱلذين لا يؤمنون بٱلءاخرة وليرضوه وليقترفوا ما هم مقترفون

Öyleyse Tanrı'dan başka bir hakem mi arayayım, oysa size Yazı'yı ayrıntılandırılmış olarak indiren O'dur?

أفغير ٱلله أبتغي حكما وهو ٱلذي أنزل إليكم ٱلكتب مفصلا

Ve kendilerine Yazı verdiklerimiz, onun Vasinden hak ile indirildiğini bilirler;

وٱلذين ءاتينهم ٱلكتب يعلمون أنه منزل من ربك بٱلحق

öyleyse asla tartışmaya girenlerden olma.

فلا تكونن من ٱلممترين

Ve Vasinin sözü, tam bir doğruluk ve tam bir adaletle tamamlandı.

وتمت كلمت ربك صدقا وعدلا

O'nun sözlerini kimse değiştiremez,

لا مبدل لكلمته

ve O Her Şeyi İşitendir, Her Şeyi Bilendir.

وهو ٱلسميع ٱلعليم

Ve yeryüzündekilerin çoğuna itaat edersen, seni, Tanrı'nın yolundan uzakta, yolunu şaşırtırlar.

وإن تطع أكثر من في ٱلأرض يضلوك عن سبيل ٱلله

Onlar yalnızca varsayımı izlerler,

إن يتبعون إلا ٱلظن

ve yalnızca tahmin yürütürler.

وإن هم إلا يخرصون

Senin Vasin şüphesiz, O'nun yolundan uzakta yolunu şaşıranı en iyi bilendir,

إن ربك هو أعلم من يضل عن سبيله

ve yol bulanları en iyi bilen O'dur.

وهو أعلم بٱلمهتدين

Öyleyse, O'nun işaretlerine inananlarsanız, üzerine Tanrı'nın adı hatırlatılandan yiyin.

فكلوا مما ذكر ٱسم ٱلله عليه إن كنتم بايته مؤمنين

Ve size ne oluyor ki, üzerine Tanrı'nın adı hatırlatılandan yemiyorsunuz, oysa O, çaresiz kaldığınız şey hariç, size kapattığını ayrıntılandırmıştır?

وما لكم ألا تأكلوا مما ذكر ٱسم ٱلله عليه وقد فصل لكم ما حرم عليكم إلا ما ٱضطررتم إليه

Ve birçokları, bilmeden, duygularıyla elbette yolunu şaşırtır.

وإن كثيرا ليضلون بأهوآئهم بغير علم

Senin Vasin, sınırları çiğneyenleri en iyi bilendir.

إن ربك هو أعلم بٱلمعتدين

Ve ihlalin açıktakini ve içtekini bırakın.

وذروا ظهر ٱلإثم وباطنه

Şüphesiz ihlali kazananlar, işledikleri şey için karşılık görecekler.

إن ٱلذين يكسبون ٱلإثم سيجزون بما كانوا يقترفون

Ve üzerine Tanrı'nın adı hatırlatılmamış olandan yemeyin: bu elbette bir sınır aşımıdır.

ولا تأكلوا مما لم يذكر ٱسم ٱلله عليه وإنه لفسق

Ve Saptırıcılar, müttefiklerine sizinle tartışmaları için elbette vahyederler;

وإن ٱلشيطين ليوحون إلى أوليآئهم ليجدلوكم

ve onlara itaat etseydiniz, elbette ortak koşanlardan olurdunuz.

وإن أطعتموهم إنكم لمشركون

Ölü olan, sonra kendisine yaşam verdiğimiz ve onunla insanlar arasında yürüdüğü bir ışık yaptığımız kişi, örneği karanlıklar içinde olup oradan çıkamayan kişi gibi midir?

أومن كان ميتا فأحيينه وجعلنا له نورا يمشي به في ٱلناس كمن مثله في ٱلظلمت ليس بخارج منها

Böylece yadsıyanlara, yaptıkları eylemler güzel gösterildi.

كذلك زين للكفرين ما كانوا يعملون

Ve böylece her kentte, orada komplo kursunlar diye, koparılmışlarının en büyüklerini koyduk;

وكذلك جعلنا في كل قرية أكبر مجرميها ليمكروا فيها

ama yalnızca kendilerine karşı komplo kurarlar, sezmeden.

وما يمكرون إلا بأنفسهم وما يشعرون

Ve kendilerine bir işaret geldiğinde şöyle derler: “Tanrı'nın elçilerine verilenin benzeri bize verilmedikçe inanmayacağız.”

وإذا جآءتهم ءاية قالوا لن نؤمن حتى نؤتى مثل مآ أوتي رسل ٱلله

Tanrı, elçiliğini nereye koyacağını en iyi bilendir.

ٱلله أعلم حيث يجعل رسالته

Kendilerini koparmış olanların başına, komplo kurdukları için, Tanrı'nın yanında bir alçaltılma ve şiddetli bir ceza gelecek.

سيصيب ٱلذين أجرموا صغار عند ٱلله وعذاب شديد بما كانوا يمكرون

6:125

Tanrı kime yol göstermek isterse, onun göğsünü Tanrı'ya karşı dürüstlüğe açar;

فمن يرد ٱلله أن يهديه يشرح صدره للإسلم

ve kimin yolunu şaşırtmak isterse, onun göğsünü, göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkışık yapar.

ومن يرد أن يضله يجعل صدره ضيقا حرجا كأنما يصعد في ٱلسمآء

İşte Tanrı, inanmayanların üzerine pisliği böyle koyar.

كذلك يجعل ٱلله ٱلرجس على ٱلذين لا يؤمنون

Ve işte Vasinin dosdoğru güzergâhı.

وهذا صرط ربك مستقيما

İşaretleri hatırlayan bir halk için şüphesiz ayrıntılandırdık.

قد فصلنا ٱلءايت لقوم يذكرون

Onlar için, Vasilerinin yanında Esenlik Yurdu vardır,

لهم دار ٱلسلم عند ربهم

ve yaptıkları yüzünden O, onların Koruyucusudur.

وهو وليهم بما كانوا يعملون

Ve onların hepsini topladığı gün: “Ey Gizliler meclisi! İnsanlardan pek çoğunu kendinize kazandınız”;

ويوم يحشرهم جميعا يمعشر ٱلجن قد ٱستكثرتم من ٱلإنس

ve insanlardan olan müttefikleri şöyle diyecekler: “Vasimiz, biz birbirimizin tadını çıkardık, ve bizim için belirlediğin süremize ulaştık.”

وقال أوليآؤهم من ٱلإنس ربنا ٱستمتع بعضنا ببعض وبلغنآ أجلنا ٱلذي أجلت لنا

O diyecek: “Ateş sizin kalış yerinizdir, orada sonsuza dek kalacaksınız” — Tanrı'nın dilediği hariç.

قال ٱلنار مثوىكم خلدين فيهآ إلا ما شآء ٱلله

Senin Vasin şüphesiz Bilgedir, Her Şeyi Bilendir.

إن ربك حكيم عليم

Ve böylece, kazandıkları yüzünden zalimlerin bir kısmını bir kısmına müttefik kılarız.

وكذلك نولي بعض ٱلظلمين بعضا بما كانوا يكسبون

“Ey Gizliler ve insanlar meclisi! Size, sizden çıkmış, Benim işaretlerimi anlatan ve sizi bu sizin gününüzle karşılaşmaya karşı uyaran elçiler gelmedi mi?”

يمعشر ٱلجن وٱلإنس ألم يأتكم رسل منكم يقصون عليكم ءايتي وينذرونكم لقآء يومكم هذا

Diyecekler: “Kendi aleyhimize tanıklık ediyoruz”;

قالوا شهدنا على أنفسنا

ve bu dünyadaki yaşam onları aldattı, ve yadsıdıklarına dair kendi aleyhlerine tanıklık edecekler.

وغرتهم ٱلحيوة ٱلدنيا وشهدوا على أنفسهم أنهم كانوا كفرين

Bu şundandır: kentleri, ehli orada umursamazken, zulümle yok etmek, Vasinin doğasında yoktur.

ذلك أن لم يكن ربك مهلك ٱلقرى بظلم وأهلها غفلون

Ve herkes için, yaptıklarına göre dereceler vardır.

ولكل درجت مما عملوا

Ve Vasin, yaptıkları şeyden umursamaz değildir.

وما ربك بغفل عما يعملون

Ve Vasin Zengindir, esirgemenin sahibidir.

وربك ٱلغني ذو ٱلرحمة

Dilerse sizi götürür, ve sizden sonra dilediğini halef kılar, tıpkı sizi başka bir halkın soyundan doğurduğu gibi.

إن يشأ يذهبكم ويستخلف من بعدكم ما يشآء كمآ أنشأكم من ذرية قوم ءاخرين

Size vaat edilen şey elbette gelecektir,

إن ما توعدون لءات

ve siz O'nu aciz bırakamazsınız.

ومآ أنتم بمعجزين

De ki: “Ey halkım! Konumunuza göre hareket edin; ben de şüphesiz hareket ediyorum.

قل يقوم ٱعملوا على مكانتكم إني عامل

Yurdun sonucunun kimin olacağını yakında bileceksiniz.

فسوف تعلمون من تكون له عقبة ٱلدار

Zalimler şüphesiz başarıya ermez.”

إنه لا يفلح ٱلظلمون

Ve Tanrı'ya, saçtığı ekin ve davardan bir pay kıldılar, şöyle diyerek: “Bu Tanrı'nındır” — iddialarına göre — “ve bu da ortaklarımızındır”;

وجعلوا لله مما ذرأ من ٱلحرث وٱلأنعم نصيبا فقالوا هذا لله بزعمهم وهذا لشركآئنا

ve ortaklarına ayrılan şey Tanrı'ya ulaşmaz,

فما كان لشركآئهم فلا يصل إلى ٱلله

oysa Tanrı'ya ayrılan şey, ortaklarına ulaşır.

وما كان لله فهو يصل إلى شركآئهم

Ne kötüdür verdikleri hüküm!

سآء ما يحكمون

Ve böylece ortakları, ortak koşucuların çoğuna, onları düşüşe götürmek ve Yasalarını kendileri için karıştırmak için, çocuklarını öldürmeyi güzel gösterdiler.

وكذلك زين لكثير من ٱلمشركين قتل أولدهم شركآؤهم ليردوهم وليلبسوا عليهم دينهم

Ve Tanrı dileseydi, bunu yapmazlardı;

ولو شآء ٱلله ما فعلوه

öyleyse onları ve uydurduklarını bırak.

فذرهم وما يفترون

Ve şöyle dediler: “Bunlar yasaklı davar ve tarladır: dileyeceğimizden başkası onlardan beslenmeyecek” — iddialarına göre — “ve sırtı kapatılmış davar”, ve üzerine Tanrı'nın adını hatırlatmadıkları davar, O'na karşı bir uydurma olarak.

وقالوا هذه أنعم وحرث حجر لا يطعمهآ إلا من نشآء بزعمهم وأنعم حرمت ظهورها وأنعم لا يذكرون ٱسم ٱلله عليها ٱفترآء عليه

Uydurdukları şeyin karşılığını onlara verecek.

سيجزيهم بما كانوا يفترون

Ve şöyle dediler: “Bu davarın karnındakiler yalnızca erkeklerimize aittir, ve eşlerimize kapatılmıştır”;

وقالوا ما في بطون هذه ٱلأنعم خالصة لذكورنا ومحرم على أزوجنا

ama ölü doğmuşsa, hepsi ona katılır.

وإن يكن ميتة فهم فيه شركآء

Onlara, isnatlarının karşılığını verecek.

سيجزيهم وصفهم

O, Bilgedir, Her Şeyi Bilendir.

إنه حكيم عليم

Çocuklarını, bilmeden, akılsızlıkla öldürenler ve Tanrı'nın kendilerine geçim olarak verdiğini, Tanrı'ya karşı bir uydurma olarak kapalı sayanlar şüphesiz kaybedenlerdir.

قد خسر ٱلذين قتلوا أولدهم سفها بغير علم وحرموا ما رزقهم ٱلله ٱفترآء على ٱلله

Onlar yolunu şaşırdılar, ve yol bulanlardan değillerdi.

قد ضلوا وما كانوا مهتدين

Ve bahçeleri, çardaklı ve çardaksız, hurma ağacını ve ekini, yiyecekleri çeşitli olarak, zeytini ve narı, birbirine benzeyen ve benzemeyen olarak doğuran O'dur.

وهو ٱلذي أنشأ جنت معروشت وغير معروشت وٱلنخل وٱلزرع مختلفا أكله وٱلزيتون وٱلرمان متشبها وغير متشبه

Meyvesinden, meyve verdiği zaman yiyin ve hasat günü hakkını verin,

كلوا من ثمره إذآ أثمر وءاتوا حقه يوم حصاده

ama savurganlık etmeyin:

ولا تسرفوا

O savurganları şüphesiz sevmez.

إنه لا يحب ٱلمسرفين

Ve davardan, yük hayvanları ve yapağılı olanlar vardır.

ومن ٱلأنعم حمولة وفرشا

Tanrı'nın size geçim olarak verdiğinden yiyin,

كلوا مما رزقكم ٱلله

ve Saptırıcı'nın adımlarını izlemeyin:

ولا تتبعوا خطوت ٱلشيطن

O, şüphesiz size karşı aşikâr bir düşmandır.

إنه لكم عدو مبين

Sekiz, çiftler hâlinde:

ثمنية أزوج

koyunlardan iki, ve keçilerden iki.

من ٱلضأن ٱثنين ومن ٱلمعز ٱثنين

De ki: “Kapalı saydığı iki erkek mi, yoksa iki dişi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin içerdiği mi?

قل ءآلذكرين حرم أم ٱلأنثيين أما ٱشتملت عليه أرحام ٱلأنثيين

Doğru sözlüyseniz, tam bir bilgiyle bana aktarın.”

نبوني بعلم إن كنتم صدقين

Ve iri hayvanlardan iki, ve sığırlardan iki.

ومن ٱلإبل ٱثنين ومن ٱلبقر ٱثنين

De ki: “Kapalı saydığı iki erkek mi, yoksa iki dişi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin içerdiği mi?

قل ءآلذكرين حرم أم ٱلأنثيين أما ٱشتملت عليه أرحام ٱلأنثيين

Yoksa Tanrı size bunu öğütlediğinde tanık mıydınız?”

أم كنتم شهدآء إذ وصىكم ٱلله بهذا

Tanrı'ya karşı bir yalan uydurandan, insanları bilmeden şaşırtmak için, daha zalim kim vardır?

فمن أظلم ممن ٱفترى على ٱلله كذبا ليضل ٱلناس بغير علم

Tanrı zalim halka şüphesiz yol göstermez.

إن ٱلله لا يهدي ٱلقوم ٱلظلمين

De ki: “Bana vahyedilenin içinde, onu yemek isteyen kimseye kapatılmış bir şey bulmuyorum; ölü bir hayvan, ya da akıtılmış kan, ya da domuz eti olması hariç — çünkü bu bir pisliktir —

قل لآ أجد في مآ أوحي إلى محرما على طاعم يطعمه إلآ أن يكون ميتة أو دما مسفوحا أو لحم خنزير فإنه رجس

ya da Tanrı'dan başkası için adanmış bir sınır aşımı.

أو فسقا أهل لغير ٱلله به

Ama kim çaresiz kalırsa, başkaldırmadan ve sınırları çiğnemeden — Vasin şüphesiz Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.”

فمن ٱضطر غير باغ ولا عاد فإن ربك غفور رحيم

Ve Yeniden Yönelenlere, yarılmamış tırnak taşıyan her şeyi kapattık: sığırlardan ve küçükbaşlardan,

وعلى ٱلذين هادوا حرمنا كل ذي ظفر ومن ٱلبقر وٱلغنم

onların yağlarını onlara kapattık; sırtlarının taşıdığı, ya da bağırsaklar, ya da bir kemiğe karışmış olan hariç.

حرمنا عليهم شحومهمآ إلا ما حملت ظهورهمآ أو ٱلحوايآ أو ما ٱختلط بعظم

İşte onlara böyle karşılık verdik, zorbalıkları yüzünden,

ذلك جزينهم ببغيهم

ve Biz elbette doğru sözlüyüz.

وإنا لصدقون

Eğer seni yalanlarlarsa, o zaman de ki: “Vasiniz geniş bir esirgemenin sahibidir,

فإن كذبوك فقل ربكم ذو رحمة وسعة

ve O'nun sertliği, koparılmışlar halkından geri çevrilmez.”

ولا يرد بأسه عن ٱلقوم ٱلمجرمين

Ortak koşanlar diyecekler: “Tanrı dileseydi, ne biz ortak koşardık ne atalarımız, ve hiçbir şeyi kapalı saymazdık.”

سيقول ٱلذين أشركوا لو شآء ٱلله مآ أشركنا ولآ ءابآؤنا ولا حرمنا من شىء

Onlardan öncekiler de böyle yalanladılar, Bizim sertliğimizi tadana dek.

كذلك كذب ٱلذين من قبلهم حتى ذاقوا بأسنا

De ki: “Yanınızda bir bilgi var mı, bizim için çıkarabileceğiniz?

قل هل عندكم من علم فتخرجوه لنآ

Siz yalnızca varsayımı izliyorsunuz,

إن تتبعون إلا ٱلظن

ve yalnızca tahmin yürütüyorsunuz.”

وإن أنتم إلا تخرصون

De ki: “Kesin argüman Tanrı'ya aittir.

قل فلله ٱلحجة ٱلبلغة

Dileseydi, hepinize yol gösterirdi.”

فلو شآء لهدىكم أجمعين

De ki: “Tanıklarınızı getirin, Tanrı'nın bunu kapalı saydığına tanıklık edenleri.”

قل هلم شهدآءكم ٱلذين يشهدون أن ٱلله حرم هذا

Eğer tanıklık ederlerse, onlarla birlikte tanıklık etme,

فإن شهدوا فلا تشهد معهم

ve Bizim işaretlerimizi yalanlayanların, ve son yaşama inanmayanların, ve Vasilerine karşı ağırlıklar koyanların duygularını izleme.

ولا تتبع أهوآء ٱلذين كذبوا بايتنا وٱلذين لا يؤمنون بٱلءاخرة وهم بربهم يعدلون

De ki: “Gelin, Vasinizin size kapattığını seslendireyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın;

قل تعالوا أتل ما حرم ربكم عليكم ألا تشركوا به شيا

iki ebeveyne karşı iyilik;

وبٱلولدين إحسنا

ve çocuklarınızı kıtlık yüzünden öldürmeyin —

ولا تقتلوا أولدكم من إملق

size de onlara da geçim veren Biziz;

نحن نرزقكم وإياهم

ve açıkta olan ya da içte olan rezilliklere yaklaşmayın;

ولا تقربوا ٱلفوحش ما ظهر منها وما بطن

ve Tanrı'nın dokunulmaz kıldığı Özü, hak ile olması hariç öldürmeyin;

ولا تقتلوا ٱلنفس ٱلتي حرم ٱلله إلا بٱلحق

size bunu öğütledi, belki akıl yürütürsünüz.

ذلكم وصىكم به لعلكم تعقلون

Ve yetimin malına, tam erginliğine erişene dek, en güzel biçim dışında yaklaşmayın;

ولا تقربوا مال ٱليتيم إلا بٱلتي هي أحسن حتى يبلغ أشده

ve ölçeği ve teraziyi insafla sadakatle verin —

وأوفوا ٱلكيل وٱلميزان بٱلقسط

Biz hiçbir Öze, gücünden başkasını yüklemeyiz —

لا نكلف نفسا إلا وسعها

ve bir söz söylediğinizde, bir yakın bile olsa, adil olun;

وإذا قلتم فٱعدلوا ولو كان ذا قربى

ve Tanrı'nın ahdine sadık olun:

وبعهد ٱلله أوفوا

size bunu öğütledi, belki hatırlarsınız.

ذلكم وصىكم به لعلكم تذكرون

Ve: bu benim dosdoğru güzergâhımdır; öyleyse onu izleyin,

وأن هذا صرطي مستقيما فٱتبعوه

6:153

ve sizi O'nun yolundan ayıracak olan yolları izlemeyin:

ولا تتبعوا ٱلسبل فتفرق بكم عن سبيله

size bunu öğütledi, belki sakınırsınız.”

ذلكم وصىكم به لعلكم تتقون

6:154

Sonra Musa'ya Yazı'yı verdik: iyilik yapana karşı tamlık olarak, her şeyin ayrıntısı olarak, yol gösterme ve esirgeme olarak; belki Vasileriyle karşılaşmaya inanırlar.

ثم ءاتينا موسى ٱلكتب تماما على ٱلذي أحسن وتفصيلا لكل شىء وهدى ورحمة لعلهم بلقآء ربهم يؤمنون

Ve işte Bizim indirdiğimiz, bereketli bir Yazı; öyleyse onu izleyin, ve sakının, belki size esirgeme gösterilir — şöyle demeyesiniz diye: “Yazı, bizden önce yalnızca iki gruba indirildi, ve biz onların incelemesinden gerçekten umursamazdık”, ya da şöyle demeyesiniz diye: “Yazı bize indirilseydi, onlardan daha iyi yol bulurduk.”

وهذا كتب أنزلنه مبارك فٱتبعوه وٱتقوا لعلكم ترحمون أن تقولوا إنمآ أنزل ٱلكتب على طآئفتين من قبلنا وإن كنا عن دراستهم لغفلين أو تقولوا لو أنآ أنزل علينا ٱلكتب لكنآ أهدى منهم

Öyleyse size Vasinizden açık bir kanıt, bir yol gösterme ve bir esirgeme geldi.

فقد جآءكم بينة من ربكم وهدى ورحمة

Öyleyse Tanrı'nın işaretlerini yalanlayıp onlardan sıyrılandan daha zalim kim vardır?

فمن أظلم ممن كذب بايت ٱلله وصدف عنها

Bizim işaretlerimizden sıyrılanlara, sıyrılmaları yüzünden kötü cezayla karşılık vereceğiz.

سنجزي ٱلذين يصدفون عن ءايتنا سوء ٱلعذاب بما كانوا يصدفون

Onlar, Görevlilerin kendilerine gelmesinden, ya da Vasinin gelmesinden, ya da Vasinin bazı işaretlerinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar?

هل ينظرون إلآ أن تأتيهم ٱلملئكة أو يأتي ربك أو يأتي بعض ءايت ربك

Vasinin bazı işaretlerinin geleceği gün, daha önce inanmamış ya da inancında hiçbir iyilik kazanmamış bir Öze, inancı yarar sağlamaz.

يوم يأتي بعض ءايت ربك لا ينفع نفسا إيمنها لم تكن ءامنت من قبل أو كسبت في إيمنها خيرا

De ki: “Bekleyin:

قل ٱنتظروا

biz şüphesiz bekliyoruz.”

إنا منتظرون

Şüphesiz Yasalarını bölenler ve hizipler hâline gelenler, sen onlarla hiçbir şeyde bağlı değilsin.

إن ٱلذين فرقوا دينهم وكانوا شيعا لست منهم في شىء

Onların işi yalnızca Tanrı'ya aittir,

إنمآ أمرهم إلى ٱلله

sonra O onlara yaptıklarını aktaracak.

ثم ينبئهم بما كانوا يفعلون

Kim iyi eylemle gelirse, onun için eşdeğerinin on katı vardır,

من جآء بٱلحسنة فله عشر أمثالها

ve kim kötü eylemle gelirse, yalnızca eşdeğeriyle karşılık görür, zulme uğramadan.

ومن جآء بٱلسيئة فلا يجزى إلا مثلها وهم لا يظلمون

De ki: “Vasim şüphesiz bana dosdoğru bir güzergâha yol gösterdi,

قل إنني هدىني ربي إلى صرط مستقيم

doğru bir Yasa, İbrahim'in öğretisi, bütünüyle Tanrı'ya dönmüş olarak;

دينا قيما ملة إبرهيم حنيفا

ve o ortak koşanlardan değildi.”

وما كان من ٱلمشركين

De ki: “Temasım, iyilik dolu uygulamam, yaşamım ve ölümüm şüphesiz Tanrı'ya, bütün varlıkların Vasisine aittir; O'na hiçbir ortak yoktur.

قل إن صلاتي ونسكي ومحياي ومماتي لله رب ٱلعلمين لا شريك له

Ve bana emredilen de budur,

وبذلك أمرت

ve ben Tanrı'ya karşı dürüst olanların ilkiyim.”

وأنا أول ٱلمسلمين

De ki: “Tanrı'dan başka bir Vasi mi arayayım, oysa O her şeyin Vasisidir?”

قل أغير ٱلله أبغي ربا وهو رب كل شىء

Ve her Öz yalnızca kendi aleyhine kazanır,

ولا تكسب كل نفس إلا عليها

ve hiçbir yük taşıyan, bir başkasının yükünü taşımaz.

ولا تزر وازرة وزر أخرى

Sonra dönüşünüz Vasinizedir ve O, ayrıştığınız şeyi size aktaracaktır.

ثم إلى ربكم مرجعكم فينبئكم بما كنتم فيه تختلفون

Sizi yeryüzünde halefler kılan ve size verdiği şeyde sizi sınamak için kiminizi kiminizin üzerine derecelerle yükselten O'dur.

وهو ٱلذي جعلكم خلئف ٱلأرض ورفع بعضكم فوق بعض درجت ليبلوكم في مآ ءاتىكم

Senin Vasin müeyyidede şüphesiz çabuktur,

إن ربك سريع ٱلعقاب

ve O elbette Çok Bağışlayandır, Esirgeyendir.

وإنه لغفور رحيم

← Sure dizini